12 Şubat 2016 Cuma

HIRSIZIN elini kesin koparın değil, bu GÜCÜNÜ ETKİSİZLEŞTİRİN



Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap yani Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istedikleri yani evrensel ilkeler, kanunlar, kurallar, insanlığa bahşedilmiş birer ikramdır.
KURANI KERİMDE hiç bir anlatı tarih değildir. Tarihsel anlatının ötesinde evrensel manalar taşır.Bu EVRENSEL DEĞERLERİ bulup güncele aktardığı, yaşama geçirdiği ölçüde her alemi cennet yapmaktadır. Zira, KURAN, her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR.
EL KESMEYLE ilgili yaklaşık mealler der: Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına KARŞILIK Allah'tan bir cezâ olarak ELLERİNİ KESİN! Allâh dâimâ üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir. 5/38
OYSA KİTAP der: Ves sariku ves sarikatu FAKTAU EYDİYEHUMA cezaem bima keseba NEKALEM minellah, vallahu azizun hakîm. 5/38
Bu nedenle, sözkonusu kelimelerin Kitaptaki tüm kullanımları dikkate alındığında, anlatılmak istenen mana ise, HIRSIZIN ELİNİ DEĞİL, GÜCÜNÜ ETKİSİZLEŞTİRİN anlamındadır.
Nitekim bir sonraki ayette, tevbe etme imkanından bahsederek, bunu desteklemektedir. “Kim yaptığı zulümden sonra tevbe eder, islah olursa, şüphesiz Allâh, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allâh bağışlayan, acıyandır. Fe men tabe mim ba'di zulmihi ve asleha fe innellahe yetubu aleyh, innellahe ğafurur rahîm. 5/39”
Yine, el kesme şeklindeki yorumların geçersizliği şöyle de ortaya çıkmaktadır. Eli olmayan veya eli kesilen kişi tekrar hırsızlık yaptığında hangi eli kesilecektir. O zaman bu ayet yok mu sayılacaktır.
Diğer yandan, el kesme anlayışı; Yusuf Suresinde geçen ve ilgili ayetlerde “Hırsızlık malı kimin uhdesinde çıkarsa onun alıkonması uygulaması” yla çelişmekte ve bağdaşmamaktadır. 12/73- 12/79
Zira, fiziki elini kesmek, koparmak vb anlayışlar, yaklaşımlar; öldürmeyi değil, yaşatmayı barışı, esenliği, tevbeyi, arınarak yücelmeyi, denemeyi esas alan Kitaptaki tüm evrensel ilkelerle de çelişmektedir.
Öte yandan SERAKA kelimesinin geçtiği diğer ayetler incelendiğinde; bir şeyler çalmanın ötesinde, insanın DÜŞÜNMEDEN AKLETMEDEN, sonradan PİŞMAN OLABİLECEĞİ HER HALİ de içine aldığı anlaşılmaktadır. 12/77, 5/39. Zira, bir sonraki ayette de pişman olup, TEVBE EDERSE diye düzenleme yer almaktadır 5/39. Yaptıysa da, düşünmeden yapmış olacağını vurgulayan açılımlar bulunmaktadır 12/77.
Yazılı Kitap Kuranı Kerimde kullanılan her kelime ve kavrama ve bu kavramların türevlerine dahi Rabbimizin ne anlam yüklediği, ataların öğretilerinden veya bildiğimiz hatta değişerek gelen sözcük bilgilerinden ÖNEMLİ VE ÖNCELİKLİ dir. Bu konuda en önemli ayraç ise, Rabbinin KELİMESİ hem DOĞRULUK, hem de ADÂLET bakımından tamamlanmıştır. O'nun KELİMELERİ değiştirilmez. O, işitendir, bilendir.” 6/115 ayetidir.
BU AYETTE GEÇEN KELİMELERE GELİNCE:
Yed, sözlüğe bakıp, el derseniz bu mana Allah için de hırsız içinde, başka nerede geçiyorsa orada da geçerli olmalıdır. Tüm kullanımları dikkate alındığında YEDile anlatılmak istenen mananın GÜÇ anlamına geldiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle Allah’ın eli değil, gücü, 48/10, 3/73, 57/29, 5/64, 3/26, 23/88, 36/83, 67/1, 38/75 vb hırsızın eli değil, gücü; Lehebin eli değil gücü 111/1 , 2 vb olarak düşünülmektedir.
Bu ayetteki EYDİYEHUMA kelimesi dahi bunun el olamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Şöyle ki: yed: bir; yeda: iki; eydiye: (üç ve daha fazla ) eller manasına gelir ki, bir insanda üç el olamayacağına göre fiziki el değil, gücü anlamı öne çıkmaktadır. Bu nedenle, o ikisinin anlamına gelen huma ile birleşince eydiye-huma: o ikisinin, elleri değil, gücü anlamına geldiği görülmektedir.
FAKTAU, katale, KaTaA, KaTTaA vb türev kullanımıyla birlikte geçtiği 36 yerde incelendiğinde, kesmekten öte, etkisizleştirmek anlamında kullanıldığı anlaşılmaktadır.
NEKAL, türevleriyle birlikte 5 ayette geçmekte olup, hatasını anlama, ibret alma anlamına gelmektedir.
GurkanEngin tarafından düzenlenen ve paylaşılan aşağıdaki videoda da bu ayette geçen kelimeleri irdeleyen ve elini değil gücünü etkisiz kılmak gerektiği yolundaki bu sunum da incelenebilir. https://www.youtube.com/watch?v=2Pg_BCCgmBs
Tüm bunlar dikkate alındığında sözkonusu AYETEN, “bir şeyler çalmanın da ötesinde, insanın DÜŞÜNMEDEN AKLETMEDEN ya da sonradan PİŞMAN OLABİLECEĞİ HER HALİ işlediğinde, hatasını anlaması, ibret alıp değişmesi için Allahtan bir karşılık olarak bunu yapanların bu GÜÇLERİNİN etkisizleştirilip önü alınmalıdır.” anlamına ulaşılmaktadır
Böyle toplumsal boyut ve çeşitli sonuçları olabilecek El kesme uygulamasına ve kimin, ne zaman, nasıl, nerede, ne şekilde keseceği, sonrası nasıl tıbbı mudahale yapılacağı, yaşayacağı ilk dönem ve sonrası ve benzeri kayıtlarda rastlanmaması veya birkaç rivayetin olması da dikkat çekici olup, düşündürücüdür.
ESASEN, İnsanın var ediliş amacı olan deneme tekamül ve ahsenu amelden yana olması için de, hırsızlık yapan yaklaşımını, düşüncelerini düzeltmek, hırsızlığa neden olan yapısını, ortamı, şartları ıslah etmek, buna fırsat veren durumları ortadan kaldırmak, arınarak yücelmesine imkanlar sunmak öncelikli ve önemlidir.
BİLİNMELİDİR Kİ:
HAYAT, insanın HAMKEN, yanma, pişme ve olma süreçidir. Diğer bir ifadeyle, her şartta, daha güzel iş ahsenu ameller yapılması için var edilen alandır. 11/7, 18/7, 67/2 vb. İnsan, bu hayatta, yaptığı hataları anlayıp, tevbe edip arınıp, olgunlaştıkça Güzel İNSAN olabilmektir.
Yaratılan Kainat kitabındaki ya da yazılmış kitap Kuranı Kerimdeki ilkelerde bunun için var edilmiştir.
Bu nedenle, insanın daha ahsen olabilmesi için bu KİTAPLARDAKİ ayetlerin anlattığı evrensel ilkeler dikkate alınarak, insanın var ediliş amacına uygun yaşamı gerçekleştirilmesi için gereken en uygun düzenlemeleri yapmak, sistemi oluşturmak, ortamı hazırlamak da insanlığın vazgeçilmezidir.
Tüm suç ve ceza öğreti ve düşüncelerini sıksanız ortaya şu cümle fışkırır: CEZALARIN AMACI, ÖNCELİKLE İSLAHTIR ve İNSANLIĞIN DAHA AHSEN OLMASINI SAĞLAMAKTIR.
İnsanın DÜŞÜNMEDEN AKLETMEDEN ya da sonradan PİŞMAN OLABİLECEĞİ HER HALİ işlediğinde, hatasını anlaması, ibret alıp değişmesi için kendini ıslah eden veya bu yolda ıslah olması için yapılanların kıymetini bilip, bu GÜÇLERİNİ etkisizleştirilip, önünü alan, ve daha ahsen yapmaya, olmaya, oldurmaya çalışanlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle


10 Şubat 2016 Çarşamba

YEDULLAHİ eli mi yoksa, ALLÂH'IN GÜCÜ mü?


Okuma
Kitap der, yaklaşık meallerde:
Sana bi'at edenler gerçekte Allah'a bi'at etmektedirler. ALLÂH'IN ELİ, ONLARIN ELLERİNİN ÜZERİNDEDİR. Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmuş olur. Ve kim Allah'a verdiği sözü tutarsa Allâh ona büyük bir mükâfât verecektir. İnnellezine yubayiuneke innema yubayiunellah, YEDULLAHİ FEVKA EYDİHİM, fe men nekese fe innema yenkusu ala nefsih, ve men evfa bi ma ahede aleyhullahe fe se yu'tihi ecran azîma. 48/10,.
Buna benzer diğer ayetler de, 3/73, 57/29, 5/64, 3/26, 23/88, 36/83, 67/1, 38/75 vb bulunmaktadır.
Bu ve benzeri ayetlerde #YEDHULLAHİ ile anlatılmak istenen MANA ise, #eli değil, #Allah’ınGücü dür.
Yazılı Kitap Kuranı Kerimde kullanılan her kelime ve kavrama ve bu kavramların türevlerine dahi Rabbimizin ne #anlam yüklediği, ataların öğretilerinden veya bildiğimiz hatta değişerek gelen sözcük bilgilerinden ÖNEMLİ VE ÖNCELİKLİ dir.
Bu nedenle, yazılı olandan öte anlatılmak istenen #MANA önemlidir.
Bu ikrama ulaşmanın yolu da, vicdanının sesine, yaratılan Kainat Kitabının veya yazılı kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istediklerine uymakla, insanın var ediliş amacı olan ahsenu amelden 11/7, 18/7, 67/2 yana olmakla; halifeliğin gereğini 2/30, 6/165, 10/14, 27/62, 35/39, 38/26 vb; kulluğu, arzu ve istekle, gönülden yapmakla 51/56; gerçekleşmektedir.
Bu yaratılış amacına uygun tercihler yapmak, aynı zamanda #ENSARULLAH, yani Allahe yardımcılar olmanın da yoludur.3/52, 47/7, 61/14.
Bilinmelidir ki, "...Allâhe yardım edene elbette yardım eder. Kuşkusuz Allâh, kuvvetlidir, gâlibdir. /...ve le yensurannellahu mey yensuruh, innellahe le kaviyyun azîz 22/40 vb.
Ey inananlar, eğer siz Allahe yardım ederseniz size yardım eder; ayaklarınızı sağlam tutar./Ya eyyuhellezine amenu inTENSURULLAHE yensurkum ve yusebbit akdamekum 47/7 vb.
Zira, İnsan, yaratılan Kainat Kitabının veya yazılı kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istediklerine, yani Rabbilalemine, evrensel ilkelere uyumlaştığı, bunları, yaşamında, soyal hayatta, alemde uyguladığı, #ahsenu ameller, hayır ve #FEDAKARLIK yaptığı ölçüde değerli olmakta ve Rahman'ın huzurunda da yerini bulmaktadır.
Her daim, var ediliş amacı olan ahsenu ameller 11/7, 18/7, 67/2 yaparak ENSARULLAH 3/52, 47/7, 61/14 olup, ALLÂH'IN gücünün, yardımının üzerinde olduğu kişilerin arasında bulunmak dileğiyle,
Muhabbetle,


9 Şubat 2016 Salı

ASHABUL UHDUD hendeğin ashabı nedir bilirmisin



Kitapta, Buruc suresinde, yaklaşık meallerde, İman etmeleri nedeniyle Müminleri ateş dolu hendeğe atıp intikam almaya çalışan hendeğin ashabı ASHABULUHDUD anlatılmaktadır 85/4-8.
Kim bunlar, tarihte yaşayıp geçip gitmiş midir? Ya da ASHABULUHDUD nedir, ne anlamalıyız?
Bilinmelidir ki; KURANI KERİMDE hiç bir anlatı tarih değildir. Tarihsel anlatının ötesinde evrensel manalar taşır. Bu evrensel ilkeler, kanunlar, kurallar, insanlığa bahşedilmiş birer ikramdır.
ASHABULUHDUD her dönemde, her toplumda ve her halde herkes için de var olmaya devam edecektir. Etmektedir.
Bu nedenle, ASHABULUHDUD tarihsel anlatının ötesinde, iman edenlere tuzaklar kuran, onları sıratı mustekimden ayırmaya çalışan her çeşit UNSUR un yanısıra; her insanı ateşe, ateş çukuruna, cehenneme, her alemde azaba, mutsuzluğa sevk eden; tercihlere, ayartılara, kararlara, yaşam biçimine sebep olan, her tür ETKENDİR.
ZİRA, İnsan her içsel ve dıssal etkide veya istekte, bu iki sesi de duymaktadır, Vicdanının güzel olana çağrısını da iblisinin ayartısını da. Yaptığı tercihlerle kitabını kendi yazmaktadır. Üstelik her kez, bu sesler açısından da aynı durumdadır. Zamanla, bu sesleri duyulmaz yapan da insandır.
Nitekim, İBLİS,
·        Rabbinin doğru yolunun/ siratel mustekîmin üstüne oturup 7/16,
·        Önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokularak 7/17,
·        Yaptıklarını süsleyerek 15/39, 6/112, 48/12, 47/14, 40/37, 35/8, 13/33, 10/12, 9/37, 6/122, 3/14, 2/212, 41/25, 16/63,
·        Amelleri süslü gösterip, 6/43, 27/24, 29/38,
·        Boş kuruntularla 4/119,
·        Ayartılarınla, 4/120, 7/20 ve 21 vb.
·        AYARTIP, AZDIRIP, RABBİLALEMİNİN İLKELERİNİ ihlal ettirmektedir.15/39, 38/82.
Yine, iblisin ayartısına uya uya, vicdanının sesini duyulmaz yapıp, iblisin askeri haline dönen, ŞEYTANLAŞAN İNSANLAR ile bunların DÜZENLERİ, SİSTEMLERİ de bu ASHABULUHDUD rolünü oynamaktadır. 6/112, 2/14, 43/36-39 vb .
DAHA AZGIN OLANI, insanın, hayal ettiği, gördüğü, duyduğu, etkilendiği vb, her şeyi ihtiyaç haline dönüştürüp, vazgeçilmez yapıp, boyundan büyük yüklerin altına girmesine, ayağını yorganına göre uzatmaması sebep olan reklamlar, diziler, yaşam biçimleri, sevdiklerinin uçuk kaçık istekleri, hesapsız kullanılan kredi kartları, tahrikler, teşvikler, baskılar vb tüm ETKENLER de, yaşamını mutsuzlaştıran, azaplar içinde debelenmesine sebep olup, ASHABULUHDUD konumuna gelmektedir.
ÖRNEK:Bir anekdotta, “Bankamız için; kredi kartlarını, kredi borçlarını vadesinde aksatmadan ödeyenler değil, aksatan, böylece hendeğimize düşenler en iyi müşteridir.” sözü çok şey anlatmaktadır.
Bu ve her tür ASHABULUHDUD lara fırsat vermeyip, her alemde bahtiyar olmak için, iblisin değil, vicdanının sesine kulak veren ve Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı bu Evrensel İlkelere uygun tercihlerle yaşayanlardan olma dileğiyle,
Zira, KURAN, her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR. İNSAN ise, alakası, bu ilkelere verdiği ÖNEM VE ÖNCELİĞİ ölçüsünde ahlaklanmaktadır.
Karanlıktan Aydınlığa çıkaran Nur dur. liyuhricekum minezzulumati ilennur. 14/1, 14/5, 33/43, 57/9, 65/11, 5/16, 2/257 vb.
Her daim insanı ve yaşamı mutlu etmek için önemli ve vazgeçilmez bir yoldaştır, nurdur, rehberdir, hediyedir, hidayettir. 2/2, 2/5, 2/38, 2/97, 17/9, 3/4, 3/138, 6/88, 7/52, 12/111, 16/64, 16/89, 16/102 , 17/9 , 20/123, 27/2, 27/77, 28/43, 31/3, 40/54, 45/20, 46/30 vb
Muhabbetle,


8 Şubat 2016 Pazartesi

SALAVATI VE SALATI VUSTAYI KORUMAK



Kitap der, yaklaşık meallerde:
·        Salavatınızı ve salatı vustanızı koruyun ve bu duruşunuz Lillahiye kanit olsun/Hafizu ales salevati ves salatil vusta ve kumu lillahi kanitîn. 2/238
Vusta, vasat, evsat, elvusta vb, aynı kökten olup, orta olmaktan öte, ORTADA olmak, olayların, yaşamın içinde, arasında, ortasında, olmaktır.
SALATI VUSTA ise, SALATIN, ortada, yaşamın içinde, olayların arasında, ahsen her ne yapılıyorsa onda var olması, var edilmesi demektir.
SALATI VUSTAyı korumak, yaşamda, sosyal hayatta, iyi yönde, her ne yaparsan yap, o işin usul ve esasına, edep ve adabına uygun yapmak suretiyle SALATIN en mükemmel olması için özen göstermek ve bu ahlaktan da her durumda, her halde asla ayrılmamaktır.
Bu hal yapıla yapıla kişinin ayrılmazı, vazgeçilmezi, ahlakı olduğunda da artık o kişinin kişiliği, imajı yani SALAVATI olmaktadır.
Zira, Salat, fahşadan münkerden meneder. /innes salate tenha anil fahşai vel munker, 29/45.
O nedenle de SALAT yaşamın da direğidir. Böylece Müslim olanın Salatı, diğerlerinin Salatından da ayrışır 8/35.
Her halde, her durumda, her olayda, yaşamda Salatı da, Salavatı da ahsen olanlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle


7 Şubat 2016 Pazar

SADRIN GÖĞSÜN sıkılması DAYYIK OLMASI


Sadrın Göğsün Dayyık olması, insanın anlayışının, bakış açısının, motivasyonunun azalması, dağılması, daralmasıdır. Bu kök, 10 türev formuyla birlikte 13 yerde olmak üzere, 6/125, 9/25, 9/118, 11/12, 11/77, 15/97, 16/127, 26/13, 27/70, 29/33, 65/6 onbir ayette geçmektedir.
Sadrın Şerhi, yani, insanın ilgi ve alaka duyduğu, önem ve öncelik verdiği hususlarda alakası ölçüsünde, bakış açısının, anlayışının, motivasyonunun artması 20/25, 94/1, 39/22, 6/125, 16/106 vb. iken, SADRIN GÖĞSÜN DAYYIK OLMASI da bunun tam tersi olup, anlayışının, motivasyonunun dağılması, daralmasıdır.
Küfre sadrı inşirah olanların aynı zamanda, İslama nura karşı da sadrı tam tersi dayyıkan olmakta ve Nur dan mahrum kalmaktadır. 6/125
Yazılı Kitap der; yaklaşık meallerde:
·        “Allâh, kim doğru yola iletilmek isterse onun göğsünü İslâm'a açar, kim de sapmak isterse onun göğsünü, göğe çıkıyormuş gibi DAYYIKAN sıkıntılı ve tıkanık yapar. Allâh, inanmayanların üstüne işte böyle pislik çökertir. Fe mey yuridillahu ey yehdiyehu yeşrah sadrahu lil islam, ve mey yurid ey yudillehu yec'al SADRAHU DAYYİKAN haracen ke ennema yessa'adu fis sema', kezalike yec'alullahur ricse alellezine la yu'minûn.” 6/125
Aynı, “kalbleri ve kulakları mühürlenen, gözlerine de perde inmişler” gibi 2/7 vb. Ya da, “kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gözleri var, fakat onlarla görmezler; kulakları var, fakat onlarla işitmezler.” misalidir 7/179 vb.
Diğer taraftan İNANANLARDA da bunun bir türevi olan DAKA, DAKAT vb geçici motivasyon azalması, dağılması, daralması olabilmekte, ancak bu ise, güvenle, sabırla, salatla, ümitle, aşılmaktadır. 11/77, 29/33, 9/25, 9/118, 26/13, 16/127, 27/70, 11/12 vb.
Örneğin: Yazılı Kitap der; yaklaşık meallerde:
·        Göğsüm YEDİKU, dilim açılmıyor, onun için Hârûn'a da elçilik ver." Ve YEDİKU sadri ve la yentaliku lisani fe ersil ila harûn. 26/13
·        Sabret, sabrın ancak Allâh iledir. Onlara üzülme, kurdukları tuzaklardan da DAYKİM olma. Vasbir ve ma sabruke illa billahi ve la tahzen aleyhim ve la teku fi DAYKİM mimma yemkurûn. 16/127
·        Onlara üzülme, tuzak kurmalarından da DAYKİM olma. Ve la tahzen aleyhim, ve la tekun fi DAYKİM mimma yemkurûn 27/70.
Nur olmak gibi, NAR olmakta insanın seçimiyle gerçekleşmektedir.
Yaratılan Kainat kitabının ve yazılı kitap Kuranı kerimin anlattığı evrensel ilkelere önem ve önceliği vererek SADRINI İNŞİRAH ettiği, bakış açısını, anlayışını ve motivasyonunu artırarak, her alemini NUR laştıranlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle


Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı