12 Nisan 2016 Salı

ALLAHIN BOYASIYLA BOYANMAK


162 Okuma
Sibğatellahi Allah’ın boyası, başka değerler, ölçüler, ilkeler karıştırmadan insanın her durumda Kuran’a, Rabbilalemine, Evrensel İlkelere uyarak, ahsenu ameller yaparak oluşturduğu haldir, huydur, ahlaktır. 2/138, 23/20; 68/4, 26/137; 11/7, 18/7, 67/2 vb.
Sibgatellahi Allah’ın boyası, insanın var ediliş nedeni olan ahsenu amelleri, hayır ve fedakarlıkları, hasene ile amanu ve amilussalihatları çokça, sıkça, daim katık yaparak yaşamasıdır. 2/138, 23/20; 68/4, 26/137; 11/7, 18/7, 67/2 vb.
Ahlakını Kuranlaştırmaktır. Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı doğru manalar, KURAN, her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR. İNSAN ise, alakası, bu ilkelere verdiği ÖNEM VE ÖNCELİĞİ ölçüsünde ahlaklanmaktadır.
Kimi SIDK üzere, yaratılan Kainat Kitabına, Vicdanının sesine, tecrubeye uyarak yaşar, 39/32, 39/33 vb. Kimi de bununla birlikte HAK üzere Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerinn anlatmak istediği manalara, evrensel ilkelere ulaşarak önem ve öncelik verdiği ölçüde yaşamını ahlaklandırmaktadır. 10/94, 9/48, 35/24, 34/49, 28/48, 23/90, 22/54, 18/29, 15/64, 13/19, 13/1, 11/45, 10/76, 10/77 vb.
Başka değerler, ölçüler, ilkeler karıştırılır, ya da onlarla beslenilirse, ahsenu amellerden uzaklaşırsa, bu boya da karışık, katışık olmakta, özelliğini, güzelliğini, niteliğini yitirmekte, Sibgatellahi Allah’ın Boyasından uzaklaşılmakta ve kaybedenlerden olunmaktadır. 28/62-64: 6/22-24; 14/21, 30/42, 40/84 vb.
Bu nedenle, 2/138 de Sibgatellahi, Allâh'ın boyası, boyaların en ahseni, güzeli, hayırlısı olduğu açıklanırken, 23/20 sibğil lil akilin denilerek, bunun devamlı yapılarak, yaşamın katığı, vazgeçilmezi haline getirilerek gerçekleşeceği vurgulanmaktadır.
Kitap der, yaklaşık meallerde:
·        Allah’ın boyası; Allah’ın boyası ile boyanandan daha ahsen olan kim vardır? Ve biz, O’na kul olanlarız. Sibğatellah, ve men ahsenu minellahi sibğatev ve nahnu lehu abidûn 2/138
·        Ve Turi Sina’da yetişen bir ağaç vardır ki, yağ çıkarır. Ve yiyenler için bir katıktır. Ve şeceraten tahrucu min turi seynae tembutu bid duhni ve sibğil lil akilîn. 23/20
Zira, İnsanı insan yapan düşünce, inanç, kabullenim ve yargıları ile eylemleri, her alemi cennet yapan, Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı doğru manalar, KURAN, evrensel ilkelerle her daim beslenir, büyür, devamlılık gösterir, boyanırsa, yaşamda karşılaşılan sıkıntı, sorun, fitne, bela, musibet ve denemelerde, bu hak doğru ve güzel olan ahlaktan, katıktan, boyadan taviz verilmez, her şarta daim olursa, kemikleşirse Güzel AZİM AHLAKA dönüşmektedir. Bu nedenle, KİTAP der yaklaşık meallerde: VE SEN, AZİM BİR AHLÂK ÜZERESİN Ve inneke le'ala hulukin azîm. 68/4, 26/137 vb.
Bu yolda olma dileğiyle, Muhabbetle,
Bakınız:


6 Nisan 2016 Çarşamba

TOPLUMSAL BOZULUŞUN GÖSTERGELERİ


127 Okuma
Bilinenin aksine, BALIK BAŞTAN KOKMAZ, gövdeden kokar, BAŞTAN da koktuğu anlaşılır. Kokuşmaya neden olan unsurlar gövdesindedir.
Evrensel ilkelerden, hakktan doğruluktan güzellikten uzaklaştıkça insan ve toplumlarda kokuşma ve bozulma başlar ve islah eden sistem yoksa, duyarlı olup tepki gösteren toplum olmazsa da hızla yayılır.
ZİRA, Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı doğru manalar, KURAN, her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR. İNSAN ise, alakası, bu ilkelere verdiği ÖNEM VE ÖNCELİĞİ ölçüsünde ahlaklanmaktadır.
Her alemi cennet yapan bu ilkelerden uzaklaştıkça, o ölçüde ağır bedeller ödenmekte ve her alemde, yaşamı cehenneme dönmektedir
Bozulmanın sonuçları yaşamda görülmektedir. Yeter ki, insanlık aynasına baksın. Vicdanındaki sesi dinlesin.
Toplumsal boyutu ise, fakir ve kimsesizlerin yurtlarına, işsizler diyarına, evsizlerin mekanına, hapishanelere, hastanelere, mahkemelere, mezaristana, yardım kuruluşlarına, aş evlerine, TV programlarına vb yerlere bakınca görülmekte ve derinliği de fark edilmektedir.
Kokuşmanın ve bozulmanın şiddeti de ÖNDEKİLERİN, yaşantısından, gündem yaptığı, önem ve öncelik verdiği konulardan, halkı açken tok uyuyanlardan, gelir dağılımındaki makasın açıklığından vb anlaşılmaktadır.
Kitap der, yaklaşık meallerde:
·        Biz hangi KARYEYE bir uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıkla şımarmış kimseleri: "Biz, sizin gönderildiğiniz şeyi inkâr ediyoruz" dediler. Ve ma erselna fi karyetim min nezirin illa kale mutrafuha inna bima ursiltum bihi kâfirûn. 34/34 ve 7/75,76, 88, 90, 132; 6/123, 6/124, 34/34,35; 23/33, 43/23 vb.
·        İşte böyle, senden önce de hangi KARYEYE uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıklıları: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler. Ve kezalike ma erselna min kablike fi karyetim min nezirin illa kale mutrafuha inna vecedna abaena ala ummetiv ve inna ala asarihim muktedûn. 43/23 vb.
TOPLUMSAL BOZULUŞDAN beslenenler; MATRUFU/TARAF OLANLAR, tekasür bataklığında debelenenler, o toplumun ileri gelenleri, önde gidenleri, liderleri, önderleri, iktidarda olanları, düzeni kuranları, çarkları oluşturanları, toplumu köleleştirenleri, mal, mülk makam vb sahte ilahlarına taptıranları ve tapanları, eşleri ile tüm yandaşları, candaş ve yoldaşları, dün olduğu gibi her zaman hakikatleri örterek, çarpıtarak, büyüleyerek, uyutarak, uyuşturarak, Kurana karşı çıkmaktadır. 23/33 vb.
Her durumu daha ahsen kılma yolunda, Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı doğru manalara, KURAN’a, EVRENSEL İLKELERE, vicdanının sesine önem ve öncelik vererek, duyarlı olup karanlığa ışık olma dileğiyle,
Muhabbetle,


5 Nisan 2016 Salı

ÖNEMLİ GÜNLERİN doğum, ölüm vs YIL DÖNÜMLERİNİN KUTLANMASI


220 Okuma
KURAN, her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR. İNSAN ise, alakası, bu ilkelere verdiği ÖNEM VE ÖNCELİĞİ ölçüsünde ahlaklanmaktadır.
İnsanın her durumu, vaziyet ettiği her hali, daha ahsen hale getirmesi, geliştirmesi, tekamül ettirmesi ve BU YOLDA olması da, halife olmasının ve var ediliş nedenin de gereğidir. 2/30, 6/165, 7/74, 10/14, 10/73, 11/88, 27/62, 35/39, 38/26, 41/14 vb; 11/7, 18/7, 67/2 vb.
Bu bağlamda KURAN a Evrensel İlkelere aykırı olmayan uygulamaların da yaşamda yer alması- hele güzelliklere vesile oluyorsa, ya da güzel olana dönüştürülerek-SÜNNETLEŞMESİ devamlı yapılagelmesi de insanlığın ahsen işlerindendir. 7/157, 7/32, 3/110 vb.
İnsanların bir araya geldiği ortamları, güzelleştirmek de, yine insanlara bağlıdır. Araçları kullanmaya benzemektedir. Bıçak insanı da keser, insanı katil de eder, yiyecekleri de keser, insana hizmet eder.
Yaşamın her kesitinde olduğu gibi, insanları bir araya getiren DOĞUM, CENAZE vb ortam ve uygulamaları da ahsenu amellerin örnekleri haline de dönüştürmeliyiz. 11/7, 18/7, 67/2 vb.
ÖRNEĞİN: Cenazelerde, başsağlığı dileklerinin yapıldığı ortamlarda, MÜMİN olanlar damgasını vurmalıdır. Vurabilmelidir. Bunun güzel örnekleri yaşanmaktadır.
TELAFUZDA KALAN KİTAP OKUMALARINI, DİRİLERE DERSLERE DÖNÜŞTÜRMELİDİR. Her okunan KURANI KERİMİN ardından, okuyana yapılan teşekkür ve güzel sözleri takiben, RABBİMİZ NE ANLATTI. Bunları da öğrensek, daha güzel olmaz mı? VAR MI ANLAYAN? NE İÇİN İNDİ BU KİTAP? Lafızlarını tekrar edelim diye mi? Yoksa yaşama uygulamak için mi? Vb sorular, sorgulamalar bunun güzel yöntemlerindendir.
VERİLEN cevaplar üzerine çok anlamlı SOHBETLERE vesile olunmaktadır. Böyle ortamlarda başlayan YENİ OKUMA ALIŞKANLIKLARI dalgalar halinde yayılmakta ve ahsen uygulamalara vesile olmaktadır.
Bazı dostları yaptığı gibi, DOĞUM GÜNLERİNİ vb kutlamaları, verilecek mesajlarla, uygulamalarla, hesaba çekilmeden hesaba çekilen; arınmaya, dirilişe vesile olan; yaşama yeni renk, azim, ümit, ayağa kalkış ve boyut katan; anlara dönüştürebilmeliyiz.
Zira, insan, bilmek veya bilgi yüklenmekle değil, yaşamakla, yaşadıklarıyla, amelleriyle anlam ve değer kazanmaktadır.
Gövdeyi oluşturan insanlar değişmedikçe toplum da, baştakiler de değişmez. 8/53, 13/11 vb. Kendini değiştirmeyen toplumun değişmesini bekleyemez. Karanlığa ışık olmadıkça toplum da aydınlanmaz. Bir olmadıkça 11, 111 ve diğerleri de olmaz.
Çöküşe, bozuluşa, zulme sessiz kalanları ya da duyarsız davrananları HAK uğrunda var gücüyle çalışmayanlar da her olayda olduğu gibi zalimlerle sınırlı kalmayan azapla fitneyle karşılaşmaktadır. 8/25
Değişimden ve Hakk tan yana durmayanları da, HAYAT törpüleyip daha ağır bedeller ödeterek eğitip değiştirmektedir.
KİTAP DER yaklaşık meallerde:
·        DOĞDUĞU GÜN, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün ona selâm olsun. Ve selamun aleyhi yevme vulide ve yevme yemutu ve yevme yub'asu hayya. 19/15
·        DOĞDUĞUM GÜN de, öleceğim gün de ve diri olarak kaldırılacağım gün de bana selam. Vesselamu aleyye yevme vulidtu ve yevme emutu ve yevme ub'asu hayya. 19/33
·        De ki: "Benim salatım, nusuki, hayâtım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allâh içindir." Kul inne salati ve nusuki ve mahyaye ve memati lillahi rabbil âlemîn. 6/162
GELİN HER KONUDA VE DURUMDA, kabirde olmaktan, yaşayan ölü gibi durmaktan, vurdumduymaz olmaktan beri duralım.
Zira, kabirde olmak, mezarda olmanın yanısıra özellikle, hayatta iken yaşayan ölü olup, Rabbilalemine, evrensel ilkelere, doğrulara, vicdanının sesine ilgisiz, duyarsız kalmaktır. 36/69-70, 35/22,80/21, 100/9, 82/4, 60/13, 22/7, 9/84,6/122, 2/243vb. Yaratılan Kainattaki ve Yazılı Kitaptaki ayetlere, evrensel ilkelere, doğru güzel hak olana kör, sağır durmaktır.
Yaşayan ölü olmaktan, evrensel ilkelere, doğrulara, vicdanının sesine ilgisiz, duyarsız kalmaktan, yaşarken kabirde olmaktan beri olup, yaşamdaki her durumu, her hali, daha ahsen hale getirenlerden olma dileğiyle,
Muhabbetle


2 Nisan 2016 Cumartesi

ALLÂH'IN ÂYETLERİNİ TEKFİR ETMEK


157 Okuma
Allâh'ın âyetlerini tekfir etmek; Yaratılmış Kainat kitabında veya Yazılı kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istediklerini anlamasına veya anlayabilecek durumda olmasına karşın, duyarsız kalmasına ya da öğrenilmesine rağmen zorlama olmaksızın, bu hakikatlere aykırı hal ve yaşam sergilemek, bu hali sürdürmek veya ısrar etmek, fiilen, hal lisanıyla da tekfir etmektir. 2/61, 3/21, 3/112 , 4/155 ; 3/4, 3/19, 3/70, 3/98, 3/199, 6/33, 8/52, 9/9, 39/63, 40/63, 46/26 vb
Kötü olanı tercih etmek, ahsen olanı örtmek, gizlemek, değer vermemektir. Her tercih edip önem ve öncelik veriş, tercih edilmeyenleri, geride bırakılanları ötelemektir.
İnsan, var ediliş amacı olan ahsenu amelden 11/7, 18/7, 67/2, yani karşılaştığı her durumda ahsen olandan ya da daha ahsen yapma halinden uzak durmak, daha aşağı olanı, şer olanı, hayırsız ve zararlı olanı tercih etmekte Allâh'ın âyetlerini tekfir etmektir.
Bu durum, Allâh'ın âyetlerini tekfir etmek yekfurune bi ayatillahi kavramının da geçtiği sözkonusu ayetlerden 2/61 de “Hayırlı olanı, daha aşağı olanla mı değiştirmek istiyorsunuz?” şeklinde de açıklanmaktadır.
HER GÜNAHTA, küfre, zulme, ağır bedellere, mutsuzluğa ve her alemde cehenneme giden yol vardır. Bir şeycikten bir şey olmaz deme, her şey birle başlar. Hata yaptığında bundan pişman olup değişebilmek erdemdir, arınmanın da yoludur.
NİTEKİM, İnsan, var ediliş amacı olan ahsenu amelden 11/7, 18/7, 67/2 yana olduğunda, ALAYI İLLİİNE yücelirken 83/18; tersi durumda, aşırı düşkünlüğü, vettebeuş şehevati yi öncellediğinde 4/27, 19/59 ise ESFELESAFİLİNE düşmektedir. 95/5
Kitap der yaklaşık meallerde, örneğin:
·        Hani siz demiştiniz ki: "Ey Mûsâ, biz bir yemeğe dayanamayız, bizim için Rabbine du'â et de bize yerin bitirdiği sebzesinden, acurundan, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın." (Mûsâ): "Hayır olanı, daha aşağı olanla mı değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin, orada size istediğiniz var," demişti. Üzerlerine alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu; Allâh'ın gazabına uğradılar. Öyle oldu, çünkü onlar, ALLÂH'IN ÂYETLERİNİ TEKFİR EDİYORLAR ve haksız yere nebileri öldürüyorlardı. İsyana daldıkları, sınırı aştıkları için bunu hak ettiler. Ve iz kultum ya musa len nasbira ala taamiv vahidin fed'u lena rabbeke yuhric lena mimma tumbitul erdu mim bakliha ve kissaiha ve fumiha ve adesiha ve besaliha, kale e testebdilunellezi huve edna billezi huve hayr, ihbitu misran fe inne lekum ma seeltum, ve duribet aleyhimuz zilletu vel meskenetu ve bau bi ğadabim minellah, zalike bi ennehum kanu yekfurune bi ayatillahi ve yaktulunen nebiyyine bi ğayril hakk, zalike bi ma asav ve kanu ya'tedûn. 2/61
·        ALLÂH'IN ÂYETLERİNİ TEKFİR EDENLER, haksız yere nebileri öldürenler, insanlar arasında adâleti emredenleri öldürenler (var ya), onlara, acı bir azâbı müjdele! İnnellezine yekfurune bi ayatillahi ve yaktulunen nebiyyine bi ğayri hakkiv ve yaktulunellezine ye'murune bil kisti minen nasi fe beşşirhum bi azabin elîm. 3/21
·        Nerede olsalar, onlara alçaklık vurulmuştur. Meğer ki Allâh'ın ahdine ve (inanan) insanların ahdine sığınmış olsunlar. Allâh'ın gazabına uğradılar ve üzerlerine miskinlik damgası vuruldu. Böyle oldu, çünkü onlar ALLÂH'IN ÂYETLERİNİ TEKFİR EDİYORLAR, haksız yere embiyaları öldürüyorlardı ve çünkü isyân etmişlerdi, haddi aşıyorlardı. Duribet aleyhimuz zilletu eyne ma sukifu illa bi hablim minellahi ve hablim minen nasi ve bau bi ğadabim minellahi ve duribet aleyhimul meskeneh, zalike bi ennehum kanu yekfurune bi ayatillahi ve yaktulunel embiyae bi ğayri hakk, zalike bi ma asav ve kanu ya'tedûn.3/112
Yazılı kitap Kuranı kerimdeki ayetlerin anlattığı evrensel ilkeleri yaşamlaştırıp, bunlara önem ve öncelik verip böylece Allâh'ın âyetlerini tekfir etmekten, keferu ve kezzebu olmaktan beri duranlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle,


1 Nisan 2016 Cuma

TAGUTU TEKFİR ETMEK


16 Ocak 2016, 06:54
Tağutu tekfir etmekTAGUTLAŞMAYI, yani insanın, var ediliş amacından, ahsenu amelden, insanca yaşama hakkından ve tercihte bulunma konumundan her ne şekil ve şartta ve yöntemde olursa olsun ZORBALIKLA, BASKIYLA, DAYATMAYLA vb mahrum bırakılmasını önlemek için Rabbilalemini, Evrensel ilkeleri, HAK, DOĞRU VE GÜZEL olanı tebliğ edip, KURAN hakikatleriyle İNZAR etmek,UYARMAKTIR.64/9, 65/5, 66/8 vb.

Buna karşın, yanlış olduğunu bildiği halde veya Kuran hakikatleri açıklanıp, inzar edilip uyarılmasına rağmen yanlışta bilerek inat edenler de kefere olup, el kafirun durumuna düşmektedir 2/34, 38/74, 2/89, 3/32, 7/101, 11/42, 26/19, 36/70, 39/59, 39/71, 40/25, 40/50, 40/74, 86/17 vb.

Kitap der, yaklaşık meallerde;
  • Dinde zorlama yoktur.Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. KimTAGUTU TEKFİR EDİP Billahiye inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır./ La ikrahe fid dini kadtebeyyener ruşdu minel ğayyfe meyyekfur bid tağuti ve yu'mim billahi fe kadistemseke bil urvetil vuska lenfisameleha 2/256.
  • Şunları görmedin mi, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tâğûta başvurmak istiyorlar! Oysa kendilerine onu TAĞUTU TEKFİR ETMELERİ emredilmişti. Şeytân da onları iyice saptırmak istiyor. Elem tera ilellezine yez'umune ennehum amenu bi ma unzileileyke ve ma unzile min kablike yuridune ey yetehakemu ilet tağuti ve kad umiru ey yekfuru bih, veyuriduş şeytanu ey yudillehum dalalem beida. 4/60  
TAGUT VE TAGUTLAŞMAK, her şartta, ahsenu ameller yapması ve gelişim için var edilmiş olan 11/7, 18/7, 67/2 insanın, bu var ediliş amacından, ahsenu amelden, insanca yaşama hakkından ve tercihte bulunma konumundan her ne şekil ve şartta ve yöntemde olursa olsun ZORBALIKLA, BASKIYLA, DAYATMAYLA vb mahrum bırakılmasıdır. 20/43, 20/24, 20/79, 7/123, 7/127, 7/141, 2/49, 28/4, 14/6, 10/90 vb.

Tagut ve Tagutlaşmak, tek veya toplu ya da örgütsel, kurumsal veya devletsel vb zorbalıktır, baskıdır, dayatmadır, azgınlıktır 2/256, 4/60, 68/31, 4/51, 20/43, 20/24, 20/79, 4/49-51, 51/53,2/257 vb.

Bu sureçte yapılacak inzar ve uyarının da, en güzel yol ve yöntemle, etkin ve kalıcı olarak gerçekleştirilmesi de esas olmalıdır. Kötülüğü en güzel şeyle def et, gider. İdfa'billeti hiye ahsenus seyyieh 23/96, 41/34 vb.
 
Öncelikle, Tağut ve Tağutlaşmaktan beri durmak en önemlisidir.
MUSA misali, tağuta gitmek, ulaşmak, diyaloğ kurmak hasılı düşüncelerin ulaştırılması elzemdir. 20/43, 20/24, 20/79 vb.
Ayrıca, tagutu tekfir ederken tagutlaşmamak daha da önemlidir.

Bilinmelidir ki:
Değişim, var olandan olması gerekene, kainatta var edilen ilkelere uygun davranarak gerçekleşen büyük bir arınma ve yüceliştir. Bu da insandan insana ve duruma göre değişen, kısa veya uzun bir süreç gerektirmektedir.
 
Yasaklar veya baskıyla hiçbir şey def edilemez.
Zorbalık, dayatma, geçici sonuçlar alsa da, kalıcı olarak değişimi gerçekleştiremez.
Zira, insan ancak İKNA ile kalıcı olarak değişebilir.

Bu anlamda en etkili unsur, savunduğu ve davet ettiği güzelliği yaşamında göstermektir.
LisanıHal, Lisanı Kal den daha etkilidir, taa yüreklere, özüne işler ve değişimi tetikler.
Kendini değiştirmeyen toplumun değişmesini bekleyemez.
Karanlığa ışık olmadıkça toplum da aydınlanmaz.
Bir olmadıkça 11,111 ve diğerleri de olmaz.


Bununla birlikte, daha güzel, hak ve gelişmiş olana karşı direnenleri, değişmekten kaçanları da, bedeli ağır da olsa HAYAT törpülüyerek eğitip değiştirmektedir. Daha da direnenleri ise, ateş paklamaktadır. 11/17, 29/25, vb.

Burada, gönül adamına, dava adamına ve bu yoldaki sabrına, mücadelesine, azmine, uzun soluklu yürüyüşüne, her dünyayı kurtarma aşkına, sevgisine, alaka ve muhabbetine, bunu yaşamda göstermesine gerek vardır.
Bir insanı kurtarmak veya hak, güzel ve doğruyla buluşturmak da tüm insanlığı kurtarmış kadar anlamlıdır. Kim insanı yaşatırsa, diriltirse, bütün insanları yaşatmış gibi olur. 5/32 vb.

Tağut ve tağutlaşmaktan beri durup, tagutu tekfir eden, kalıcı olarak değiştirmeye çalışan, tebliğ ve inzar eden, bu yolda kendini adayanlardan olma dileğiyle,

Muhabbetle,

TAGUTVE TAGUTLAŞMAK NEDİR BİLİRMİSİN https://www.facebook.com/notes/ahmet-aldemir/tagut-ve-tagutla%C5%9Fmak-nedir-bilirmisin/1636846739937780 

27 Mart 2016 Pazar

ANAYASALAR, TOPLUMSAL SÖZLEŞME olmalıdır


125 Okuma
Bir toplum, ortak değerlerde, temel ilkelerde uzlaştığı kadar ümmettir, millettir, birliktir vb.
Farklı din, dil, ırk ve anlayıştaki insan, aşiret, grup veya toplulukları; birlikte ve bir arada, barış ve esenlik içerisinde, İNSANCA, HAKÇA ve ÖZGÜRCE ve EVRENSEL İLKELERE uygun yaşamalarının sağlanması esastır. Bunu başardığı ve yansıttığı ölçüde o sözleşmeler hayat bulur, mutluluk ve huzur hakim olur. Her alemde bahtiyar yapar.
Bu anlamda toplumsal sözleşme olma özelliğiyle, Medine Vesikası da önemli örneklerdendir.
EVRENSEL İLKELERİ gözetmeden, TOPLUMU İNŞA ETMEDEN ve uzlaşmadan yapılanlar, ancak gücün geçtiği belgeler olarak kalır.
Tarih bunun delilleriyle ve çöplüğüyle doludur.
ZİRA, Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istediği evrensel ilkeler her daim insanı, toplumu ve yaşamı mutlu etmek için önemli ve vazgeçilmez bir yoldaştır, nurdur, rehberdir, hediyedir, hidayettir, terbiyedir, eğitimdir, yaşamdır. 2/2, 2/5, 2/38, 2/97, 17/9, 3/4, 3/138, 6/88, 7/52, 12/111, 16/64, 16/89, 16/102, 17/9, 20/123, 27/2, 27/77, 28/43, 31/3, 40/54, 45/20, 46/30 vb
Gövdeyi oluşturan insanlar değişmedikçe toplum da, baştakiler de değişmez. 8/53, 13/11. Kendini değiştirmeyen toplumun değişmesini bekleyemez. Karanlığa ışık olmadıkça toplum da aydınlanmaz. Bir olmadıkça 11, 111 ve diğerleri de olmaz.
Kendini değiştirenler, o ölçüde, topluma ışık olup, o toplumun inşasında da rol alanlardır.
HAKK OLANA, DOĞRU VE GÜZELE ULAŞMANIN YOLU:
Her insanda var olan RABBİLALEMİNİN insanlara yollarını aydınlatması VE DOĞRUYU BULMASI için lütfettiği en büyük NUR olan VİCDANın sesini dinlemektir.
Bedeli ödenmiş, denenmiş, hayattan süzülmüş bilgi olan TECRÜBE ye kulak vermektir.
Yaratılmış Kainat Kitabındaki varlıkların veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istediklerini anlayıp, çıkarılacak EVRENSEL İLKELERE uymaktır.
Evrensel ilkelerle yoğrulmuş toplumsal sözleşmelerin hakim olduğu ümmet, millet ve toplum olup, bu ilkelere uygun yaşayanlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle,



Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı