15 Eylül 2015 Salı

RABBİNİN KELİMELERİ NASILDIR BİLİRMİSİN

KELİMELER, anlam yüklü şekillerdir. Eser sahibince verilen anlamı, kararı taşımaktadır.

Duygu, düşünce, mananın, anlatmak istenenlerin sembolleridir.

Bir araya gelerek cümle, kitap, mektup olmaktadır.

Her bir eser, eser sahibini anlatır.
Her bir zerre, varlık, yaratılan kitaptır 22/70, 36/33-47 vb.
Yaratılan Kainat kitabındaki her bir zere, varlık,  ayet, kelime saymakla bitmediği 31/27, 18/109 gibi RABBİLALEMİNİN boyasını, özünü, manasını, rengini, ışıltısını, esmasını taşımaktadır. Şekilden öteye geçmekle, içindeki manaları, ilkeleri kanunları bulup eşyaya uygulamakla, teknolojiyle yaşam kolaylaşmaktadır.

Yine, yazılı kitap Kuranı Kerimdeki ayetler kelimeler de, RABBİLALEMİNİN  manasını, ilkelerini taşımaktadır. Tüm asırlara hitap eden devirler üstü manaları, ilkeleri farklı bir tarzda bu cümleler, kelimeler içine sığdırmaktadır. 6/7, 43/21 vb.

KİTAP İLE KURAN aynı değildir15/1, 27/1, 10/37, 18/27, 56/77, 56/78 vb.
Kitaptan ulaşılan doğru manalar KURAN olarak yaşama rehber olmaktadır. 10/37, 12/111, 18/27 vb.

Anlam verme, mana yükleme,  o kelime ve kavram hakkında karar vermektir. 18/4, 18/5, 9/40, 11/119, 9/74, 23/100 vb.

18/4- " Ve yunzirallezine kaluttehazellahu veleda- Allâh çocuk edindi" iddiasını, 18/5 de “Ma lehum bihi minilmiv ve la li abaihim, keburat KELİMETEN tahrucu min efvahihim iy yekuluneilla keziba.- ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi olmadan ” kullandıkları KELİME  olarak tanımlamaktadır.

Bu örnekte olduğu üzere, kelime yani VERİLEN MANA, ANLAM, KARAR doğru değilse, buna İFK  denilmektedir 37/151, 37/152, 29/61, 43/87 vb. Ayrıca, İFTİRA 46/28; TAHRİF 2/75, 4/46, 5/13, 5/41; KEZİBA 18/5 boyutu açıklanmaktadır.

Allah da kelimelere anlam vermekte, kefere de, başkaları da anlam vermektedir. 9/40, 10/33, 7/137, 40/6, 3/39, 3/45, 11/119, 9/74, 23/100, 3/64, 48/15 vb.

Bu nedenle, Yazılı Kitap Kuranı Kerimde kullanılan her kelime ve  kavrama ve bu kavramların türevlerine dahi Rabbimizin ne anlam yüklediği, ataların öğretilerinden veya bildiğimiz hatta değişerek gelen sözcük bilgilerinden ÖNEMLİ VE ÖNCELİKLİ dir

O halde, bir kelime veya kavrama verilen mananın doğru olduğu nasıl anlaşılmalıdır?

Bu konuda en önemli ayraç, 6/115 ayetidir.  
6/115 -Ve temmet KELİMETU rabbikeSİDKav ve ADLa, la mubeddile li KELİMATİH, ve huves semiul alîm.
Yaklaşık Meallerde- Rabbinin KELİMESİ hem DOĞRULUK, hem de ADÂLET bakımından tamamlanmıştır. O'nun KELİMELERİ değiştirilmez. O, işitendir, bilendir. 6/34, 10/64, 18/27 vb.

Yani ADALET, her yerde aynı karşılık bulması, SIDK, her yerde sadık doğru olması esas alınmaktadır.

Bu nedenle, Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki KELİMELER çok anlamlı kullanılmamıştır. Her yerde farklı farklı anlam verilmemiştir. 
Örneğin: Şakir, anlayıp gereğine uygun davranmaktır. Hamid, hamd, güzel karşılık vermektir. Kul için de Allah için de aynıdır. Nerede geçerse geçsin aynı anlamda ve doğru olmalıdır.
Yed, sözlüğe bakıp, el derseniz her yerde herkes için aynı olmalıdır. Geçtiği her yerde olmuyorsa, sıdk ve adl değilse bu anlamda sorun vardır. Terk edilmelidir.  Yed, güç anlamındadır. Şayet yed e verilen güç anlamı, adl ve sıdk ilkesine uymakta ise bu mana kabul edilerek değerlendirilmelidir. O zaman da bu mana Allah için de hırsız içinde, başka nerede geçiyorsa orada da geçerli olmalıdır. Hırsızın eli değil, gücü; Lehebin eli değil gücü anlaşılmalıdır. Vb.

Bundan dolayı, kelimeye verilen anlam, karar kılınan mana,  SIDK, sadık, doğru ve ADL her yerde geçerli olma ilkesine uygun olmalıdır.
 
Aksi halde İFK denilmektedir, 37/151,  37/152,  29/61,43/87 vb.  Ayrıca, İFTİRA 46/28; TAHRİF 2/75,  4/46, 5/13, 5/41; KEZİBA 18/5 hali oluşmaktadır.

Yine, kelimelere geçtiği yerlerde farklı farklı manalar vermek, Kitaptan çıkarılan Kuranı, doğru manaları bölmektir, parçalamaktır. Bir kısmına ifk yapmak, keyfine uyarak değiştirmektir, doğru ve adil olanı  terk etmektir.  Buna da Kitaptan çıkarılan manayı, dikkat edilirse, Kitabı demiyor,yani KURAN ı bölük bölük ettiler demektedir 15/90, 15/91 vb.

15-90 -Kema enzelna alel muktesimîn.
15-91 -Ellezine cealul kur'ane idîn.
Onlar ki Kur'ân'ı bölük bölük ettiler.

İnsan bu okumaları yaparak, gerek evrendeki gerekse, yazılı kitaptaki ADL VE SIDK olan yani, doğru ve her yerde geçerli evrensel ilkelere ulaşarak değişmek ve böylece en güzele, en doğruya, mükemmele ZİKRE doğru yücelmelidir. 

Esas olan ayetin kendisidir. Bunun lafzını/kelimelerini ifade eden yaklaşık mealler ise Tarihsel anlamından Evrensel Manaya gelişmektedir.

Anlatmak istediği MANA ise ancak, SORGULAMAKLA başlayan ve akletme, düşünme, tedebbür ne anlattığını anlamaya çalışmakla gerçekleşmekte ve en zirveye, ZİKRE ulaşıncaya kadar gelişip tekamül etmekte ve sonunda NUR laşıp tüm insanlığın REHBERİ, aynı teknolojinin temelleri gibi vazgeçilmezi olmaktadır. Manalar, değişir, gelişir, kerimleşir, en sonunda ZİKRE yani en mükemmele varılmaktadır. Böylece, her varlıktaki güzellikler, marifetler anlaşılıp, zikre ulaşıp içselleştirdikçe gönüller mutmain olur 13/28.

Zirayazılı kitaptan çıkarılan manalar Kuran, yaratılmış kainat kitabındaki evrensel her daim geçerli ilkelerle buluştuğu ölçüde, akledin emrine uygun, yaşanılır olduğu oranda doğruya, Kuranı Kerime ulaşılarak, en güzele, en mükemmele, her daim geçerli manaya,  Rabbimizin muradına yani ZİKRE varılmaktadır. Zikir, en mükemmel her asırda, her daim, her yerde geçer manadır. İlkedir. Korunan, asla değişmeyen de budur. Yani Zikirdir. Her güzelliğin en kemâl, en cemâl hali olan Zikir O'ndandır 15/9. Kitapta der:

Kuran,  ZİKİR için kolaylaştırılmıştır. 54/17, 22, 32,40 vb.
O ZİKRİ biz indirdik biz ve O'nun koruyucusu da elbette biziz! /İnna nahnu nezzelnez zikra ve inna lehu lehafizûn. 15/9.

M.İkbal’in de dediği gibi, ‘Kainat Allah’ın davranışıdır. O’nun davranışı ile sözü-vahiy arasında çelişki olmaz’.

Nitekim, Allah’ın sunnetinde de, SUNNETULLAHTA bir değişiklik bulunmaz. 17/77, 33/38, 33/62, 35/43, 40/85, 48/23 vb.

Kelimelere, Rabbimizce verilen anlamı, yüklenilen kararı anlayan ve yaşayanlardan olma dileğiyle,

Muhabbetle,

Hiç yorum yok:

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı