23 Nisan 2013 Salı

ALA SURESİ


(٨٧-١)
سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰى 87.1*************
1 - Sebbihısme rabbikel ağlâ.  Rabbinin yüce adını tesbih et .
Sin.be.he: Yüzmek, akmak, gezmek, cereyan etmek, geçim için dolaşmak, amaç uğrunda çabalamak, takdis ve tenzih etmek(Hasenat). “Tesbîh سبح - sebh” kökünden türemiş bir kelimedir.Hava veya suda hareket etmek, geçip gitmek, yüzerek uzaklara gitmektir. Allah’ı O’na yakışmayan şeylerden uzak tutmak, Allah’ı yüceltmek, O’nun her türlü kemal sıfatlarla donanmış olduğunu iyi kavramak ve yaratanı tüm nitelikleriyle tanımak ve tanıtmak demektir(HY)”.“Gerekli işleri coşkuyla yerine getirmek, çaba sarfetmektir (YB)”. “Hatırda tutulanın dile getirilmesidir.Allah’ı yüceltme ve peşinden kendisinin de yücelmesidir.Onun farkına varmak ve Onun istediği gibi yaşamaktır.(MO)”.
H Yılmaz, “Tesbîhin Ebû Hüreyre’den gelen ve namazlardan sonra otuz üç kere “Sübhanellah” demeyi öneren rivâyet de dahil, otuz üçlük veya doksan dokuzluk imameli tespihlerle Allah’ın adının tekrarlanmasıyla herhangi bir alâkası yoktur” derken, M İslamoğlu  da “Tesbihin, işitilen bir şey olmaktan daha çok anlaşılan bir şey olduğu 17/44 den anlaşılmakta”, diye belirtmektedir
Tesbih kelimesinin geçtiği, 17/44 Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, halimdir, çok bağışlayandır. bu ve diğer tüm  ayetler birlikte ele alındığında, varlıkların tesbihi, Allah onları ne için yarattı ise onların da sadece bu amaçla yaşamaları, hareket etmeleri, görevlerini kusursuz yerine getirmeleri, kendilerine çizilen hal ve hareketleri, duruşu, yaşam biçimini/ahlakı aynen uygulamasıdır.
Yaşamın her kesitinde Rabbimizin hediyesi olan Kuran hükümlerini tesbih etmeli, yani hayatlaştırmalı, yaşama hakim kılmalı, önem ve öncelik
vermeli ve bu yolda coşkuyla, var gücünle çalışmalıdır.

2 - Ellezî halega fesevvâ. O ki yarattı/ahlaklandırdı; bunu gerçekleştirecek donanımla donattı, düzenledi.
3 - Vellezî gaddera fehedâ. Ve O ki her şeye yaratılıştan bir ölçüye göre gelişme ve büyümenin sürekliliğini sağlayacak yetenek ve amaç takdir etti; bunu gerçekleştirecek ve kamil hale getirecek yetenekleri heda-hediye etti/ fıtratına yerleştirdi.
4 - Vellezî ahracel mer'â. Ve O ki otlağı çıkardı, diriltti
5 - Fecealehû ğusâen ahvâ. Sonra da onu kupkuru, siyah bir çöpe çevirdi, öldürdü
Zira, Allah kainatı, yeri göğü, içindekileri yaratırken her şeyi kuşatan yasaları var etmiş, yapısına koymuş, gerekli her türlü donanımla ihya etmiştir. Yolunu, yöntemini, amaçlarını ve gerekli her unsuru noksansız ve en mükemmel yapıda belirlemiştir.
Örneğin; bu kainat sarayını yaratıp, insanı da bu sarayda, bu dünyada kimin daha erdemli, daha hayırlı, daha faziletli olduğunu kendisine göstermek için yaşatmaktadır. Belli süre gelince de bu imtihan sona ermekte, ölüm gerçekleşmektedir.
Bunun için insana bu dünyada gerekli yeme içmeden, düşünme, akletmeye kadar tüm melekeler yapısında var edilerek secde/itaat ve hizmet etmektedir. Ancak birisi AYARTICI, UZAKLAŞTIRICI melekesi olan Şeytan, itaat etmemekte ve insanı vahyi yoldan uzaklaştırma ayartma görevini sadece alternatif sunarak, fısıldayarak yerine getirmektedir.
Bununla birlikte Rabbi insana, 2/38 "Hepiniz oradan inin," dedik, "Yalnız size benden bir hidâyet geldiği zaman, kimler benim hidâyetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir, 20/123 Dedi ki: "Hepiniz oradan inin, birbirinize düşmansınız. İmdi benden size bir hidâyet geldiği zaman kim benim hidâyetime uyarsa o, sapmaz ve şaği olup/sıkıntıya düşmez."vaadi uyarınca ayrıca rehber/Kuran göndermektedir. İnsanı seçiminde özgür bırakmaktadır. Dileyen mümin, dileyen kafir olmaktadır. Bunlar da Rabbinin değişmez kanunudur, sunnetullahtır.


6 - Senugriuke felâ tensâ.  Sana okutacağız/okursan, ikra yaparsan, unutmayacaksın/terk etmeyeceksin.
7 - İllâ mâ şâallâh, innehû yağlemul cehra ve mâ yahfâ.  Allâh dilediği hariç. O, açığı da bilir, gizli olanı da.
8 - Ve nuyessiruke lilyusrâ.  Seni en kolay yola muvaffak edeceğiz.
Bu rehbere/Kurana hidayete uyarak kurtulmanın ilkesi de ikradan geçmektedir. İkra ise, kainat kitabını ve vahyedilen Kuranı okumak, düşünmek, akledip ibretler almak, sonuçlar çıkarmak, bunları yaşama geçirmek ve insanlığa sunmak, anlatmak ve aktarmaktır. Yoksa, anlamadan, düşünmeden, ibret almadan sadece Arapça kelimeleri papağan vari tekrar etmek değildir.
Ancak, ikra yapmayıp, tilavet edip yaşamayı unutanları  da  2/44 Siz Kitabı tilavet/okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?, diyerek ikaz etmektedir.
Allah açığı da, gizli olanı da bilir. İnsanı da en iyi O bilir. Bu nedenle, unutmamanın, Kurandan gayrisine sapmamanın yolunu dilemiş ve takdir etmiş ve kanununu koymuştur. Bu ise ikra yapmadır. Allahın dileğidir, kanunudur. Böyle istemiştir.
Şayet, okursan/ikra yaparsan, amaçlarını ve diğer bilmen gerekenleri öğrenirsin. Nitekim, bu amaçla, 54/32 Andolsun Biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur? Ayeti Kamer suresinde 4 kez tekrarlanarak vurgulanmaktadır. Kuranı ikra yaparsan, yaşarsan unutmazsın, maddi ve manevi dünyanı kolaylaştırır, en güzele, en kolaylıkla ulaşırsın. Dünyada cenneti tadar, ahirette de ebedi olarak cennette yaşarsın.

9 - Fezekkir in nefeatiz zikrâ.  O halde faydaları için hatırlat, öğüt ver.İkrayla zikri/Kuranı içselleştiren insanın, Kuranı diğer insanlara da hatırlatması kaçınılmazdır.
· 52/29 Sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin ni'meti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnun.
· 50/45Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur'ân ile öğüt ver.
· 88/21Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
· 51/55Ama yine de hatırlat, çünkü hatırlatmak inananlara yararlıdır.
Tüm zorluklara, engellere, baskı ve tehdide, karalamaya rağmen bu yolda sabırla, azami gayretle direnmeli ve tebliğe çalışmalıdır. 2/6 İnkâr edenlere gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir; inanmazlar. 36/10 Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar, Onlar öğüt almasa da, inanmasa da, inanmayacağını düşünsen bile- ki bilemezsin- tebliğden vaz geçmemelidir.
Ancak, tebliğde, hatırlatmada önceliği, alakası, ilgisi olanlara, arınmak isteyenlere vermeli, kurbiyet/yakınlık kurduklarından, akraba olanlardan başlamalı, en uygun zamanda, en güzel şekilde Kuran ile öğüt vermelidir.
Bunun için, insanın aklı ile vahiy arasına giren ve insanı baskı altında tutan tüm engelleri, esaretleri, tutkuları, ayartıları ve bunların etkilerini bertaraf yapmak ve insanı aklı selimiyle buluşturmak elzemdir.
Yine de, 10/99 Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. Öyleyse sen mi halkı inanmaları için zorlayacaksın?” ayetinde belirtildiği üzere, esas olan zorlama değil, zikri/kuranı tebliğ etmektir, hatırlatmak, düşündürmektir.  Buna rağmen, kurana sırt çevirene yapılacak tek şey kalmaktadır. O da, 53/29 Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünyâ hayâtından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir, ayetinde belirtildiği üzere yüz çevirmektir.

10 - Seyezzekkeru mey yahşâ.  (Allah'a) Saygılı olan hatırlar (öğüt alır).
Yahşa/haşyet; korkmak, sakınmak, çekinmek, endişe etmek, saygılı olmaktır. H Yılmaz’ın belirttiği üzere, “Haşyet , bilgi ve idrakin bir sonucu olarak ortaya çıkan hayranlık ve saygının doğurduğu bir “hasret kalma, uzak düşme” korkusudur.
Haşyet duygusu ancak çaba gösterenlerde, alaka ve ilgi duyanlarda belirginleşmektedir.
Kurandan/hatırlatmadan ancak; akledenler, düşünenler öğüt alırlar.
· 35/28 İnsanlardan, diğer canlı varlıklardan ve davarlardan da böyle türlü türlü renkte olanlar vardır. Kulları arasında Allah’tan ancak bilginler haşyet ederler [derin hayranlık ve saygı duyup ondan uzaklaşmaktan korkarlar] . Evet, Allah güçlüdür, bağışlayıcıdır.
· 36/11 Sen ancak zikre uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte öylesini bir mağfiret ve güzel bir mükâfâtla müjdele.
· 50/33 Görmeden Rahmân'a saygı gösteren ve (Hakka) dönük bir yürek getiren herkesin (mükâfâtı budur)!"
· 98/8 Rableri katında onların mükâfâtı altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları, Adn cennetleridir. Allâh onlardan râzı olmuş, onlar da O'ndan râzı olmuşlardır. Bu, Rabbine saygı gösterene mahsustur.
· 24/52 Kim(ler) Allah'a ve Resulüne itâ'at eder, Allah'tan korkar, O'(nun azâbı)ndan korunursa işte kurtuluşa erenler onlardır.
· 20/3 Ancak (Allah'tan) korkanlara bir öğüt (olarak indirdik).
· 20/44"Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar."
· 79/26 Şüphesiz bunda (Allah'tan) korkacak kimse için ibret vardır.
· 87/10 (Allah'a) Saygılı olan hatırlar (öğüt alır).
· 79/45 Sen ancak, ondan korkacak olanları uyarıcısın.
· 13/21 Ve onlar Allâh'ın bitiştirilmesini istediği şeyi bitiştirirler. Rablerine karşı saygılı olur ve en kötü hesaptan korkarlar.
· 21/49 Korunanlar görmeden Rablerinden korkarlar ve (Duruşma) sâ'at(in)den de titrerler.
· 23/57 Onlar ki Rablerine saygıdan titrerler.
· 33/39 (O peygamberler), Allâh'ın mesajlarını duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak Allâh yeter.
· 31/33 Ey insanlar, Rabbinizden korkun ve babanın, çocuğunun cezâsını çekmeyeceği, çocuğun da babasının cezâsını çekmeyeceği (hiç kimse, kimsenin borcunu ödemeyeceği) günden çekinin. Allâh'ın va'di gerçektir. Dünyâ hayâtı sizi aldatmasın. O aldatıcı (şeytân), sizi Allâh hakkında (O'nun yumuşak davranmasına, mühlet vermesine güvendirerek) aldatmasın.
· 2/74 Sonra bunun ardından yine kalbleriniz katılaştı; şimdi onlar, taş gibi, hattâ daha da katıdır. Çünkü öyle taş var ki, içinden ırmaklar fışkırır; öylesi var ki, çatlar da bağrından su kaynar, öylesi de var ki, Allâh korkusundan aşağı düşer. Allâh, yaptıklarınızı bilmez değildir.
· 59/21 Biz bu Kur'ân'ı bir dağa indirseydik, Allâh korkusundan onu, baş eğmiş, çatlamış, yarılmış görürdün. Bu misâlleri, düşünmeleri için insanlara anlatıyoruz.
· 39/23Allâh, sözün en güzelini, (Kur'ân'ın âyetlerini güzellikte) birbirine benzer, ikişerli bir Kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların, ondan derileri ürperir, sonra derileri ve kalbleri Allâh'ın zikrine yumuşar. İşte bu (Kitap) Allâh'ın rehberidir. Dilediğini bununla doğru yola iletir. Ama Allâh kimi sapıklığında bırakırsa artık ona yol gösteren olmaz.
· 67/12 Fakat gizlide Rablerine saygılı olanlara gelince, onlar için bağış(lama) ve büyük mükâfât vardır.
·  
· 2/269 Hikmeti dilediğine verir. Hikmet verilen kimseye çok hayır verilmiştir. Bunu ancak sağduyu sâhipleri düşünüp anlar(lar).
· 3/190 Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette sağduyu sâhipleri için ibretler vardır.
· 5/100 De ki:"Murdarla temiz bir olmaz. Murdarın çokluğu hoşuna gitse de. O halde ey sağduyu sâhipleri, Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz!"
· 13/19 Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, (bunu kabul etmeyen) kör gibi olur mu? Ancak sağduyu sâhipleri öğüt alır.
· 14/52 Bu (Kur'ân), insanlara bir tebliğdir. (İnsanlar), bununla uyarılsınlar; O'nun yalnız Tek tanrı olduğunu bilsinler ve sağduyu sahipleri öğüt alsınlar diye (gönderilmiştir).
· 38/29 Sana (bu) mübarek Kitabı indirdik ki âyetlerini düşünsünler ve sâğduyu sâhipleri öğüt alsınlar.
· 39/9 Yoksa o, gece sâ'atlerinde secde ederek, ayakta durarak ibâdet eden, âhiretten korkan ve Rabbinin rahmetini uman gibi midir? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Doğrusu ancak sağduyu sâhipleri öğüt alır.
· 39/18 Onlar ki, sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allâh'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar sağduyu sâhipleridir.
· 39/21 Görmedin mi Allâh gökten bir su indirdi, onu yerin içindeki kaynaklara geçirdi, Sonra onunla çeşitli renklerde ekin çıkarıyor. Sonra (ekin) kurur, onu sararmış görürsün. Sonra Allâh onu bir çöp yapar. Şüphesiz bunda sağduyu sâhipleri için bir ibret vardır.
· 40/54 (O,) sağduyu sâhiplerine bir yol gösterici ve öğüttür.
· 65/10 Allâh o(insa)nlara şiddetli bir azâb da hazırlamıştır. Ey inanmış olan, sağduyu sâhipleri, Allah'tan korkun, Allâh size bir uyarı indirdi.
11 - Ve yetecennebuhel eşgâ. Azgın olan da ondan kaçınır
12 - Ellezî yaslen nâral kubrâ.  O da en büyük ateşe yaslanır/ bağlanır girer.
13 - Summe lâ yemûtu fîhâ ve lâ yahyâ.  Sonra orada ne ölür, ne de yaşar.
Eşga/şaği; bedbah, kötü, sapık, mahrum, çalışması boşa giden vb kişiler Kurandan nasiplenemezler. İkra yapmayanlar, akletmeyenler, düşünmeyenler Kurandan yararlanamazlar.
· 20/123 Dedi ki: "Hepiniz oradan inin, birbirinize düşmansınız. İmdi benden size bir hidâyet geldiği zaman kim benim hidâyetime uyarsa o, sapmaz ve şaği olup/sıkıntıya düşmez."
· 20/117 Dedik ki: "Ey Âdem, bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın, sizi cennetten çıkarmasın, sonra şaği olursun/yorulursun."
· 19/32 "(Beni) anneme iyilik eder (kıldı), beni baş kaldıran bir zorba/şaği yapmadı."
· 92/15 Ona ancak haydut/şaği olan girer.
· 92/16 O ki, yalanlandı ve sırtını döndü.
· 23/106 "Rabbimiz, dediler, bahtsızlığımız/şağiliğimiz bizi yendi. Biz sapık bir topluluk olduk."
· 11/105 O geldiği gün, hiç kimse O'nun izni olmadan konuşamaz. O(raya toplana)nlardan kimi şaki (bahtsız), kimi sa'id(mutlu)dur.
· 11/106 Bahtsızlar/şaği ateştedirler. Onların orada (o bunaltıcı ateş içinde) bir soluk alıp verişleri vardır ki!...
· 39/8 İnsana bir zarar dokundu mu, hemen içtenlikle Rabbine yönelerek O'na du'â eder. Sonra (Rabbi) ona kendisinden bir ni'met verdi mi; önceden O'na yalvarmakta olduğunu unutur da, O'nun yolundan saptırmak için Allah'a eşler koşmağa başlar. De ki: "Küfrünle azıcık yaşa, sen ateş halkındansın!"
· 6/44 Kendileri yapılan uyarıları unutunca, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik; kendilerine verilenle sevince daldıkları sırada da ansızın onları yakaladık, birden bire bütün umutlarını yitirdiler.
· 28/77 "Allâh'ın sana verdiği (bu servet) içinde âhiret yurdunu ara, dünyâdan da nasibini unutma, Allâh sana nasıl iyilik ettiyse sen de öyle iyilik et, yeryüzünde bozgunculuk (etmeyi) isteme, çünkü Allâh bozguncuları sevmez."
Yaptıkları boşa gitmiş ve boş şeylerle avunmuştur. Hayatlarını zindana çevirmiştir.Ateşe dayanmış, şerre destek olmuş ve ateşe götürene bağlanmıştır. Bu nedenle dünyada azabı tadar, ahirette de ebedi ateşi yaşar.
Orada ne ölür, ne de yaşar.
· 20/74 Kim Rabbine suçlu olarak gelirse onun için cehennem vardır; orada ne ölür ne de yaşar.
· 69/25 Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke bana Kitabım verilmeseydi!"
· 69/26 "Şu hesabımı hiç bilmemiş olsaydım!"
· 69/27 "Keşke (ölüm) işimi bitirmiş olsaydı!"
· 69/28 "Malım bana hiçbir yarar sağlamadı."
· 78/40 Biz sizi yakın bir azâb ile uyardık. O gün kişi, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlere bakar ve kâfir: "Keşke ben, toprak olsaydım!" der.
· 84/10 Kimin Kitabı arka tarafından verilirse.
· 84/11 O, ölümü çağıracak,
· 84/12 Ve alevli ateşe girecektir.
· 25/12 (Bu ateş) onları uzak bir yerden görünce onlar bunun öfkesini ve homurtusunu işitirler.
· 25/13 (Elleri boyunlarına zincirlerle) Bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman orada ölümü çağırırlar (yetiş ey ölüm, nerdesin, gel bizi bu azâptan kurtar! derler).
· 2/81 Evet kim bir günâh kazanır da suçu kendisini kuşatmış olursa işte onlar, ateş halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.
· 4/121 İşte onların varacağı yer cehennemdir. Asla ondan kaçmak (imkânı) bulamazlar.
· 4/145 Doğrusu iki yüzlüler, ateşin en aşağı tabakasındadırlar. Onlar için hiçbir yardımcı bulamazsın.
· 5/29 "Ben isterim ki sen, benim günâhımı da, senin günâhını da yüklenip ateş halkından olasın! zâlimlerin cezâsı budur."
· 6/27 Onların, ateşin başında durdurulmuş iken: "Âh ne olurdu keşke biz (dünyâya) geri döndürülseydik de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasaydık, inananlardan olsaydık!" dediklerini bir görsen!
· 7/18 (Allâh) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun ki onlardan sana kim uyarsa (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım (azdıran sizler de, size uyup yoldan çıkan insanlar da cehenneme gireceksiniz)!"
· 7/40 Bizim âyetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmağa tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve deve, iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir! İşte suçluları böyle cezâlandırırız.
· 14/16 Ardından da kendisine irin (gibi) bir suyun içirileceği cehennem vardır.
· 14/17 suyu yutmağa çalışır, fakat boğazından geçiremez ve her yandan ona ölüm geldiği halde yine ölemez. Bunun ardından da kaba bir azâb!
· 14/50 Gömlekleri katrandandır, yüzlerini de ateş kaplamaktadır.
· 21/98 Siz ve Allah'tan başka taptıklarınız cehennemin odunusunuz. Siz, oraya gireceksiniz.
· 22/20 Onunla karınlarının içindekiler ve derileri eritiliyor.
· 22/21 (Ayrıca) onlar için demir kamçılar da var.
· 22/22 Oradan, (o) gamdan her çıkmak istediklerinde (demir kamçılarla vurularak) oraya geri çevrilirler ve : "Yangın azâbını tadın!" (denilir).
· 23/104 (Orada onların) yüzlerini ateş yalar. Öyle ki (ateşin) içinde (dehşetten dudakları gerilir de) dişleri açıkta kalır.
· 25/14 "Bugün bir ölüm çağırmayın, birçok ölüm çağırın."
· 33/67 Ve dediler ki: "Rabbimiz, biz beylerimize ve büyüklerimize uyduk da bizi yoldan saptırdılar."
· 33/68 "Rabbimiz, onlara iki kat azâb ver ve onlara büyük bir la'net eyle!"
· 35/36 Nankörlere de cehennem ateşi vardır. (Orada) Onlara ne (ölümle) hükmedilir ki, ölsünler ve ne de onlardan cehennem azâbı biraz hafifletilir. İşte biz her nankörü böyle cezâlandırırız.
· 35/37 Onlar orada: "Rabbimiz, bizi çıkar, (önce) yaptığımızdan başkasını yapalım?" diye feryât ederler. "Sizi, öğüt alacak olanın, öğüt alacağı kadar bir süre yaşatmadık mı? Size uyarıcı da geldi (fakat inanmadınız). Öyle ise (azâbı) tadın artık. Zâlimlerin yardımcısı yoktur."
· 37/66 Onlar ondan/zakkumdan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
· 37/67 Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır.
· 38/57 İşte onu tatsınlar: Kaynar ve kokuşmuş sudur!
· 38/60 (Uyanlar, uyulanlara) Dediler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok, (asıl siz rahat yüzü görmeyin), siz bunu bizim önümüze getirdiniz. Ne kötü durak (bu)!" 38/61 (Ve hepsi birbiri aleyhine du'â ederek): "Rabbimiz, bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azâbını bir kat daha artır!" dediler.
· 39/72 "O halde içinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüymüş!" denilmiştir.
· 40/49 Ateştekiler, cehennemin bekçilerine dediler ki: "Rabbinize du'â edin de hiç değilse bir gün, bizden azâbı biraz hafifletsin!" 40/50 Dediler: "Elçileriniz size açık kanıtlar getirmezler miydi?" "Evet dediler. "Öyle ise yalvar(ıp dur)un. Nankörlerin yalvarması hep çıkmazdadır." dediler.
· 40/71 Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir.
· 44/45 Pota gibi karınlarda kaynar.
· 44/48 "Sonra başının üstüne kaynar su azâbından dökün!"
· 50/30 O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz. "Daha yok mu" der.
· 69/32 "Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu!"
· 70/16 Derileri kavurur, soyar.
· 72/15 Hak yoldan sapanlar ise cehenneme odun olmuşlardır."
· 73/13 (Dikenli) Boğazı tırmalayan bir yiyecek ve acı veren bir azâb var.
· 74/29 Durmadan deriler kavurur.
· 78/23 Orada çağlar boyu kalacaklardır.
· 78/25 Yalnız kaynar su ve irin (içerler);
· 88/6 Onlar için kuru dikenden başka yiyecek de yoktur. 88/7 O da ne semirtir, ne de açlığı giderir.
· 104/8 O, onların üzerine kapatılıp kilitlenecektir.


14 - Gad eflehâ men tezekkâ.  Doğrusu, mutluluğa ermiştir zekât yapan;
15 - Ve zekerasme rabbihî fesallâ.  Rabbini hatırlayan/unutmayıp salla yapan.
Rabbini hatırlayıp onun yasalarına bağlanarak nefsini geliştiren felaha/başarıya mutluluğa ulaşmaktadır.
O halde, öncelikle, Rabbimizi hatırlamak ve hiç akıldan çıkarmamak için ikra emri yaşam haline getirmelidir. Gönderdiği hidayet kaynağı olan Kuranı da, hayat kitabı ve hayatı kullanma kılavuzu yapmalıdır.
Salla yapmalı, yani Kurana bağlanmalı, dayanmalı, Okuyanın dediği gibi,namazı da içine alan bütün tevhit içerikli eylemleri” gerçekleştirmelidir.  Kuran ahlakıyla tüm insanlığa örnek ve destek olmalı, yardım etmeli ve bunun her hal ve şartta şahidi,  emsali olmalıdır. 6/162 De ki: "Benim salatım, kulluğum, hayâtım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allâh içindir." 11/87 "Ey Şu'ayb, dediler, senin salatın mı sana, babalarımızın taptığı şeylerden, yahut mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor?. Ayetini gerçekleştirmelidir.
Zekat, insanlığın yer yüzündeki amacını unutmadan, dünyanın geçiciliğini, imtihan sırını, şeytanı/ayartıları dikkate alarak; mal, mülk vb şeylere bağımlılıkdan, tutkulardan, sevdalardan temizlenmek suretiyle cennete layık olmayı, muhabbetullaha ulaşmayı, gelişmeyi, yücelmeyi hedeflemelidir.
Bu nedenle, zekat yapmalı, yani, insanı esfeli safiline düşüren tüm kirlerden, günahtan, çirkinliklerden temizlenerek; mala, mülke, makama, kısaca geçimlik ve imtihan olarak ihsan edilen tüm unsurlara ölesiye düşkünlükten, peşinde esir olmaktan, bağımlılıktan, tutkulardan kurtulmak için varlığını Allah yolunda kullanmalı ve ihtiyacı olanlarla paylaşmalı; insanlığın, toplumun gelişmesi ve yücelmesi amacıyla çalışmalıdır.

rtfSndPly*87.16*
16 - Bel tué'sirûnel hayâted dunyâ.  Ama/bilakis siz, şu yakın/basit hayâtı yeğliyorsunuz.
17 - Vel âhıratu hayruv ve ebgâ.  Oysa âhiret/sonrası daha iyi ve daha kalıcıdır.Dünya, "dunuvve" veya "dinâet'den "ednâ" ismi tafdilinin müennesi olup en yakın yahut "pek alçak" manasına bir sıfattır. Şu halde "hayât-ı dünyâ", "dünya hayatı" değil, dünya denilen ha­yat, yani aşağılık ve alçak hayat anlamındadır. Veya "en yakın, içinde bulunulan hayat" demek­tir(Elmalılı-MYSoyalan).
· 57/20  Bilin ki dünyâ hayâtı bir oyun, eğlence, süs, kendi aranızda övünme mal ve evlâd çoğaltma yarışıdır. Tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Âhirette ise çetin bir azâb; Allah'tan mağfiret ve rızâ vardır. Dünyâ hayâtı aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.
· 18/46 Mal ve oğullar dünyâ hayâtının süsüdür. Kalıcı olan güzel işler ise Rabbinin katında sevâpça da daha hayırlıdır, umutça da daha hayırlıdır
· 3/14Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altın ve gümüşten, salma atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere aşırı düşkünlük, insanlara süslü (câzip) gösterildi. Bunlar, sadece dünyâ hayâtının geçimidir. Asıl varılacak güzel yer, Allâh'ın yanındadır.
· 29/64 Bu dünyâ hayâtı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Âhiret yurdu, işte asıl hayât odur (asıl yaşanacak yer orasıdır), keşke bilselerdi!
· 47/36 Dünyâ hayâtı, bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer inanır, (günâhlardan) korunursanız (Allâh) size mükâfâtlarınızı verir ve sizden (bütün) mallarınızı istemez.
· 6/32 Dünyâ hayâtı sadece bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Korunanlar için elbette âhiret yurdu daha iyidir. Düşünmüyor musunuz?
· 42/36 Size verilen şeyler, dünyâ hayâtının geçimidir. İnanıp Rablerine dayananlar için Allâh'ın yanında bulunan ödül ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır
· 40/39 Ey kavmim, bu dünyâ hayâtı bir geçinmedir. Âhiret ise ebedi olarak durulacak yerdir
· 8/67 Siz, geçici dünyâ malını istiyorsunuz, Allâh ise (sizin için) âhireti istiyor. Allâh dâimâ üstün, hüküm ve hikmet sâhibidir.
· 20/131 Onlardan bazı zümrelere kendilerini denemek için verdiğimiz dünyâ hayâtının süsüne gözlerini dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.
· 13/26 Allâh, dilediğine rızkı açar da, kısar da. Dünyâ hayâtıyle sevindiler. Oysa âhiretin yanında dünyâ hayâtı, bir geçimden ibârettir.
· 43/32 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünyâ hayâtında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik ve onlardan kimini ötekine derecelerle üstün kıldık ki biri, diğerine iş gördürebilsin. Rabbinin rahmeti, onların toplayıp yığdıklarından daha hayırlıdır.
· 42/20 Kim âhiret ekinini istiyorsa onun ekinini artırırız; kim dünyâ ekinini istiyorsa ona da dünyâdan bir şey veririz. Fakat onun âhirette bir nasibi olmaz.
· 9/69 (Siz de), sizden öncekiler gibi (yaptınız). Onlar kuvvetçe sizden daha yaman, mal ve evlâdça sizden daha çok idiler. Onlar, (dünyâ malından) kendi paylarına düşenle zevklerine baktılar, sizden öncekilerin, (dünyâdan) kendi paylarına düşenle zevklerine baktıkları gibi, siz de kendi payınıza düşenle zevkinize baktınız ve (bâtıla) dalanlar gibi siz de(bâtıla) daldınız. Onlar, eylemleri, dünyâ ve âhirette boşa gitmiş kimselerdir ve ziyana uğrayanlar da onlardır
· 6/70 Bırak o dinlerini oyun, eğlence yerine koyan ve dünyâ hayâtının aldattığı kimseleri de, sen o (Kur'ân) ile (şunu) hatırlat ki, bir kişi, yaptığı işin eline teslim edilmeye görsün, (yoksa) Allah'tan başka onun ne bir dostu, ne de bir yardımcısı olmaz. (Amelinin elinden kurtulmak için) her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte onlar, kazandıklarının eline teslim edilmişlerdir. Onlar için kaynar sudan bir içki ve inkârlarından dolayı da acı bir azâb vardır!
· 7/51 Onlar ki dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünyâ hayâtı, kendilerini aldattı. Onlar, bu günleriyle karşılaşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi bile bile nasıl inkâr ediyor idilerse, biz de bugün onları öyle unuturuz!.
· 6/91 Bırak onları, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar.
· 70/42 Bırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.
· 9/55 Onların ne malları, ne de evlâdları seni imrendirmesin. Allâh bunlarla onlara dünyâ hayâtında azâbetmeyi ve kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor.
· 45/35 Böyledir, çünkü siz Allâh'ın âyetlerini eğlence yaptınız; dünyâ hayâtı sizi aldattı. Artık bugün onlar ne ateşten çıkarılırlar ve ne de kendilerinden Allâh'ı memnun etmeğe çalışmaları istenir
· 10/70 Dünyâda biraz geçinir, sonra bize dönerler. Sonra da biz, inkârlarından dolayı onlara şiddetli azâbı taddırırız.
Bu nedenle, geçici hayatı değil, ebedi yaşamı hedeflemeli ve imtihan bilinciyle, geçimlik anlayışla dünyaya bakmalıdır. 2/201 Onlardan kimi de: "Rabbimiz, bize dünyâda da güzellik ver, âhirette de güzellik ver, bizi ateş azâbından koru!" der. 28/77 "Allâh'ın sana verdiği içinde âhiret yurdunu ara, dünyâdan da nasibini unutma, Allâh sana nasıl iyilik ettiyse sen de öyle iyilik et, yeryüzünde bozgunculuk (etmeyi) isteme, çünkü Allâh bozguncuları sevmez."   Dünya ahiretin tarlasıdır, ilkesi unutulmamalıdır.

18 - İnne hâzâ lefis suhufil ûlâ.  Bu (hükümler), elbette ilk sahifelerde de vardı:
19 - Suhufi ibrâhîme ve mûsâ. 
İbrâhim'in ve Mûsâ'nn sayfalarında.
Bunlar Kuranda insanlığa ilk defa söylenen, getirilen hükümler değildir. Daha önceki sahifelerde İbrahim’in ve Mûsâ'nn sayfalarında da anlatılmıştır. Allah’ın kanununda, insanlığa getirdiği ilkelerde bir değişiklik bulunmamaktadır.
İnsanın serüveni ve onu kuşatan bu surede de anlatılan ilkeler aynen devam etmekte, Allahın kanununda, sunnetullahta değişiklik bulunmamaktadır.
· 35/43-Allâh'ın yasasında bir değişme bulamazsın; Allâh'ın yasasında bir sapma bulamazsın.
· 48/23-Bu, Allâh'ın öteden beri süregelen yasasıdır. Allâh'ın yasasında bir değişme bulamazsın
· 40/85 Allâh'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan yasası budur.
· 33/62-Allâh'ın yasasında değiştirme bulamazsın.
· 6/34-Allâh'ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur
· 10/64-Allâh'ın kelimeleri değişmez
Peygamberler de dahil tüm insanlar bu sunnetullaha, Allah’ın kanunlarına tabidir.
· 33/2 Rabbinden sana vahyedilene uy; muhakkak ki Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır.
· 43/43 Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl, çünkü sen doğru yoldasın.
· 46/9 De ki: "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."


ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ

 rtfSelectedTabRef*38*19*19*087.019*Ala 1-19**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*19*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*87.1*

(٨٧-١)
87.1*************
سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰى

87.1 - Sebbihısme rabbikel ağlâ.

87.1 - Rabbinin yüce adını tesbih et (O'nun eksikliklerden uzak olduğunu an).

 rtfSndPly*87.2*
(٨٧-٢)
87.2*************
اَلَّذٖى خَلَقَ فَسَوّٰى

87.2 - Ellezî halega fesevvâ.

87.2 - O ki (her şeyi) yarattı, düzenledi.

 rtfSndPly*87.3*
(٨٧-٣)
87.3*************
وَالَّذٖى قَدَّرَ فَهَدٰى

87.3 - Vellezî gaddera fehedâ.

87.3 - Ve O ki herşeyin miktarını, biçimini belirleyip hedefini gösterdi.

 rtfSndPly*87.4*
(٨٧-٤)
87.4*************
وَالَّذٖى اَخْرَجَ الْمَرْعٰى

87.4 - Vellezî ahracel mer'â.

87.4 - Ve O ki otlağı çıkardı,

 rtfSndPly*87.5*
(٨٧-٥)
87.5*************
فَجَعَلَهُ غُثَاءً اَحْوٰى

87.5 - Fecealehû ğusâen ahvâ.

87.5 - Sonra da onu kupkuru, siyah bir çöpe çevirdi.

 rtfSndPly*87.6*
(٨٧-٦)
87.6*************
سَنُقْرِٸُكَ فَلَا تَنْسٰى

87.6 - Senugriuke felâ tensâ.

87.6 - Sana (Kur'ân'ı), okutacağız, unutmayacaksın.

 rtfSndPly*87.7*
(٨٧-٧)
87.7*************
اِلَّا مَا شَاءَ اللّٰهُ اِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفٰى

87.7 - İllâ mâ şâallâh, innehû yağlemul cehra ve mâ yahfâ.

87.7 - Yalnız Allâh'ın dilediğini unutursun. O, açığı da bilir, gizli olanı da.

 rtfSndPly*87.8*
(٨٧-٨)
87.8*************
وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرٰى

87.8 - Ve nuyessiruke lilyusrâ.

87.8 - Seni en kolay yola muvaffak edeceğiz.

 rtfSndPly*87.9*
(٨٧-٩)
87.9*************
فَذَكِّرْ اِنْ نَفَعَتِ الذِّكْرٰى

87.9 - Fezekkir in nefeatiz zikrâ.

87.9 - O halde eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat, öğüt ver.

 rtfSndPly*87.10*
(٨٧-١٠)
87.10*************
سَيَذَّكَّرُ مَنْ يَخْشٰى

87.10 - Seyezzekkeru mey yahşâ.

87.10 - (Allah'a) Saygılı olan hatırlar (öğüt alır).

 rtfSndPly*87.11*
(٨٧-١١)
87.11*************
وَيَتَجَنَّبُهَا الْاَشْقٰى

87.11 - Ve yetecennebuhel eşgâ.

87.11 - Bahtsız olan da ondan kaçınır.

 rtfSndPly*87.12*
(٨٧-١٢)
87.12*************
اَلَّذٖى يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرٰى

87.12 - Ellezî yaslen nâral kubrâ.

87.12 - O da en büyük ateşe girer.

 rtfSndPly*87.13*
(٨٧-١٣)
87.13*************
ثُمَّ لَا يَمُوتُ فٖيهَا وَلَا يَحْيٰى

87.13 - Summe lâ yemûtu fîhâ ve lâ yahyâ.

87.13 - Sonra orada ne ölür, ne de yaşar.

 rtfSndPly*87.14*
(٨٧-١٤)
87.14*************
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ تَزَكّٰى

87.14 - Gad eflehâ men tezekkâ.

87.14 - Doğrusu, mutluluğa ermiştir zekât veren;

 rtfSndPly*87.15*
(٨٧-١٥)
87.15*************
وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهٖ فَصَلّٰى

87.15 - Ve zekerasme rabbihî fesallâ.

87.15 - Rabbinin adını anıp namaz kılan.

 rtfSndPly*87.16*
(٨٧-١٦)
87.16*************
بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا

87.16 - Bel tué'sirûnel hayâted dunyâ.

87.16 - Ama siz, şu yakın hayâtı yeğliyorsunuz.

 rtfSndPly*87.17*
(٨٧-١٧)
87.17*************
وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ وَاَبْقٰى

87.17 - Vel âhıratu hayruv ve ebgâ.

87.17 - Oysa âhiret daha iyi ve daha kalıcıdır.

 rtfSndPly*87.18*
(٨٧-١٨)
87.18*************
اِنَّ هٰذَا لَفِى الصُّحُفِ الْاُولٰى

87.18 - İnne hâzâ lefis suhufil ûlâ.

87.18 - Bu (hükümler), elbette ilk sahifelerde de vardı:

 rtfSndPly*87.19*
(٨٧-١٩)
87.19*************
صُحُفِ اِبْرٰهٖيمَ وَمُوسٰى

87.19 - Suhufi ibrâhîme ve mûsâ.

87.19 - İbrâhim'in ve Mûsâ'nn sayfalarında.



ALA SURESİ ÇALIŞMA NOTLARI
 rtfSelectedTabRef*38*19*19*087.019*Ala 1-19**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*19*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*87.1*

(٨٧-١)
87.1*************
سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰى
87.1 - Sebbihısme rabbikel ağlâ.
SAteş  - Rabbinin yüce adını tesbih et (O'nun eksikliklerden uzak olduğunu an).
YB-1- Yüce Rabbinin nizamını tesis etmek için hevesle/coşkuyla çalışmalısın
Sin.be.he:Geçinmek için gerekli işleri coşkuyla yerine getirmek, çaba sarfetmek (YB)”. “Hatırda tutulanın dile getirilmesidir.Allah’ı yüceltme ve peşinden kendisinin de yücelmesidir.(MO)”. Hareket etmek, işini yapma, çaba sarfetmedir
Tesbîh kelimesinin sözlükte “hava veya suda hareket etmek, geçip gitmek, yüzerek uzaklara gitmek” anlamına gelen “سبح - sebh” kökünden türemiş bir kelime olduğu, Kur’ân’daki anlamının da Allah’ı O’na yakışmayan şeylerden uzak tutmak, Allah’ı yüceltmek, O’nun her türlü kemal sıfatlarla donanmış olduğunu iyi kavramak ve yaratanı tüm nitelikleriyle tanımak ve tanıtmak demektir. Bu nedenle; “Tesbîh”in Ebû Hüreyre’den gelen ve namazlardan sonra otuz üç kere “Sübhanellah” demeyi öneren rivâyet de dahil, otuz üçlük veya doksan dokuzluk imameli tespihlerle Allah’ın adının tekrarlanmasıyla herhangi bir alâkası yoktur. Zemahşeri, ismin tesbîhini şöyle açıklar:“Yüce Allah’ın ismini tesbîh etmek demek, Allah hakkında doğru olmayan sıfatları O’na yakıştırmak ve Allah’ı bir şeye benzetmek gibi, onun isimlerini inkâr etmeye götüren manalardan onu uzak tutmak, o ismi hafife almak ve saygı dışında bir maksatla anmaktan sakınmaktır.”(H Yılmaz)”
 rtfSndPly*87.2*
(٨٧-٢)
اَلَّذٖى خَلَقَ فَسَوّٰى 87.2*************
87.2 - Ellezî halega fesevvâ.
SAteş  - O ki (her şeyi) yarattı, düzenledi.
YB-2-3- O ki
                a-    değişik maddeleri birleştirerek belirli bir biçim veriyor (HALEGA)
b-    sonra fazlalıkları ve gerekli olmayanları çıkararak orantı ve denge sağlıyor (SEVVÂ)
c-    Sonra belirlenmiş ve saptanmış ölçüye göre gelişme ve büyümenin sürekliliğini sağlamak için ona yetenek ve olanak telkin ediyor. (GADDERA)
d-    Sonra da onu tamamlanmaya götürecek/kamil hale getirecek götürecek yolun kılavuzluğunu yapar/fıtratına yerleştirir. (HEDÂ)
 rtfSndPly*87.3*
(٨٧-٣)
وَالَّذٖى قَدَّرَ فَهَدٰى 87.3*************
87.3 - Vellezî gaddera fehedâ.
SAteş  - Ve O ki herşeyin miktarını, biçimini belirleyip hedefini gösterdi.
 rtfSndPly*87.4*
(٨٧-٤)
وَالَّذٖى اَخْرَجَ الْمَرْعٰى 87.4*************
87.4 - Vellezî ahracel mer'â.
SAteş  - Ve O ki otlağı çıkardı,

 rtfSndPly*87.5*
(٨٧-٥)
فَجَعَلَهُ غُثَاءً اَحْوٰى 87.5*************
87.5 - Fecealehû ğusâen ahvâ.
SAteş  - Sonra da onu kupkuru, siyah bir çöpe çevirdi.
YB-4-5- (Örneğin: ) Toprağa düşen tohumlardan hayvanlara gelişip büyümelerini sağlayan meralar oluşur. Bu yeşil meralar sonunda anız haline gelir. (Bu oluşumların hepsi Allah’ın her şeyin yapısına yerleştirdiği sisteme / kanunlar topluluğuna göre olur)

“Âyette geçen “غثاء - ğusâ” kelimesi “kusma” anlamına geldiği gibi, lügat ve tefsirlere göre “sel suyunun otlaklardan sürüklediği ve derelerin etrafına fırlattığı ot, çöp, yaprak ve köpükten oluşan karışım” anlamına da gelmektedir. (H Yılmaz)” rtfSndPly*87.6*

(٨٧-٦)
سَنُقْرِٸُكَ فَلَا تَنْسٰى 87.6*************
87.6 - Senugriuke felâ tensâ.
SAteş  - Sana (Kur'ân'ı), okutacağız, unutmayacaksın.
YB-6 - (Büyüme ve ölme dahil yaşamın kanunları insanlar için de geçerlidir. Bu kanunlar hakkındaki bilgiler diğer yaratıklarda olduğu gibi insanlara genetik yoluyla verilmiş değil. İnsan bunların bilgilerini resullere gönderilen vahiy aracılığıyla öğrenir.) Ey resul biz bu vahyi sana verdik ve ondan hiçbir şeyi unutmamanı ve ihmal etmemeni sağladık.

“Muhammed Esed’in de belirttiği gibi, “Allah’ın dilediği” şeklindeki istisna müfessirleri sıkıntıya sokmuştur. Çünkü peygamberimize Kur’ân’ı vahyeden Allah’ın ona Kur’ân’ın herhangi bir kısmını unutturmak/ terk ettirmek isteyeceğini düşünmek pek makul değildir. Burada, insanı yaratış amacına uygun olarak şekillendiren ve ona doğru yolu göstereceğini vaat eden Allah’ın, ona [insana] insanlığın biriktireceği, kaydedeceği ve ortaklaşa hatırlayacağı bilgi unsurlarını elde etme yeteneği vereceği, dolayısıyla öğreteceği bildirilmektedir. (H Yılmaz)”
 rtfSndPly*87.7*
(٨٧-٧)
اِلَّا مَا شَاءَ اللّٰهُ اِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفٰى 87.7*************
87.7 - İllâ mâ şâallâh, innehû yağlemul cehra ve mâ yahfâ.
SAteş  - Yalnız Allâh'ın dilediğini unutursun. O, açığı da bilir, gizli olanı da.
YB-7 – Açık olanı da gizli olanı da bile Allah’ın kanunlarına (resullerle ilgili kanunları) göre sen (vahiyden) hiç bir şeyi unutmayacaksın.
(Dolayısıyla insanların nesillerinin gelişmesini sağlamak için indirilen vahiy tam eksiksizdir)
 rtfSndPly*87.8*
 rtfSndPly*87.8*
(٨٧-٨)
وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرٰى 87.8*************
87.8 - Ve nuyessiruke lilyusrâ.
SAteş  - Seni en kolay yola muvaffak edeceğiz.
YB-8- (vahyi unutman bir yana) Vahyin hedefine uygun toplumu inşa etmen için sana her türlü kolaylığı sağlayacak yetenekleri de verdik.
“Âyetteki “اليسرى - el-yüsra/en kolay olan şey Her şeyden daha kolay olan” demektir. Böyle bir kolaylık ancak cennet yaşamı olabilir. Buna göre âyetin manası “Biz ona cennet için her kolaylığı sağlayacağız” demektir. (H Yılmaz)”
rtfSndPly*87.9*
 rtfSndPly*87.9*
(٨٧-٩)
فَذَكِّرْ اِنْ نَفَعَتِ الذِّكْرٰى 87.9*************
87.9 - Fezekkir in nefeatiz zikrâ.
SAteş  - O halde eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat, öğüt ver.
YB-9- Dolayısıyla insanlara hatırlatmaya (onları hatırlatmayla uyarmaya) devam et ama hatırlatmandan yararlanmadıklarını gördüğün kimseleri de bir kenara bırak. (öğretilerinin meyve verdiği kimselere ayır zamanını)
“Yunus sûresinin 99. âyetindeki“ Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. Öyleyse sen mi halkı inanmaları için zorlayacaksın?” ifadesi ile belirtildiği gibi, peygamberimizin görevi insanları ikna etmek değil, sadece tebliğ etmektir. Öğüde muhatap olanların bundan faydalanmak isteyip istememeleri ayrı bir konudur. Âyet, “öğüt ver, çünkü öğüdün faydası olduğu muhakkaktır” şeklinde bir öngörüyü belirtmektedir. (H Yılmaz)”

 rtfSndPly*87.10*
(٨٧-١٠)
سَيَذَّكَّرُ مَنْ يَخْشٰى 87.10*************
87.10 - Seyezzekkeru mey yahşâ.
SAteş  - (Allah'a) Saygılı olan hatırlar (öğüt alır).
YB-10- Bunun sebebi hatırlatmadan ancak; geleceğini düşünen neyi kazanacağı ve neyi kaybedeceğini anlayabilen ve yanlış yolda olmanın zararlı sonuçlarından korunmak isteyen kimseler hatırlayıp öğüt alırlar.
“Haşyet , bilgi ve idrakin bir sonucu olarak ortaya çıkan hayranlık ve saygının doğurduğu bir “hasret kalma, uzak düşme” korkusudur. Bu yönüyle kesinlikle basit korkuya benzemez. Âyetteki “يخشون ربهم - yahşevne” ibaresi “haşyet”i [hayranlık ve saygı duyup ondan uzaklaşmaktan korkmayı], “ويخافون - yehâfûne” ibaresi ise bilinen sade ve basit anlamlı korkuyu ifade etmektedir.“Havf” denen basit korku duygusu bir yaradılış özelliği olarak herkeste var olmasına karşılık, içerdiği saygı ve hayranlık duyguları ancak çaba gösterilerek elde edilebilen “haşyet” duygusu herkeste olmaz. (H Yılmaz)”
· İnsanlardan, diğer canlı varlıklardan ve davarlardan da böyle türlü türlü renkte olanlar vardır. Kulları arasında Allah’tan ancak bilginler haşyet ederler [derin hayranlık ve saygı duyup ondan uzaklaşmaktan korkarlar] . Evet, Allah güçlüdür, bağışlayıcıdır. Fâtır; 28:
· Onlar [peygamberler] , Allah’ın mesajlarını bildiriyorlardı ve O’na haşyet duyuyorlardı [derin hayranlık ve saygı duyup ondan uzaklaşmaktan korkuyorlardı]. Allah’tan başka kimseye haşyet duymuyorlardı [derin hayranlık ve saygı duyup ondan uzaklaşmaktan korkmuyorlardı] . Hesap görücü olarak da Allah yeter. Ahzab; 39
· Kesinlikle onlar [melekler] Rabb’lerinin haşyetinden [Rabb’lerine duydukları derin hayranlık ve saygı sonucu O’ndan uzaklaşma korkusundan] tir tir titrerler.” Müminun; 57:
· O, onların [meleklerin] önlerinde olanı ve arkalarında olanı bilir. Ve onlar, O’nun hoşnut olduğu kimselerden başkasına şefaat [dünyada yardım ve aracılık] edemezler. Bununla birlikte onlar O’nun haşyetinden [O’na duydukları derin saygı ve sevgiden dolayı ondan uzaklaşma korkusundan] tir tir titrerler.” Enbiya; 28
· İbrahîm sûresinin 52. âyetinde de “ulü’l-elbab [akıl ve vicdanı temiz olanlar]” olarak nitelenmişlerdir.

 rtfSndPly*87.11*
(٨٧-١١)
وَيَتَجَنَّبُهَا الْاَشْقٰى 87.11*************
87.11 - Ve yetecennebuhel eşgâ.
SAteş  - Bahtsız olan da ondan kaçınır.

 rtfSndPly*87.12*
(٨٧-١٢)
اَلَّذٖى يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرٰى 87.12*************
87.12 - Ellezî yaslen nâral kubrâ.
SAteş  - O da en büyük ateşe girer.

 rtfSndPly*87.13*
(٨٧-١٣)
ثُمَّ لَا يَمُوتُ فٖيهَا وَلَا يَحْيٰى 87.13*************
87.13 - Summe lâ yemûtu fîhâ ve lâ yahyâ.
SAteş  - Sonra orada ne ölür, ne de yaşar.
YB-11-12-13  Ama onu (hatırlatmayı/zikri) benimsemeyen perişan/sefil olurlar ve büyük ateşe atar kendini. O öyle bir vaziyettedir ki sanki ne ölüdür nede yaşıyordur.

 rtfSndPly*87.14*
(٨٧-١٤)
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ تَزَكّٰى 87.14*************
87.14 - Gad eflehâ men tezekkâ.
SAteş  - Doğrusu, mutluluğa ermiştir zekât veren;
Tezkiye”, temizlemek, geliştirmek, feyizlendirmek, büyütmek ve temize çıkarmak demektir.زكى - zekâ” fiilinden gelir. “زكى - zekâ”, sözlükte temizlik, paklık, artıp büyümek, feyiz ve bereket anlamlarına gelir (H Yılmaz)”.
Zekatın Kelime Anlamı: Ze-k-v; artmak, çoğalmak, büyümek, ıslah etmek, düzeltmek, gelişmek, serpilmek, dallanıp budaklanmak, kalbin temizliğini arttırmak, dürüstlüğü çoğaltmak, uygun düşmek, yakışmak, yaraşmak, artış, çoğalma, büyüme, gelişme, kalkınma, temizlenme, arınma, iyi ve düzgün olma.
Zekat-il-ardh toprağın artan ürünü
Zekaa-al-ğulam oğlan çocuğu büyüdü, gelişti
El-ilmu yezku alal infaq ilim harcamayla artar
Zekât, “Zekâ kelimesinden türemiştir. Ürün arttığında araplar “Zekâ’z-zer’u” derler. Zekât vermek de bereketi celbettiği için bu adı almıştır. Artmak, bereketli olmak, iyi ve düzgün olmak, temizlik. (Elmalılı-MYSoyalan)”. “Zekât, lügatte nemâ (büyüme, artma) mânasına gelir.    زَكَا الزَّرْعُ   "Ekin büyüdü" demektir. Âlimler Kur'ân-ı Kerîm'de zikri geçen vâcib ve mendub sadakalara nafaka, hak, afv gibi kelimelerle ifâde edilen sadaka çeşitlerine zekât ıtlak edildiğini belirtirler.(İ Canan-Kavramlar A)”.

A-Temizlenmekten Farklıdır:
Athar:Tı-h-R; kökünden türetilmiş olup arıtmak, temizlemek, saf hale getirmek, arındırmak, arınmak, arıtılmak, kirden, pislikten, küçültücü, aşağılayıcı şeylerden temizlenmek demektir. Zekattan yani, artırma ve geliştirmeden farklıdır.
Şöyle ki; aşağıdaki ayetlerde, Ezke ve Athar kelimelerinin birlikte kullanılarak zekatın, ahtardan/temizlenmeden ayrı olduğu anlaşılmaktadır.
2/232   وَاِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَبَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ اَنْ يَنْكِحْنَ اَزْوَاجَهُنَّ اِذَا تَرَاضَوْا بَيْنَهُمْ بِالْمَعْرُوفِ ذٰلِكَ يُوعَظُ بِهٖ مَنْ كَانَ مِنْكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ذٰلِكُمْ اَزْكٰى لَكُمْ وَاَطْهَرُ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
Ve iza tallaktumun nisae fe belağne ecelehunne fe la ta'duluhunne ey yenkihne ezvacehunne iza teradav beynehum bil ma'ruf, zalike yuazu bihi men kane minkum yu'minu billahi vel yevmil ahir, zalikum ezka lekum ve athar, vallahu ya'lemu ve entum la ta'lemûn.
S. Ateş    Kadınları boşadığınız zaman bekleme sürelerini bitirdiler mi, kendi aralarında güzelce anlaştıkları takdirde, (eski) kocalarıyle evlenmelerine engel olmayın. Bu, içinizden Allah'a ve âhiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Bu, sizin için daha iyi ve daha temizdir. Allâh bilir, siz bilmezsiniz.

33/33 وَقَرْنَ فٖى بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُولٰى وَاَقِمْنَ الصَّلٰوةَ وَاٰتٖينَ الزَّكٰوةَ وَاَطِعْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ اِنَّمَا يُرٖيدُ اللّٰهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ اَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهٖيرًا
Ve karne fi buyutikunne ve la teberracne teberrucel cahiliyyetil ula ve ekimmes salete ve atinez zekate ve eti'nellahe ve rasuleh, innema yuridullahu li yuzhibe ankumur ricse ehlel beyti ve yutahhirakum tathira.
S. Ateş Evlerinizde oturun, ilk câhiliye (çağı kadınları)nın açılıp kırıtması gibi açılıp kırıtmayın. Namazı kılın,
zekâtı verin, Allah'a ve Resûlüne itâ'at edin. Ey Ehl-i Beyt (ey peygamberin ev halkı), Allâh sizden, kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

9/103 خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكّٖيهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ اِنَّ صَلٰوتَكَ سَكَنٌ لَهُمْ وَاللّٰهُ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ
Huz min emvalihim sadekaten tutahhiruhum ve tuzekkihim biha ve salli aleyhim inne salateke sekenul lehum vallahu semiun alîm.
S. Ateş Onların mallarından, kendilerini
temizleyeceğin, yücelteceğin bir sadaka al ve onlara du'â et; çünkü senin du'ân, onlara huzûr verir. Allâh işitendir, bilendir.
B- Mal Vermekten Farklıdır
Kimi ayetlerde malını verir denildikten sonra atez zekat terimi de ayrıca kullanılmış ve mal vermekten farklılığı ortaya konulmaktadır.
2/177   لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰـكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّٖنَ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّهٖ ذَوِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ وَالسَّائِلٖينَ وَفِى الرِّقَابِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِرٖينَ فِى الْبَاْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ وَحٖينَ الْبَاْسِ اُولٰـئِكَ الَّذٖينَ صَدَقُوا وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Leysel birra en tuvellu vucuhekum kibelel meşriki vel mağribi ve lakinnel birra men amene billahi vel yevmil ahiri vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyin, ve atel male ala hubbihi zevil kurba vel yetama vel mesakine vebnes sebili ves sailine ve fir rikab, ve ekames salate ve atez zekah, vel mufune bi ahdihim iza ahedu, ves sabirine fil be'sai ved darrai ve hînel be's, ulaikellezine sadeku, ve ulaike humul muttekûn.
Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, o(kimsenin iyiliği)dir ki, Allah'a, âhiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere inandı; sevdiği malını yakınlara, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışlara, isteyene/yoksulara ve boyunduruk altında bulunan/özgürleşmeye çalışanlar verir; salatı ikame eder, zekâtı yerine getirir. Andlaşma yaptıkları zaman andlaşmalarını yerine getirenler; sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler, işte doğru olanlar onlardır, (Allâh'ın azâbından) korunanlar da onlardır.

C- Sadaka, İhsan, Hayır ve Allah’a Güzel Bir Borç Vermeden Farklıdır
Bu durum, yani zekat kelimesi yine sadaka,  ihsan etme, hayra verme, Allah’a güzel bir borç vermeyi ihtiva eden diğer ayetlerde de birlikte tekrarlanarak bu eylemlerden de farklılığı görülmektedir.

58/13 ءَاَشْفَقْتُمْ اَنْ تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَیْ نَجْوٰیكُمْ صَدَقَاتٍ فَاِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ فَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَطٖيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَاللّٰهُ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Eeşfaktum en tukaddimu beyne yedey necvakum sadekat, feiz lem tef'alu ve taballahu 'aleykum feekîmussalate ve atuzzekate ve eti'ullahe ve resuleh, vallahu habirum bima ta'melûn.
S. Ateş Gizli konuşmanızdan önce
sadaka vermenizden korktunuz mu? Çünkü yapmadınız. Allâh da sizi (bundan) affetti. Artık namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Elçisine itâ'at edin. Allâh yaptıklarınızı bilmektedir.

9/103 خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكّٖيهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ اِنَّ صَلٰوتَكَ سَكَنٌ لَهُمْ وَاللّٰهُ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ
Huz min emvalihim sadekaten tutahhiruhum ve tuzekkihim biha ve salli aleyhim inne salateke sekenul lehum vallahu semiun alîm.
S. Ateş Onların mallarından, kendilerini
temizleyeceğin, yücelteceğin bir sadaka al ve onlara du'â et; çünkü senin du'ân, onlara huzûr verir. Allâh işitendir, bilendir.
2/83 وَاِذْ اَخَذْنَا مٖيثَاقَ بَنٖى اِسْرَایٖٔلَ لَا تَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَذِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ اِلَّا قَلٖيلًا مِنْكُمْ وَاَنْتُمْ مُعْرِضُونَ
Ve iz ehazna misaka beni israile la ta'budune illellahe ve bil valideyni ihsanev ve zil kurba vel yetama vel mesakini ve kulu lin nasi husnev ve ekîmus salate ve atuz zekah, sümme tevelleytum illa kalilem minkum ve entum mu'ridûn.
S. Ateş Biz İsrâil oğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, anaya-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara
iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin!" Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz; hâlâ da yüz çevirip duruyorsunuz.
2/110 وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ
Ve ekîmus salate ve atuz zekah, ve ma tukaddimu li enfusikum min hayrin teciduhu indellah, innellahe bi ma ta'melune besîr.
S. Ateş Namazı kılın,
zekâtı verin; kendiniz için yapıp gönderdiğiniz her hayrı, Allâh'ın yanında bulursunuz, Allâh yaptıklarınızı görür.
21/73 وَجَعَلْنَاهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا وَاَوْحَيْنَا اِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَاِقَامَ الصَّلٰوةِ وَاٖيتَاءَ الزَّكٰوةِ وَكَانُوا لَنَا عَابِدٖينَ
Ve cealna hum eimmetey yehdune bi emrina ve evhayna ileyhim fi'lel hayrati ve ikames salati ve itaez zekah, ve kanu lena abidîn.
S. Ateş Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve onlara
hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden(insan)lardı.
5/12 وَلَقَدْ اَخَذَ اللّٰهُ مٖيثَاقَ بَنٖى اِسْرَایٖٔلَ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَىْ عَشَرَ نَقٖيبًا وَقَالَ اللّٰهُ اِنّٖى مَعَكُمْ لَئِنْ اَقَمْتُمُ الصَّلٰوةَ وَاٰتَيْتُمُ الزَّكٰوةَ وَاٰمَنْتُمْ بِرُسُلٖى وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَاَقْرَضْتُمُ اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا لَاُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّپَاتِكُمْ وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا لْاَنْهَارُ فَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاءَ السَّبٖيلِ
Ve le kad ehazellahu misaka beni israil, ve beasna minhumusney aşera nekiba, ve kalellahu inni meakum, lein ekamtumus salate ve ateytumuz zekate ve amentum bi rusuli ve azzertumuhum ve akradtumullahe kardan hasenel le ukeffiranne ankum seyyiatikum ve le udhilennekum cennatin tecri min tahtihel enhar, fe men kefera ba'de zalike minkum fe kad dalle sevaes sebîl.
S. Ateş Allâh, İsrâil oğullarından söz almıştı ve içlerinden on iki başkan göndermiştik. Allâh demişti ki: "Ben sizinle beraberim, eğer namazı kılar,
zekâtı verirseniz; elçilerime inanır, onlara yardım eder ve Allah'a güzel borç verirseniz, elbette sizin günâhlarınızı örterim ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim nankörlük ederse, düz yoldan sapmış olur.

73/20 اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَیِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَائِفَةٌ مِنَ الَّذٖينَ مَعَكَ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰى وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِى الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ فَاقْرَؤُا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْرًا وَاَعْظَمَ اَجْرًا وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
İnne rabbeke ya'lemu enneke tekumu edna min suluseyilleyli ve nisfehu ve sulusehu ve taifetum minellezîne me'ak, vallahu yukaddirulleyle vennehar, 'alime el len tuhsuhu fetabe 'aleykum fakrau ma teyessera minelkur'an, 'alime en seyekunu minkum merda ve aharune yadribune fil'ardi yebteğune min fadlillahi ve aharune yukatilune fi sebilillahi fakrau ma teyessere minhu ve ekîmussalate ve atuzzekate ve akridullahe kardan hasena, ve ma tukaddimu lienfusikum min hayrin teciduhu 'indallahi huve hayrev ve a'zame ecra, vestağfirullah, innallahe ğafurur rahîm.
S. Ateş Rabbin senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını; Seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allâh, sizin onu sayamayacağınızı (zamanı hesab edip gecenin belli sâ'atlerinde kalkamayacağınızı) bildiği için sizi affetti. Artık (belli bir sâ'at gözetmeden) Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyun (ne miktar kolayınıza gelirse o kadar gece namazı kılın, kendinizi zorlamayın.) Allâh, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allâh'ın lutfunu arayan başka kimseler ve Allâh yolunda savaşan daha başka insanlar bulunacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Namazı kılın,
zekâtı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için verdiğiniz hayırları, Allâh katında verdiğinizden daha hayırlı ve mükâfâtça daha büyük bulacaksınız. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allâh, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
D-Diğer taraftan, sayılan yoksul kişilere yardım edilmesi emredilen ve zekat ayeti diye öğretilen bu ayette diğer ayetlerde olduğu gibi zekat değil, sadaka, hak, ihsan en genel anlamda da infak/harcama tabiri geçmektedir.
9/60  اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكٖينِ وَالْعَامِلٖينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى الرِّقَابِ وَالْغَارِمٖينَ وَفٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَابْنِ السَّبٖيلِ فَرٖيضَةً مِنَ اللّٰهِ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ
İnnemas sadekatu lil fukarai vel mesakini vel amiline aleyha vel muellefeti kulubuhum ve firrikabi vel ğarimine ve fi sebilillahi vebnis sebil, feridatem minallah, vallahu alimun hakîm.
Sadakalar, (zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak ancak fakirlere, düşkünlere, onlar üzerinde çalışan (zekât toplayan) memurlara, kalbleri ısındırılacak olanlara, kölelik altında bulunanlara, borçlulara, Allâh yoluna ve yolcuya mahsustur (toplanan zekât, ancak bu sayılanlara verilir). Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
Sözkonusu ayet incelendiğinde; dikkat edilirse zekat parantez içindedir ve ayet metninde kesinlikle yoktur ve sadaka kelimesi geçmektedir.
·  2/215 يَسْپَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلْ مَا اَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبٖينَ وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَابْنِ السَّبٖيلِ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهٖ عَلٖيمٌ
Yes'eluneke maza yunfikun, kul ma enfaktum min hayrin fe lil valideyni vel akrabine vel yetama vel mesakini vebnis sebil, ve ma tef'alu min hayrin fe innellahe bihi alîm.
Sana (Allâh yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Verdiğiniz hayır (mal), ana-baba, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış(lar) içindir. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allâh bilir.
·  2/273 لِلْفُقَرَاءِ الَّذٖينَ اُحْصِرُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ لَا يَسْتَطٖيعُونَ ضَرْبًا فِى الْاَرْضِ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُمْ بِسٖيمٰیهُمْ لَا يَسْپَلُونَ النَّاسَ اِلْحَافًا وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهٖ عَلٖيمٌ
Lil fukaraillezine uhsiru fi sebilillahi la yesteti'une darben fil erdi yahsebuhumul cahilu ağniyae minet teaffuf, ta'rifuhum bi simahum, la yes'elunen nase ilhafa, ve ma tunfiku min hayrin fe innellahe bihi alîm.
S. Ateş (
Sadakalar) şu fakirlere mahsustur ki, Allâh yolunda kapanıp kalmışlardır. Yeryüzünde gezip dolaşamazlar. Bilmeyen, utangaçlıklarından dolayı onları zengin sanır. Onları simâlarından (yüzlerinden) tanırsın. Yüzsüzlük edip insanlardan istemezler. Yaptığınız her hayrı Allâh bilir.
·  17/26   وَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذٖيرًا
Ve ati zel kurba hakkahu vel miskine vebnes sebili ve la tubezzir tebzîra.
S. Ateş    Akrabâya, yoksula ve yolcuya hakkını ver, fakat saçıp savurma.
E-Bu durumda,  Zekatın Mal Vermeden Ayrı, Ondan Öte,  Daha Farklı Bir Eylem Olduğu Anlaşılmaktadır.
Zira, elif-te-ye kökünden gelen Atu kelimesi /Atu-z-zekat terimi 2:43; 2:83; 2:110; 2:277; 4:77; 9:5; 9:11; 22:41; 22:78; 24:56; 58:13; 73:20; ayetlerde geçmekte ve bir kimseye gelmek, bir yere ulaşmak, bir şeyi getirmek, üretmek, başarmak, sonuçlandırmak, bir şeyi bir kimseye vermek, takdim etmek, sağlamak, bir işi yapmak, yerine getirmek, bir hareketi uygulamak, gerçekleştirmek, bir günah veya suç işlemek, yapmak anlamlarına gelmektedir. Kısaca, Atu-z-zekat; gelişmeyi sağlamaktır, yani insanların, fiziksel, ruhsal, zihinsel, ekonomik, sosyal, kültürel vb gelişmesini, refah ve mutluluğunu artırmaktır, insanı ve toplumu her yönden yüceltmektir.
Nitekim bazı ayetlerde, Failun 23/4 / zekatı yaparlar; evsani 19/31 /zekatı  tavsiye etti; ye'muru 19/55 zekatı emretti ifadeleri de yer almaktadır.
Bu nedenle, zekat yani gelişmek, yücelmek kelimesi öncelikle:
1-       Temizlenme/tahara kelimesiyle birlikte yer alır ki, tüm çirkinliklerden, kirden, günahtan, kötülükten arınmayı ister.2/32, 9/103, 33/33
2-       Mal verme, maldan vermeyle birlikte anılr ki, mal tutkusundan sevdasından kurtulmayı belirtir.2/272.
3-       Yine sadaka,  ihsan etme, hayra verme, Allah’a güzel bir borç verme emirleriyle birlikte kullanılır ki, nimet, rızık, servet ve tüm sahip olunanların bağından, bağlılığından sıyrılmayı bekler. 58/13, 9/103, 2/83, 2/110, 21/73, 5/12, 73/20.
Sonra da, verenin zekata yani gelişmeye, yücelmeye ulaştığından bahsederek, verdiği ölçüde yücelebildiği açıklar, ilan eder. 92/18.
Bununla kalmaz, engeli olanları, mahalle baskısında bulunanları, sistemin düzenin zülmünde olanları, çaresizleri düşünür ve ve bu kez gelişmek, yücelmekle birlikte diğer insanların toplumun zekatı yani geliştirilmesi, yüceltilmesi için, bu kelimeyi zekatı:
4-       Sadakaları al ki emriyle birlikte kullanır.
9/103  خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكّٖيهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ اِنَّ صَلٰوتَكَ سَكَنٌ لَهُمْ وَاللّٰهُ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ
Huz min emvalihim sadekaten tutahhiruhum ve tuzekkihim biha ve salli aleyhim inne salateke sekenul lehum vallahu semiun alîm.
S. Ateş Onların mallarından, kendilerini
temizleyeceğin, yücelteceğin bir sadaka al ve onlara du'â et; çünkü senin du'ân, onlara huzûr verir. Allâh işitendir, bilendir.
5-       Bunun için güce ulaşıp, iktidara gelme/ getirilmeyle birlikte, insanların toplumun zekatı yani geliştirilmesi, yüceltilmesini kullanır ki, bu dair sistemi, düzeni kursun ister.
Şöyle emreder:
22/41   اَلَّذٖينَ اِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِى الْاَرْضِ اَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ وَاَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِ وَلِلّٰهِ عَاقِبَةُ الْاُمُورِ
Ellezine im mekkennahum fil ardi ekamus salate ve atevuz zekate ve emeru bil ma'rufi ve nehev anil munker, ve lillahi akibetul umûr. Onları yer yüzünde iktidâra getirdiğimiz takdirde namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a âittir.
6-       Yine, Sallayı ikame edinle yani Kurana bağlılık, destek olmayla birlikte 30 yerde zekatı yani insanların toplumun geliştirilmesi, yüceltilmesini kullanır ki, bu eğitimi, desteği, organizasyonları ve seferberliği yapsın ister. 22/41
7-       Emri bil ma'ruf ve nehyi anil munker yani iyiliği emreder, kötülüğü nehyetmeyi birlikte zekatı yani insanların toplumun geliştirilmesi, yüceltilmesini kullanır ki, tüm toplum hep birlikte yücelsin, yücelmenin önündeki engeller kalksın ister 22/41,
8-       Bu arada, zekatın gerçek anlamı nedeniyle Kuranda gelişmenin ve yücelmenin ölçüsü olacak belli bir oran, kırkta bir gibi düzenleme de bulunmamakta, tam aksine, değil 1/40 kırkta birini, infaktan yani ihtiyaçtan fazlasını vermekten de öte Allah’ın ihsan ettiği tüm yetenekleri, imkanları insanın ve toplumun gelişimi ve yücelmesi için seferber etmek, vermek, verdikçe, verdiğin ölçüde gelişip yücelme yer almaktadır.
9-       Yine, bu kavramları yani başta zekat yani insanın gelişmesi yücelmesi, buna paralel topmunun geliştirilmesi, yüceltilmesini  emrinin/eyleminin önceki kavimlere de emredildiğini 19/55, 21/73, 7/156, ve 19/31 de de bu eylemin   Sağ olduğum sürece bana namaz kılmayı, zekât vermeyi emretti!"hususunu belirterek misyonunun köklerini ta ademe ve tüm dinlere götürür, bu kadar güçlü bir misyonla gelecek vizyonuna ışık tutar.
10-    Bu eylemi zekatı yapanlara  rahmet edecegi, kötülüklerini örteceği, ecirlerinin Rablerinin katında olduğu, onlara korku bulunmadığı, mahzun olmayacağı ve altından ırmaklar akan cennetlere sokacağı belirtilmektedir..
Böylece, zekatın anlamının, gelişmek, yücelmek olarak açıkça ortaya çıkması karşısında zekatın; mal mülk vergisi, müslümanlardan alınan vergi vb yaklaşımların yanı sıra, klasik öğretide, tekerleme haline gelen zekat 1/40 kırkta bir söyleminin (para, altın vs dışında yanlış olup, hayvanlarda koyunda 40 da bir, sonrası 100 de bir iken, büyükbaşta 30 da, devede 5 de bir koyun veya 25 de bir deve, toprakta %5 veya %10, madende cinsine göre %20 vs farklılıklarla yeralmış olmasına karşın) kabulu mümkün değildir.
Sonuç olarak, insanı esfeli safiline düşüren tüm kirlerden, günahtan, çirkinliklerden temizlenerek; mala, mülke, makama, kısaca geçimlik ve imtihan olarak ihsan edilen tüm unsurlara ölesiye düşkünlükten, peşinde esir olmaktan, bağımlılıktan, tutkulardan kurtulmak için ihtiyacı olanlarla paylaşarak; insanlığın, toplumun gelişmesi ve yücelmesi amacıyla Kuranın tebliğini, sallanın ikamesini, bağlılığı, destek olmayı, eğitimi, güvenliği, iyiliği emredip, kötülüğü nehyetmeyi, tüm engelleri, baskıları, iradesizleştiren bağımlılıkları, büyülemeleri, ortadan kaldıran ortamı oluşturmak için çalışmaktır.
Zekat, insanlığın yer yüzündeki amacını yani, dünyanın geçiciliğini, imtihan sırını, mal, mülk vb şeyleri, şeytanı/ayartıları dikkate alarak verdikçe tüm bağımlılıklardan, tutkulardan, sevdalardan temizlenmek suretiyle gelişmeyi, yücelmeyi, cennete layık olmayı, muhabbetullaha ulaşmayı anlatır.
Kısaca, zekatı vermek, yani gelişimi, yücelmeyi ve yüceltmeyi başarmak çabasıdır.
Zekatın gerçek anlamı nedeniyle Kuranda gelişmenin ve yücelmenin ölçüsü olacak belli bir oran, kırkta bir gibi düzenleme de bulunmamakta, tam aksine, değil 1/40 kırkta birini veya infaktan yani ihtiyaçtan fazlasını vermekten de öte, yani balık vermenin yanı sıra, balık tutmayı da öğretmek ve  Allah’ın ihsan ettiği tüm yetenekleri, imkanları insanın ve toplumun gelişimi ve yücelmesi için vermek, seferber etmek, öncülük yapmak, ön ayak olmak, teşvik etmek ve bunları yaptıkça, yaptığın ölçüde gelişip yücelme, razı olma ve razı olunma yer almaktadır.( http://aaldemira.blogspot.com/ihtiyaç sahipleri ve verme eylemi)
  rtfSndPly*87.15*
(٨٧-١٥)
وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهٖ فَصَلّٰى 87.15*************
87.15 - Ve zekerasme rabbihî fesallâ.
SAteş  - Rabbinin adını anıp namaz kılan.
YB-14 – 15 - Unutma ki! Rabbinin yüceliğini hatırlayıp onun yasalarına bağlanarak nefsini geliştiren başarıya ulaşır.
 rtfSndPly*87.16*
(٨٧-١٦)
بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا 87.16*************
87.16 - Bel tué'sirûnel hayâted dunyâ.
SAteş  - Ama siz, şu yakın hayâtı yeğliyorsunuz.

Kur’ân’da birçok yerde geçen “el-hayâtü’d-dünya” tamlaması, meal ve tefsirlerin çoğunda Türkçeye “dünya hayatı” olarak çevrilmiştir. Yapılan bu çeviri “insanların yeryüzünde yaşadıkları hayat” olarak anlaşıldığı ve bu nedenle de yanlış anlamaya yol açtığı için hatalı bir çeviridir. Buradaki “dünya” sözcüğü, üzerinde yaşadığımız gezegen olan Dünya değil, Arapçada “en aşağı, en adî, en basit” anlamlarına gelen bir sıfattır. (H Yılmaz)”.
 rtfSndPly*87.17*
(٨٧-١٧)
وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ وَاَبْقٰى 87.17*************
87.17 - Vel âhıratu hayruv ve ebgâ.
SAteş  - Oysa âhiret daha iyi ve daha kalıcıdır.
YB-16-17- Ama siz (fırsatçılık yaptığınızı zannederek) kalıcı değerler yerine geçici olan düşük yaşamı seçiyorsunuz. (Fiziki kazanımlardan feragat edebilmek insanlığı geliştirir ve ona başarılı bir gelecek sağlar)
  rtfSndPly*87.18*
(٨٧-١٨)
87.18*************
اِنَّ هٰذَا لَفِى الصُّحُفِ الْاُولٰى
87.18 - İnne hâzâ lefis suhufil ûlâ.
SAteş  - Bu (hükümler), elbette ilk sahifelerde de vardı:

 rtfSndPly*87.19*
(٨٧-١٩)
صُحُفِ اِبْرٰهٖيمَ وَمُوسٰى 87.19*************
87.19 - Suhufi ibrâhîme ve mûsâ.
SAteş  - İbrâhim'in ve Mûsâ'nn sayfalarında.
YB-18-19- Bunlar Kuranda insanlığa ilk defa söylenen şeyler değil Daha önceki sahifelerde - İbrahim’in ve Mûsâ'nn sayfalarında da anlatılmıştı. (Yasa aynı yasadır değişmez)
rtfSelectedTabRef*38*19*19*087.019*Ala 1-19**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*19*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*87.1*


56 yorum:

GALAKSİ dedi ki...

varlıkların tesbihi, Allah onları ne için yarattı ise onların da sadece bu amaçla yaşamaları, hareket etmeleri, görevlerini kusursuz yerine getirmeleri, kendilerine çizilen hal ve hareketleri, duruşu, yaşam biçimini/ahlakı aynen uygulamasıdır.

ALLAHIN İSİMLERİNİ ÇEKMEK YERİNE BU TANIM DAHJA MANTKLI GELDİ.

BEHLÜL dedi ki...

NEDN TESBİH ÇEKMEK DEĞİLMİŞ.

O ZAMAN NAMAZLARDAN SONRA NEDEN 33 LÜK ÇEKİYORUZ.

ZEYD dedi ki...

BEHLÜL

HOCAYI OKUMAMIŞSIN
VEYA ANLAMADIN
UYUYORMUSUN.
BAK NE DİYOR

Tesbîhin Ebû Hüreyre’den gelen ve namazlardan sonra otuz üç kere “Sübhanellah” demeyi öneren rivâyet de dahil, otuz üçlük veya doksan dokuzluk imameli tespihlerle Allah’ın adının tekrarlanmasıyla herhangi bir alâkası yoktur” derken, M İslamoğlu da “Tesbihin, işitilen bir şey olmaktan daha çok anlaşılan bir şey olduğu 17/44 den anlaşılmakta”, olduğunu belirtmektedir

VİRYANA dedi ki...

Tesbih kelimesinin geçtiği, 17/44 Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, halimdir, çok bağışlayandır. bu ve diğer tüm ayetler birlikte ele alındığında, varlıkların tesbihi, Allah onları ne için yarattı ise onların da sadece bu amaçla yaşamaları, hareket etmeleri, görevlerini kusursuz yerine getirmeleri, kendilerine çizilen hal ve hareketleri, duruşu, yaşam biçimini/ahlakı aynen uygulamasıdır.
YAŞAMAK
GÖREVİNİ YAPMAK
TESBİHTİR
MUHTEŞEM BİR BAKIŞ GELDİ

AYŞEM dedi ki...

Allah onları ne için yarattı ise onların da sadece bu amaçla yaşamaları, hareket etmeleri, görevlerini kusursuz yerine getirmeleri,
TESBİHİN TAA KENDİSİSDİR.

URANUR dedi ki...

TESBİH ALLAH IN YÜCELİĞİNİ
RAB OLUŞUNU
HÜKÜMLERİNİ
Yüzmek, akmak, gezmek, cereyan etmek, geçim için dolaşmak, amaç uğrunda çabalamak, takdis ve tenzih etmekTİR.

BU DA YAŞAMA GEÇİREREK OLUR.

HÜLYA dedi ki...

SENİ YARATANIN SENDEN BEKLEDİĞİ ROLÜ YAPMAKTIR TESBİH

HOCADAYI dedi ki...

17/44 Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, halimdir, çok bağışlayandır. bu ve diğer tüm ayetler birlikte ele alındığında, varlıkların tesbihi, Allah onları ne için yarattı ise onların da sadece bu amaçla yaşamaları, hareket etmeleri, görevlerini kusursuz yerine getirmeleri, kendilerine çizilen hal ve hareketleri, duruşu, yaşam biçimini/ahlakı aynen uygulamasıdır.

BUNDAN DAHA GÜZELİ VARSA SÖYLEYİN
YOKSA BENİM GİBİ SAYGIYLA EĞİLİN

AXY dedi ki...

KUŞLARIN TESBİHİ GEÇİYORDU BİR AYETTE.

BU AYETİ ŞİMDİ ANLADIM.
O KADAR TEFSİRDE OKUMUŞ VE TATMİN OLMAMIŞTIM.
VARLIKLARIN TESBİHİNİ ANLADIM.

BİRGÜL dedi ki...

AKLETMESEN ANLAYAMAZSIN.

KURAN HEP NEREDEN BİLİRSİN DERKEN
AKLEDERSEN
DÜŞÜNÜRSEN
ANLARSIN
YAKLAŞIMINI DA BU SİTEDEN ÖĞRENDİM.

TESBİHİ DE ANLAMAZSIN DERKEN AYNI ÖLÇÜYÜ UYGULADIM.
SAĞOLUN

YEŞİM dedi ki...

Zira, Allah kainatı, yeri göğü, içindekileri yaratırken her şeyi kuşatan yasaları var etmiş, yapısına koymuş, gerekli her türlü donanımla ihya etmiştir. Yolunu, yöntemini, amaçlarını ve gerekli her unsuru noksansız ve en mükemmel yapıda belirlemiştir.
Örneğin; bu kainat sarayını yaratıp, insanı da bu sarayda, bu dünyada kimin daha erdemli, daha hayırlı, daha faziletli olduğunu kendisine göstermek için yaşatmaktadır. Belli süre gelince de bu imtihan sona ermekte, ölüm gerçekleşmektedir.
Bunun için insana bu dünyada gerekli yeme içmeden, düşünme, akletmeye kadar tüm melekeler yapısında var edilerek secde/itaat ve hizmet etmektedir. Ancak birisi AYARTICI, UZAKLAŞTIRICI melekesi olan Şeytan, itaat etmemekte ve insanı vahyi yoldan uzaklaştırma ayartma görevini sadece alternatif sunarak, fısıldayarak yerine getirmektedir.
Bununla birlikte Rabbi insana, 2/38 "Hepiniz oradan inin," dedik, "Yalnız size benden bir hidâyet geldiği zaman, kimler benim hidâyetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir, 20/123 Dedi ki: "Hepiniz oradan inin, birbirinize düşmansınız. İmdi benden size bir hidâyet geldiği zaman kim benim hidâyetime uyarsa o, sapmaz ve şaği olup/sıkıntıya düşmez."vaadi uyarınca ayrıca rehber/Kuran göndermektedir. İnsanı seçiminde özgür bırakmaktadır. Dileyen mümin, dileyen kafir olmaktadır. Bunlar da Rabbinin değişmez kanunudur, sunnetullahtır.


ŞEYTAN TANIMI
ÇOK GÜZEL
TAM BİR AYARTI

HAYRET dedi ki...

Bunun için insana bu dünyada gerekli yeme içmeden, düşünme, akletmeye kadar tüm melekeler yapısında var edilerek secde/itaat ve hizmet etmektedir. Ancak birisi AYARTICI, UZAKLAŞTIRICI melekesi olan Şeytan, itaat etmemekte ve insanı vahyi yoldan uzaklaştırma ayartma görevini sadece alternatif sunarak, fısıldayarak yerine getirmektedir.
ALLAHIM
ŞEYTANLAR ÇEVREMİZİ SARMIŞ MI.

OYSA HERKEZİN ŞEYTANI
AYARTISI
BAYILDIM
YAZAMIYORUM.
NE SAÇMALIKLARLA BÜYÜDÜM.

ALİ dedi ki...

Örneğin; bu kainat sarayını yaratıp, insanı da bu sarayda, bu dünyada kimin daha erdemli, daha hayırlı, daha faziletli olduğunu kendisine göstermek için yaşatmaktadır. Belli süre gelince de bu imtihan sona ermekte, ölüm gerçekleşmektedir.
Bunun için insana bu dünyada gerekli yeme içmeden, düşünme, akletmeye kadar tüm melekeler yapısında var edilerek secde/itaat ve hizmet etmektedir. Ancak birisi AYARTICI, UZAKLAŞTIRICI melekesi olan Şeytan, itaat etmemekte ve insanı vahyi yoldan uzaklaştırma ayartma görevini sadece alternatif sunarak, fısıldayarak yerine getirmektedir.
İŞTE HAKİKAT BU OLMALI

Hakkı Yıldırım dedi ki...

6 - Senugriuke felâ tensâ. Sana okutacağız/okursan, ikra yaparsan, unutmayacaksın/terk etmeyeceksin.
7 - İllâ mâ şâallâh, innehû yağlemul cehra ve mâ yahfâ. Allâh dilediği hariç. O, açığı da bilir, gizli olanı da.
8 - Ve nuyessiruke lilyusrâ. Seni en kolay yola muvaffak edeceğiz.
Bu rehbere/Kurana hidayete uyarak kurtulmanın ilkesi de ikradan geçmektedir. İkra ise, kainat kitabını ve vahyedilen Kuranı okumak, düşünmek, akledip ibretler almak, sonuçlar çıkarmak, bunları yaşama geçirmek ve insanlığa sunmak, anlatmak ve aktarmaktır. Yoksa, anlamadan, düşünmeden, ibret almadan sadece Arapça kelimeleri papağan vari tekrar etmek değildir.
Ancak, ikra yapmayıp, tilavet edip yaşamayı unutanları da 2/44 Siz Kitabı tilavet/okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?, diyerek ikaz etmektedir.
Allah açığı da, gizli olanı da bilir. İnsanı da en iyi O bilir. Bu nedenle, unutmamanın, Kurandan gayrisine sapmamanın yolunu dilemiş ve takdir etmiş ve kanununu koymuştur. Bu ise ikra yapmadır. Allahın dileğidir, kanunudur. Böyle istemiştir.
Şayet, okursan/ikra yaparsan, amaçlarını ve diğer bilmen gerekenleri öğrenirsin. Nitekim, bu amaçla, 54/32 Andolsun Biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur? Ayeti Kamer suresinde 4 kez tekrarlanarak vurgulanmaktadır. Kuranı ikra yaparsan, yaşarsan unutmazsın, maddi ve manevi dünyanı kolaylaştırır, en güzele, en kolaylıkla ulaşırsın. Dünyada cenneti tadar, ahirette de ebedi olarak cennette yaşarsın.

türlü tefsirleri karıştırdım.
bu yorum gibisine rastlamdım.
muhteşem olmuş.
eline diline emeğine sağlık hocam.

Hülya dedi ki...

Bu nedenle, unutmamanın, Kurandan gayrisine sapmamanın yolunu dilemiş ve takdir etmiş ve kanununu koymuştur. Bu ise ikra yapmadır. Allahın dileğidir, kanunudur. Böyle istemiştir.
Şayet, okursan/ikra yaparsan, amaçlarını ve diğer bilmen gerekenleri öğrenirsin.

bu tefsir tam da surenin bütünlüğüne uygun ve Kuran ilkeleriyle uyumlu.
sağolun.varolun.

Mevlüt Odabaşlar dedi ki...

bence arkadaşlarla okuyoruz da.
şu anda önümüzde siteniz. yorumlarınız.

bu ayetlere ne tuhaf anlam verilmiş.
kurana aykırı yorumlar yapılmış.
dalga mı geçiyorlar.
allah unutturacağını indirir mi.
indirdiyse unutur mu.
nesh edeceğini indirir mi.
allah geleceği bilmiyor muş gibi.
töbe töbe.
saçmalamışlar.
anlamda verememişler.
bocalamışlar.
sizin yorumunuz mükemmel geldi bunca saçmalığın üstüne.
bakın:
Bu nedenle, unutmamanın, Kurandan gayrisine sapmamanın yolunu dilemiş ve takdir etmiş ve kanununu koymuştur. Bu ise ikra yapmadır. Allahın dileğidir, kanunudur. Böyle istemiştir.
Şayet, okursan/ikra yaparsan, amaçlarını ve diğer bilmen gerekenleri öğrenirsin.

HALİT AKÇAOĞLU dedi ki...

ALLAH KANUN KOYMUŞ. İKRA YAPANI YAŞAYANI UNUTTURMAYACAĞININ KANUNU.
ALAK SURESİNDE AÇIKLAMIŞSINIZ.
İKRA YAPANIN UNUTMAYACAĞINIVURGULUYOR.
ALLAHIN DİLEDİĞİ BU. BUNA UYGUN DAVRANMAYANIN DA UNUTMASINI DİLEMİŞ. UNUTULMASINI DA TABİ.

HAKKI VURAL dedi ki...

ALLAHIN DİLEDİĞİ HARİÇ KAFA KARIŞTIRIYOR.
İKRA YAPANA ÖĞRETİR. YAPMAYANA DA ÖĞRETMEZ UNUTTURUR.
YAŞAYAN HAYATA GEÇİREN UNUTMAZ. GEÇİRMEYENİN İSE UNUTMASINI ALLAH DİLEMİŞ DEMEK.
BU MAŞALLAH VAROL DEDİRTEN BİR YORUM.
SAYGIYLA SELAMLIYORUM.

Adsız dedi ki...

I am sure this article has touched all the internet viewers, its
really really nice piece of writing on building up new
web site.

Feel free to surf to my web blog: Watch The Wolf of Wall Street online free no download

Adsız dedi ki...

Woah! I'm really digging the template/theme of this
website. It's simple, yet effective. A lot of times it's challenging to get that "perfect balance" between
superb usability and appearance. I must say that you've done a awesome job with this.
In addition, the blog loads extremely fast for me on Internet explorer.
Outstanding Blog!

My website :: The Tribez Cheats

Adsız dedi ki...

excellent points altogether, you just won a emblem new reader.
What may you recommend in regards to your submit that you just made some days in the
past? Any positive?

my website - ice age village cheats

Adsız dedi ki...

Quality articles or reviews is the important to be a focus for the
people to visit the site, that's what this web site is providing.


My web-site: http://betacell3d.com/mediawiki/index.php?title=Guidelines_On_Deciding_on_A_Automobile_Audio_System229924

Adsız dedi ki...

Hi, Neat post. There's a problem with your
site in internet explorer, could check this? IE nonetheless is the marketplace leader and a big portion of people will omit your wonderful
writing due to this problem.

Here is my homepage: Geld Verdienen

Adsız dedi ki...

It's enormous that you are getting ideas from this paragraph as well as from our dialogue made at this time.


Also visit my web site :: pignatta

Adsız dedi ki...

Pretty! Detta har varit en otroligt underbar artikel.
Tack för att tillhandahålla denna information .

Check out my page :: casino roulette

Adsız dedi ki...

I could not refrain from commenting. Very well written!

my website: flight simulator

Adsız dedi ki...

I believe everything composed made a ton of sense.
But, think about this, what if you were to write a awesome title?

I am not saying your information is not solid, however
suppose you added a headline that grabbed folk's attention?
I mean "ALA SURESİ" is kinda vanilla. You could glance at Yahoo's home page and see
how they create article headlines to get people to click.
You might add a related video or a pic or two to grab people excited about what you've got to say.
Just my opinion, it could bring your posts a little bit more interesting.



my web-site ... Dark Souls 2 Télécharger

Adsız dedi ki...

I always used to study piece of writing in news papers but now as
I am a user of web so from now I am using net for articles or reviews, thanks to web.


My webpage :: Gratuit Télécharger Lego The Hobbit

Adsız dedi ki...

As the admin of this website is working, no hesitation very rapidly it will be famous, due to its feature contents.



Here is my blog: capsiplex and alcohol (capsiplextruth.net)

Adsız dedi ki...

I enjoy what you guys tend to be up too. This sort of
clever work and reporting! Keep up the terrific works guys I've incorporated you guys to my blogroll.


Feel free to visit my blog post: Vermont Seo Company

Adsız dedi ki...

This area is notorious for selling cheat gem and bronze
jewelry. Oftentimes, other mixture so much as YouTube may pull module to backgrounds
when composition your show. Try stirring your discipline is as well-off as
applier in them. During time of departure see seeif thither are individual pass on options that Michael Kors Handbags women,
but enamour or sliding-string vogue bracelets pay the endeavor terms.
This is the optimum wad possibility.buying Online? Greek deity's How To Go Out In elan Your
dress differentiate inhabit well-nigh who you plausibly require to
get rid of the outcome, if it doesn't have a good deal for

Adsız dedi ki...

Fine way of explaining, and fastidious post to take facts regarding my presentation subject, which i am
going to deliver in college.

My website - Download angry birds epic cheat tool Free

Adsız dedi ki...

According to labor statistics, 66% of Nuclear Med Techs work in hospitals in charge of operating camera,
and in mapping radioactive drugs in patients in order
to create images for diagnostic evaluations. That's it, construct a backyard shed and solve all the troubles.

The string trimmer leaves a bigger mess to clean up though.


My homepage ... grape arbor plans

Adsız dedi ki...

Thank you for the auspicious writeup. It in
fact was a amusement account it. Look advanced to more added agreeable from you!
By the way, how can we communicate?

Look at my web page: loans for eBay and Amazon sellers

Adsız dedi ki...

Hеllo, constantly і usеd to check blog posts Һere eaгly in tɦe
morning, ѕince i love to gain knowledge oof more and moгe.


mу blog post - running for weight loss

Adsız dedi ki...

A good risk management plan is critical to cutting recorded
on unexpected project risks. If you have a neck massager, it is
possible to rub it up and around the neck or perhaps circles.
If the jumper company would like to charge you extra money for that insurance certificate, then they may be probably not insured.


my blog :: &12493;&12483;トゲー
ム ランキング (##)

Adsız dedi ki...

Αt this moment I am going away to do mʏ breakfast, when having my breakfаst coming yet again
to read further news.

my homepage; service real

Adsız dedi ki...

Excellent post however I was wondering if you could write a litte more on this
subject? I'd be very grateful if you could elaborate a little bit more.
Bless you!

my blog: Battlefield 4 cheats pc god mode

Adsız dedi ki...

I'm now not certain the place you're getting your information, however
good topic. I must spend some time learning
much more or working out more. Thanks for magnificent
info I was in search of this information for my mission.


Here is my homepage ... how to get a website

Adsız dedi ki...

Does your bog havе a clntact pаge? I'm having trouble locating it but,
I'd like to send you an е-mail. I've gߋt some creative ideas for your
blog you might bee interested iո hearing. Either way, great blߋg and I look orѡard to seeing it improve over time.


My աebpage; full mattress

Adsız dedi ki...

Pretty nice post. I simply stumbled upon your weblog and wanted to mention that I have really loved browsing
your weblog posts. In any case I'll be subscribing for
your feed and I'm hoping you write again soon!


Feel free to visit my blog ... CHI Straightener

Adsız dedi ki...

It's very simple to find out any matter on web as compared to textbooks, as I found this
paragraph at this website.

Feel free to surf to my web page: free music marketing tips

Adsız dedi ki...

Hello to every one, since I am actually eager of reading this web site's post to be updated daily.
It consists of nice information.

My web-site ... ray ban outlet

Adsız dedi ki...

WOW just what I was searching for. Came here by searching for tri wetsuits nyc

my blog post :: Shopping and Retail

Adsız dedi ki...

It's actually a great and helpful piece of information.
I'm happy that you shared this useful info with us. Please stay us informed like
this. Thanks for sharing.

My page: hack angry birds epic

Adsız dedi ki...

Good information. Lucky me I discovered your website by accident
(stumbleupon). I've book-marked it for later!

Here is my page :: individualism nike

Adsız dedi ki...

Magnificent site. Lots of helpful info here. I'm sending it to a few friends
ans additionally sharing in delicious. And certainly,
thank you for your sweat!

My page: traduzioni italiano polacco prezzo milford

Adsız dedi ki...

Hello there, just became alert to your blog through Google, and found that it's really informative.
I'm gonna watch out for brussels. I'll be grateful if you continue this in future.
Lots of people will be benefited from your writing.
Cheers!

My web page ... Magic Submitter

Adsız dedi ki...

I'm more than happy to uncover this great site.
I wanted to thank you for your time for this fantastic read!!
I definitely liked every part of it and I have you bookmarked to
see new information in your site.

Also visit my weblog :: หางานอุดร

Adsız dedi ki...

Good write-up. I definitely appreciate this website.

Keep writing!

Look at my web blog - web site

Adsız dedi ki...

Very nice post. I simply stumbled upon your weblog and
wanted to mention that I have truly enjoyed browsing your blog posts.

In any case I'll be subscribing in your rss feed and I hope you write once more very soon!


Here is my blog przeprowadzki radom

Adsız dedi ki...

Thanks for sharing your thoughts about fat burning foods for men.
Regards

my weblog; easy way to lose weight

Adsız dedi ki...

Mʏ rеlatives all the time say that I am wastіng my time hdre at net, howeveг I know I am getting knowledge every day by reading tɦes nice aгticles or reviewѕ.


Also vіsit my blog post search engine ranking

Adsız dedi ki...

These individuals are in a steady battle for the very best and are usually highly analytical.
A little little bit of stress can cause miscommunications.
Once more, I will be referring to the picture from the Rider-Waite deck.



Feel free to surf to my web blog AskNow Reviews

Adsız dedi ki...

Hello! This іs kind of off topic bսt I need some help from
an established blog. Is it hared to set uup your own blog?
I'm noot very techincal but I caan figuгe things out pretty fast.
I'm thinking about ѕetting up my own but I'm not sure
here to begin. Do you have any points or suggestions?
Ԝith thanks

Here is my webpage; review lose

Adsız dedi ki...

This is a topic that is near to my heart... Cheers! Exactly where are your contact details though?



Also visit my web site ... Asa Teaches Sex Torrent

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı