23 Ocak 2013 Çarşamba

NAS SURESİ


NAS SURESİ

De ki: "Sığınırım ben, insanların Rabbine.
İnsanların MELİKİNE,
İnsanların İLAHINA,
Deki? Emri çok unsurları ihtiva etmektedir. Peki neyi söylemeli, iletmeli, anlatmalı.
Kime söylemeli, neyi, nasıl, ne zaman, nerede, niçin, hangi usulle anlatmalı.
Kişi, söyleneni, yani KURANI düşünmeli, anlamalı, yaşamalı, içselleştirmeli ki aktarabilsin. Bu, İKRA emrine benzemektedir. Anlamayan anlatamaz. İkra veya gul/deki; okumak, anlamak, ibret almak, yaşamak ve anlatmaktır. Deki, sadece söylemek değil, yaşamaktır, yapmaktır.
Deki, soranlara söylemektir/anlatmaktır, gerek duyanlara izah etmektir, tüm insanlığa ilan etmektir.

Sığınmak ne demek. Nasıl bir olgudur. Düşünelim.
Bir eve, ülkeye sığınan, iltica eden insan üzerinden olayı anlamaya çalışalım. Eve sığınan kişi, yer içer, rahat eder. Ondan beklenen ise sunulanlara teşekkür etmek ve konulan kurallarına uymaktır. Ülkeye sığınanlar da benzer durumdadır. O ülkenin kurallarına uymak durumundadır. İngiltere’ye sığınan kişi trafikte, ben soldan değil, sağdan gideceğim derse trafik alt üst olur.


Sığınmak, bir ortamdan/halden, şartlardan, kurallardan kaçınıp, başka bir ortama/duruma, şartlara, kurallara iltica etmektir. Ortamı başkalaştırmaktır. Değişimdir, dönüşümdür.

Başka bir deyişle insanı sarmalayan kuralları, şartları bilinçli olarak değiştirmektir.

Ayartılardan kaçınıp, Allah’a Kurana iltica etmektir. Hayatı değiştirmektir.
Nitekimyaklaşık mealinde, 7/200 Ne zaman şeytândan bir kötü düşünce seni dürtüklerse, Allah'a sığın; çünkü O, işitendir, bilendir. Ayetinde, kötü düşünceden kaçınıp Allah’a sığınmak, yani o konudaki ayartılardan uzaklaşıp Kuranın ilke ve ölçülerine uymak gerektiği vurgulanmaktadır.
Sığınmak, sığınılan kurallara uymaktır. Allah’a sığınmak da Kuranın kurallarına iltica etmek ve uymaktır.
Rabbine, Melikine, İlahına sığınmak, tüm ayartılardan  kaçınıp Vahye uymaktır.
Kuran ölçüsünü rehber edinmektir.
Kuranı Kerimi ve kitabı kainatı  okumak, anlamak, ders çıkarmak ve bunları yaşamaktır. Sadece Kurandan yardım almak ve ona göre davranmaktır. Allah’a güvenmek, bağlanmak ve öğretisine uygun yaşamaktır.
1/5 İyyake na'budu ve iyyake nesteîn. Ancak sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz! İlkesini hayatlaştırmaktır. İlk sure olan Fatihadan  Nas suresine kadar her türlü misalle, döndürüp döndürüp, ayrıntılarla, noksan bırakmaksızın, apaçık anlatılan vahye, vahyin ilke ve ölçülerine uygun yaşam sürmektir. Sorunlarla karşılaşınca yine Allah’tan, Kurandan yardım almaktır.  Kuran ölçülerine en zirve manaya evrensel ilkesine göre yeniden yapılanmaktır. Sadece Allah’tan, Kurandan yardım, ölçü, ilke almaktır.

Burada, insanların Rabbine, Melikine, İlahına sığınmamız belirtilmektedir. Toplumsal okunduğunda ve ele alındığında, Rablık, meliklik, ilahlık iddi eden, bu sıfatlarına ortak olma iddiasında bulunanlara, sistemlere, düzenlere, firavunlaşan güçlere değil. Sadece ve sadece bunların da Rabbi, Meliki ve İlahı olana, Onun Vahyine uymamız gerekmektedir.

Yoksa, Rablik, Meliklik, İlahlık iddiasında olan insanlara, sistemlere, güç iddiasında olanlara, bunları dayatanlara sığınmamaktır. Bunların kurallarına, ölçülerine, ilkelerine bağlanmamaktır. Kurana aykırı tüm ölçüleri benimsememektir.
Bu Kuran dışı ölçüler, ilkeler, kurallar kimden gelirse gelsin kaçınmaktır. Doğru ve güzel olana kilitlenip, tüm ayartıları aşıp, bu yolda çabalamaya devam etmektir.


O sinsi vesvesecinin şerrinden
O ki insanların göğüslerine/de (kötü düşünceler) fısıldar.
Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım).


Kimden sığınılmalıdır.

İnsanın iç ve dış alemindeki,  ins ve cins, cinlenen, cinnet getiren insanlardan yani, görünür görünmez tüm ayartılardan, tutkulardan, esaretlerden, aldatmalardan tahriklerden, pohpohlanmaktan, gaza getirilmekten  kaçınıp, Kuran ölçülerine iltica ederek istikrarlı bir şekilde yola devam edip korunmalıdır.


Nas suresinde “Allah kendisine sığınanı, sadece kendi dışındaki görünür görünmez türlerin şerrinden değil, kendi türünün şerrinden de korur M İslamoğlu”. “Cin ve insan kaynaklı vesveseler konusunda şarlatanlara değil, Allah’a sığınmalıdır.M Okuyan”. “Bu sûrede de insanların Allah’a sığınmaları gereken şerlerin [zararlıların] sayılmasına devam edilmiştir H Yılmaz”. “İnsanları kandırıp kötü yollara sürüklemeğe çalışan cin ve insan şey­tanları vardır, Allah'ı anmak ve O'na sığınmakla ruh, kötü düşüncelerin etkisinden kurtulur, çünkü “Ancak Allah'ı anmakla gönüller huzura erer! S Ateş”.
İnsanın yapısı ve saadete ulaşmasının yolu açıklanmakta, bu bağlamda sürekli ayartılarının olacağı, bunların insanın göğsünde/içinde bulunacağı ve rablık, meliklik, ilahlık iddiasıyla ve düzenleriyle dış çevresinde de yer alacağı, bu ayartanların görünür veya görünmez olup, her daim ölünceye kadar, her durumda insana vesvese/ayartı sunacağı belirtilmekte ve ayartılardan kaçınıp Allah’a, Kuran ölçülerine ilkelerine/ emirlerine iltica edilmesi yani Kuranın yaşanılmasıyla  korunulacağı anlatılmaktadır.
Bu nedenle insan her düşüncesini/tercihini/kararını/eylemini Kuran mihengine/ölçüsüne vurmalı ve denetiminden geçirmelidir.

ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ


 rtfSelectedTabRef*36*6*6*114.006*Nas 1-6**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*6*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*114.1*

(١١٤-١)
114.1*************
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ

114.1 - Gul eûzu birabbin nâs.

S ATEŞ - De ki: "Sığınırım ben, insanların Rabbine.

 rtfSndPly*114.2*
(١١٤-٢)
114.2*************
مَلِكِ النَّاسِ

114.2 - Melikin nâs.

114.2 - İnsanların pâdişâhına,

 rtfSndPly*114.3*
(١١٤-٣)
114.3*************
اِلٰهِ النَّاسِ

114.3 - İlâhin nâs.

114.3 - İnsanların Tanrısına:

 rtfSndPly*114.4*
(١١٤-٤)
114.4*************
مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ

114.4 - Min şerril vesvâsil hannâs.

114.4 - O sinsi vesvesecinin şerrinden.

 rtfSndPly*114.5*
(١١٤-٥)
114.5*************
اَلَّذٖى يُوَسْوِسُ فٖى صُدُورِ النَّاسِ

114.5 - Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs.

114.5 - O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.

 rtfSndPly*114.6*
(١١٤-٦)
114.6*************
مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ

114.6 - Minel cinneti ven nâs.

114.6 - Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım).



NAS SURESİ ÇALIŞMA NOTLARI
 rtfSelectedTabRef*36*6*6*114.006*Nas 1-6**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*6*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*114.1*

(١١٤-١)
114.1*************
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
114.1 - Gul eûzu birabbin nâs.
114.1 - De ki: "Sığınırım ben, insanların Rabbine.

kul قُلْ  : Deki, demek, söylemek, buyurmak, anlatmak, içten söylemek, iftira etme, uydurma, nisbet etme, adlandırma, söz, görüş, inanç, akide,
nâs النَّاسِ: İnsanlar, kavim, sallanmak, sallanan, lahit, sanduka, ins:cana yakın, samimi, girişken, sosyal, alışmış olmak, aşina, tanıdık, dost, canlılık, kibar, zarif,
rabb بِرَبِّ: Terbiye eden, kemale erdiren, malik, seyyid, efendi, besleyen bakan, ilah, mabud, Terbiye edip eğiten, yarattıklarını belirli bir programa uygun olarak bir takım hedeflere götüren, tekâmülü programlayıp yöneten” anlamınadır.HY
eûzu اَعُوذُ: Sığınmak,bir başkasına iltica etmek, sığınmak” anlamına gelen “اعوذ - e’uzu” sözcüğü ile ifade edilmiştir. Bu sözcük “عوذ - avz” kökünden türemiştir. Kur’ân’da bu kökten türemiş “عذت - uztü, يعيذون - yeızune , فاستعذ - festeız sözcükleri de aynı anlama gelmektedir.HYılmaz.
rtfSndPly*114.2*
Euzu /Sığınmayla ilgili ayetler



2/67
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهٖ اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةً قَالُوا اَتَتَّخِذُنَا هُزُوًا قَالَ اَعُوذُ بِاللّٰهِ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْجَاهِلٖينَ
Ve iz kale musa li kavmihi innellahe ye'murukum en tezbehu bekarah, kalu etettehizuna huzuva ,kale euzu billahi en ekune minel cahilîn.
S. Ateş Mûsâ, kavmine: "Allâh size bir inek kesmenizi emrediyor." demişti. "Bizimle alay mı ediyorsun?" dediler. "
câhillerden olmaktan Allah'a sığınırım!" dedi.
 
3/36 فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ اِنّٖى وَضَعْتُهَا اُنْثٰى وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالْاُنْثٰى وَاِنّٖى سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَاِنّٖى اُعٖيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجٖيمِ
Fe lemma vedaatha kalet rabbi inni veda'tuha unsa, vallahu a'lemu bi ma vedaat, ve leysez zekeru kel unsa, ve inni semmeytuha meryeme ve inni uizuha bike ve zurriyyeteha mineş şeytanir racîm.
S. Ateş Onu doğurunca Allâh onun ne doğurduğunu bilirken yine şöyle söyledi: "Rabbim, onu kız doğurdum, erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş
şeytânın şerrinden sana ısmarlıyorum."
 
7/200 وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّهُ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ
Ve imma yenzeğanneke mineş şeytani nezğun festeiz billah, innehu semiun alîm.
S. Ateş Ne zaman
şeytândan bir kötü düşünce seni dürtüklerse, Allah'a sığın; çünkü O, işitendir, bilendir.
 
11/47 قَالَ رَبِّ اِنّٖى اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْپَلَكَ مَا لَيْسَ لٖى بِهٖ عِلْمٌ وَاِلَّا تَغْفِرْ لٖى وَتَرْحَمْنٖى اَكُنْ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
Kale rabbi inni euzu bike en es'eleke ma leyse li bihi ilm, ve illa tağfirli ve terhamni ekum minel hasirîn.
S. Ateş (Nûh) dedi ki: "Rabbim, bilmediğim bir şeyi
senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz, bana acımazsan ziyana uğrayanlardan olurum!"
 
12/23 وَرَاوَدَتْهُ الَّتٖى هُوَ فٖى بَيْتِهَا عَنْ نَفْسِهٖ وَغَلَّقَتِ الْاَبْوَابَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ قَالَ مَعَاذَ اللّٰهِ اِنَّهُ رَبّٖى اَحْسَنَ مَثْوَایَ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ
Ve ravedethulleti huve fi beytiha an nefsihi ve ğallekatil ebvabe ve kalet heyte lek, kale meazellahi innehu rabbi ahsene mesvay, innehu la yuflihuz zalimûn.
S. Ateş Yûsuf'un, evinde kaldığı kadın, onun nefsinden murâd almak istedi ve kapıları kilitleyip: "Haydi gelsene!" dedi (Yûsuf): "
Allah'a sığınırım dedi, efendim bana güzel baktı. zâlimler iflâh olmazlar!"
 
12/79 قَالَ مَعَاذَ اللّٰهِ اَنْ نَاْخُذَ اِلَّا مَنْ وَجَدْنَا مَتَاعَنَا عِنْدَهُ اِنَّـا اِذًا لَظَالِمُونَ
Kale meazellahi en ne'huze illa mev vecedna metaana indehu inna izel le zalimûn.
S. Ateş "Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını almaktan
Allah'a sığınırız, yoksa biz zulmedenler oluruz!" dedi.


16/98 فَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجٖيمِ
Fe iza kara'tel kur'ane festeiz billahi mineş şeytanir racîm.
S. Ateş
Kur'ân, oku(mak iste)diğin zaman kovulmuş şeytândan Allah'a sığın.
 
19/18 قَالَتْ اِنّٖى اَعُوذُ بِالرَّحْمٰنِ مِنْكَ اِنْ كُنْتَ تَقِيًّا
Kalet inni euzu bir rahmani minke in kunte tekiyya.
S. Ateş (Meryem) dedi ki: "Ben senden,
çok esirgeyen(Allâh)'a sığınırım. Eğer (Allah'tan) korkuyorsan (bana dokunma)."
 
23/97 وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطٖينِ
Ve kur rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatîn.
S. Ateş Ve de ki: "Rabbim,
şeytânların dürtüklemelerinden sana sığınırım."


23/98 وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ
Ve euzu bike rabbi ey yahdurûn.
S. Ateş "
Ve onların yanıma uğramalarından sana sığınırım Rabbim."
 
40/27 وَقَالَ مُوسٰى اِنّٖى عُذْتُ بِرَبّٖى وَرَبِّكُمْ مِنْ كُلِّ مُتَكَبِّرٍ لَا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ الْحِسَابِ
Ve kale musa inni uztu bi rabbi ve rabbikum min kulli mutekebbiril la yu'minu bi yevmil hisâb.
S. Ateş Mûsâ dedi: "Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz(olan
Allâh)a sığındım."
 
40/56 اِنَّ الَّذٖينَ يُجَادِلُونَ فٖى اٰيَاتِ اللّٰهِ بِغَيْرِ سُلْطَانٍ اَتٰيهُمْ اِنْ فٖى صُدُورِهِمْ اِلَّا كِبْرٌ مَا هُمْ بِبَالِغٖيهِ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ
İnnellezine yucadilune fi ayatillahi bi ğayri sultanin etahum in fi sudurihim illa kibrum ma hum bi baliğih, festeiz billah, innehu huves semiul besîr.
S. Ateş Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan Allâh'ın âyetleri hakkında tartışanlar var ya, onların göğüslerinde, (hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur.
Sen Allah'a sığın, çünkü işiten, gören O'dur.
 
41/36 وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ
Ve imma yenzeğanneke mineş şeytani nezğun festeiz billah, innehu huves semiul alîm.
S. Ateş
Eğer şeytândan kötü bir düşünce, seni dürtecek olursa hemen Allâh'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.
 
44/20 وَاِنّٖى عُذْتُ بِرَبّٖى وَرَبِّكُمْ اَنْ تَرْجُمُونِ
Ve inni uztu bi rabbi ve rabbikum en tercumûn.
S. Ateş "Ben, beni taşla(yıp öldür)menizden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allâh)'a sığındım."
 
72/6 وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا
Ve ennehu kane ricalum minel'insi ye'uzune biricalim minelcinni fezaduhum reheka.
S. Ateş Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklığını artırırlardı.
 
113/1 قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
Kul e'uzu birabbilfelak.
S. Ateş De ki: Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe;
 
114/1 قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
Kul e'uzu birabbinnâs.
S. Ateş De ki: "Sığınırım ben, insanların Rabbine.

 
KUL/ DE Kİ EMRİNİN GEÇTİĞİ AYETLER

2/80


وَقَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ اِلَّا اَيَّامًا مَعْدُودَةً قُلْ اَتَّخَذْتُمْ عِنْدَ اللّٰهِ عَهْدًا فَلَنْ يُخْلِفَ اللّٰهُ عَهْدَهُ اَمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Okunuş
Ve kalu len temessenen naru illa eyyamem ma'dudeh, kul ettehaztum indellahi ahden fe ley yuhlifellahu ahdehu em tekulune alellahi ma la ta'lemûn.

S. Ateş
Bir de dediler ki: "Sayılı birkaç gün dışında bize ateş dokunmayacaktır."
DE Kİ: "Allah'tan (bu hususta) bir söz mü aldınız. şâyet öyle ise Allâh verdiği sözden dönmez-yoksa Allâh hakkında bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?


2/91


وَاِذَا قٖيلَ لَهُمْ اٰمِنُوا بِمَا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا نُؤْمِنُ بِمَا اُنْزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَاءَهُ وَهُوَ الْحَقُّ مُصَدِّقًا لِمَا مَعَهُمْ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ اَنْبِيَاءَ اللّٰهِ مِنْ قَبْلُ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ
Okunuş
Ve iza kile lehum aminu bi ma enzelellahu kalu nu'minu bima unzile aleyna ve yekfurune bi ma veraehu ve huvel hakku musaddikal lima meahum, kul fe lime taktulune embiyaellahi min kablu in kuntum mu'minîn.

S. Ateş
Onlara: "Allâh'ın indirdiğine inanın!" denilse, "Bize indirilene inanırız." derler, ötesini kabul etmezler. Halbuki o, kendi yanlarında bulunanı doğrulayıcı bir gerçektir.
DE Kİ: "Gerçekten inanıyor idiyseniz neden daha önce Allâh'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"


2/93


وَاِذْ اَخَذْنَا مٖيثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ خُذُوا مَا اٰتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاسْمَعُوا قَالُوا سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاُشْرِبُوا فٖى قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَاْمُرُكُمْ بِهٖ اٖيمَانُكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ
Okunuş
Ve iz ehazna misakakum ve rafa'na fevkakumut tur, huzu ma ateynakum bi kuvvetiv vesmeu, kalu semi'na ve asayna ve uşribu fi kulubihimul icle bi kufrihim, kul bi'sema ye'murukum bihi imanukum in kuntum mu'minîn.

S. Ateş
Bir zaman üzerinize Tur(dağın)ı kaldırıp sizden kesin söz almıştık: "Size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun, dinleyin!" (demiştik). "Dinledik ve isyân ettik." dediler. İnkârlarıyla kalblerine buzağı sevgisi içirildi.
DE Kİ: "Eğer inanan kimseler iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor."


2/94


قُلْ اِنْ كَانَتْ لَكُمُ الدَّارُ الْاٰخِرَةُ عِنْدَ اللّٰهِ خَالِصَةً مِنْ دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Kul in kanet lekumud darul ahiratu indellahi halisatem min dunin nasi fe temennevul mevte in kuntum sadikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer (dilediğiniz gibi) gerçekten Allâh katında âhiret yurdu kimsenin değil, yalnız sizin ise, sözünüzde doğru iseniz, haydi ölümü temenni edin!"


2/97


قُلْ مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِجِبْرٖيلَ فَاِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلٰى قَلْبِكَ بِاِذْنِ اللّٰهِ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُؤْمِنٖينَ
Okunuş
Kul men kane aduvvel licibrile fe innehu nezzelehu ala kalbike bi iznillahi musaddikal lima beyne yedeyhi ve hudev ve buşra lil mu'minîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allâh'ın izniyle Kur'ân'ı kendinden öncekini doğrulayıcı ve inananlara yol gösterici ve müjdeci olarak senin kalbine indirdiği için, kim Cebrâil'e düşman olursa,


2/111


وَقَالُوا لَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ اِلَّا مَنْ كَانَ هُودًا اَوْ نَصَارٰى تِلْكَ اَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Ve kalu ley yedhulel cennete illa men kane huden ev nesara, tilke emaniyyuhum, kul hatu burhanekum in kuntum sadikîn.

S. Ateş
"Yahûdi yahut hıristiyan olandan başkası cennete girmeyecek," dediler. Bu, onların kuruntusudur.
DE Kİ: "Doğru iseniz, delilinizi getirin."


2/120


وَلَنْ تَرْضٰى عَنْكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارٰى حَتّٰى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَاءَهُمْ بَعْدَ الَّذٖى جَاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِىٍّ وَلَا نَصٖيرٍ
Okunuş
Ve len terda ankel yehudu ve len nesara hatta tettebia milletehum, kul inne hudellahi huvel huda, ve leinitteba'te ehvaehum ba'dellezi caeke minel ilmi ma leke minallahi miv veliyyiv ve la nasîr.

S. Ateş
Sen onların, kendi dinlerine uymadıkça ne yahûdiler, ne de hıristiyanlar senden râzı olmazlar. "Asıl doğru yol, Allâh'ın yoludur" de. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı olmaz.


2/135


وَقَالُوا كُونُوا هُودًا اَوْ نَصَارٰى تَهْتَدُوا قُلْ بَلْ مِلَّةَ اِبْرٰهٖيمَ حَنٖيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكٖينَ
Okunuş
Ve kalu kunu huden ev nesara tehtedu, kul bel millete ibrahime hanifa, ve ma kane minel müşrikîn.

S. Ateş
"Yahûdi veya hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız." dediler.
DE Kİ: "Hayır, biz dosdoğru İbrâhim dinine (uyarız). O, (Allah'a) ortak koşanlardan değildi."


2/139


قُلْ اَتُحَاجُّونَنَا فِى اللّٰهِ وَهُوَ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ وَلَنَا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْ وَنَحْنُ لَهُ مُخْلِصُونَ
Okunuş
Kul etuhaccunena fillahi ve huve rabbuna ve rabbukum, ve lena a'maluna ve lekum a'malukum, ve nahnu lehu muhlisûn.

S. Ateş
Söyle (onlara): "Allâh, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, O'nun hakkında bizimle tartışıyor musunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size âittir. Biz O'na gönülden bağlananlarız."


2/140


اَمْ تَقُولُونَ اِنَّ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطَ كَانُوا هُودًا اَوْ نَصَارٰى قُلْ ءَاَنْتُمْ اَعْلَمُ اَمِ اللّٰهُ وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللّٰهِ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Okunuş
Em tekulune inne ibrahime ve ismaile ve ishaka ve ya'kube vel esbata kanu huden ev nesara, kul e entum a'lemu emillah, ve men azlemu mimmen keteme şehadeten indehu minellah, ve mallahu bi ğafilin amma ta'melûn.

S. Ateş
"Yoksa siz, İbrâhim, İsmâ'il, İshak, Ya'kub ve sıbt(torun kabile)lerin, yahûdi, yahut hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz?"
DE Kİ: "Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allâh mı?" Allâh tarafından bildiği bir (gerçeğin) tanıklığını gizleyenden daha zâlim kim olabilir? Allâh yaptıklarınızdan gâfil değildir.


2/142


سَيَقُولُ السُّفَهَاءُ مِنَ النَّاسِ مَا وَلّٰيهُمْ عَنْ قِبْلَتِهِمُ الَّتٖى كَانُوا عَلَيْهَا قُلْ لِلّٰهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ يَهْدٖى مَنْ يَشَاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ
Okunuş
Se yekulus sufehau minen nasi ma vellahum an kibletihimulleti kanu aleyha, kul lillahil meşriku vel mağrib, yehdi mey yeşau ila siratim mustekîm.

S. Ateş
İnsanlardan bazı beyinsizler: "Onları, üzerinde bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler.
DE Kİ: "Doğu da batı da Allâh'ındır. O, dilediğini doğru yola iletir."


2/189


يَسْپَلُونَكَ عَنِ الْاَهِلَّةِ قُلْ هِىَ مَوَاقٖيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّ وَلَيْسَ الْبِرُّ بِاَنْ تَاْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلٰـكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقٰى وَاْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ اَبْوَابِهَا وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Okunuş
Yes'eluneke anil ehilleh, kul hiye mevakitu lin nasi vel hacc, ve leysel birru bi en te'tul buyute min zuhuriha ve lakinnel birra menitteka, ve'tul buyute min ebvabiha vettekullahe leallekum tuflihûn.

S. Ateş
Sana doğan aylardan soruyorlar.
DE Kİ: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir." Evlere arkalarından girmek iyilik değildir. İyilik, Allah'tan korkanın iyiliğidir. Evlere kapılarından girin ve Allah'tan korkun ki, başarıya eresiniz, umduğunuzu bulasınız.


2/215


يَسْپَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلْ مَا اَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبٖينَ وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَابْنِ السَّبٖيلِ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهٖ عَلٖيمٌ
Okunuş
Yes'eluneke maza yunfikun, kul ma enfaktum min hayrin fe lil valideyni vel akrabine vel yetama vel mesakini vebnis sebil, ve ma tef'alu min hayrin fe innellahe bihi alîm.

S. Ateş
Sana (Allâh yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar.
DE Kİ: "Verdiğiniz hayır (mal), ana-baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmış(lar) içindir. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allâh bilir.


2/217


يَسْپَلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ فٖيهِ قُلْ قِتَالٌ فٖيهِ كَبٖيرٌ وَصَدٌّ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ وَكُفْرٌ بِهٖ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِخْرَاجُ اَهْلِهٖ مِنْهُ اَكْبَرُ عِنْدَ اللّٰهِ وَالْفِتْنَةُ اَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِ وَلَا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتّٰى يَرُدُّوكُمْ عَنْ دٖينِكُمْ اِنِ اسْتَطَاعُوا وَمَنْ يَرْتَدِدْ مِنْكُمْ عَنْ دٖينِهٖ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَاُولٰئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاُولٰئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
Okunuş
Yes'eluneke aniş şehril harami kitalin fih, kul kitalun fihi kebir, ve saddun an sebilillahi ve kufrum bihi vel mescidil harami ve ihracu ehlihi minhu ekberu indellah, vel fitnetu ekberu minel katl, ve la yezalune yukatilunekum hatta yeruddukum an dinikum inistetaû', ve mey yertedid minkum an dinihi fe yemut ve huve kâfirun fe ulaike habitat a'maluhum fid dunya vel ahirah, ve ulaike ashabun nar, hum fiha halidûn.

S. Ateş
Sana harâm ayında savaşmaktan soruyorlar.
DE Kİ: "Onda savaş, büyük bir günâhtır. Fakat Allâh yoluna engel olmak, Allah'a ve Mescid-i Harâm'a karşı nankörlük etmek, halkını ondan (Mekke'den) sürüp çıkarmak, Allâh yanında daha büyük bir günâhtır. Fitne (baskı yapmak, adam) öldürmekten daha büyük(bir günâh)tır". Onlar yapabilseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların bütün yaptıkları dünyâda da, âhirette de boşa çıkmıştır ve onlar, ateş halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.


2/219


يَسْپَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فٖيهِمَا اِثْمٌ كَبٖيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَاِثْمُهُمَا اَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَا وَيَسْپَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ
Okunuş
Yes'eluneke anil hamri vel meysir, kul fihima ismun kebiruv ve menafiu lin nas, ve ismuhuma ekberu min nef'ihima, ve yes'eluneke maza yunfikun, kulil afv, kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerûn.

S. Ateş
Sana şaraptan ve kumardan soruyorlar.
DE Kİ; "O ikisinde büyük günâh ve insanlara bazı yararlar vardır. Fakat onların günâhı yararından büyüktür." Ve sana Allâh yolunda ne vereceklerini soruyorlar. DE Kİ; "Af (yani ihtiyaçlarınızdan fazlasını veya helâl ve güzel olan şeyleri verin!)" Allâh size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.


2/220


فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَيَسْپَلُونَكَ عَنِ الْيَتَامٰى قُلْ اِصْلَاحٌ لَهُمْ خَيْرٌ وَاِنْ تُخَالِطُوهُمْ فَاِخْوَانُكُمْ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ الْمُفْسِدَ مِنَ الْمُصْلِحِ وَلَوْ شَاءَ اللّٰهُ لَاَعْنَتَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ
Okunuş
Fid dünya vel ahirah, ve yes'eluneke anil yetama, kul islahul lehum hayr, ve in tuhalituhum fe ihvanukum, vallahu ya'lemul mufside minel muslih, ve lev şaellahu le a'netekum, innellahe azizun hakîm.

S. Ateş
Dünyâ ve âhiret hakkında(ki işleri düşünesiniz). Ve sana öksüzlerden soruyarlar.
DE Kİ: "Onları(n durumlarını) düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışır(onlarla bir arada yaşar)sanız (onlar) sizin kardeşlerinizdir. Allâh, bozanı düzeltenden ayırır. Allâh dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allâh dâimâ üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.


2/222


وَيَسْپَلُونَكَ عَنِ الْمَحٖيضِ قُلْ هُوَ اَذًى فَاعْتَزِلُوا النِّسَاءَ فِى الْمَحٖيضِ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتّٰى يَطْهُرْنَ فَاِذَا تَطَهَّرْنَ فَاْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ اَمَرَكُمُ اللّٰهُ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ التَّوَّابٖينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرٖينَ
Okunuş
Ve yes'eluneke anil mehîd, kul huve ezen fa'tezilun nisae fil mehidi ve la takrabuhunne hatta yathurn, fe iza tetahherne fe'tuhunne min haysu emerakumullah, innellahe yuhibbut tevvabine ve yuhibbul mutetahhirîn.

S. Ateş
Sana âdet görmeden soruyorlar.
DE Kİ: "O eziyettir." Âdet halinde kadınlardan çekilin, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allâh'ın emrettiği yerden onlara varın. Allâh tevbe edenleri sever, temizlenenleri sever.


3/12


قُلْ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ اِلٰى جَهَنَّمَ وَبِئْسَ الْمِهَادُ
Okunuş
Kul lillezine keferu setuğlebune ve tuhşerune ila cehennem, ve bi'sel mihâd.

S. Ateş
İnkâr edenlere söyle: "Yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir döşektir!"


3/15


قُلْ اَؤُنَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِنْ ذٰلِكُمْ لِلَّذٖينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَاَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ وَاللّٰهُ بَصٖيرٌ بِالْعِبَادِ
Okunuş
Kul e unebbiukum bi hayrim min zalikum, lillezinettekav inde rabbihim cennatun tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve ezvacum mutahheratuv ve ridvanum minellah, vallahu basırum bil ibâd.

S. Ateş
DE Kİ: "Bunlardan daha iyisini size söyleyeyim mi? Korunanlar için Rableri katında altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allâh'ın rızâsı vardır." Allâh, kulları görür:


3/29


قُلْ اِنْ تُخْفُوا مَا فٖى صُدُورِكُمْ اَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللّٰهُ وَيَعْلَمُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ
Okunuş
Kul in tuhfu ma fi sudurikum ev tubduhu ya'lemhullah, ve ya'lemu ma fis semavati ve ma fil ard, vallahu ala kulli şey'in kadîr.

S. Ateş
DE Kİ: "Göğüslerinizde olanı gizleseniz de, açığa vursanız da Allâh onu bilir; göklerde ve yerde olanları da bilir. Allâh her şeye kâdirdir.


3/31


قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
Okunuş
Kul in kuntum tuhibbunellahe fettebiuni yuhbibkumullahu ve yağfir lekum zunubekum, vallahu ğafurur rahîm.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer Allâh'ı seviyorsanız bana uyun ki Allâh da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Allâh bağışlayandır, esirgeyendir."


3/32


قُلْ اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِرٖينَ
Okunuş
Kul eti'ullahe ver rasul, fe in tevellev fe innellahe le yuhibbul kâfirîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allah'a ve Elçiye itâ'at edin!" Eğer dönerlerse muhakkak ki Allâh, kâfirleri sevmez.


3/64


قُلْ يَا اَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَلَّا نَعْبُدَ اِلَّا اللّٰهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهٖ شَيْپًا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِاَنَّا مُسْلِمُونَ
Okunuş
Kul ya ehlel kitabi tealev ila kelimetin sevaim beynena ve beynekum ella na'bude ilellahe ve la nuşrike bihi şey'ev ve la yettehize ba'duna ba'dan erbabem min dunillah, fe in tevellev fe kuluşhedu bi enna muslimûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey Kitap ehli, bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin: "Yalnız Allah'a tapalım. O'na hiçbirşeyi ortak koşmayalım; birbirimizi Allah'tan başka tanrılar edinmeyelim." Eğer yüz çevirirlerse; "Şâhid olun, biz müslümanlarız!" deyin.


3/73


وَلَا تُؤْمِنُوا اِلَّا لِمَنْ تَبِعَ دٖينَكُمْ قُلْ اِنَّ الْهُدٰى هُدَى اللّٰهِ اَنْ يُؤْتٰى اَحَدٌ مِثْلَ مَا اُوتٖيتُمْ اَوْ يُحَاجُّوكُمْ عِنْدَ رَبِّكُمْ قُلْ اِنَّ الْفَضْلَ بِيَدِ اللّٰهِ يُؤْتٖيهِ مَنْ يَشَاءُ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلٖيمٌ
Okunuş
Ve la tu'minu illa li men tebia dinekum, kul innel huda hudellahi ey yu'ta ehadum misle ma utitum ev yuhaccukum inde rabbikum, kul innel fadle bi yedillah, yu'tihi mey yeşa', vallahu vasiun alîm.

S. Ateş
"Sizin dininize uyandan başkasına güvenmeyin!" (dediler.)
DE Kİ: "Hidâyet Allâh'ın hidâyetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzûrunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?, DE Kİ: "Lutuf Allâh'ın elindedir, onu dilediğine verir, Allâh(ın lutfu) geniştir, (O her şeyi) bilendir.


3/84


قُلْ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَا اُنْزِلَ عَلَيْنَا وَمَا اُنْزِلَ عَلٰى اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَمَا اُوتِىَ مُوسٰى وَعٖيسٰى وَالنَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
Okunuş
Kul amenna billahi ve ma unzile aleyna ve ma unzile ala ibrahime ve ismaile ve ishaka ve ya'kube vel esbati ve ma utiye musa ve isa ven nebiyyune mir rabbihim, la nuferriku beyne ehadim minhum ve nahnu lehu muslimûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allah'a, bize indirilene, İbrâhim'e, İsmâ'il'e, İshak'a, Ya'kûb'a ve sıbtlara (Ya'kûb oğullarından türeyen kabilelere) indirilene; Mûsâ'ya, Îsâ'ya ve peygamberlere Rableri tarafından verilene inandık; onlar arasında bir ayırım yapmayız, biz O'na teslim olanlarız."


3/93


كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِـلًّا لِبَنٖى اِسْرَایٖٔلَ اِلَّا مَا حَرَّمَ اِسْرَایٖٔلُ عَلٰى نَفْسِهٖ مِنْ قَبْلِ اَنْ تُنَزَّلَ التَّوْرٰيةُ قُلْ فَاْتُوا بِالتَّوْرٰيةِ فَاتْلُوهَا اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Kullut taami kane hillel li beni israile illa ma harrame israilu ala nefsihi min kabli en tunezzelet tevrah, kul fe'tu bit tevrati fetluha in kuntum sadikîn.

S. Ateş
Tevrât indirilmeden önce, İsrâil'in kendisine harâm kıldığı şeyler dışında, İsrâil oğullarına bütün yiyecekler helâldi.
DE Kİ: "Doğru iseniz, Tevrât'ı getirip okuyun."


3/95


قُلْ صَدَقَ اللّٰهُ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ اِبْرٰهٖيمَ حَنٖيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكٖينَ
Okunuş
Kul sadekallahu fettebiu millete ibrahime hanifa, ve ma kane minel muşrikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allâh doğru söyledi, öyle ise dosdoğru, Allâh'ı birleyici olarak İbrâhim dinine uyun. O, ortak koşanlardan değildi."


3/98


قُلْ يَا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَاللّٰهُ شَهٖيدٌ عَلٰى مَا تَعْمَلُونَ
Okunuş
Kul ya ehlel kitabi lime tekfurune bi ayatillahi vallahu şehidun ala ma ta'melûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey Kitap ehli, Allâh yaptıklarınıza tanık iken neden Allâh'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?"


3/99


قُلْ يَا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَصُدُّونَ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَاَنْتُمْ شُهَدَاءُ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Okunuş
Kul ya ehlel kitabi lime tesuddune an sebilillahi men amene tebğuneha ivecev ve entum şuheda', vemallahu bi ğafilin amma ta'melûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey Kitap ehli, gerçeğe tanık olduğunuz halde, niçin Allâh'ın yolunu eğri göstermeğe yeltenerek, inanmak isteyenleri Allâh yolundan çevirmeğe çalışıyorsunuz? Allâh yaptıklarınızdan habersiz değildir."


3/119


هَا اَنْتُمْ اُولَاءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِالْكِتَابِ كُلِّهٖ وَاِذَا لَقُوكُمْ قَالُوا اٰمَنَّا وَاِذَا خَلَوْا عَضُّوا عَلَيْكُمُ الْاَنَامِلَ مِنَ الْغَيْظِ قُلْ مُوتُوا بِغَيْظِكُمْ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Okunuş
Ha entum ulai tuhibbunehum ve la yuhibbunekum ve tu'minune bil kitabi kullih, ve iza lekukum kalu amenna ve iza halev addu aleykumul enamile minel ğayz, kul mutu bi ğayzikum, innellahe alimum bizatis sudûr.

S. Ateş
İşte, siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler. Kitabın hepsine inanırsınız. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "İnandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı öfkeden parmak uçlarını ısırırlar.
DE Kİ: "Öfkenizden ölün! Şüphesiz Allâh, göğüslerin özünü bilir."


3/154


ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَائِفَةً مِنْكُمْ وَطَائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَیْءٍ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِ يُخْفُونَ فٖى اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَیْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَا قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فٖى بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذٖينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِىَ اللّٰهُ مَا فٖى صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فٖى قُلُوبِكُمْ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Okunuş
Sümme enzele aleykum mim ba'dil ğammi emeneten nuasey yağşa taifetem minkum ve taifetun kad ehemmethum enfusuhum yezunnune billahi ğayral hakki zannel cahiliyyeh, yekulune hel lena minel emri min şey', kul innel emra kullehu lillah, yuhfune fi enfusihim ma la yubdune lek, yekulune lev kane lena minel emri şey'um ma kutilna hahuna, kul lev kuntum fi buyutikum le berazellezine kutibe aleyhimul katlu ila medaciihim, ve li yebteliyellahu ma fi sudurikum ve li yumehhisa ma fi kulubikum, vallahu alimum bi zatis sudûr.

S. Ateş
Sonra o üzüntünün ardından (Allâh) size bir güven, bir kısmınızı bürüyen bir uyku indirdi; bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı câhiliyye zannı gibi haksız bir zanda bulunuyorlar: "Bu işten bize bir şey var mı?" diyorlardı.
DE Kİ: "Bütün iş, Allah'a aittir." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. Diyorlar ki: "Bu işten bize bir fayda olsaydı, burada öldürülmezdik." DE Kİ: "Evlerinizde dahi olsaydınız, yine üzerine öldürülme(si) yazılmış olanlar, mutlaka (vurulup) yatacakları yeri boylardı. Allâh göğüslerinizdekini denemek, kalblerinizdekini açığa çıkarmak için (bunları başınıza getirdi)". Allâh göğüslerin özünü bilir.


3/165


اَوَ لَمَّا اَصَابَتْكُمْ مُصٖيبَةٌ قَدْ اَصَبْتُمْ مِثْلَيْهَا قُلْتُمْ اَنّٰى هٰـذَا قُلْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِكُمْ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ
Okunuş
E ve lemma esabetkum musibetun kad esabtum misleyha kultum enna haza, kul huve min indi enfusikum, innellahe ala kulli şey'in kadîr.

S. Ateş
Başınıza bir belâ gelince -siz, onun iki katını onların başlarına getirmiş olduğunuz halde yine- Bu nereden başımıza geldi?" dediniz.
DE Kİ: "O (belâ), kendinizdendir." Allâh, herşeye kâdirdir.


3/168


اَلَّذٖينَ قَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ وَقَعَدُوا لَوْ اَطَاعُونَا مَا قُتِلُوا قُلْ فَادْرَؤُا عَنْ اَنْفُسِكُمُ الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Ellezine kalu li ihvanihim ve kaadu lev etauna ma kutilu, kul fedrau an enfusikumul mevte in kuntum sadikîn.

S. Ateş
(Savaştan geri kalıp) Oturarak, kardeşleri için "Bizim sözümüzü tutsalardı, öldürülmezlerdi." diyenlere söyle: "Eğer doğru iseniz, kendinizden ölümü savınız!"


3/183


اَلَّذٖينَ قَالُوا اِنَّ اللّٰهَ عَهِدَ اِلَيْنَا اَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتّٰى يَاْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَاْكُلُهُ النَّارُ قُلْ قَدْ جَاءَكُمْ رُسُلٌ مِنْ قَبْلٖى بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالَّذٖى قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Ellezine kalu innellahe ahide ileyna ella nu'mine li rasulin hatta ye'tiyena bi kurbanin te'kuluhun nar, kul kad caekum rusulum min kabli bil beyyinati ve billezi kultum fe lime kateltumuhum in kuntum sadikîn.

S. Ateş
Onlar: "Allâh bize, and verdi ki, bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmayalım." dediler.
DE Kİ: "Size benden önce açık deliller ve bu dediğinizi de getiren elçiler gelmişti. Eğer doğru idiyseniz niçin onları öldürdünüz?"


4/77


اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖينَ قٖيلَ لَهُمْ كُفُّوا اَيْدِيَكُمْ وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ اِذَا فَرٖيقٌ مِنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّٰهِ اَوْ اَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ لَوْلَا اَخَّرْتَنَا اِلٰى اَجَلٍ قَرٖيبٍ قُلْ مَتَاعُ الدُّنْيَا قَلٖيلٌ وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِمَنِ اتَّقٰى وَلَا تُظْلَمُونَ فَتٖيلًا
Okunuş
E lem tera ilellezine kile lehum kuffu eydiyekum ve ekîmus salete ve atuz zekah, fe lemma kutibe aleyhimul kitalu iza ferikum minhum yahşevnen nase ke haşyetillahi ev eşedde haşyeh, ve kalu rabbena lime ketebte aleynel kital, lev la ehhartena ila ecelin karib, kul metaud dunya kalil, vel ahiratu hayrul li menitteka, ve la tuzlemune fetila.

S. Ateş
Kendilerine: "Ellerinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekâtı verin!" denilenleri görmedin mi? Kendilerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir grup, insanlardan, Allah'tan korkar gibi hattâ daha fazla korkmaya başladılar: "Rabbimiz, niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (savaş emrini bir süre geciktirsen) olmaz mıydı?" dediler.
DE Kİ: "dünyâ geçimi azdır, korunan için âhiret daha iyidir. Size kıl kadar haksızlık edilmez."


4/78


اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ فٖى بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰـذِهٖ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰـذِهٖ مِنْ عِنْدِكَ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ فَمَالِ هٰؤُلَاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدٖيثًا
Okunuş
Eyne ma tekunu yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fi burucim muşeyyedeh, ve in tusibhum hasenetuy yekulu hazihi min indillah, ve in tusibhum seyyetuy yekulu hazihi min indik, kul kullum min indillah, fe mali haulail kavmi la yekadune yefkahune hadisa.

S. Ateş
Nerede olsanız, sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine ölüm sizi bulur. Onlara bir iyilik erişirse: "Bu, Allâh tarafındandır" derler. Onlara bir kötülük erişirse: "Bu, senin yüzündendir" derler.
DE Kİ: "Hepsi Allâh tarafındandır". Bu topluma ne oluyor ki hemen hiç söz anlamıyorlar?


5/4


يَسْپَلُونَكَ مَاذَا اُحِلَّ لَهُمْ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّبٖينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللّٰهُ فَكُلُوا مِمَّا اَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهِ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ سَرٖيعُ الْحِسَابِ
Okunuş
Yes'eluneke maza uhille lehum, kul uhille lekumut tayyibatu ve ma allemtum minel cevarihi mukellibine tuallimunehunne mimma allemekumullah, fe kulu mimma emsekne aleykum vezkurusmellahi aleyhi vettekullah, innellahe seriul hisâb.

S. Ateş
Sana, kendilerine neyin helâl kılındığını soruyarlar.
DE Kİ: "Size iyi ve temiz şeyler helâl kılındı. Allâh'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların, sizin için tuttuklarını yeyin ve üzerine Allâh'ın adını anın, Allah'tan korkun. Çünkü Allâh, hesabı çabuk görendir.


5/17


لَقَدْ كَفَرَ الَّذٖينَ قَالُوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَسٖيحُ ابْنُ مَرْيَمَ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللّٰهِ شَيْپًا اِنْ اَرَادَ اَنْ يُهْلِكَ الْمَسٖيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُ وَمَنْ فِى الْاَرْضِ جَمٖيعًا وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ
Okunuş
Le kad keferallezine kalu innellahe huvel mesihubnu meryem, kul fe mey yemliku minellahi şey'en in erade ey yuhlikel misihabne meryeme ve ummehu ve men fil ardi cemia, ve lillahi mulkus semavati vel erdi ve ma beynehuma, yahluku ma yeşa', vallahu ala kulli şey'in kadîr.

S. Ateş
"Allâh, Meryem oğlu Mesih'tir." diyenler küfre gitmişlerdir.
DE Kİ: "Öyle ise Allâh, Meryem oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzünde olanların hepsini helâk etmek istese, Allah'a karşı kimin elinde bir şey var?" Göklerde, yerde ve ikisinin arasında bulunan herşey O'nundur. O, dilediğini yaratır, Allâh, herşeyi yapabilendir.


5/18


وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارٰى نَحْنُ اَبْنَاءُ اللّٰهِ وَاَحِبَّاؤُهُ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُمْ بِذُنُوبِكُمْ بَلْ اَنْتُمْ بَشَرٌ مِمَّنْ خَلَقَ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَاِلَيْهِ الْمَصٖيرُ
Okunuş
Ve kaletil yehudu ven nesara nahnu ebnaullahi ve ehibbauh, kul fe lime yuazzibukum bi zunubikum, bel entum beşerum mimmen halak, yağfiru li mey yeşau ve yuazzibu mey yeşa', ve lillahi mulkus semavati vel ardi ve ma beynehuma ve ileyhil mesîr.

S. Ateş
Yahûdiler ve hıristiyanlar; "Biz Allâh'ın oğulları ve sevgilileriyiz." dediler.
DE Kİ: "O halde niçin günâhlarınızdan ötürü (Allâh) size azâbediyor?" Hayır, siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azâbeder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herşeyin mülkü Allâh'ındır. Dönüş de O'nadır.


5/59


قُلْ يَا اَهْلَ الْكِتَابِ هَلْ تَنْقِمُونَ مِنَّا اِلَّا اَنْ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَا اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلُ وَاَنَّ اَكْثَرَكُمْ فَاسِقُونَ
Okunuş
Kul ya ehlel kitabi hel tenkimune minna illa en amenna billahi ve ma unzile ileyna ve ma unzile min kablu ve enne ekserakum fasikûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey Kitap ehli, Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa sizin çoğunuz yoldan çıkmıştır."


5/60


قُلْ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللّٰهِ مَنْ لَعَنَهُ اللّٰهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازٖيرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَ اُولٰـئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ عَنْ سَوَاءِ السَّبٖيلِ
Okunuş
Kul hel unebbiukum bi şerrim min zalike mesubeten indellah, mel leanehullahu ve ğadibe aleyhi ve ceale minhumul kiradete vel hanazira ve abedet tağut, ulaike şerrum mekanev ve edallu an sevais sebîl.

S. Ateş
DE Kİ: "Allâh katında yeri bundan daha kötü olanı size söyleyeyim mi? Allâh kim(ler)e la'net ve gazab etmiş, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytâna tapanlar yapmışsa, işte onların yeri daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır.


5/68


قُلْ يَا اَهْلَ الْكِتَابِ لَسْتُمْ عَلٰى شَیْءٍ حَتّٰى تُقٖيمُوا التَّوْرٰیةَ وَالْاِنْجٖيلَ وَمَا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَيَزٖيدَنَّ كَثٖيرًا مِنْهُمْ مَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًا فَلَا تَاْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ
Okunuş
Kul ya ehlel kitabi lestum ala şey'in hatta tukîmut tevrate vel incile ve ma unzile ileykum mir rabbikum, ve le yezidenne kesiram minhum ma unzile ileyke mir rabbike tuğyanev ve kufra, fe la te'se alel kavmil kâfirîn.

S. Ateş
DE Kİ: Ey Kitap ehli, siz Tevrât'ı, İncil'i ve Rabbi'nizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. (Ey Muhammed), Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlık ve inkârını artıracaktır. Sen o kâfirler toplumu için üzülme!


5/76


قُلْ اَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَاللّٰهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ
Okunuş
Kul e ta'budune min dunillahi ma la yemliku lekum darrav ve la nef'a, vallahu huves semiul alîm.

S. Ateş
DE Kİ: "Allâh'ı bırakıp size ne zarar, ne de yarar vermeğe gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allâh, işiten, bilendir (O'na tapmanız gerekmez mi?)."


5/77


قُلْ يَا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فٖى دٖينِكُمْ غَيْرَ الْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُوا اَهْوَاءَ قَوْمٍ قَدْ ضَلُّوا مِنْ قَبْلُ وَاَضَلُّوا كَثٖيرًا وَضَلُّوا عَنْ سَوَاءِ السَّبٖيلِ
Okunuş
Kul ya ehlel kitabi la tağlu fi dinikum ğayral hakki ve la tettebiu ehvae kavmin kad dallu min kablu ve edallu kesirav ve dallu an sevais sebîl.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey Kitap ehli, dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın ve önceden sapmış, birçoğunu da saptırmış, düz yoldan şaşmış bir milletin keyiflerine uymayın!"


5/100


قُلْ لَا يَسْتَوِى الْخَبٖيثُ وَالطَّيِّبُ وَلَوْ اَعْجَبَكَ كَثْرَةُ الْخَبٖيثِ فَاتَّقُوا اللّٰهَ يَا اُولِى الْاَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Okunuş
Kul la yestevil habisu vet tayyibu ve lev a'cebeke kesratul habis, fettekullahe ya ulil elbabi leallekum tuflihûn.

S. Ateş
DE Kİ:"Murdarla temiz bir olmaz. Murdarın çokluğu hoşuna gitse de. O halde ey sağduyu sâhipleri, Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz!"


6/11


قُلْ سٖيرُوا فِى الْاَرْضِ ثُمَّ انْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبٖينَ
Okunuş
Kul siru fil ardi sümmenzuru keyfe kane akibetul mukezzibîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün!"


6/12


قُلْ لِمَنْ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ قُلْ لِلّٰهِ كَتَبَ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ فٖيهِ اَلَّذٖينَ خَسِرُوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Okunuş
Kul li mem ma fis semavati vel ard, kul lillah, ketebe ala nefsihir rahmeh, le yecmeannekum ila yevmil kiyameti la raybe fih, ellezine hasiru enfusehum fe hum la yu'minûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" "Allâh'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi üstüne yazmış(acımayı kendisine prensip edinmiş)tir. Sizi elbette varlığında şüphe olmayan kıyâmet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini ziyana sokanlar, inanmazlar.


6/14


قُلْ اَغَيْرَ اللّٰهِ اَتَّخِذُ وَلِیًّا فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَهُوَ يُطْعِمُ وَلَا يُطْعَمُ قُلْ اِنّٖى اُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ اَوَّلَ مَنْ اَسْلَمَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكٖينَ
Okunuş
Kul e ğayrallahi ettehizu veliyyen fatiris semavati vel ardi ve huve yut'imu ve la yut'am, kul inni umirtu en ekune evvele men esleme ve la tekunenne minel muşrikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Gökleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah'tan başka dost mu tutayım?" "Bana, İslâm olanların ilki olmam emredildi de!" ve sakın ortak koşanlardan olma!


6/15


قُلْ اِنّٖى اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّٖى عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍ
Okunuş
Kul inni ehafu in asaytu rabbi azabe yevmin azîm.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer Rabbime isyân edersem, büyük bir günün azâbından korkarım!"


6/19


قُلْ اَىُّ شَیْءٍ اَكْبَرُ شَهَادَةً قُلِ اللّٰهُ شَهٖيدٌ بَيْنٖى وَبَيْنَكُمْ وَاُوحِىَ اِلَیَّ هٰـذَا الْقُرْاٰنُ لِاُنْذِرَكُمْ بِهٖ وَمَنْ بَلَغَ اَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ اَنَّ مَعَ اللّٰهِ اٰلِهَةً اُخْرٰى قُلْ لَا اَشْهَدُ قُلْ اِنَّمَا هُوَ اِلٰـهٌ وَاحِدٌ وَاِنَّنٖى بَرٖیءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ
Okunuş
Kul eyyu şey'in ekberu şehadeh, kulillahu şehidum beyni ve beynekum ve uhiye ileyye hazel kur'anu li unzirakum bihi ve mem belağ, e innekum le teşhedune enne meallahi aliheten uhra, kul la eşhed, kul innema huve ilahuv vahiduv ve inneni berium mimma tuşrikûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Şâhidlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" DE Kİ: "Benimle sizin aranızda Allâh şâhiddir. Bu Kur'ân bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım. Siz gerçekten Allâh ile beraber başka tanrılar olduğuna şâhidlik ediyor musunuz?", "Ben şâhidlik etmem!" de: "O, ancak tek bir Tanrıdır, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden uzağım" de.


6/37


وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّهٖ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ قَادِرٌ عَلٰى اَنْ يُنَزِّلَ اٰيَةً وَلٰـكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Okunuş
Ve kalu lev la nuzzile aleyhi ayetum mir rabbih, kul innellahe kadirun ala ey yunezzile ayetev ve lakinne ekserahum la ya'lemûn.

S. Ateş
Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mu'cize indirilmeli değil miydi?"
DE Kİ: "Şüphesiz Allâh, bir mu'cize indirmeğe kâdirdir, fakat çokları bilmezler."


6/40


قُلْ اَرَاَيْتَكُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُ اللّٰهِ اَوْ اَتَتْكُمُ السَّاعَةُ اَغَيْرَ اللّٰهِ تَدْعُونَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Kul eraeytekum in etakum azabullahi ev etetkumus saatu e ğayrallahi ted'un, in kuntum sadikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Düşündünüz mü kendinizi hiç? Size Allâh'ın azâbı gelse, ya da o (Duruşma) sâ'at(i) gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru (sözlü) iseniz (söyleyin).


6/46


قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَخَذَ اللّٰهُ سَمْعَكُمْ وَاَبْصَارَكُمْ وَخَتَمَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ مَنْ اِلٰـهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَاْتٖيكُمْ بِهِ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ ثُمَّ هُمْ يَصْدِفُونَ
Okunuş
Kul eraeytum in ehazellahu sem'akum ve ebsarakum ve hateme ala kulubikum men ilahun ğayrullahi ye'tikum bih, unzur keyfe nusarriful ayati sümme hum yasdifûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Söyleyin bana, eğer Allâh işitme(duyu)nuzu ve gözlerinizi alsa, kalblerinizin üstüne de mühür vursa, Allah'tan başka bun(lar)ı size getir(ip ver)ecek tanrı kimdir?" Bak, nasıl âyetleri döndürüp türlü türlü açıklıyoruz, sonra yine onlar yüz çeviriyorlar?


6/47


قُلْ اَرَاَيْتَكُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُ اللّٰهِ بَغْتَةً اَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ اِلَّا الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ
Okunuş
Kul eraeytekum in etakum azabullahi bağteten ev cehraten hel yuhleku illel kavmuz zalimûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Düşündünüz mü kendinizi hiç? Size Allâh'ın azâbı ansızın, ya da açıkça gelse, zâlim toplumdan başkası mı helâk edilir?"


6/50


قُلْ لَا اَقُولُ لَكُمْ عِنْدٖى خَزَائِنُ اللّٰهِ وَلَا اَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَا اَقُولُ لَكُمْ اِنّٖى مَلَكٌ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰى اِلَیَّ قُلْ هَلْ يَسْتَوِى الْاَعْمٰى وَالْبَصٖيرُ اَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ
Okunuş
Kul la ekulu lekum indi hazainullahi ve la a'lemul ğaybe ve la ekulu lekum inni melek, in ettebiu illa ma yuha ileyy, kul hel yestevil a'ma vel besir, e fe la tetefekkerûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben size, Allâh'ın hazineleri yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size 'Ben meleğim' de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." DE Kİ: "Körle, gören bir olur mu? Düşünmüyor musunuz?"


6/56


قُلْ اِنّٖى نُهٖيتُ اَنْ اَعْبُدَ الَّذٖينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ قُلْ لَا اَتَّبِعُ اَهْوَاءَكُمْ قَدْ ضَلَلْتُ اِذًا وَمَا اَنَا مِنَ الْمُهْتَدٖينَ
Okunuş
Kul inni nuhitu en a'budellezine ted'une min dunillah, kul la ettebiu ehvaekum kad daleltu izev ve ma ene minel muhtedîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben, Allah'tan başka yalvardıklarınıza tapmaktan men'olundum." DE Kİ: "Ben sizin keyiflerinize uymam, çünkü o takdirde sapıtmış ve yola gelenlerden olmamış olurum."


6/57


قُلْ اِنّٖى عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبّٖى وَكَذَّبْتُمْ بِهٖ مَا عِنْدٖى مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهٖ اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلٖينَ
Okunuş
Kul inni ala beyyinetim mir rabbi ve kezzebtum bih, ma indi ma testa'cilune bih, inil hukmu illa lillah, yekussul hakka ve huve hayrul fasilîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben, Rabbimden (gelen) açık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Acele istediğiniz (azâb) da benim yanımda değildir. Hüküm vermek, yalnız Allah'a âittir. (O) gerçeği anlatır ve O, (dâvâyı çözüp) ayırdedenlerin en iyisidir."


6/58


قُلْ لَوْ اَنَّ عِنْدٖى مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهٖ لَقُضِىَ الْاَمْرُ بَيْنٖى وَبَيْنَكُمْ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِالظَّالِمٖينَ
Okunuş
Kul lev enne indi ma testa'cilune bihi le kudiyel emru beyni ve beynekum, vallahu a'lemu biz zalimîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş, şimdi (çoktan) bitirilmişti." Allâh zâlimleri daha iyi bilir.


6/63


قُلْ مَنْ يُنَجّٖيكُمْ مِنْ ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً لَئِنْ اَنْجٰینَا مِنْ هٰـذِهٖ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرٖينَ
Okunuş
Kul mey yuneccikum min zulumatil berri vel bahri ted'unehu tedarruav ve hufyeh, le in encana min hazihi le nekunenne mineş şakirîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Gizli ve açık olarak: 'Bizi bundan kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız!' diye O'na yalvarıp yakardığınız zaman, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarıyor?"


6/65


قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلٰى اَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِنْ فَوْقِكُمْ اَوْ مِنْ تَحْتِ اَرْجُلِكُمْ اَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذٖيقَ بَعْضَكُمْ بَاْسَ بَعْضٍ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ
Okunuş
Kul huvel kadiru ala ey yeb'ase aleykum azabem min fevkikum ev min tahti erculikum ev yelbisekum şiyeav ve yuzika ba'dakum be'se ba'd, unzur keyfe nusarriful ayati leallehum yefkahûn.

S. Ateş
DE Kİ: "O, sizin üzerinize üstünüzden, yahut ayaklarınızın altından bir azâb göndermeğe, ya da sizi parti parti birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını taddırmağa kâdirdir." Bak, anlasınlar diye âyetleri nasıl açıklıyoruz?!


6/66


وَكَذَّبَ بِهٖ قَوْمُكَ وَهُوَ الْحَقُّ قُلْ لَسْتُ عَلَيْكُمْ بِوَكٖيلٍ
Okunuş
Ve kezzebe bihi kavmuke ve huvel hakk, kul lestu aleykum bi vekîl.

S. Ateş
O, gerçek iken kavmin onu yalanladı.
DE Kİ: "Ben size vekil değilim!"


6/71


قُلْ اَنَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلٰى اَعْقَابِنَا بَعْدَ اِذْ هَدٰینَا اللّٰهُ كَالَّذِى اسْتَهْوَتْهُ الشَّيَاطٖينُ فِى الْاَرْضِ حَيْرَانَ لَهُ اَصْحَابٌ يَدْعُونَهُ اِلَى الْهُدَى ائْتِنَا قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰى وَاُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَمٖينَ
Okunuş
Kul e ned'u min dunillahi ma la yenfeuna ve la yedurruna ve nuraddu ala a'kabina ba'de iz hedanellahu kellezistehvethuş şeyatînu fil erdi hayran, lehu ashabuy yed'unehu ilel hude'tina kul inne hudellahi huvel huda, ve umirna li nuslime li rabbil âlemîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allah'tan başka, bize ne yarar, ne zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Ve Allâh bizi doğru yola ilettikten sonra, ökçelerimiz üzerinde (eski durumumuza) döndürülüp; şeytânların ayartarak şaşkın bir halde çölde bıraktıkları; arkadaşlarının ise "Bize gel!" diye doğru yola çağırdıkları kimse gibi (şaşkın bir duruma) mı düşelim?" DE Kİ: "Yol gösterme, ancak Allâh'ın yol göstermesidir. Bize, âlemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmiştir."


6/90


اُولٰـئِكَ الَّذٖينَ هَدَى اللّٰهُ فَبِهُدٰیهُمُ اقْتَدِهْ قُلْ لَا اَسْپَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٰى لِلْعَالَمٖينَ
Okunuş
Ulaikellezine hedellahu fe bi hudahumuktedih, kul la es'elukum aleyhi ecra, in huve illa zikra lil âlemîn.

S. Ateş
İşte onlar, Allâh'ın hidâyet ettiği kimselerdir. Onların yoluna uy ve
DE Kİ: "Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece âlemlere bir öğüttür."


6/91


وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهٖ اِذْ قَالُوا مَا اَنْزَلَ اللّٰهُ عَلٰى بَشَرٍ مِنْ شَیْءٍ قُلْ مَنْ اَنْزَلَ الْكِتَابَ الَّذٖى جَاءَ بِهٖ مُوسٰى نُورًا وَهُدًى لِلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاطٖيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثٖيرًا وَعُلِّمْتُمْ مَا لَمْ تَعْلَمُوا اَنْتُمْ وَلَا اٰبَاؤُكُمْ قُلِ اللّٰهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فٖى خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ
Okunuş
Ve ma kaderullahe hakka kadrihi iz kalu ma enzelellahu ala beşerim min şey', kul men enzelel kitabellezi cae bihi musa nurav ve hudel lin nasi tec'alunehu karatise tubduneha ve tuhfune kesira, ve ullimtum ma lem ta'lemu entum ve la abaukum, kulillahu summe zerhum fi havdihum yel'abûn.

S. Ateş
Allâh'ı şânına yaraşır biçimde tanıyamadılar, zira "Allâh, insana bir şey indirmedi" dediler.
DE Kİ: "Öyleyse Mûsâ'nın, insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği, -ki siz onu parça parça kâğıtlar haline getirip gösteriyorsunuz, çoğunu da gizliyorsunuz- ve ne sizin, ne de babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitabı kim indirdi?" "Alah" de, sonra bırak onları, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar.


6/109


وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَاءَتْهُمْ اٰيَةٌ لَيُؤْمِنُنَّ بِهَا قُلْ اِنَّمَا الْاٰيَاتُ عِنْدَ اللّٰهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْ اَنَّهَا اِذَا جَاءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ
Okunuş
Ve aksemu billahi cehde eymanihim le in caethum ayetul le yu'minunne biha, kul innemel ayatu indellahi ve ma yuş'irukum enneha iza caet la yu'minûn.

S. Ateş
Eğer kendilerine bir mu'cize gelirse ona mutlaka inanacaklarına olanca güçleriyle Allah'a yemin ettiler.
DE Kİ: "Mu'cizeler ancak Allâh'ın yanındadır." Hem bilir misiniz o (mu'cize) gelmiş olsa da onlar yine inanmazlar?


6/135


قُلْ يَا قَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنّٖى عَامِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَنْ تَكُونُ لَهُ عَاقِبَةُ الدَّارِ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ
Okunuş
Kul ve kavmi'melu ala mekanetikum inni amil, fe sevfe ta'lemune men tekunu lehu akibetud dar, innehu la yuflihuz zalimûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey kavmim, gücünüz yettiğince yapacağınızı yapın, ben de yapacağımı yapıyorum. Yakında (dünyâ) yurdu(nu)n sonunun kime âidolacağını bileceksiniz. Zâlimler, asla onmazlar!


6/143


ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍ مِنَ الضَّاْنِ اثْنَيْنِ وَمِنَ الْمَعْزِ اثْنَيْنِ قُلْ اٰلذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ اَمِ الْاُنْثَيَيْنِ اَمَّا اشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ اَرْحَامُ الْاُنْثَيَيْنِ نَبِّؤُنٖى بِعِلْمٍ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Semaniyete ezvac,mined da'nisneyni ve minel ma'zisneyn,kul az zekerayni harrame emil unseyeyni emmeştemelet aleyhi erhamul unseyeyn, nebbiuni bi ilmin in kuntum sadikîn.

S. Ateş
Sekiz çift (hayvan): Koyundan iki, keçiden iki.
DE Kİ: "(Allâh), iki erkeği mi harâm etti, iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin Rahimlerinde bulunan(yavru)ları mı? Eğer doğru iseniz bana bilgi ile haber verin."


6/144


وَمِنَ الْاِبِلِ اثْنَيْنِ وَمِنَ الْبَقَرِ اثْنَيْنِ قُلْ اٰلذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ اَمِ الْاُنْثَيَيْنِ اَمَّا اشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ اَرْحَامُ الْاُنْثَيَيْنِ اَمْ كُنْتُمْ شُهَدَاءَ اِذْ وَصّٰیكُمُ اللّٰهُ بِهٰـذَا فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا لِيُضِلَّ النَّاسَ بِغَيْرِ عِلْمٍ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الظَّالِمٖينَ
Okunuş
Ve minel ibilisneyni ve minel bekarisneyn, kul azzekerayni harrame emil unseyeyni emmeştemelet aleyhi erhamul unseyeyn, em kuntum şuhedae iz vessakumullahu bi haza, fe men azlemu mimmeniftera alellahi kezibel li yudillen nase bi ğayri ilm, innellahe la yehdil kavmez zalimîn.

S. Ateş
Ve deveden iki, sığırdan iki.
DE Kİ: "İki erkeği mi harâm etti, iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin Rahimlerinde bulunan(yavru)ları mı? Yoksa Allâh'ın size böyle vasiyyet ettiğine şâhidler mi oldunuz?" (Allâh, böyle tavsiye ederken siz O'nun yanında mıydınız?) Öyle bilmeden insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurandan daha zâlim kim olabilir? Allâh o zâlim topluluğu doğru yola iletmez.


6/145


قُلْ لَا اَجِدُ فٖى مَا اُوحِىَ اِلَیَّ مُحَرَّمًا عَلٰى طَاعِمٍ يَطْعَمُهُ اِلَّا اَنْ يَكُونَ مَيْتَةً اَوْ دَمًا مَسْفُوحًا اَوْ لَحْمَ خِنْزٖيرٍ فَاِنَّهُ رِجْسٌ اَوْ فِسْقًا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِهٖ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَاِنَّ رَبَّكَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
Okunuş
Kul la ecidu fi ma uhiye ileyye muharramen ala taimiy yat'amuhu illa ey yekune meyteten ev demem mesfuhan ev lahme hinzirin fe innehu ricsun ev fiskan uhille li ğayrillahi bih, fe menidturra ğayra bağiv ve la adin fe inne rabbeke ğafurur rahîm.

S. Ateş
DE Kİ: Bana vahyolunanda, (bu harâm dediklerinizi) yiyen kimse için harâm edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, yahut akıtılmış kan, yahut domuz eti -ki pistir- ya da Alah'tan başkası adına boğazlanmış bir fısk (murdar olmuş hayvan) olursa başka (bunlar harâmdır). Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) saldırmamak ve (zorunluluk) sınırı(nı) aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir). Çünkü Rabbin bağışlayandır, esirgeyendir.


6/148


سَيَقُولُ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا لَوْ شَاءَ اللّٰهُ مَا اَشْرَكْنَا وَلَا اٰبَاؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ شَیْءٍ كَذٰلِكَ كَذَّبَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ حَتّٰى ذَاقُوا بَاْسَنَا قُلْ هَلْ عِنْدَكُمْ مِنْ عِلْمٍ فَتُخْرِجُوهُ لَنَا اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَخْرُصُونَ
Okunuş
Seyekulullezine eşraku lev şaellahu ma eşrakna ve la abauna ve la harramna min şey', kezalike kezzebellezine min kablihim hatta zaku be'sena, kul hel indekum min ilmin fe tuhricuhu lena in tettebiune illez zanne ve in entum illa tahrusûn.

S. Ateş
(Allah'a) Ortak koşanlar diyecekler ki: "Allâh isteseydi ne biz ne de babalarımız ortak koşmazdık, hiçbir şeyi de harâm yapmazdık." Onlardan önce yalanlayanlar da öyle demişlerdi de nihâyet azâbımızı tadmışlardı.
DE Kİ: "Yanınızda bize çıka(rıp gösterece)ğiniz bir bilgi (yazılı belge) var mı? Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."


6/149


قُلْ فَلِلّٰهِ الْحُجَّةُ الْبَالِغَةُ فَلَوْ شَاءَ لَهَدٰیكُمْ اَجْمَعٖينَ
Okunuş
Kul fe lillahil huccetul baliğah, fe lev şae le hedakum ecmeîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Üstün delil, Allâh'ındır. Allâh dileseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdi."


6/150


قُلْ هَلُمَّ شُهَدَاءَكُمُ الَّذٖينَ يَشْهَدُونَ اَنَّ اللّٰهَ حَرَّمَ هٰـذَا فَاِنْ شَهِدُوا فَلَا تَشْهَدْ مَعَهُمْ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَاءَ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَالَّذٖينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ وَهُمْ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ
Okunuş
Kul helumme şuhedaekumullezine yeşhedune ennellahe harrame haza, fe in şehidu fe la teşhed meahum, ve la tettebi' ehvaellezine kezzebu bi ayatina vellezine la yu'minune bil ahirati ve hum bi rabbihim ya'dilûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Haydi Allâh'ın bunu yasakladığına şâhidlik edecek tanrılarınızı getirin." Eğer (onlar) şâhidlik ederlerse sen onlarla beraber şâhidlik etme; âyetlerimizi yalanlayanların ve âhirete inanmayanların keyiflerine uyma. (Nasıl uyarsın ki) onlar, Rablerine eş tutmaktadırlar.


6/151


قُلْ تَعَالَوْا اَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ اَلَّا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْپًا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَلَا تَقْتُلُوا اَوْلَادَكُمْ مِنْ اِمْلَاقٍ نَحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَاِيَّاهُمْ وَلَا تَقْرَبُوا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتٖى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ ذٰلِكُمْ وَصّٰیكُمْ بِهٖ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
Okunuş
Kul tealev etlu ma harrame rabbukum aleykum ella tuşriku bihi şey'a, ve bil valideyni ihsana, ve la taktulu evladekum min imlak, nahnu nerzukukum ve iyyahum, ve la takrabul fevahişe ma zahera minha ve ma betan, ve la taktulun nefselleti harramellahu illa bil hakk, zalikum vessakum bihi leallekum ta'kilûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Gelin, Rabbinizin size harâm kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; sizi de onları da biz besliyoruz. Fuhuşların açığına da, kapalısına da yaklaşmayın ve haksız yere Allâh'ın yasakladığı cana kıymayın! Düşünesiniz diye Allâh size bunları tavsiye etti.


6/161


قُلْ اِنَّنٖى هَدٰینٖى رَبّٖى اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ دٖينًا قِيَمًا مِلَّةَ اِبْرٰهٖيمَ حَنٖيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكٖينَ
Okunuş
Kul inneni hedani rabbi ila siratim mustekîm, dinen kiyemem millete ibrahime hanifa, ve ma kane minel muşrikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Rabbim beni doğru yola iletti. Dosdoğru dine, Allâh'ı birleyen İbrâhim'in dinine. O, ortak koşanlardan değildi."


6/162


قُلْ اِنَّ صَلَاتٖى وَنُسُكٖى وَمَحْيَایَ وَمَمَاتٖى لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
Okunuş
Kul inne salati ve nusuki ve mahyaye ve memati lillahi rabbil âlemîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Benim namazım, ibâdetim, hayâtım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allâh içindir."


6/164


قُلْ اَغَيْرَ اللّٰهِ اَبْغٖى رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَیْءٍ وَلَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ اِلَّا عَلَيْهَا وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ فٖيهِ تَخْتَلِفُونَ
Okunuş
Kul e ğayrallahi ebği rabbev ve huve rabbu kulli şey', ve la teksibu kullu nefsin illa aleyha, ve la teziru vaziratuv vizra uhra, summe ila rabbikum merciukum fe yunebbiukum bima kuntum fihi tahtelifûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allâh, herşeyin Rabbi iken ben O'ndan başka Rab mı arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine âittir. Kendi (günâh) yükünü taşıyan hiç kimse, bir başkasının (günâh) yükünü taşımaz. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir; (O) ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir."


7/28


وَاِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَا اٰبَاءَنَا وَاللّٰهُ اَمَرَنَا بِهَا قُلْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَاْمُرُ بِالْفَحْشَاءِ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Okunuş
Ve iza fealu fahişeten kalu vecedna aleyha abaena vallahu emerana biha kul innellahe la ye'muru bil fahşa', e tekulune alellahi ma la ta'lemûn.

S. Ateş
Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allâh emretti." dediler. "Allâh kötülüğü emretmez, de, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?"


7/29


قُلْ اَمَرَ رَبّٖى بِالْقِسْطِ وَاَقٖيمُوا وُجُوهَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَادْعُوهُ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ كَمَا بَدَاَكُمْ تَعُودُونَ
Okunuş
Kul emera rabbi bil kisti ve ekîmu vucuhekum inde kulli mescidiv ved'uhu muhlisine lehuddin, kema bedeekum teudûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Rabbim adâleti emretti. Her mescidde yüzlerinizi O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın (Allah'a hiçbir benzer, eş, ortak koşmadan, gönlünüze başka tanrılar getirmeden sırf Allah'a yönelerek O'na kulluk edin). İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz."


7/32


قُلْ مَنْ حَرَّمَ زٖينَةَ اللّٰهِ الَّتٖى اَخْرَجَ لِعِبَادِهٖ وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ قُلْ هِىَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Okunuş
Kul men harrame zinetellahilleti ahrace li ibadihi vet tayyibati miner rizk, kul hiye lillezine amenu fil hayatid dunya halisatey yevmel kiyameh, kezalike nufassilul ayati li kavmiy ya'lemûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allâh'ın, kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim harâm etti?" DE Kİ: "O, dünyâ hayâtında inananlarındır, kıyâmet günü de yalnız onlarındır." İşte biz, bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.


7/33


قُلْ اِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّىَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالْاِثْمَ وَالْبَغْیَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَاَنْ تُشْرِكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهٖ سُلْطَانًا وَاَنْ تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Okunuş
Kul innema harrame rabbiyel fevahişe ma zahera minha ve ma betane vel isme vel bağye bi ğayril hakki ve en tuşriku billahi ma lem yunezzil bihi sultanev ve en tekulu alellahi ma la ta'lemûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Rabbim, fuhuşları, gerek açığını, gerek kapalısını; günâhı ve haksız yere saldırmayı; hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmayı ve Allâh hakkında bilmediğiniz şeyler söylemenizi kesinlikle harâm etmiştir."


7/158


قُلْ يَا اَيُّهَا النَّاسُ اِنّٖى رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ جَمٖيعًا الَّذٖى لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ يُحْيٖ وَيُمٖيتُ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ النَّبِىِّ الْاُمِّىِّ الَّذٖى يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَكَلِمَاتِهٖ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Okunuş
Kul ya eyyuhen nasu inni rasulullahi ileykum cemianillezi lehu mulkus semavati vel ard, la ilahe illa huve yuhyi ve yumit, fe aminu billahi ve rasulihin nebiyyil ummiyyellezi yu'minu billahi ve kelimatihi vettebiuhu leallekum tehtedûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey insanlar, ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sâhibi olan, kendisinden başka tanrı bulunmayan, yaşatan, öldüren Allâh'ın Elçisiyim. Gelin Allah'a ve O'nun ümmi peygamberi olan Elçisine inanın -ki o (peygamber) de Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır- O'na uyun ki doğru yolu bulasınız!"


7/187


يَسْپَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَيَّانَ مُرْسٰیهَا قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ رَبّٖى لَا يُجَلّٖيهَا لِوَقْتِهَا اِلَّا هُوَ ثَقُلَتْ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَا تَاْتٖيكُمْ اِلَّا بَغْتَةً يَسْپَلُونَكَ كَاَنَّكَ حَفِىٌّ عَنْهَا قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللّٰهِ وَلٰـكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
Okunuş
Yes'eluneke anis saati eyyane mursaha, kul innema ilmuha inde rabbi la yucelliha lil vaktiha illa hu, sekulet fis semavati vel ard, la te'tikum illa bağteh, yes'eluneke keenneke hafiyyun anha kul innema ilmuha indellahi ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun.

S. Ateş
Sana (Duruşma) sâ'at(in)den soruyorlar: Gelip çatması ne zaman diye.
DE Kİ: "Onun bilgisi, ancak Rabbimin yanındadır. Onu tam zamanında açığa çıkaracak olan, yalnız O'dur. O, göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir." Sanki sen, onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar. DE Kİ: "Onun bilgisi, Allâh'ın yanındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler."


7/188


قُلْ لَا اَمْلِكُ لِنَفْسٖى نَفْعًا وَلَا ضَرًّا اِلَّا مَا شَاءَ اللّٰهُ وَلَوْ كُنْتُ اَعْلَمُ الْغَيْبَ لَاسْتَكْثَرْتُ مِنَ الْخَيْرِ وَمَا مَسَّنِىَ السُّوءُ اِنْ اَنَا اِلَّا نَذٖيرٌ وَبَشٖيرٌ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Okunuş
Kul la emliku li nefsi nef'av ve la darran illa ma şaellah, ve lev kuntu a'lemul ğaybe lesteksertu minel hayr, ve ma messeniyes suu in ene illa neziruv ve beşirul li kavmiy yu'minun.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben kendime, Allâh'ın dilediğinden başka ne bir fayda, ne de bir zarar verme gücüne sâhip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbete çok hayır (mal ve mülk) elde ederdim. Bana kötülük dokunmamış (beni cin çarpmamış)tır. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.


7/203


وَاِذَا لَمْ تَاْتِهِمْ بِاٰيَةٍ قَالُوا لَوْلَا اجْتَبَيْتَهَا قُلْ اِنَّمَا اَتَّبِعُ مَا يُوحٰى اِلَیَّ مِنْ رَبّٖى هٰـذَا بَصَائِرُ مِنْ رَبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Okunuş
Ve iza lem te'tihim bi ayatin kalu lev lectebeyteha, kul innema ettebiu ma yuha ileyye mir rabbi haza besairu mir rabbikum ve hudev ve rahmetul li kavmiy yu'minûn.

S. Ateş
Onlara bir âyet getirmediğin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler.
DE Kİ: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur'ân), Rabbinizden gelen basiretler(gönül gözlerini açan nurlar, gerçeğe ileten kanıtlar)dır ve inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmettir!"


8/38


قُلْ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا اِنْ يَنْتَهُوا يُغْفَرْ لَهُمْ مَا قَدْ سَلَفَ وَاِنْ يَعُودُوا فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ الْاَوَّلٖينَ
Okunuş
Kul lillezine keferu iy yentehu yuğfer lehum ma kad selef, ve iy yeudu fe kad medat sunnetul evvelîn.

S. Ateş
İnkâr edenlere söyle: "Eğer vazgeçerlerse, geçmişteki (günâhları) kendilerine bağışlanır; yok yine (eski hallerine) dönerlerse, öncekilerin (başlarına gelen Allâh) kanunu geçmiştir (bunların da başına gelecektir. Onu beklesinler).


8/70


يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ قُلْ لِمَنْ فٖى اَيْدٖيكُمْ مِنَ الْاَسْرٰى اِنْ يَعْلَمِ اللّٰهُ فٖى قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِمَّا اُخِذَ مِنْكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
Okunuş
Ya eyyuhen nebiyyu kul limen fi eydikum minel esra iy ya'lemillahu fi kulubikum hayray yu'tikum hayram mimma uhize minkum ve yağfir lekum vallahu ğafurur rahîm.

S. Ateş
Ey peygamber, ellerinizde bulunan esirlere söyle: "Eğer Allâh, sizin kalblerinizde bir hayır olduğunu bilirse, size, sizden alınan(fidye)den daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.


9/24


قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَاؤُكُمْ وَاَبْنَاؤُكُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ وَعَشٖيرَتُكُمْ وَاَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَجِهَادٍ فٖى سَبٖيلِهٖ فَتَرَبَّصُوا حَتّٰى يَاْتِىَ اللّٰهُ بِاَمْرِهٖ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الْفَاسِقٖينَ
Okunuş
Kul in kane abaukum ve ebnaukum ve ihvanukum ve ezvacukum ve aşiratukum ve emvalu nikteraftumuha ve ticaratun tahşevne kesadeha ve mesakinu terdavneha ehabbe ileykum minallahi ve rasulihi ve cihadin fi sebilihi fe terabbesu hatta ye'tiyallahu bi emrih, vallahu la yehdil kavmel fasikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabânız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret(iniz), hoşlandığınız konutlar, size Allah'tan, Elçisinden ve O'nun yolunda cihâdetmekten daha sevgili ise o halde Allâh emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)! Allâh, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez.


9/51


قُلْ لَنْ يُصٖيبَنَا اِلَّا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَنَا هُوَ مَوْلٰینَا وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
Okunuş
Kul ley yusibena illa ma ketebellahu lena huve mevlana, ve alellahi fel yetevekkelil mu'minûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allâh, bizim için ne yazmış (ne takdir etmiş) ise ancak o, bize ulaşır, bizim sâhibimiz O'dur. İnananlar Allah'a dayansınlar."


9/52


قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَا اِلَّا اِحْدَى الْحُسْنَيَيْنِ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ اَنْ يُصٖيبَكُمُ اللّٰهُ بِعَذَابٍ مِنْ عِنْدِهٖ اَوْ بِاَيْدٖينَا فَتَرَبَّصُوا اِنَّا مَعَكُمْ مُتَرَبِّصُونَ
Okunuş
Kul hel terabbesune bina illa ihdel husneyeyn, ve nahnu neterabbesu bikum ey yusibekumullahu bi azabim min indihi ev bi eydina fe terabbesu inna meakum muterabbisûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Bize yalnız iki iyilikten (ya gâzilik veya şehidlikten) birini gözetmiyor musunuz? Ama biz, Allâh'ın size ya kendi tarafından veya bizim ellerimizle bir azâb ulaştırmasını gözetiyoruz. Haydi gözetin, biz de sizinle beraber gözetenleriz."


9/53


قُلْ اَنْفِقُوا طَوْعًا اَوْ كَرْهًا لَنْ يُتَقَبَّلَ مِنْكُمْ اِنَّكُمْ كُنْتُمْ قَوْمًا فَاسِقٖينَ
Okunuş
Kul enfiku tav'an ev kerhel len yutekabbele minkum, innekum kuntum kavmen fasikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "İster gönüllü, ister gönülsüz sadaka verin: sizden kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkan bir kavimsiniz!"


9/61


وَمِنْهُمُ الَّذٖينَ يُؤْذُونَ النَّبِىَّ وَيَقُولُونَ هُوَ اُذُنٌ قُلْ اُذُنُ خَيْرٍ لَكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنٖينَ وَرَحْمَةٌ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذٖينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
Okunuş
Ve minhumullezine yu'zunen nebiyye ve yekulune huve uzun, kul uzunu hayril lekum yu'minu billahi ve yu'minu lil mu'minine ve rahmetul lillezine amenu minkum, vellezine yu'zune rasulellahi lehum azabun elîm.

S. Ateş
İçlerinden bazıları da Peygamberi incitirler: "O, (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır." derler.
DE Kİ: "(O), sizin için hayır kulağıdır. Allah'a inanır, mü'minlere inanır. Sizden inananlar için de (O), bir rahmettir, Allâh'ın Elçisini incitenlere acı bir azâb vardır."


9/65


وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِهٖ وَرَسُولِهٖ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِٶُنَ
Okunuş
Ve lein seeltehum le yekulunne innema kunna nehudu ve nel'ab, kul e billahi ve ayatihi ve rasulihi kuntum testehziûn.

S. Ateş
Eğer onlara sorsan: "Biz sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk!" derler.
DE Kİ: "Allâh ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun Elçisi ile mi alay ediyordunuz?"


9/81


فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَافَ رَسُولِ اللّٰهِ وَكَرِهُوا اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَقَالُوا لَا تَنْفِرُوا فِى الْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ اَشَدُّ حَرًّا لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ
Okunuş
Ferihal muhallefune bi mak'adihim hilafe rasulillahi ve kerihu ey yucahidu bi emvalihim ve enfusihim fi sebilillahi ve kalu la tenfiru fil harr, kul naru cehenneme eşddu harra, lev kanu yefkahûn.

S. Ateş
Allâh'ın Elçisinin arkasından oturmakla sevindiler, mallarıyle ve canlarıyle cihâdetmekten hoşlanmadılar: "Sıcakta sefere çıkmayın." dediler.
DE Kİ: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır!" Keşke anlasalardı!


9/94


يَعْتَذِرُونَ اِلَيْكُمْ اِذَا رَجَعْتُمْ اِلَيْهِمْ قُلْ لَا تَعْتَذِرُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّاَنَا اللّٰهُ مِنْ اَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuş
Ya'tezirune ileykum iza raca'tum ileyhim kul la ta'teziru len nu'mine lekum kad nebbeenellahu min ahbarikum, ve se yerallahu amelekum ve rasuluhu summe turaddune ila alimil ğaybi veş şehadeti fe yunebbiukum bi ma kuntum ta'melûn.

S. Ateş
(Seferden) geri dönüp onların yanına geldiğiniz zaman sizden özür dilerler.
DE Kİ: "Hiç özür dilemeyin, size inanmayız! Allâh bize sizin haberlerinizden (bize karşı çevirdiğiniz entrikalardan) bazılarını bildirdi. Yaptığınızı Allâh da görecek, Elçisi de. Sonra görülmeyeni ve görüleni bilenin huzûruna döndürüleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecek."


10/15


وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا ائْتِ بِقُرْاٰنٍ غَيْرِ هٰـذَا اَوْ بَدِّلْهُ قُلْ مَا يَكُونُ لٖى اَنْ اُبَدِّلَهُ مِنْ تِلْقَاٸِ نَفْسٖى اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰى اِلَیَّ اِنّٖى اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّٖى عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍ
Okunuş
Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin kalellezine la yercune likaene'ti bi kur'anin ğayri haza ev beddilh, kul ma yekunu li en ubeddilehu min tilkai nefsi, in ettebiu illa ma yuha ileyy, inni ehafu in asaytu rabbi azabe yevmin azîm.

S. Ateş
Onlara açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman, bizimle buluşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir." derler.
DE Kİ: "Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben sadece bana vahyolunana uyarım. Şâyet ben Rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azâbından korkarım."


10/16


قُلْ لَوْ شَاءَ اللّٰهُ مَا تَلَوْتُهُ عَلَيْكُمْ وَلَا اَدْرٰیكُمْ بِهٖ فَقَدْ لَبِثْتُ فٖيكُمْ عُمُرًا مِنْ قَبْلِهٖ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
Okunuş
Kul lev şaellahu ma televtuhu aleykum ve la edrakum bihi fe kad lebistu fikum umuram min kablihi e fela ta'kilûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer Allâh dileseydi, onu size okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Ben ondan önce aranızda bir ömür boyu kalmıştım (böyle bir şey yapmamıştım), düşünmüyor musunuz?"


10/18


وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هٰؤُلَاءِ شُفَعَاؤُنَا عِنْدَ اللّٰهِ قُلْ اَتُنَبِّئُونَ اللّٰهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِى السَّمٰوَاتِ وَلَا فِى الْاَرْضِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ
Okunuş
Ve ya'budune min dunillahi ma la yedurruhum ve la yenfeuhum ve yekulune haulai şufeauna indellah, kul etunebbiunellahe bima la ya'lemu fis semavati ve la fil ard, subhanehu ve teala amma yuşrikûn.

S. Ateş
Allâh'ı bırakıp kendilerine ne zarar, ne de yarar veremeyen şeylere tapıyorlar ve: "Bunlar Allâh katında bizim şefâ'atçilerimizdir!" diyorlar.
DE Kİ: "Allâh'ın, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz?" O, onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir.


10/31


قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ اَمَّنْ يَمْلِكُ السَّمْعَ والْاَبْصَارَ وَمَنْ يُخْرِجُ الْحَیَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَىِّ وَمَنْ يُدَبِّرُ الْاَمْرَ فَسَيَقُولُونَ اللّٰهُ فَقُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ
Okunuş
Kul mey yerzukukum mines semai vel erdi emmey yemlikus sem'a vel ebsara ve mey yuhricul hayye minle meyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi ve mey yudebbirul emr fe seyekulunellahu fe kul efela tettekûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da o kulak(lar)ın ve gözlerin sâhibi kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Kim buyruğu(nu) yürütüyor (kâinâtı yönetiyor)?" "Allâh." diyecekler. "O halde, korunmuyor musunuz?" de.


10/34


قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَائِكُمْ مَنْ يَبْدَٶُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ قُلِ اللّٰهُ يَبْدَٶُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ
Okunuş
Kul hel min şurakaikum mey yebdeul halka summe yuiduh, kulillahu yebdeul halku summe yuiyduhu fe enna tu'fekûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Sizin koştuğunuz ortaklardan ilk defa yaratacak, sonra onu çevirip yeniden yaratacak olan var mı?" DE Kİ: "Allâh ilk defa yaratır, sonra onu çevirip yeniden yaratır. Öyleyse nasıl (doğru yoldan) çevriliyorsunuz?"


10/35


قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَائِكُمْ مَنْ يَهْدٖى اِلَى الْحَقِّ قُلِ اللّٰهُ يَهْدٖى لِلْحَقِّ اَفَمَنْ يَهْدٖى اِلَى الْحَقِّ اَحَقُّ اَنْ يُتَّبَعَ اَمَّنْ لَا يَهِدّٖى اِلَّا اَنْ يُهْدٰى فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Okunuş
Kul hel min şurakaikum mey yehdi ilel hakk, kulillahu yehdi lil hakk, e fe mey yehdi ilel hakki ehakku ey yuttebea emmel la yehiddi illa ey yuhda fe ma lekum, keyfe tahkumûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Sizin ortaklarınızdan hakka götürecek var mı?" DE Kİ: "Allâh, hakka götürür. Hakka götüren mi uyulmağa daha lâyıktır, yoksa (tutulup) yola götürülmedikçe kendisi doğru yolu bulamayan mı? O halde neyiniz var? Nasıl hükmediyorsunuz?"


10/38


اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰیهُ قُلْ فَاْتُوا بِسُورَةٍ مِثْلِهٖ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Em yekulunefterah, kul fe'tu bi suratim mislihi ved'u menisteta'tum min dunillahi in kuntum sadikîn.

S. Ateş
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar?
DE Kİ: "Eğer doğru iseniz haydi onun benzeri bir sûre getirin ve Allah'tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın!"


10/49


قُلْ لَا اَمْلِكُ لِنَفْسٖى ضَرًّا وَلَا نَفْعًا اِلَّا مَا شَاءَ اللّٰهُ لِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌ اِذَا جَاءَ اَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَاْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
Okunuş
Kul la emliku li nefsi darrav ve la nef'an illa ma şaellah, likulli ummetin ecel, iza cae eceluhum fe la yeste'hirune saatev ve la yestakdimûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben kendime dahi, Allâh'ın dilediğinden başka, ne zarar, ne de yarar verme gücüne sâhip değilim. Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de ileri giderler."


10/50


قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُهُ بَيَاتًا اَوْ نَهَارًا مَاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ الْمُجْرِمُونَ
Okunuş
Kul eraeytum in etakum azabuhu beyaten ev neharam maza yesta'cilu minhul mucrimûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Bakın, eğer O'nun azâbı size geceleyin, ya da gündüzün gelirse... Suçlular bun(lar)dan hangisini acele istiyor?"


10/53


وَيَسْتَنْبِئُونَكَ اَحَقٌّ هُوَ قُلْ اٖى وَرَبّٖى اِنَّهُ لَحَقٌّ وَمَا اَنْتُمْ بِمُعْجِزٖينَ
Okunuş
Ve yestembiuneke ehakkun hu, kul i ve rabbi innehu lehakkuv ve ma entum bi mu'cizîn.

S. Ateş
"Sahiden o gerçek midir?" diye senden soruyorlar.
DE Kİ: "Evet, Rabbim hakkı için o gerçektir. Siz (onu) önleyemezsiniz!"


10/58


قُلْ بِفَضْلِ اللّٰهِ وَبِرَحْمَتِهٖ فَبِذٰلِكَ فَلْيَفْرَحُوا هُوَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ
Okunuş
Kul bi fadlillahi ve bi rahmetihi fe bi zalike felyefrahu, huve hayrum mimma yecmeûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allâh'ın lutfiyle, rahmetiyle (evet) ancak onunla ferahlansınlar. O onların toplayıp yığdıklarından hayırlıdır."


10/59


قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَا اَنْزَلَ اللّٰهُ لَكُمْ مِنْ رِزْقٍ فَجَعَلْتُمْ مِنْهُ حَرَامًا وَحَلَالًا قُلْ اٰللّٰهُ اَذِنَ لَكُمْ اَمْ عَلَى اللّٰهِ تَفْتَرُونَ
Okunuş
Kul e raeytum ma enzelellahu lekum mir rizkin fe cealtum minhu haramev ve halala, kul allahu ezine lekum em alellahi tefterûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Gördünüz mü, Allâh'ın size rızık olarak indirdiği şeylerin bir kısmını harâm ve bir kısmını helâl yaptınız." DE Kİ: "Allâh mı size böyle izin verdi, yoksa siz Allah'a iftirâ mı ediyorsunuz?"


10/69


قُلْ اِنَّ الَّذٖينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ
Okunuş
Kul innellezine yefterune alellahil kezibe la yuflihûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allâh hakkında yalan uyduranlar, iflâh olmazlar!"


10/102


فَهَلْ يَنْتَظِرُونَ اِلَّا مِثْلَ اَيَّامِ الَّذٖينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِهِمْ قُلْ فَانْتَظِرُوا اِنّٖى مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِرٖينَ
Okunuş
Fe hel yentezirune illa misle eyyamillezine halev min kablihim, kul fentezıru inni meakum minel muntezirîn.

S. Ateş
Onlar sadece kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen günler gibisini bekliyorlar öyle mi?
DE Kİ: "O halde bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"


10/104


قُلْ يَا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ فٖى شَكٍّ مِنْ دٖينٖى فَلَا اَعْبُدُ الَّذٖينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰـكِنْ اَعْبُدُ اللّٰهَ الَّذٖى يَتَوَفّٰيكُمْ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ
Okunuş
Kul ya eyyuhen nasu in kuntum fi şekkim min dini fe la a'budullezine ta'budune min dunillahi ve lakin a'budullahellezi yeteveffakum, ve umirtu en ekune minel mu'minin.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey insanlar, benim dinimden kuşkuda iseniz, ben sizin, Allah'tan başka taptıklarınıza tapmam; fakat sizi öldürecek olan Allah'a taparım. Bana mü'minlerden olmam emredilmiştir."


10/108


قُلْ يَا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَدٖى لِنَفْسِهٖ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَمَا اَنَا عَلَيْكُمْ بِوَكٖيلٍ
Okunuş
Kul ya eyyuhen nasu kad caekumul hakku mir rabbikum fe menihteda fe innema yehtedi li nefsih, ve men dalle fe innema yedillu aleyha, ve ma ene aleykum bi vekîl.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey insanlar, işte size Rabbinizden gerçek geldi. Artık yola gelen, kendisi için gelir; sapan da kendi zararına sapar. Ben sizin üzerinize vekil değilim!"


11/13


اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰیهُ  قُلْ فَاْتُوا بِعَشْرِ سُوَرٍ مِثْلِهٖ مُفْتَرَيَاتٍ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Em yekulunefterah, kul fe'tu bi aşri suverim mislihi mufterayativ ved'u menisteta'tum min dunillahi in kuntum sadikîn.

S. Ateş
Yoksa, "O'nu uydurdu" mu diyorlar?
DE Kİ: "Öyleyse siz de onun benzeri on uydurulmuş sûre getirin; eğer doğru iseniz Allah'tan başka, çağırabildiklerinizi de (yardıma) çağırın (da bunu yapın)!"


11/35


اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰیهُ  قُلْ اِنِ افْتَرَيْتُهُ فَعَلَیَّ اِجْرَامٖى وَاَنَا بَرٖیءٌ مِمَّا تُجْرِمُونَ
Okunuş
Em yekulunefterah, kul inifteraytuhu fe aleyye icrami ve ene berium mimma tucrimûn.

S. Ateş
Yoksa "O(Kur'â)n'ı uydurdu" mu diyorlar?
DE Kİ: "Eğer O'nu uydurmuşsam, suçum banadır. Ama ben sizin işlediğiniz suçlardan uzağım."


12/108


قُلْ هٰـذِهٖ سَبٖيلٖى اَدْعُوا اِلَى اللّٰهِ عَلٰى بَصٖيرَةٍ اَنَا وَمَنِ اتَّبَعَنٖى وَسُبْحَانَ اللّٰهِ وَمَا اَنَا مِنَ الْمُشْرِكٖينَ
Okunuş
Kul hazihi sebili ed'u ilellahi ala besiratin ene ve menittebeani, ve subhanellahi ve ma ene minel muşrikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "İşte benim yolum budur: Allah'a basiretle da'vet ederim. Ben ve bana uyanlar... Allâh'ın şanı yücedir, ben ortak koşanlardan değilim."


13/16


قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ قُلِ اللّٰهُ قُلْ اَفَاتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِهٖ اَوْلِيَاءَ لَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ نَفْعًا وَلَا ضَرًّا قُلْ هَلْ يَسْتَوِى الْاَعْمٰى وَالْبَصٖيرُ اَمْ هَلْ تَسْتَوِى الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُ اَمْ جَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَاءَ خَلَقُوا كَخَلْقِهٖ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْ قُلِ اللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَیْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ
Okunuş
Kul mer rabbus semavati vel erdi kulillah, kul e fettehaztum min dunihi evliyae la yemlikune li enfusihim nef'av ve la darra, kul hel yestevil a'ma vel besiru em hel testeviz zulumatu ven nur, em cealu lillahi şurakae haleku ke halkihi fe teşabehel halku aleyhim, kulillahu haliku kulli şey'iv ve huvel vahidul kahhâr.

S. Ateş
DE Kİ: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" DE Kİ: "Allâh!", "O halde, de, O'ndan başka kendilerine dahi bir fayda ve zarar veremeyen veliler mi edindiniz?" DE Kİ: "Körle gören, yahut karanlıklarla aydınlık bir olur mu?" Yoksa Allah'a, O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar mı buldular da, (ikisinin) yaratma(sı) onlara, benzer mi göründü? DE Kİ: "Her şeyin yaratıcısı Allah'tır. O, tektir, kahreden(herşeye üstün gelen)dir."


13/27


وَيَقُولُ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّهٖ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدٖى اِلَيْهِ مَنْ اَنَابَ
Okunuş
Ve yekulullezine keferu lev la unzile aleyhi ayetum mir rabbih, kul innellahe yudillu mey yeşau ve yehdi ileyhi men enâb.

S. Ateş
İnkâr edenler: "Ona Rabbinden bir âyet indirilmeli değil miydi?" diyorlar.
DE Kİ: "Allâh, dilediğini (bu tür sözlerle) saptırır. Yöneleni de kendisine iletir."


13/30


كَذٰلِكَ اَرْسَلْنَاكَ فٖى اُمَّةٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهَا اُمَمٌ لِتَتْلُوَا عَلَيْهِمُ الَّذٖى اَوْحَيْنَا اِلَيْكَ وَهُمْ يَكْفُرُونَ بِالرَّحْمٰـنِ قُلْ هُوَ رَبّٖى لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ مَتَابِ
Okunuş
Kezalike erselnake fi ummetin kad halet min kabliha umemul litetluve aleyhimullezi evhayna ileyke ve hum yekfurune bir rahman, kul huve rabbi la ilahe illa huve aleyhi tevekkeltu ve ileyhi metâb.

S. Ateş
Seni de böylece, kendilerinden önce nice milletler geçmiş bulunan bir millete gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Oysa onlar Rahmân'a nankörlük ederler.
DE Kİ: "O (Rahmân), benim Rabbimdir. O'ndan başka tanrı yoktur. O'na dayandım, tevbem yalnız O'nadır."


13/33


اَفَمَنْ هُوَ قَائِمٌ عَلٰى كُلِّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَاءَ قُلْ سَمُّوهُمْ اَمْ تُنَبِّئُونَهُ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِى الْاَرْضِ اَمْ بِظَاهِرٍ مِنَ الْقَوْلِ بَلْ زُيِّنَ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا مَكْرُهُمْ وَصُدُّوا عَنِ السَّبٖيلِ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ
Okunuş
E fe men huve kaimun ala kulli nefsim bima kesebet ve cealu lillahi şuraka', kul semmuhum, em tunebbiunehu bima la ya'lemu fil erdi em bi zahirim minel kavl, bel zuyyine lillezine keferu mekruhum ve suddu anis sebil, ve mey yudlilillahu fe ma lehu min hâd.

S. Ateş
Her nefsin yaptığı işin başında duran, (hiçbir şeyden haberi olmayanla bir olur) mu? Onlar Allah'a ortaklar koştular.
DE Kİ: "Onları isimlendirin (nitelendirin bakalım tapılmağa değer bir yanları var mı?) Yoksa siz Allâh'ın, yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi Kendisine haber veriyorsunuz? Yoksa boş söz mü söylüyorsunuz? Hayır, inkâr edenlere tuzakları süslü gösterildi. (Hak) yoldan çıkarıldılar. Allâh kimi şaşırtırsa artık ona yol gösteren olmaz!


13/36


وَالَّذٖينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمِنَ الْاَحْزَابِ مَنْ يُنْكِرُ بَعْضَهُ قُلْ اِنَّمَا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ وَلَا اُشْرِكَ بِهٖ اِلَيْهِ اَدْعُوا وَاِلَيْهِ مَاٰبِ
Okunuş
Vellezine ateynahumul kitabe yefrahune bima unzile ileyke ve minel ahzabi mey yunkiru ba'dah, kul innema umirtu en a'budellahe ve la uşrike bih, ileyhi ed'u ve ileyhi meâb.

S. Ateş
Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilene sevinirler. Fakat kabilelerden onun bir kısmını inkâr edenler vardır.
DE Kİ: "Bana, yalnız Allah'a kulluk etmem ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamam emredildi. Ben (insanları) O'na da'vet ederim, dönüşüm de O'nadır."


13/43


وَيَقُولُ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَسْتَ مُرْسَلًا قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ شَهٖيدًا بَيْنٖى وَبَيْنَكُمْ وَمَنْ عِنْدَهُ عِلْمُ الْكِتَابِ
Okunuş
Ve yekulullezine keferu leste mursela, kul kefa billahi şehidem beyni ve beynekum ve men indehu ilmul kitâb.

S. Ateş
İnkâr edenler: "Sen gönderilmiş bir elçi değilsin!" diyorlar.
DE Kİ: "Benimle sizin aranızda Allâh'ın ve yanında Kitap bilgisi bulunanların şâhid olması yeter."


14/30


وَجَعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَادًا لِيُضِلُّوا عَنْ سَبٖيلِهٖ قُلْ تَمَتَّعُوا فَاِنَّ مَصٖيرَكُمْ اِلَى النَّارِ
Okunuş
Ve cealu lillahi endadel li yudillu an sebilih, kul temetteu fe inne mesirakum ilen nâr.

S. Ateş
Allâh'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koştular.
DE Kİ: "(Şimdilik) eğlenin, gideceğiniz yer ateştir!"


14/31


قُلْ لِعِبَادِىَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِىَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فٖيهِ وَلَا خِلَالٌ
Okunuş
Kul li ibadiyellezine amenu yukîmus salate ve yunfiku mimma razaknahum sirrav ve alaniyetem min kabli ey ye'tiye yevmul la bey'un fihi ve la hilâl.

S. Ateş
İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, ne alışverişin, ne de dostluğun olmadığı bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık sarfetsinler.


16/102


قُلْ نَزَّلَهُ رُوحُ الْقُدُسِ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ لِيُثَبِّتَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِمٖينَ
Okunuş
Kul nezzelehu ruhul kudusi mir rabbike bil hakki li yusebbitellezine amenu ve hudev ve buşra lil muslimîn.

S. Ateş
DE Kİ: "İnananları sağlamlaştırmak ve müslümanlara yol gösterici ve müjde olmak üzere onu, Ruhu'l-Kudüs (Cebrâil) Rabbinden gerçek (bilgi) olarak indirdi."


17/42


قُلْ لَوْ كَانَ مَعَهُ اٰلِهَةٌ كَمَا يَقُولُونَ اِذًا لَابْتَغَوْا اِلٰى ذِى الْعَرْشِ سَبٖيلًا
Okunuş
Kul lev kane meahu alihetun kema yekulune izel lebteğav ila zil arşi sebîla.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer dedikleri gibi O'nunla beraber (başka) tanrılar olsaydı o zaman onlar da Arşın sâhibine gitmenin yolunu ararlardı.


17/50


قُلْ كُونُوا حِجَارَةً اَوْ حَدٖيدًا
Okunuş
Kul kunu hicareten ev hadîda.

S. Ateş
DE Kİ: "İster taş olun, ister demir,"


17/51


اَوْ خَلْقًا مِمَّا يَكْبُرُ فٖى صُدُورِكُمْ فَسَيَقُولُونَ مَنْ يُعٖيدُنَا قُلِ الَّذٖى فَطَرَكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍ فَسَيُنْغِضُونَ اِلَيْكَ رُؤُسَهُمْ وَيَقُولُونَ مَتٰى هُوَ قُلْ عَسٰى اَنْ يَكُونَ قَرٖيبًا
Okunuş
Ev halkam mimma yekburu fi sudurikum, fe seyekulune mey yuiduna kulillezi fetarakum evvele merrah, feseyunğidune ileyke ruusehum ve yekulune meta hu, kul asa ey yekune karîba.

S. Ateş
"İster gönlünüzde büyüyen, (aklınıza tuhaf gelen) herhangi bir yaratık, (ne olursanız olun, Allâh sizi mutlaka diriltecektir). "Bizi kim tekrar (hayâta) döndürebilir?" diyecekler. "Sizi ilk defa yaratan (döndürür)" de. Sana alaylı alaylı başlarını sallayacaklar ve: "Ne zaman o?" diyecekler. "Pek yakın olabilir" de.


17/84


قُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلٰى شَاكِلَتِهٖ فَرَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَنْ هُوَ اَهْدٰى سَبٖيلًا
Okunuş
Kul kulluy ya'melu ala şakiletih, fe rabbukum a'lemu bi men huve ehda sebila.

S. Ateş
DE Kİ: "Herkes kendi karakterine göre hareket eder. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu daha iyi bilir."


17/88


قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰـذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا
Okunuş
Kul leinictemeatil insu vel cinnu ala ey ye'tu bi misli hazel kur'ani la ye'tune bi mislihi ve lev kane ba'duhum li ba'din zahira.

S. Ateş
DE Kİ: "Andolsun eğer insan(lar) ve cin(ler) bu Kur'ân'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine arka ol(up yardım et)seler yine onun benzerini getiremezler."


17/93


اَوْ يَكُونَ لَكَ بَيْتٌ مِنْ زُخْرُفٍ اَوْ تَرْقٰى فِى السَّمَاءِ وَلَنْ نُؤْمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتّٰى تُنَزِّلَ عَلَيْنَا كِتَابًا نَقْرَؤُهُ قُلْ سُبْحَانَ رَبّٖى هَلْ كُنْتُ اِلَّا بَشَرًا رَسُولًا
Okunuş
Ev yekune leke beytum min zuhrufin ev terka fis semai ve len nu'mine li rukiyyike hatta tunezzile aleyna kitaben nakrauh, kul subhane rabbi hel kuntu illa beşerar rasula.

S. Ateş
"Yahut altundan bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Ama, sen üzerimize, okuyacağımız bir Kitap indirmedikçe senin sadece göğe çıkmana da inanmayız!"
DE Kİ: "Rabbimin şânı yücedir. (Böyle şeyleri yapmak benim işim değildir). Ben, sadece elçi ol(arak gönderil)en bir insan değil miyim?"


17/95


قُلْ لَوْ كَانَ فِى الْاَرْضِ مَلٰئِكَةٌ يَمْشُونَ مُطْمَئِنّٖينَ لَنَزَّلْنَا عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَاءِ مَلَكًا رَسُولًا
Okunuş
Kul lev kane fil erdi melaiketuy yemşune mutmeinnine le nezzelna aleyhim mines semai meleker rasula.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer yer yüzünde uslu uslu yürüyen melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir meleği elçi gönderirdik."


17/96


قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ شَهٖيدًا بَيْنٖى وَبَيْنَكُمْ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِهٖ خَبٖيرًا بَصٖيرًا
Okunuş
Kul kefa billahi şehidem beyni ve beynekum, innehu kane bi ibadihi habiram besira.

S. Ateş
DE Kİ: "Benimle sizin aranızda şâhid olarak Allâh yeter. O, kulları(nın halleri)ni haber alır, görür."


17/100


قُلْ لَوْ اَنْتُمْ تَمْلِكُونَ خَزَائِنَ رَحْمَةِ رَبّٖى اِذًا لَاَمْسَكْتُمْ خَشْيَةَ الْاِنْفَاقِ وَكَانَ الْاِنْسَانُ قَتُورًا
Okunuş
Kul lev entum temlikune hazine rahmeti rabbi izel le emsektum haşyetel infak, ve kanel insanu katura.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine siz sâhip olsaydınız, harcamaktan korkarak tutardınız." Gerçekten insan çok cimridir!


17/107


قُلْ اٰمِنُوا بِهٖ اَوْ لَا تُؤْمِنُوا اِنَّ الَّذٖينَ اُوتُوا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِهٖ اِذَا يُتْلٰى عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْاَذْقَانِ سُجَّدًا
Okunuş
Kul aminu bihi ev la tu'minu innellezine utul ilme min kablihi iza yutla aleyhim yehirrune lil ezkani succeda. (107.Ayet,secde ayetidir.)

S. Ateş
DE Kİ: "Siz ister ona inanın, ister inanmayın, O, daha önce kendilerine bilgi verilenlere okunduğu zaman onlar, derhal çeneleri üstüne secdeye kapanırlar."


18/22


سَيَقُولُونَ ثَلٰثَةٌ رَابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًا بِالْغَيْبِ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ قُلْ رَبّٖى اَعْلَمُ بِعِدَّتِهِمْ مَا يَعْلَمُهُمْ اِلَّا قَلٖيلٌ فَلَا تُمَارِ فٖيهِمْ اِلَّا مِرَاءً ظَاهِرًا وَلَا تَسْتَفْتِ فٖيهِمْ مِنْهُمْ اَحَدًا
Okunuş
Se yekulune selasetur rabiuhum kelbuhum, ve yekulune hamsetun sadisuhum kelbuhum racmem bil ğayb, ve yekulune seb'atuv ve saminuhum kelbuhum, kur rabbi a'lemu bi iddetihim ma ya'lemuhum illa kalil, fe la tumari fihim illa miraen zahirav ve la testefti fihim minhum ehada.

S. Ateş
Görülmeyene taş atar gibi: "Onlar üçtür, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler; "Beştir, altıncıları köpekleridir" diyecekler. "(Hayır,) Yedidir, sekizincileri köpekleridir.' diyecekler.
DE Kİ: "Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Onları bilen azdır." Onun için onlar hakkında, sathi tartışma dışında, derin münakaşaya girme ve onlar hakkında bunlardan hiçbirine bir şey sorma.


18/83


وَيَسْپَلُونَكَ عَنْ ذِى الْقَرْنَيْنِ قُلْ سَاَتْلُوا عَلَيْكُمْ مِنْهُ ذِكْرًا
Okunuş
Ve yes'eluneke an zil karneyn, kul seetlu aleykum minhu zikra.

S. Ateş
(Ey Muhammed), sana Zu'l-Karneyn'den soruyorlar.
DE Kİ: "Size ondan bir anı okuyacağım."


18/103


قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُمْ بِالْاَخْسَرٖينَ اَعْمَالًا
Okunuş
Kul hel nunebbiukum bil ahserine a'mala.

S. Ateş
DE Kİ: "Size işleri bakımından en çok ziyana uğrayacak olanları söyleyeyim mi?"


18/109


قُلْ لَوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِكَلِمَاتِ رَبّٖى لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ اَنْ تَنْفَدَ كَلِمَاتُ رَبّٖى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهٖ مَدَدًا
Okunuş
Kul lev kanel bahru midadel li kelimati rabi le nefidel bahru kable en tenfede kelimatu rabbi ve lev ci'na bi mislihi mededa.

S. Ateş
DE Kİ: "Rabbimin sözleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce deniz tükenir." Yardım için bir o kadarını daha getirsek (yine yetmez)."


18/110


قُلْ اِنَّمَا اَنَا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰى اِلَیَّ اَنَّمَا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَاءَ رَبِّهٖ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهٖ اَحَدًا
Okunuş
Kul innema ene beşerum mislukum yuha ileyye ennema ilahukum ilahuv vahid, fe men kane yercu likae rabbihi felya'mel amelen salihav ve la yuşrik bi ibadeti rabbihi ehada.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben de sizin gibi bir insanım; Tanrınızın bir tek Tanrı olduğu bana vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa iyi iş yapsın ve Rabbine (yaptığı) ibâdete hiç kimseyi ortak etmesin."


19/75


قُلْ مَنْ كَانَ فِى الضَّلَالَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمٰنُ مَدًّا حَتّٰى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ اِمَّا الْعَذَابَ وَاِمَّا السَّاعَةَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضْعَفُ جُنْدًا
Okunuş
Kul men kane fid dalaleti felyemdud lehur rahmanu medda, hatta iza raev ma yuadune immel azabe ve immes saah, fe seya'lemune men huve şerrum mekanev ve ad'afu cunda.

S. Ateş
DE Kİ: "Kim sapıklık içinde ise Rahmân ona süre versin (ne çıkar). Nihâyet va'dedildiklerini -azâbı veya (Duruşma) sâ'ati(ni)- gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir.


20/135


قُلْ كُلٌّ مُتَرَبِّصٌ فَتَرَبَّصُوا فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ اَصْحَابُ الصِّرَاطِ السَّوِىِّ وَمَنِ اهْتَدٰى
Okunuş
Kul kullum muterabbisun fe terabbesu, fe se ta'lemune men ashabus siratis seviyyi ve menihteda.

S. Ateş
DE Kİ: "Herkes gözetlemektedir. Gözetleyin, düzgün yolun sâhipleri kimdir, doğru yolda olan kimdir, bileceksiniz!"


21/24


اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهٖ اٰلِهَةً قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ هٰـذَا ذِكْرُ مَنْ مَعِىَ وَذِكْرُ مَنْ قَبْلٖى بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ الْحَقَّ فَهُمْ مُعْرِضُونَ
Okunuş
Emittehazu min dunihi aliheh, kul hatu burhanekum, haza zikru mem meiye ve zikru men kabli, bel ekseruhum la ya'lemunel hakka fehum mu'ridûn.

S. Ateş
Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler?
DE Kİ: "(Bu hususta kesin) delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların da öğütü ve benden öncekilerin de öğütü budur." Ama çokları hakkı bilmezler, bundan dolayı onlar, (haktan) yüz çevirirler.


21/42


قُلْ مَنْ يَكْلَؤُكُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمٰنِ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ
Okunuş
Kul mey yekleukum bil leyli ven nehari miner rahman, bel hum an zikri rabbihim mu'ridûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Gece gündüz, sizi Rahmân'dan kim koruyacak?" Hayır, onlar, Rablerinin Zikr'inden yüz çeviriyorlar.


21/45


قُلْ اِنَّمَا اُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْىِ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَاءَ اِذَا مَا يُنْذَرُونَ
Okunuş
Kul innema unzirukum bil vahyi ve la yesmeus summud duae iza ma yunzerûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum. Ama sağır(lar) uyarıldıkları zaman çağırıyı işitmez(ler)."


21/108


قُلْ اِنَّمَا يُوحٰى اِلَیَّ اَنَّمَا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَهَلْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ
Okunuş
Kul innema yuha ileyye ennema ilahukum ilahuv vahid, fe hel entum muslimûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Bana, Tanrınız, ancak bir tek Tanrıdır; diye vahyolunur. O'na teslim ol(up putperestliği bırak)cak mısınız?


22/49


قُلْ يَا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّمَا اَنَا لَكُمْ نَذٖيرٌ مُبٖينٌ
Okunuş
Kul ya eyyuhen nasu innema ene lekum nezirum mubîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."


22/72


وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ تَعْرِفُ فٖى وُجُوهِ الَّذٖينَ كَفَرُوا الْمُنْكَرَ يَكَادُونَ يَسْطُونَ بِالَّذٖينَ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَا قُلْ اَفَاُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكُمْ اَلنَّارُ وَعَدَهَا اللّٰهُ الَّذٖينَ كَفَرُوا وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ
Okunuş
Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin ta'rifu fi vucuhillezine keferul munker, yekadune yestune billezine yetlune aleyhim ayatina, kul efe unebbiukum bişerrim min zalikum, ennar, veadehellahullezine keferu, ve bi'sel mesîr.

S. Ateş
Kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman kâfirlerin yüzlerinde hoşnutsuzluk belirdiğini anlarsın. Neredeyse kendilerine âyetlerimizi okuyanların üzerine saldıracaklar.
DE Kİ: "Size bundan (bu öfkeli durumunuzdan) daha kötü bir şey haber vereyim mi? Varacağınız ateş! Allâh onu kâfirlere va'detmiştir. Ne kötü sonuçtur (o)!"


23/84


قُلْ لِمَنِ الْاَرْضُ وَمَنْ فٖيهَا اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Okunuş
Kul li menil erdu ve men fiha in kuntum ta'lemûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Biliyorsanız dünyâ ve içinde bulunanlar kimindir?"


23/85


سَيَقُولُونَ لِلّٰهِ قُلْ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ
Okunuş
Seyekulune lillah, kul efela tezekkerûn.

S. Ateş
"Allâh'ındır" diyecekler. "O halde düşün(üp, ilk kez yaratanın, ikinci defa yine yaratılabileceğini anla)mıyor musunuz?" de.


23/86


قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظٖيمِ
Okunuş
Kul mer rabbus semavatis seb'i ve rabbul arşil azîm.

S. Ateş
"Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?" de.


23/87


سَيَقُولُونَ لِلّٰهِ قُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ
Okunuş
Seyekulune lillah, kul e fe la tettekûn.

S. Ateş
"Bunlar Allâh'ındır" diyecekler. "O halde korunmuyor musunuz?" de.


23/88


قُلْ مَنْ بِيَدِهٖ مَلَكُوتُ كُلِّ شَیْءٍ وَهُوَ يُجٖيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Okunuş
Kul mem bi yedihi melekutu kulli şey'iv ve huve yuciru ve la yucaru aleyhi in kuntum ta'lemûn.

S. Ateş
"Biliyorsanız (söyleyin) her şeyin melekûtu (mülkü ve yönetimi) elinde olan, koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollan(maya muhtaç ol)mayan kimdir?" de.


23/89


سَيَقُولُونَ لِلّٰهِ قُلْ فَاَنّٰى تُسْحَرُونَ
Okunuş
Seyekulune lillah, kul fe enna tusharûn.

S. Ateş
"(Her şeyin yönetimi) Allah'a âittir" diyecekler. "O halde nasıl büyüleniyorsunuz?" de.


23/93


قُلْ رَبِّ اِمَّا تُرِيَنّٖى مَا يُوعَدُونَ
Okunuş
Kur rabbi imma turiyenni ma yuadûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Rabbim, eğer onların tehdid edildikleri şeyi mutlaka bana göstereceksen (ben sağ iken onları cezâlandıracaksan),"


24/30


قُلْ لِلْمُؤْمِنٖينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ
Okunuş
Kul lil mu'minine yeğuddu min ebsarihim ve yahfezu furucehum, zalike ezka lehum innellahe habirum bima yasneûn.

S. Ateş
İnanan erkeklere söyle: "Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Şüphesiz Allâh, onların her yaptıklarını haber almaktadır.


24/53


وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ اَمَرْتَهُمْ لَيَخْرُجُنَّ قُلْ لَا تُقْسِمُوا طَاعَةٌ مَعْرُوفَةٌ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Okunuş
Ve aksemu billahi cehde eymanihim lein emartehum le yahrucunn, kulla tuksimu taatum ma'rufeh, innellahe habirum bima ta'melûn.

S. Ateş
Yeminlerinin var gücüyle Allah'a yemin ettiler: Eğer sen onlara emredersen (savaşa) çıkacaklar diye.
DE Kİ: "Yemin etmeyin. (Sizden istenen, yalan yere yemin etmek değil), güzel itâ'at etmektir. Şüphesiz Allâh, yaptıklarınızı haber almaktadır".


24/54


قُلْ اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُوا الرَّسُولَ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ وَاِنْ تُطٖيعُوهُ تَهْتَدُوا وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبٖينُ
Okunuş
Kul eti'ullahe ve eti'ur rasul, fe in tevellev fe innema aleyhi ma hummile ve aleykum ma hummiltum, ve in tuti'uhu tehtedu ve ma aler rasuli illel belağul mubîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allah'a itâ'at edin, Elçiye itâ'at edin." Eğer dönerseniz, ona gereken, kendisine yükletilen (duyurma görevini yapmak), size gereken de size yükletilen (itâ'at görevini yapmak)dır. Eğer ona itâ'at ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Elçiye düşen, sadece açık bir şekilde duyurmaktır.


25/6


قُلْ اَنْزَلَهُ الَّذٖى يَعْلَمُ السِّرَّ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اِنَّهُ كَانَ غَفُورًا رَحٖيمًا
Okunuş
Kul enzelehullezi ya'lemus sirra fis semavati vel ard, innehu kane ğafurar rahîma.

S. Ateş
DE Kİ: "Onu, göklerdeki ve yerdeki gizleri bilen indirdi. O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.


25/15


قُلْ اَذٰلِكَ خَيْرٌ اَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّتٖى وُعِدَ الْمُتَّقُونَ كَانَتْ لَهُمْ جَزَاءً وَمَصٖيرًا
Okunuş
Kul e zalike hayrun em cennetul huldilleti vuidel muttekun, kanet lehum cezaev ve mesira.

S. Ateş
DE Kİ: "Bu mu iyi, yoksa korunanlara va'dedilen ebedi cennet mi? O da onların mükâfât ve sonucudur!"


25/57


قُلْ مَا اَسْپَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِلَّا مَنْ شَاءَ اَنْ يَتَّخِذَ اِلٰى رَبِّهٖ سَبٖيلًا
Okunuş
Kul ma es'elukum aleyhi min ecrin illa men şae ey yettehize ila rabbihi sebila.

S. Ateş
"Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; ancak Rabbine varan yola girmek isteyene yol gösteriyorum" de.


25/77


قُلْ مَا يَعْبَٶُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
Okunuş
Kul ma ya'beu bi kum rabbi lev la duaukum fe kad kezzebtum fe sevfe yekunu lizama.

S. Ateş
DE Kİ: "Du'ânız (ibâdetiniz) olmadıktan sonra Rabbim sizi ne yapsın? (Size haber verdiklerimi) yalanladınız. Bu yüzden cezâlandırılmanız gerekecektir."


27/64


اَمَّنْ يَبْدَٶُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ وَمَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Emmey yebdeul halka summe yuiduhu ve mey yerzukukum mines semai vel ard, e ilahum meallah, kul hatu burhanekum in kuntum sadikîn.

S. Ateş
Yahut yaratmağa kim başlıyor, sonra onu (kim) iâde ediyor (ölüp ortadan kalkan şeyleri yeniden yaratıyor)? Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Allâh ile beraber başka bir tanrı mı var?
DE Kİ: "Eğer doğru iseniz delilinizi getirin."


27/65


قُلْ لَا يَعْلَمُ مَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ وَمَا يَشْعُرُونَ اَيَّانَ يُبْعَثُونَ
Okunuş
Kul la ya'lemu men fis semavati vel erdil ğaybe illellah, ve ma yeş'urune eyyane yub'asûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler."


27/69


قُلْ سٖيرُوا فِى الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمٖينَ
Okunuş
Kul siru fil erdi fenzuru keyfe kane akibetul mucrimîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Yeryüzünde yürüyün de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün."


27/72


قُلْ عَسٰى اَنْ يَكُونَ رَدِفَ لَكُمْ بَعْضُ الَّذٖى تَسْتَعْجِلُونَ
Okunuş
Kul asa ey yekune radife lekum ba'dullezi testa'cilûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Belki de acele ettiğiniz(azâb)ın bir kısmı ardınıza takılmıştır, bile."


28/49


قُلْ فَاْتُوا بِكِتَابٍ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ هُوَ اَهْدٰى مِنْهُمَا اَتَّبِعْهُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Kul fe'tu bi kitabim min indillahi huve ehda minhuma etebi'hu in kuntum sadikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer doğru iseniz, Allâh katından bu ikisinden (yani Mûsâ'ya ve bana inen Kitaplardan) daha doğru bir Kitap getirin de ben ona uyayım."


28/71


قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ الَّيْلَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَاْتٖيكُمْ بِضِيَاءٍ اَفَلَا تَسْمَعُونَ
Okunuş
Kul eraeytum in cealellahu aleykumul leyle sermeden ila yevmil kiyameti men ilahun ğayrullahi ye'tikum bi diya', efe la tesme'ûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Baksanıza, eğer Allâh, üzerinize geceyi kıyâmet gününe kadar sürekli kılsa Allah'tan başka size ışık getirecek tanrı kimdir? (Söyleyin), işitmiyor musunuz?"


28/72


قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ النَّهَارَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَاْتٖيكُمْ بِلَيْلٍ تَسْكُنُونَ فٖيهِ اَفَلَا تُبْصِرُونَ
Okunuş
Kul eraeytum incealellahu aleykumun nehara sermeden ila yevmil kiyameti men ilahun ğayrullahi ye'tikum bi leylin teskunune fih, e fe la tubsirûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Baksanıza, eğer Allâh, üzerinize gündüzü, kıyâmet gününe kadar sürekli kılsa, Allah'tan başka, size dinleneceğiniz geceyi getirecek tanrı kimdir? Görmüyor musunuz?"


28/85


اِنَّ الَّذٖى فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَرَادُّكَ اِلٰى مَعَادٍ قُلْ رَبّٖى اَعْلَمُ مَنْ جَاءَ بِالْهُدٰى وَمَنْ هُوَ فٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ
Okunuş
İnnellezi ferada aleykel kur'ane le radduke ila mead, kur rabbi a'lemu men cae bil huda ve men huve fi dalalim mubîn.

S. Ateş
Kur'ân'ı sana (indiren ve) gerekli kılan (Allâh), elbette seni varılacak yere döndürecektir.
DE Kİ: "Rabbim kimin hidâyet getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu bilir."


29/20


قُلْ سٖيرُوا فِى الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْاَةَ الْاٰخِرَةَ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ
Okunuş
Kul siru fil erdi fenzuru keyfe bedeel halka summellahu yunşiun neş'etel ahirah, innellahe ala kulli şey'in kadîr.

S. Ateş
DE Kİ: "Yeryüzünde gezin, bakın yaratmağa nasıl başladı, sonra Allâh, son yaratmayı da yapacaktır. Çünkü Allâh, her şeyi yapabilendir.


29/50


وَقَالُوا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَاتٌ مِنْ رَبِّهٖ قُلْ اِنَّمَا الْاٰيَاتُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاِنَّمَا اَنَا نَذٖيرٌ مُبٖينٌ
Okunuş
Ve kalu lev la unzile aleyhi ayatum mir rabbih, kul innemel ayatu indellah, ve innema ene nezirum mubîn.

S. Ateş
Dediler ki: "Ona Rabbinden âyetler indirilmeli değil miydi?"
DE Kİ: "Âyetler (mu'cizeler) Allâh'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."


29/52


قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ بَيْنٖى وَبَيْنَكُمْ شَهٖيدًا يَعْلَمُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللّٰهِ اُولٰئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Okunuş
Kul kefa billahi beyni ve beynekum şehida, ya'lemu ma fis semavati vel ard, vellezine amenu bil batili ve keferu billahi ulaike humul hasirûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Benimle sizin aranızda şâhid olarak Allâh yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Bâtıla inanıp Allah'a karşı nankörlük edenler, işte ziyana uğrayacaklar onlardır."


30/42


قُلْ سٖيرُوا فِى الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلُ كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُشْرِكٖينَ
Okunuş
Kul siru fil erdi fenzuru keyfe kane akibetullezine min kabl, kane ekseruhum muşrikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Yeryüzünde gezin, öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakın." Onların da çoğu ortak koşanlardan idi.


32/11


قُلْ يَتَوَفّٰیكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ الَّذٖى وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ
Okunuş
Kul yeteveffakum melekul mevtillezi vukkile bikum summe ila rabbikum turce'ûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Üzerinize vekil edilen ölüm meleği, canınızı alır, sonra Rabbinize döndürülürsünüz."


32/29


قُلْ يَوْمَ الْفَتْحِ لَا يَنْفَعُ الَّذٖينَ كَفَرُوا اٖيمَانُهُمْ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ
Okunuş
Kul yevmel fethi la yenfeullezine keferu îmanuhum ve la hum yunzarûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Fetih günü (gelince, şimdi) inkâr edenlere (o zaman) inanmaları fayda vermez ve kendilerine mühlet de verilmez.


33/16


قُلْ لَنْ يَنْفَعَكُمُ الْفِرَارُ اِنْ فَرَرْتُمْ مِنَ الْمَوْتِ اَوِ الْقَتْلِ وَاِذًا لَا تُمَتَّعُونَ اِلَّا قَلٖيلًا
Okunuş
Kul ley yenfeakumul firaru in ferartum minel mevti evil katli ve izel la tumetteune illa kalila.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size fayda vermez. Kaçsanız bile pek az bir zaman yaşatılırsınız (sonunda yine ölürsünüz)."


33/17


قُلْ مَنْ ذَا الَّذٖى يَعْصِمُكُمْ مِنَ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَ بِكُمْ سُوءًا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةً وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِیًّا وَلَا نَصٖيرًا
Okunuş
Kul men zellezi ya'simukum minellahi in erade bikum suen ev erade bikum rahmeh, ve la yecidune lehum min dunillahi veliyyev ve la nesira.

S. Ateş
DE Kİ: "Allâh size kötülük istese veya size rahmet dilese, sizi O'ndan kim korur? (Allâh'ın azâbından sizi kim kurtarır, O'nun rahmetine kim engel olur?) Kendilerine Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulurlar."


33/28


يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ اِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا وَزٖينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ اُمَتِّعْكُنَّ وَاُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَمٖيلًا
Okunuş
Ya eyyuhen nebiyyu kul li ezvacike in kuntunne turidnel hayated dunya ve zineteha fe tealeyne umetti'kunne ve userrihkunne serahan cemila.

S. Ateş
Ey peygamber! Eşlerine söyle: "Eğer siz, dünyâ hayâtını ve süsünü istiyorsanız, gelin size müt'a (boşanma bedeli) vereyim ve sizi güzellikle salayım."


33/59


يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنٖينَ يُدْنٖينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابٖيبِهِنَّ ذٰلِكَ اَدْنٰى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا
Okunuş
Ya eyyuhen nebiyyu kul li ezvacike ve benatike ve nisail mu'minine yudnine aleyhinne min celabibihinn, zalike edna ey yu'rafne fe la yu'zeyn, ve kanellahu ğafurar rahîma.

S. Ateş
Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle! (Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine salsınlar; onların tanınıp incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir.


33/63


یَسْپَلُكَ النَّاسُ عَنِ السَّاعَةِ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللّٰهِ وَمَا يُدْرٖيكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ تَكُونُ قَرٖيبًا
Okunuş
Yes'eluken nasu anis saah, kul innema ilmuha indellah, ve ma yudrike lealles saate tekunu kariba.

S. Ateş
İnsanlar sana O sâ'atten soruyorlar.
DE Kİ: "Onun bilgisi Allâh'ın yanındadır." Ne bilirsin belki o sâ'at yakın olur?


34/3


وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَا تَاْتٖينَا السَّاعَةُ قُلْ بَلٰى وَرَبّٖى لَتَاْتِيَنَّكُمْ عَالِمِ الْغَيْبِ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِى السَّمٰوَاتِ وَلَا فِى الْاَرْضِ وَلَا اَصْغَرُ مِنْ ذٰلِكَ وَلَا اَكْبَرُ اِلَّا فٖى كِتَابٍ مُبٖينٍ
Okunuş
Ve kalellezine keferu la te'tines saah, kul bela ve rabbi le te'tiyennekum alimil ğayb, la ya'zubu anhu miskalu zerratin fis semavati ve la fil erdi ve la asğaru min zalike ve la ekberu illa fi kitabim mubîn.

S. Ateş
İnkâr edenler: "O Sâ'at bize gelmez," dediler.
DE Kİ: "Hayır, gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şey, O'ndan gizli kalmaz. Ne bundan küçük, ne de bundan büyük hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitapta bulunmasın.


34/24


قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ قُلِ اللّٰهُ وَاِنَّا اَوْ اِيَّاكُمْ لَعَلٰى هُدًى اَوْ فٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ
Okunuş
Kul mey yerzukukum mines semavati vel ard, kulillahu ve inna ev iyyakum leala huden ev fi dalalim mubîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Size göklerden ve yerden kim rızık veriyor?" DE Kİ: "Allâh, O halde ya biz veya siz, (ikimizden biri), doğru yol üzerinde veya açık bir sapıklık içindeyiz."


34/25


قُلْ لَا تُسْپَلُونَ عَمَّا اَجْرَمْنَا وَلَا نُسْپَلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Okunuş
Kul la tus'elune amma ecramna ve la nus'elu amma ta'melûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Bizim işlediğimiz suçtan siz sorulacak değilsiniz; biz de sizin işlediğinizden sorumlu değiliz."


34/26


قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَهُوَ الْفَتَّاحُ الْعَلٖيمُ
Okunuş
Kul yecmeu beynena rabbuna summe yeftehu beynena bil hakk, ve huvel fettahul alîm.

S. Ateş
DE Kİ: "Rabbimiz (kıyâmet günü), hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızdaki sorunu çözecektir. O sorunları en güzel çözümleyendir, bilendir."


34/27


قُلْ اَرُونِىَ الَّذٖينَ اَلْحَقْتُمْ بِهٖ شُرَكَاءَ كَلَّا بَلْ هُوَ اللّٰهُ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
Okunuş
Kul eruniyellezine elhaktum bihi şurakae kella, bel huvellahul azizul hakîm.

S. Ateş
DE Kİ: "O'na kattığınız ortakları bana gösterin (bakayım, onlar tanrı olabilirler mi?). Hayır (böyle şey olamaz.) Doğrusu O, gâlib, hüküm ve hikmet sâhibi olan Allah'tır."


34/30


قُلْ لَكُمْ مٖيعَادُ يَوْمٍ لَا تَسْتَاْخِرُونَ عَنْهُ سَاعَةً وَلَا تَسْتَقْدِمُونَ
Okunuş
Kul lekum miadu yevmil la teste'hirune anhu saatev ve la testakdimûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Sizin için belirtilmiş bir gün vardır. Ondan ne bir sâ'at geri kalırsınız, ne de ileri geçebilirsiniz."


34/36


قُلْ اِنَّ رَبّٖى يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
Okunuş
Kul inne rabbi yebsutur rizka li mey yeşau ve yakdiru ve lakinne ekseran nasi la ya'lemûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Rabbim dilediğine rızkı yayar ve (dilediğine) kısar; fakat insanların çoğu bilmezler, (sanırlar ki mal ve evlâd çokluğu şeref ve büyüklük sebebidir.)"


34/39


قُلْ اِنَّ رَبّٖى يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَيَقْدِرُ لَهُ وَمَا اَنْفَقْتُمْ مِنْ شَیْءٍ فَهُوَ يُخْلِفُهُ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ
Okunuş
Kul innne rabbi yebsutur rizka li mey yeşau min ibadihi ve yakdiru leh, ve ma enfaktum min şey'in fe huve yuhlifuh, ve huve hayrur razikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Rabbim kullarından dilediğine rızkı yayar ve ona (tekrar rızkı) kısar. Siz Allâh için ne verseniz, Allâh onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."


34/46


قُلْ اِنَّمَا اَعِظُكُمْ بِوَاحِدَةٍ اَنْ تَقُومُوا لِلّٰهِ مَثْنٰى وَفُرَادٰى ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا مَا بِصَاحِبِكُمْ مِنْ جِنَّةٍ اِنْ هُوَ اِلَّا نَذٖيرٌ لَكُمْ بَيْنَ يَدَیْ عَذَابٍ شَدٖيدٍ
Okunuş
Kul innema eizukum bi vahideh, en tekumu lillahi mesna ve furada summe tetefekkeru, ma bi sahibikum min cinneh, in huve illa nezirul lekum beyne yedey azabin şedîd.

S. Ateş
DE Kİ: "Size bir şeyi öğütleyeyim: 'Allâh için, ikişer ikişer ve teker teker durup düşününüz! Arkadaşınızda delilikten eser yoktur. O, çetin bir azâbın arefesinde sizin için bir uyarıcıdır."


34/47


قُلْ مَا سَاَلْتُكُمْ مِنْ اَجْرٍ فَهُوَ لَكُمْ اِنْ اَجْرِىَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ شَهٖيدٌ
Okunuş
Kul ma seeltukum min ecrin fe huve lekum in ecriye illa alellah, ve huve ala kulli şey'in şehîd.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben sizden bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim yalnız Allah'a âittir. O her şeye şâhiddir."


34/48


قُلْ اِنَّ رَبّٖى يَقْذِفُ بِالْحَقِّ عَلَّامُ الْغُيُوبِ
Okunuş
Kul inne rabbi yakzifu bil hakk, allamul ğuyûb.

S. Ateş
DE Kİ: "Rabbim gerçeği, (dilediği kulunun kalbine) atar. (O) gaybleri bilendir."


34/49


قُلْ جَاءَ الْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ الْبَاطِلُ وَمَا يُعٖيدُ
Okunuş
Kul cael hakku ve ma yubdiul batilu ve ma yuîd.

S. Ateş
DE Kİ: "Hak geldi, artık bâtıl ne bir şey ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir. (O tamamen yok olup gitmiştir)."


34/50


قُلْ اِنْ ضَلَلْتُ فَاِنَّمَا اَضِلُّ عَلٰى نَفْسٖى وَاِنِ اهْتَدَيْتُ فَبِمَا يُوحٖى اِلَیَّ رَبّٖى اِنَّهُ سَمٖيعٌ قَرٖيبٌ
Okunuş
Kul in daleltu fe innema edillu ala nefsi, ve inihtedeytu fe bima yuhi ileyye rabbi innehu semiun karîb.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer saparsam, kendi zararıma sapmış olurum. Eğer yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyettiği (Kur'ân) sayesindedir. Şüphesiz O, işitendir, yakındır."


35/40


قُلْ اَرَاَيْتُمْ شُرَكَاءَكُمُ الَّذٖينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَرُونٖى مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْاَرْضِ اَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِى السَّمٰوَاتِ اَمْ اٰتَيْنَاهُمْ كِتَابًا فَهُمْ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْهُ بَلْ اِنْ يَعِدُ الظَّالِمُونَ بَعْضُهُمْ بَعْضًا اِلَّا غُرُورًا
Okunuş
Kul eraeytum şurakaekumullezine ted'une min dunillah, eruni maza haleku minel erdi em lehum şirkun fis semavat, em ateynahum kitaben fehum ala beyyinetim minh, bel iy yeiduz zalimune ba'duhum ba'dan illa ğurura.

S. Ateş
DE Kİ: "Siz, Allah'tan başka yalvardığınız şu tanrılarınızı gördünüz mü? Bana gösterin (bakayım), onlar yerden hangi şeyi yarattılar?" Yoksa onların, gökler(in yaratılmasın)da (Allah'a) ortaklıkları mı var? Yoksa biz onlara (taptıkları putları bize ortak koşmalarını söyleyen) bir Kitap vermişiz de onlar o Kitaptan bir delil üzerinde mi bulunuyorlar? Hayır, o zâlimler birbirlerine, aldatmadan başka bir şey va'detmiyorlar.


36/79


قُلْ يُحْيٖيهَا الَّذٖى اَنْشَاَهَا اَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلٖيمٌ
Okunuş
Kul yuhyihellezi enşeeha evvele merrah, ve huve bi kulli halkin alîm.

S. Ateş
DE Kİ: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir."


37/18


قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَ
Okunuş
Kul neam, ve entum dahirûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)!"


38/65


قُلْ اِنَّمَا اَنَا مُنْذِرٌ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ
Okunuş
Kul innema ene munziruv ve ma min ilahin illellahul vahidul kahhâr.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Tek ve (her şeyi) kahreden Allah'tan başka tanrı yoktur."


38/67


قُلْ هُوَ نَبَٶٌا عَظٖيمٌ
Okunuş
Kul huve nebun azîm.

S. Ateş
DE Kİ: "O, büyük bir haberdir."


38/86


قُلْ مَا اَسْپَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ وَمَا اَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفٖينَ
Okunuş
Kul ma es'elukum aleyhi min ecriv ve ma enen minel mutekellifîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Ve ben yapmacık yapanlardan, (uydurma şeylerle peygamberlik taslayanlardan) değilim."


39/8


وَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُنٖيبًا اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِنْهُ نَسِىَ مَا كَانَ يَدْعُوا اِلَيْهِ مِنْ قَبْلُ وَجَعَلَ لِلّٰهِ اَنْدَادًا لِيُضِلَّ عَنْ سَبٖيلِهٖ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَلٖيلًا اِنَّكَ مِنْ اَصْحَابِ النَّارِ
Okunuş
Ve iza messel insane durrun dea rabbehu muniben ileyhi summe iza havvelehu ni'metem minhu nesiye ma kane yed'u ileyhi min kablu ve ceale lillahi endadel li yudille an sebilih, kul temetta' bi kufrike kalile, inneke min ashabin nâr.

S. Ateş
İnsana bir zarar dokundu mu, hemen içtenlikle Rabbine yönelerek O'na du'â eder. Sonra (Rabbi) ona kendisinden bir ni'met verdi mi; önceden O'na yalvarmakta olduğunu unutur da, O'nun yolundan saptırmak için Allah'a eşler koşmağa başlar.
DE Kİ: "Küfrünle azıcık yaşa, sen ateş halkındansın!"


39/9


اَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ اٰنَاءَ الَّيْلِ سَاجِدًا وَقَائِمًا يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ وَيَرْجُوا رَحْمَةَ رَبِّهٖ قُلْ هَلْ يَسْتَوِى الَّذٖينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذٖينَ لَا يَعْلَمُونَ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُولُوا الْاَلْبَابِ
Okunuş
Emmen huve kanitun anael leyli sacidev ve kaimey yahzerul ahirate ve yercu rahmete rabbih, kul hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun, innema yetezekkeru ulul elbâb.

S. Ateş
Yoksa o, gece sâ'atlerinde secde ederek, ayakta durarak ibâdet eden, âhiretten korkan ve Rabbinin rahmetini uman gibi midir?
DE Kİ: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Doğrusu ancak sağduyu sâhipleri öğüt alır.


39/10


قُلْ يَا عِبَادِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا رَبَّكُمْ لِلَّذٖينَ اَحْسَنُوا فٖى هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌ وَاَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةٌ اِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ اَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ
Okunuş
Kul ya ibadillezine amenutteku rabbekum, lillezine ahsenu fi hazihid dunya haseneh, ve erdullahi vasiah, innema yuveffes sabirune ecrahum bi ğayri hisâb.

S. Ateş
(Tarafımdan)
DE Kİ: "Ey inanan kullarım, Rabbinizden korkun. Bu dünyâ hayâtında güzel davrananlara güzellik vardır. Allâh'ın yeri geniştir. Ancak sabredenlere, ödülleri hesapsız ödenecektir."


39/11


قُلْ اِنّٖى اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّٖينَ
Okunuş
Kul inni umirtu en a'budellahe muhlisal lehud dîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Bana dini yalnız Allah'a hâlis kılarak, O'na kulluk etmem emredildi."


39/13


قُلْ اِنّٖى اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّٖى عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍ
Okunuş
Kul inni ehafu in asaytu rabbi azabe yevmin azîm.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben, Rabbime isyân edersem, büyük bir günün azâbından korkarım."


39/15


فَاعْبُدُوا مَا شِئْتُمْ مِنْ دُونِهٖ قُلْ اِنَّ الْخَاسِرٖينَ الَّذٖينَ خَسِرُوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْلٖيهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَلَا ذٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبٖينُ
Okunuş
F'budu ma şi'tum min dunih, kul innel hasirinellezine hasiru enfusehum ve ehlihim yevmel kiyameh, e la zalike huvel husranul mubîn.

S. Ateş
"Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk edin."
DE Kİ: "Ziyana uğrayanlar kıyâmet günü hem kendilerini, hem de âilelerini ziyan edenlerdir. Dikkat edin, işte bu, apaçık bir ziyandır!"


39/38


وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُ قُلْ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَنِىَ اللّٰهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّهٖ اَوْ اَرَادَنٖى بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهٖ قُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ
Okunuş
Ve lein seeltehum men halekas semavati vel erda le yekulunnellah, kul eferaeytum ma ted'une min dunillahi in eradeniyellahu bi durrin hel hunne kaşifatu durrihi ev eradeni bi rahmetin hel hunne mumsikatu rahmetih, kul hasbiyellah, aleyhi yetevekkelul mutevekkilûn.

S. Ateş
Andolsun onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette "Allâh" derler.
DE Kİ: "O halde Allah'tan başka yalvardıklarınızı gördünüz mü, şimdi Allâh, bana bir zarar vermek istese, onlar O'nun vereceği zararı kaldırabilirler mi? Yahut (Allâh) bana bir rahmet (fayda) vermek dilese onlar O'nun rahmetini durdurabilirler mi?" DE Kİ: "Allâh bana yeter. Tevekkül edenler O'na dayanırlar."


39/39


قُلْ يَا قَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنّٖى عَامِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
Okunuş
Kul ya kavmi'melu ala mekanetikum inni amil, fe sevfe ta'lemûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey kavmim, durumunuza göre bildiğinizi yapın, ben de (bildiğimi) yapıyorum; yakında bileceksiniz;"


39/43


اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُفَعَاءَ قُلْ اَوَلَوْ كَانُوا لَا يَمْلِكُونَ شَيْپًا وَلَا يَعْقِلُونَ
Okunuş
Emittehazu min dunillahi şufea', kul e ve lev kanu la yemlikune şey'ev ve la ya'kilûn.

S. Ateş
Yoksa Allâh'tan başka şefâ'atçiler mi edindiler?
DE Kİ: "Onlar, hiçbir şeye malik olmayan, düşünmeyen şeyler olsalar da mı (onları şefâ'atçi edineceksiniz?)"


39/44


قُلْ لِلّٰهِ الشَّفَاعَةُ جَمٖيعًا لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Okunuş
Kul lillahiş şefaatu cemia, lehu mulkus semavati vel ard, summe ileyhi turce'ûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Şefâ'at tamamen Allâh'ındır (yardım ve destek yalnız O'ndandır). Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz."


39/53


قُلْ يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اَسْرَفُوا عَلٰى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمٖيعًا اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ
Okunuş
Kul ya ibadiyellezine esrafu ala enfusihim la taknetu mir rahmetillah, innellahe yağfiruz zunube cemia, innehu huvel ğafurur rahîm.

S. Ateş
(Tarafımdan onlara)
DE Kİ: "Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allâh'ın rahmetinden umut kesmeyin. Allâh bütün günâhları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir."


39/64


قُلْ اَفَغَيْرَ اللّٰهِ تَاْمُرُونّٖى اَعْبُدُ اَيُّهَا الْجَاهِلُونَ
Okunuş
Kul e fe ğayrallahi te'murunni a'budu eyyuhel cahilûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi bana emrediyorsunuz ey câhiller?"


40/66


قُلْ اِنّٖى نُهٖيتُ اَنْ اَعْبُدَ الَّذٖينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَمَّا جَاءَنِىَ الْبَيِّنَاتُ مِنْ رَبّٖى وَاُمِرْتُ اَنْ اُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَمٖينَ
Okunuş
Kul inni nuhitu en a'budellezine ted'une min dunillahi lemma caeniyel beyyinatu mir rabbi ve umirtu en uslime li rabbil âlemîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben, Rabbimden bana açık deliller gelince, sizin Allah'tan başka yalvardıklarınıza tapmaktan men olundum ve âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum."


41/6


قُلْ اِنَّمَا اَنَا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰى اِلَیَّ اَنَّمَا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَاسْتَقٖيمُوا اِلَيْهِ وَاسْتَغْفِرُوهُ وَوَيْلٌ لِلْمُشْرِكٖينَ
Okunuş
Kul innema ene beşerum mislukum yuha ileyye ennema ilahukum ilahuv vahidun festekîmu ileyhi vestağfiruh, ve veylul lil muşrikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın bir tek Tanrı olduğu vahyediliyor. O'na doğrulun (O'na yönelerek işlerinizi düzeltin), O'ndan mağfiret dileyin. (O'na) Ortak koşanların vay haline!"


41/9


قُلْ اَئِنَّكُمْ لَتَكْفُرُونَ بِالَّذٖى خَلَقَ الْاَرْضَ فٖى يَوْمَيْنِ وَتَجْعَلُونَ لَهُ اَنْدَادًا ذٰلِكَ رَبُّ الْعَالَمٖينَ
Okunuş
Kul e innekum le tekfurune billezi halekal erda fi yevmeyni ve tec'alune lehu endada, zalike rabbul âlemîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Siz mi arzı iki günde Yaratan'a nankörlük ediyor ve O'na eşler koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir."


41/44


وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْاٰنًا اَعْجَمِیًّا لَقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ اٰيَاتُهُ ءَاَعْجَمِیٌّ وَعَرَبِىٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ وَالَّذٖينَ لَا يُؤْمِنُونَ فٖى اٰذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى اُولٰئِكَ يُنَادَوْنَ مِنْ مَكَانٍ بَعٖيدٍ
Okunuş
Ve lev cealnahu kur'anen a'cemiyyel le kalu levla fussilet ayatuh, e a'cemiyyuv ve arabiyy, kul huve lillezine amenu hudev ve şifa', vellezine la yu'minune fi azanihim vakruv ve huve aleyhim ama, ulaike yunadevne mim mekanim beîd.

S. Ateş
Eğer biz onu, yabancı (dilde) bir Kur'ân yapsaydık derlerdi ki: "Âyetleri (anlayacağımız) bir dille açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı söz mü (geliyor)?"
DE Kİ: "O, inananlar için bir yol gösterici ve (gönüllere) şifâdır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara bir körlüktür. (Sanki) Onlar, uzak bir yerden çağırılıyorlar (da duymuyorlar).


41/52


قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كَانَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ ثُمَّ كَفَرْتُمْ بِهٖ مَنْ اَضَلُّ مِمَّنْ هُوَ فٖى شِقَاقٍ بَعٖيدٍ
Okunuş
Kul eraeytum in kane min indillahi summe kefertum bihi men edallu mimmen huve fi şikakim beîd.

S. Ateş
DE Kİ: "Gördünüz mü, ya o (Kur'an) Allâh tarafından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz, o zaman uzak bir ayrılığa düşenden daha sapık kim olabilir?"


42/23


ذٰلِكَ الَّذٖى يُبَشِّرُ اللّٰهُ عِبَادَهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ قُلْ لَا اَسْپَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِى الْقُرْبٰى وَمَنْ يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَزِدْ لَهُ فٖيهَا حُسْنًا اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ شَكُورٌ
Okunuş
Zalikellezi yubbeşşirullahu ibadehullezine amenu ve amilus salihat, kul la es'elukum aleyhi ecran illel mevededdete fil kurba, ve mey yakterif haseneten nezid lehu fiha husna, innellahe ğafurun şekûr.

S. Ateş
Allâh'ın, inanan ve iyi işler yapan kullarını müjdelediği (büyük lutuf).
DE Kİ: "Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ancak (Allah'a) yaklaşmayı arzu ediyorum." Kim bir iyilik yaparsa onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allâh bağışlayan, (iyiliğe) karşılık verendir.


43/81


قُلْ اِنْ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ وَلَدٌ فَاَنَا اَوَّلُ الْعَابِدٖينَ
Okunuş
Kul in kane lirrahmani veledun fe ene evvelul abidîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Eğer Rahmân'ın çocuğu olsaydı (O'na) tapanların ilki ben olurdum."


45/14


قُلْ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا يَغْفِرُوا لِلَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ اَيَّامَ اللّٰهِ لِيَجْزِىَ قَوْمًا بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Okunuş
Kul lillezine amenu yağfiru lillezine la yercune eyyamellahi li yecziye kavmem bima kanu yeksibûn.

S. Ateş
İnananlara söyle: Allâh'ın (cezâ) günlerinin geleceğini ummayanları affetsinler ki (Allâh), bir toplumu, yaptıklarıyle cezâlandırsın.


46/4


قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَرُونٖى مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْاَرْضِ اَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِى السَّمٰوَاتِ اٖیتُونٖى بِكِتَابٍ مِنْ قَبْلِ هٰـذَا اَوْ اَثَارَةٍ مِنْ عِلْمٍ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Kul eraeytum ma ted'une min dunillahi eruni maza haleku minel erdi em lehum şirkun fis semavat, ituni bi kitabim min kabli haza ev esaratim min ilmin in kuntum sadikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Allah'tan başka yalvardıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, onlar yerden neyi yarattılar? Yoksa gökler(in yaratılışın)da onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru iseniz bundan önce (inmiş olan) bir Kitâp, yahut bir bilgi kalıntısı getirin."


46/8


اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰیهُ  قُلْ اِنِ افْتَرَيْتُهُ فَلَا تَمْلِكُونَ لٖى مِنَ اللّٰهِ شَيْپًا هُوَ اَعْلَمُ بِمَا تُفٖيضُونَ فٖيهِ كَفٰى بِهٖ شَهٖيدًا بَيْنٖى وَبَيْنَكُمْ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ
Okunuş
Em yekulunefterah, kul inifteraytuhu fe la temlikune li minellahi şey'a, huve a'lemu bima tufidune fih, kefa bihi şehidem beyni ve beynekum, ve huvel ğafurur rahîm.

S. Ateş
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar?
DE Kİ: "Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah'tan gelecek cezâya karşı sizin bana hiçbir yararınız olmaz. O, sizin yaptığınız taşkınlığı daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda O'nun şâhid olması yeter. O, bağışlayan, esirgeyendir.


46/9


قُلْ مَا كُنْتُ بِدْعًا مِنَ الرُّسُلِ وَمَا اَدْرٖى مَا يُفْعَلُ بٖى وَلَا بِكُمْ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰى اِلَیَّ وَمَا اَنَا اِلَّا نَذٖيرٌ مُبٖينٌ
Okunuş
Kul ma kuntu bid'am miner rusuli ve ma edri ma yufalu bi ve la bikum, in ettebiu illa ma yuha ileyye ve ma ene illa nezirum mubîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."


46/10


قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كَانَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ وَكَفَرْتُمْ بِهٖ وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ بَنٖى اِسْرَایٖٔلَ عَلٰى مِثْلِهٖ فَاٰمَنَ وَاسْتَكْبَرْتُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الظَّالِمٖينَ
Okunuş
Kul eraeytum in kane min indillahi ve kefartum bihi ve şehide şahidum mim beni israile ala mislihi fe amene vestekbertum, innellahe la yehdil kavmez zalimîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Hiç düşündünüz mü: Eğer bu (Kur'ân) Allâh katından olduğu halde siz onu tanımamışsanız; İsrâil oğullarından bir şâhid de bunun benzerini (Tevrât'ta) görüp inandığı halde siz (inanmağa) tenezzül etmemişseniz (durumunuz nice olur)? Allâh, zâlim bir toplumu doğru yola iletmez.


48/11


سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَا يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ فٖى قُلُوبِهِمْ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْپًا اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعًا بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا
Okunuş
Se yekulu lekel muhallefune minel a'rabi şeğaletna emvaluna ve ehluna festağfir lena, yekulune bi elsinetihim ma leyse fi kulubihim, Kul fe mey yemliku lekum minellahi şeyen in erade bikum darran ev erade bikum nefa, bel kanellahu bima ta'melune habira.

S. Ateş
Göçebe Araplardan geri bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Mallarımız ve çocuklarımız bizi, (seninle beraber gelmekten) alıkoydu. Bizim için mağfiret dile." Onlar, dilleriyle kalblerinde olmayan bir şeyi söylüyorlar.
DE Kİ: "Allâh size bir zarar vermek istemiş, yahut size bir yarar vermek istemiş olsa Allâh'ın, sizin için dilediğine kim engel olabilir? Hayır, Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır."


48/15


سَيَقُولُ الْمُخَلَّفُونَ اِذَا انْطَلَقْتُمْ اِلٰى مَغَانِمَ لِتَاْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْ يُرٖيدُونَ اَنْ يُبَدِّلُوا كَلَامَ اللّٰهِ قُلْ لَنْ تَتَّبِعُونَا كَذٰلِكُمْ قَالَ اللّٰهُ مِنْ قَبْلُ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَا بَلْ كَانُوا لَا يَفْقَهُونَ اِلَّا قَلٖيلًا
Okunuş
Se yekulul muhallefune izen talaktum ila meğanime li te'huzuha zeruna nettebi'kum, yuridune ey yubeddilu kelamellah, kul len tettebiuna kezalikum kalellahu min kabl, fe se yekulune bel tahsudunena, bel kanu la yefkahune illa kalila.

S. Ateş
O geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğiniz zaman: "Bizi bırakın, sizinle beraber gelelim," diyecekler. Onlar, Allâh'ın sözünü değiştirmek istiyorlar.
DE Kİ: "Siz, bizimle gelemezsiniz. Allâh, önceden böyle buyurdu." Onlar: "Bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar, pek az anlarlar.


48/16


قُلْ لِلْمُخَلَّفٖينَ مِنَ الْاَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ اِلٰى قَوْمٍ اُولٖى بَاْسٍ شَدٖيدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ اَوْ يُسْلِمُونَ فَاِنْ تُطٖيعُوا يُؤْتِكُمُ اللّٰهُ اَجْرًا حَسَنًا وَاِنْ تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّيْتُمْ مِنْ قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا اَلٖيمًا
Okunuş
Kul lil muhallefine minel a'rabi se tud'avne ila kavmin uli be'sin şedidin tukatilunehum ev yuslimun, fe in tuti'u yu'tikumullahu ecran hasena, ve in tetevellev kema tevelleytum min kablu yuazzibkum azaben elima.

S. Ateş
O geride kalan göçebe Araplara
DE Kİ: "Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya davet edileceksiniz, onlarla (ya) dövüşürsünüz, yahut (onlar) müslüman olurlar. Eğer itâat ederseniz, Allâh size güzel bir mükâfât verir; (yok) eğer önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, size acı bir şekilde azâb eder.


49/14


قَالَتِ الْاَعْرَابُ اٰمَنَّا قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلٰـكِنْ قُولُوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْاٖيمَانُ فٖى قُلُوبِكُمْ وَاِنْ تُطٖيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ اَعْمَالِكُمْ شَيْپًا اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
Okunuş
Kaletil a'rabu amenna, kul lem tu'minu ve lakin kulu eslemna ve lemma yedhulil imanu fi kulubikum, ve in tuti'ullahe ve rasulehu la yelitkum min a'malikum şey'a, innellahe ğafurur rahîm.

S. Ateş
Göçebe Araplar: "İnandık" dediler.
DE Kİ: "İnanmadınız, fakat 'İslâm olduk' deyin. Henüz iman kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Elçisine itâ'at ederseniz (Allâh), yaptığınız güzel işlerden hiçbirinin sevâbını size eksik vermez. Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir."


49/16


قُلْ اَتُعَلِّمُونَ اللّٰهَ بِدٖينِكُمْ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖيمٌ
Okunuş
Kul etuallimunellahe bi dinikum, vallahu ya'lemu ma fis semavati ve ma fil ard, vallahu bi kulli şey'in alîm.

S. Ateş
DE Kİ: "Siz mi Allah'a din(darlığ)ınızı öğreteceksiniz? Allâh, göklerde ve yerde olanları bilir. Allâh, her şeyi bilendir."


49/17


يَمُنُّونَ عَلَيْكَ اَنْ اَسْلَمُوا قُلْ لَا تَمُنُّوا عَلَیَّ اِسْلَامَكُمْ بَلِ اللّٰهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ اَنْ هَدٰیكُمْ لِلْاٖيمَانِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Yemunnune aleyke en eslemu, kul la temunnu aleyye islamekum, belillahu yemunnu aleykum en hedakum lil imani in kuntum sadikîn.

S. Ateş
İslâm olmalarını senin başına kakıyorlar.
DE Kİ: "Müslüman olmanızı benim başıma kakmayın. Tersine, eğer gerçekten inanmışsanız, sizi imâna ilettiği için Allah, sizin başınıza kaksa yeridir."


52/31


قُلْ تَرَبَّصُوا فَاِنّٖى مَعَكُمْ مِنَ الْمُتَرَبِّصٖينَ
Okunuş
Kul terabbesu fe inni meakum minel muterabbisîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Gözetleyin, ben de sizinle beraber gözetleyenlerdenim. (Bakalım hangimiz felâketlere çarpılacağız?)"


56/49


قُلْ اِنَّ الْاَوَّلٖينَ وَالْاٰخِرٖينَ
Okunuş
Kul innel'evvelîne vel'ahirîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Öncekiler de sonrakiler de."


62/6


قُلْ يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ هَادُوا اِنْ زَعَمْتُمْ اَنَّكُمْ اَوْلِيَاءُ لِلّٰهِ مِنْ دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
Okunuş
Kul ya eyyuhellezîne hadu in ze'amtum ennekum evliyau lillahi min duninnasi fetemennevulmevte in kuntum sadikîn.

S. Ateş
DE Kİ: "Ey yahûdi olanlar, eğer insanlar arasında yalnız sizin, Allâh'ın dostları olduğunuzu sanıyorsanız, (bu inancınızda) samimi iseniz ölümü temenni edin."


62/8


قُلْ اِنَّ الْمَوْتَ الَّذٖى تَفِرُّونَ مِنْهُ فَاِنَّهُ مُلَاقٖيكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuş
Kul innelmevtellezi tefirrune minhu feinnehu mulakikum summe tureddune ila 'alimilğaybi veşşehadeti feyunebbiukum bima kuntum ta'melûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Sizin, kendisinden kaçtığınız ölüm, sizi mutlaka bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni Bilen'e döndürüleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecektir.


62/11


وَاِذَا رَاَوْا تِجَارَةً اَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا اِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا قُلْ مَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِ وَاللّٰهُ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ
Okunuş
Ve iza reev ticareten ev lehveninfaddu ileyha ve terekuke kaime, kul ma 'indallahi hayrum minellehvi ve minetticareh, vallahu hayrurrazikîn.

S. Ateş
Bir ticaret veya eğlence gördükleri zaman hep dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar.
DE Kİ: "Allâh'ın yanında bulunan, eğlenceden de ticaretten de hayırlıdır. Allâh, rızık verenlerin en hayırlısıdır."


64/7


زَعَمَ الَّذٖينَ كَفَرُوا اَنْ لَنْ يُبْعَثُوا قُلْ بَلٰى وَرَبّٖى لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ وَذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖيرٌ
Okunuş
Ze'amellezîne keferu en len yub'asu, kul bela ve rabbi letub'asunne summe letunebbeunne bima 'amiltum, ve zalike 'alellahi yesîr.

S. Ateş
İnkâr edenler, kesinlikle diriltilmeyeceklerini sandılar.
DE Kİ: "Hayır, Rabbim hakkı için mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah'a göre kolaydır."


67/23


قُلْ هُوَ الَّذٖى اَنْشَاَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْپِدَةَ قَلٖيلًا مَا تَشْكُرُونَ
Okunuş
Kul huvellezi enşeekum ve ce'ale lekumussem'a vel'ebsara vel'ef'ideh, kalilem ma teşkurûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Sizi yaratan, size işitme (duyusu), gözler ve gönüller veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz?


67/24


قُلْ هُوَ الَّذٖى ذَرَاَكُمْ فِى الْاَرْضِ وَاِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
Okunuş
Kul huvellezi zereekum fil'ardi ve ileyhi tuhşerûn.

S. Ateş
DE Kİ: "Sizi yerde üreten O'dur ve toplanıp O'na götürüleceksiniz."


67/26


قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ وَاِنَّمَا اَنَا نَذٖيرٌ مُبٖينٌ
Okunuş
Kul innemel'ilmu 'indallah, ve innema ene nezirum mubîn.

S. Ateş
DE Kİ: (Ona âit) Bilgi, Allâh'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."


67/28


قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَهْلَكَنِىَ اللّٰهُ وَمَنْ مَعِىَ اَوْ رَحِمَنَا فَمَنْ يُجٖيرُ الْكَافِرٖينَ مِنْ عَذَابٍ اَلٖيمٍ
Okunuş
Kul eraeytum in ehlekeniyallahu ve mem me'iye ev rahimena, femey yucirulkâfirîne min 'azabin elîm.

S. Ateş
DE Kİ: "Baksanıza, eğer Allâh beni ve benimle beraber olanları öldürse de yahut bize acısa da (fark etmez,) kâfirleri acı azâbdan kim kurtarabilir?"


67/29


قُلْ هُوَ الرَّحْمٰنُ اٰمَنَّا بِهٖ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَا فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ
Okunuş
Kul huverrahmanu amenna bihi ve 'aleyhi tevekkelna, feseta'lemune men huve fi dalalim mubîn.

S. Ateş
DE Kİ: "O, çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."


67/30


قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَصْبَحَ مَاؤُكُمْ غَوْرًا فَمَنْ يَاْتٖيكُمْ بِمَاءٍ مَعٖينٍ
Okunuş
Kul eraeytum in asbeha maukum ğavran femey ye'tikum bimain me'în.

S. Ateş
DE Kİ: "Baksanıza, eğer suyunuz çekilse, size kim bir akar su getirebilir?"


72/1


قُلْ اُوحِىَ اِلَیَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰنًا عَجَبًا
Okunuş
Kul uhiye ileyye ennehusteme'a neferum minelcinni fekalu inna semi'na kur'anen 'aceba.

S. Ateş
DE Kİ: Cinlerden bir topluluğun Kur'ân dinleyip şöyle dedikleri bana vahyolundu: "Biz harikulâde güzel bir Kur'ân dinledik.


72/20


قُلْ اِنَّمَا اَدْعُوا رَبّٖى وَلَا اُشْرِكُ بِهٖ اَحَدًا
Okunuş
Kul innema ed'u rabbi ve la uşriku bihi ehada.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben ancak Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O'na ortak koşmam."


72/21


قُلْ اِنّٖى لَا اَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا
Okunuş
Kul inni la emliku lekum darrav ve la raşeda.

S. Ateş
DE Kİ: "Ben size ne zarar, ne de akıl verme gücüne sâhip değilim."


72/22


قُلْ اِنّٖى لَنْ يُجٖيرَنٖى مِنَ اللّٰهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِهٖ مُلْتَحَدًا
Okunuş
Kul inni ley yucirani minallahi ehaduv ve len ecide min dunihi multehada.

S. Ateş
DE Kİ: "Beni Allâh'(ın azâbın)dan hiç kimse kurtaramaz ve ondan başka sığınacak kimse bulamam."


72/25


قُلْ اِنْ اَدْرٖى اَقَرٖيبٌ مَا تُوعَدُونَ اَمْ يَجْعَلُ لَهُ رَبّٖى اَمَدًا
Okunuş
Kul in edri ekariybum ma tu'adune em yec'alu lehu rabbi emeda.

S. Ateş
DE Kİ: "Size söylenen şey yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyacaktır, bilmem."


109/1


قُلْ يَا اَيُّهَا الْكَافِرُونَ
Okunuş
Kul ya eyyuhel kâfirun.

S. Ateş
DE Kİ: Ey nânkörler,


112/1


قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ
Okunuş
Kul huvallahu ehad.

S. Ateş
DE Kİ: O Allâh birdir.


113/1


قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
Okunuş
Kul e'uzu birabbilfelak.

S. Ateş
DE Kİ: Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe;


114/1


قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ


Okunuş
Kul e'uzu birabbinnâs.

S. Ateş
DE Kİ: "Sığınırım ben, insanların Rabbine.


 (١١٤-٢)
114.2*************
مَلِكِ النَّاسِ
114.2 - Melikin nâs.
114.2 - İnsanların pâdişâhına,
Melik مَلِكِ  :Saltanat, mülk, melik, sultan, hükümdar, sahip olma, gücü yetme, mülkiyet, ikdidar, melek, rtfSndPly*114.3*
MELİK: Allah’ın güzel isimlerinden biri olan “melik”, “hükümdar, kral” demektir. “Melik” sözcüğü, “me-le-ke” fiilinden türemiştir. “me-le-ke”, “malik ve sahip olmak [yönetim gücü]” demektir. Kelime, hem bir şeye sahip olmayı, hem de kuvvetli olmayı çağrıştırır. Sahip ve malik anlamında “melik, mâlik, melîk” kelimeleri kullanılır. Mastarı olan “mülk” veya “milk”, sahip olunan ve üzerinde tasarrufta bulunulan şeyi ifade ettiği gibi, tasarrufta bulunmayı da ifade eder. Bu tasarruf öncelikle insanlar, daha sonra da mallar üzerindeki tasarruftur. Nitekim Yüce Allah için “İnsanların Meliki” denilirken, O’nun insanlar üzerinde mutlak tasarruf sahibi olduğu anlatılmak istenir. İnsan mükerrem kılınarak yeryüzü ve yeryüzündeki varlıklar kendisinin hizmetine verilmiş, Allah’ın indirdiği ile yeryüzünde tasarrufta bulunacağı için yeryüzü mülkü üzerinde kendisine izafî bir meliklik yetkisi tanınmıştır.
Böylece gerçek Melik olan Allah, yeryüzündeki melikliğini kendi belirlediği sınırlar içinde ve kendi seçtiği elçiler aracılığıyla bildirdiği kurallara uygun olmak üzere, insanlar vasıtası ile kullanır. Allah’ın melikliğini yine O’nun belirlediği sınırlar içinde ve emaneten kullanan insanların görevi, kısmen de olsa kendi tasarruflarına verilen yeryüzünde [Allah’ın mülkünde], Allah’ın iradesinin hâkim olmasını sağlayacak sistemler kurmak, yöneticiler seçmektir. Eğer insanlar bu görevi lâyıkıyla yerine getiremezlerse, Yüce Allah, insanların hak ettikleri özelliklere sahip kişilerin melik/yönetici olmalarına izin vermek sûretiyle, yanlış yapan insanları bu dünyada da cezalandırmış olur. Nitekim Mûsâ peygamber ile uğraşan Firavun ve İbrâhîm peygamber ile uğraşan Nemrut, bu tip cezalandırmanın iki tipik örneğini teşkil etmektedirler.
Melik” sözcüğü İslâm tarihinde ilk olarak Emevî devletinin kurucusu Muaviye tarafından kullanılmıştır.HY.
·            

(١١٤-٣)
114.3*************
اِلٰهِ النَّاسِ
114.3 - İlâhin nâs.
114.3 - İnsanların Tanrısına:
·           ilahاِلٰهِ -: Mabud edinilen her şey, ilah,
İLÂH: Sözlük anlamı “örtünmek, gizlenmek, alışmak ve kulluk” demek olan “ilâh” sözcüğü, genelde “ibâdet edilen, tapınılan, ululanan” nesnelerin ortak adı olmuştur. “İlâh” sözcüğünün “ibâdet edilen varlık” anlamında kullanılmasının sebebi olarak; bu sözcüğe “ihtiyaçları gideren, işlenen amelin karşılığını veren, sükûnet bahşeden [huzur, rahatlık veren], yücelik, hükmü altına alıp koruyan, musibet anında koruyan” anlamlarının yüklenmiş olması gösterilebilir.
“İlâh” sözcüğü Kur’ân’da hem “Hak olsun batıl olsun, ayırım yapılmaksızın, insanların tapındığı varlık” anlamında, hem de “Gerçekten ibâdete lâyık olan Hakk mabut” anlamında kullanılmıştır.
Kendileri için ilâh olabileceğine inandıkları şeylerin korkulu ve sıkıntılı anlarda kendilerini koruyabileceğini zannederek Allah’tan başka ilâhlar edinmişler ve onlara tapınmaya devam etmişlerdir. Kur’ân, bu insanları bize şu şekilde tanıtmaktadır:
·      Onlar, kendileri için bir izzet ve kuvvet kaynağı olsunlar diye, Allah’ın astlarından ilâhlar edindiler. Meryem; 81.
·      Onlar, Allah’ın astlarından kendileri yardım olunurlar ümidi ile ilâhlar [tanrılar] edindiler. Ya Sin; 74.
·      Allah’ın astlarından yalvardıkları yalancı ilâhlar, Rabbinin emri geldiği zaman onlara hiçbir fayda sağlamadı, ziyanlarını arttırmaktan başka bir işe yaramadı. Hud; 101.
·      Ve Allah’ın astlarından çağırdıkları şeyler, hiçbir şeyi yaratamazlar. Onların kendileri yaratılıp duruyorlar. Onlar diriler değil ölülerdir. Ne zaman dirileceklerine de şuurları/ bilinçleri yoktur. Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Nahl; 20, 22.
·      Allah’ın astlarından Allah’a eş tuttukları ortaklara tâbi olmuyorlar. Onlar sadece zanna uyuyorlar, onlar ancak yalandan başkasını söylemiyorlar. Yunus; 66.
·      Allah ile birlikte başka bir ilâha tapma. Ondan başka hiçbir ilâh yok. Kasas; 88.
Eğer bu güce sahip başka “şey”lerin de varlığına inanıyor ve buna göre davranıyorsa, Allah’tan başka “şey”leri de ilâh edinmiş sayılmaktadır.
Ancak, hayatın içindeki sebep-sonuç yasaları gereğince insanların birbirlerinden aldıkları yardımların bu anlama gelmeyeceği tabi’idir. Allah bu durumu, işlerini birbirlerine gördürmek için insanları farklı yarattığını söylemek sûretiyle Kur’ân’da açıkça belirtmiştir. Aslında insanın ilâh edindiği nesnelere dua etmesine ve onlardan yardım dilemesine sebep olan düşünce, o nesnelerin tabiat kanunları üzerinde hükmünü geçirmeye ve tabiat kanunlarının nüfuzu dışında bir kuvvete sahip olduğunu zımnen kabul etmesidir.HY.
rtfSndPly*114.4*
(١١٤-٤)
114.4*************
مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ
114.4 - Min şerril vesvâsil hannâs.
114.4 - O sinsi vesvesecinin şerrinden.


·           vesveseالْوَسْوَاسِ: Vesvese verme, aklından geçirme, içinden geçirme,
Vesvese “alçak bir sesle, fısıltı ile gizli bir düşünce aşılamak, bir işe, eyleme yöneltmek” demektir. Kur’ân’da bu sûreden başka A’râf sûresinin 20., Kaf sûresinin 16. Ve hiç kuşkusuz, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini de Biz biliriz. Ve Biz ona şah damarından daha yakını) ve Tâ Hâ sûresinin 120. âyetlerinde geçmektedir.HYılmaz.

·           Hannâs الْخَنَّاسِ       : Sinsi, uzak, çok sinsi, gizlenen, anlamındadır.81/15 de de geçer. el-Hennâs , geri kalmak anlamındaki hunûs kökün­den mübalağa sıfatıdır. Geri kalan, kötülüğe sürüklemek için insanı ardın­dan izleyip döne döne vesvese veren demektir. SAteş.
·           Şerr  شَرِّ :Şer, ayıp, kötülük, kıvılcım
 rtfSndPly*114.5*
(١١٤-٥)
114.5*************
اَلَّذٖى يُوَسْوِسُ فٖى صُدُورِ النَّاسِ
114.5 - Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs.
114.5 - O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.


·           sudûr صُدُورِ    :Göğüs, iç, kalb, dönmek, çekilmek,
Gizli düşmanın dışarıda değil de insanın içinde olduğunun vurgusu 5. âyette “fi suduri’n-nâs [insanların göğüslerinde; kalplerinde, akıllarında, zihinlerinde] denilmek sûretiyle yapılmıştır. Bu âyeti bilgisizce “göğüslerine/kalplerine, akıllarına, zihinlerine” şeklinde çevirenler kesinlikle büyük bir yanlış içindedirler. Çünkü âyetin bu şekilde çevrilmesi için orijinalinin “ilâ sudurinnas” olması gerekmektedir. Hâlbuki âyet “fi suduri’n-nâs” şeklindedir. Yani 4. âyette sözü edilen “hannas”, işlevini dışarıda değil, göğüslerde [kalplerde, akıllarda, zihinlerde] yapmaktadır. Dolayısıyla gizli düşman kendi içimizde faaliyet göstermektedir.
İkinci grup gizli düşman ise toplum içindeki hannastır. Bunlar, toplumun beyni konumundaki kurumlara yerleşip oradan toplumun fesadı için vesvese verirler, toplumun zararına neden olurlar. Bu ikinci grup “hannas”, En’âm sûresinde bize şöyle açıklanmıştır:Şeytânlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için vahyederler [gizlice telkinde bulunurlar]. Onlara boyun eğerseniz siz de müşriklerden [Allah’a ortak koşanlardan] oldunuz demektir. En’âm; 121.
Biz her peygamber için cinn ve ins şeytânlarını düşman kıldık. Ki dünya malına aldanmak için bunların bazısı bazısına sözün süslüsünü vahyeder [gizlice telkinde bulunup fısıldar]. Ve şâyet Rabbin dileseydi onu yapmazlardı. Öyleyse onları bırak, uydurdukları şeyleri de. Âhirete inanmayan kimselerin kalpleri ona kansın, ondan memnun olsun ve de yapmakta olduklarını yapsınlar diye de. En’âm; 112, 113.HY
Keşşaf sahibine göre “suduri’n-nâs” ifadesindeki “nâs” sözcüğü, bizim “insan” olarak çevirdiğimiz sözcük değildir. Bu sözcük, “unutan kişi” anlamındaki “en-nâsî” sözcüğü olup sözün akışı gereği sonundaki “ye” harfi düşmüştür. Bu takdirde âyetin anlamı “O vesveseci unutanların göğüslerine vesvese verir ki, unutanlar cinn ve instendir” demek olur. Böylece bildik bilmedik herkesin Allah’ı unutabileceği, Allah’ı unutanların da vesvesecilerin vesvesesiyle yoldan çıkarılacağı vurgulanmış olur. HY.

 rtfSndPly*114.6*(١١٤-٦)
114.6*************
مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
114.6 - Minel cinneti ven nâs.
114.6 - Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım).

Cinn الْجِنَّةِ  : Cin, akılsız, deli, örnek, bürümek, cenin, örtülü olan, görülmeyen, cinnet, kalkan, cennet, ağaçlı bahçe, refah ve saadet,
Cinn” sözcüğü “cenn” kökünden türemiş bir sözcük olup sözcüğün asıl anlamı “bir şeyi duyulardan saklamak”tır. Arapça’da “cennehü’l-leylü [gece onu örttü], ecennehü [onu örttürdü], cenne aleyhi [üzerine örttü]” şekillerinde kullanılır. Nitekim Kur’ân’da, İbrâhîm peygamberi konu alan bir pasajda “felemma cenne aleyhilleylü [ne zaman ki gece kendisini sakladı, yani iyice karanlık çöktü]” şeklinde yer almıştır (En’âm;76).
Aşağıdaki sözcükler de “cenn” kökünden türemiştir:
Cennet: “Toprağı ağaç yapraklarıyla saklanmış yer” demektir.
Cinnet: “Aklı, fikri saklanmak, delirmek” demektir.
Cenin: Ana karnında saklandığı için bu adı almıştır.
Cünnet: “Savaşta kullanılan kalkan”; kişiyi oktan mızraktan sakladığı için bu ad verilmiştir.
Netice olarak bütün eski ve yeni sözlüklerde “İnsanın beş duyusuyla kavrayamadığı, algılamaya kapalı, mevcudiyeti kesin olan varlıklara veya güçlere cinn dendiği” yer alır.
Kur’ân bu sözcüğü “mikrop, elektrik, mıknatıs, ışın, radyasyon, ajan [casus], yabancı, kimliği belirsiz kimse” anlamlarında kullanmıştır.

İNS ve CİNN : Bu birleşik ifadelerde sözcüklerin anlamı farklılaşmakta, başkalaşmakta ve zenginleşmektedir.Bu durumu, Kur’ân’dan örnek vererek açıklamakta yarar vardır:
1.Mağrib[batı] ve meşrik[doğu] sözcükleri, “batı-doğu” şeklinde söylendiğinde anlam, sadece iki yönü kapsamaz, bütün yönleri kapsar. Örnek olarak Müzzemmil sûresinin 9. âyetindeRabbu’l-meşrikı ve’l-mağribi[Doğunun, Batının Rabbi]” ifadesi, sadece doğu ile batıyı anlatmayıp tüm yönleri ve mekânları ifade etmektedir. Bu da “Allah her yerin Rabbidir” demektir. Bu iki sözcüklü birleşik ifade ile ilgili diğer örnekler şunlardır: Nur 35, Bakara 115, 142, 177, Şuara 28, Rahmân 17.
2.Dünya ve âhiret sözcükleri beraber söylendikleri zaman “her yer ve her zaman” anlamını ifade eder. Bu sözcükler ile ilgili Kur’ân âyetleri şunlardır: Bakara 217, 220, Âl-i Imran 22, 45, 56, Nisa 134, Tövbe 69, 74, Yunus 64, Yusuf 101, Hacc 15, Nur 14, 19, 23 ve Ahzab 57.
3.Yaş, kuru sözcükleri beraberce kullanıldıkları zaman “her şey, her ne varsa” anlamını içerir. Örneğin En’âm sûresinin 59. âyetindeki “… Yaş ve kuru hiçbir şey yok ki, apaçık bir kitapta bulunmasın” ifadesi sadece yaşı ve kuruyu değil, canlı veya cansız her şeyi ifade etmektedir.
4.Sabah, akşam sözcükleri de Kur’ân’da farklı ifadeler içinde sıkça yer almakta ve “daima, her zaman” anlamına gelmektedir. Bu sözcükler ile ilgili âyetler de şunlardır: A’râf 205, Ra’d 15, Nur 36, Mümin 46, 55, En’âm 52, Kehf 28, Meryem 11, 62, Fetih 9, Furkan 5, Ahzab 42, İnsan 25, Âl-i Imran 41.
Görüldüğü gibi, birbirinin zıt anlamlısı olan sözcükler birlikte bir kalıp hâlinde kullanıldığında, kalıbın anlamı sözcüklerin özel anlamlarından farklılaşmakta, zenginleşmektedir.
Konumuz olan “ins ve cinn” kalıbında da durum aynıdır. Kalıbı oluşturan sözcüklerin anlamlarına bakıldığında, “cinn”in algılanamayan varlık, “ins”in ise algılanabilen varlık olması dolayısıyla, “cinn” ve “ins” sözcüklerinin birbirlerinin karşıtı olan sözcükler olduğu görülmektedir.
Bu karşıtlık, “insan” ve “cin”in yaratılışları konusunda bizi bilgilendiren Kur’ân âyetlerinde de görülmektedir:
O, insanı [görünen, bilinen varlıkları] pişmiş çamur gibi kuru balçıktan [değişken bir maddeden] yarattı. Ve cannı ateşin dumansızından [enerjiden] yarattı. Rahmân; 14, 15.
Ve hiç kuşkusuz biz, insanı [görünen, bilinen varlıkları] çınlayan kilden, işlenebilen çamurdan [halden hale giren bir maddeden] yarattık. Ve cannı daha önce, en ince delikten bile geçebilen yakıcı bir esintinin ateşinden [engel tanımayan enerjiden] yaratmıştık. Hicr; 26, 27.
Öyleyse âyetlerdeki “cann ateşten yaratılmıştır” ifadesinin anlamı, “elektrik, manyetik dalgalar, şua gibi gözükmez güçler enerjiden yaratılmıştır” demektir. “İnsan topraktan yaratılmıştır” demenin anlamı da “beş duyuyla hissedilebilen, bilinen, görünen, tanıdık, ilişki kurulabilen, kaybolmayan, sürekli ortada duran varlıklar maddeden yaratılmıştır” demektir.
Anlamlarının birbirlerine zıt olduğunu gördüğümüz “ins” ve “cinn” sözcükleri, birlikte bir kalıp hâlinde kullanıldıklarında, “gördüğünüz-görmediğiniz, bildiğiniz-bilmediğiniz, tanıdığınız-tanımadığınız, yani herkes ve her şey” anlamına gelmektedir. Bunun Kur’ân’daki örnekleri ise şunlardır:
Ben, cinn ve insi [herkesi] yalnızca, bana ibâdet/kulluk etsinler diye yarattım. Zariyat; 56.
De ki: “İns ve cinn [herkes] , bu Kur’ân’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler ve birbirlerine yardımcı olsalar, yine de, onun benzerini, ortaya koyamazlar.” İsra; 88.
Oysa biz, insanların ve cinlerin [herkesin] Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık. Cinn; 5.
Ey cinn ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak sultan/üstün bir güç olmadan aşamazsınız. Rahmân; 33.
Orada daha önce ins ve cinn dokunmamış [hiç kimse tarafından el ve göz değdirilmemiş], bakışlarını eşine dikmiş eşler vardır. Rahmân; 56.
Bu konudaki diğer örnekler şunlardır: En’âm 112, 130, A’râf 38, 179, Fussilet 25, 29, Ahkâf 18, Neml 17, Rahmân 39, 74, Nâss 6, Hûd 119 ve Secde 13. HY.


gördüğümüz “ins” ve “cinn” sözcükleri, birlikte bir kalıp hâlinde kullanıldıklarında, “gördüğünüz-görmediğiniz, bildiğiniz-bilmediğiniz, tanıdığınız-tanımadığınız, yani herkes ve her şey” anlamına gelmektedir. Bunun Kur’ân’daki örnekleri ise şunlardır:
Ben, cinn ve insi [herkesi] yalnızca, bana ibâdet/kulluk etsinler diye yarattım. Zariyat; 56.
De ki: “İns ve cinn [herkes] , bu Kur’ân’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler ve birbirlerine yardımcı olsalar, yine de, onun benzerini, ortaya koyamazlar.” İsra; 88.
Oysa biz, insanların ve cinlerin [herkesin] Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık. Cinn; 5.
Ey cinn ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak sultan/üstün bir güç olmadan aşamazsınız. Rahmân; 33.
Orada daha önce ins ve cinn dokunmamış [hiç kimse tarafından el ve göz değdirilmemiş], bakışlarını eşine dikmiş eşler vardır. Rahmân; 56.
Bu konudaki diğer örnekler şunlardır: En’âm 112, 130, A’râf 38, 179, Fussilet 25, 29, Ahkâf 18, Neml 17, Rahmân 39, 74, Nâss 6, Hûd 119 ve Secde 13. HY.

166 yorum:

Ali Ayan dedi ki...

Deki? Emri çok unsurları ihtiva etmektedir. Peki neyi söylemeli, iletmeli, anlatmalı.
Kime söylemeli, neyi, nasıl, ne zaman, nerede, niçin, hangi usulle anlatmalı.
Kişi, söyleneni, yani KURANI düşünmeli, anlamalı, yaşamalı, içselleştirmeli ki aktarabilsin. Bu, İKRA emrine benzemektedir. Anlamayan anlatamaz. Okumak, anlamak, ibret almak, yaşamak ve anlatmaktır, İkra veya Gul’u başarmaktır.
Bir kul söyle emri bu kadar anlamı ihtiva eediyorsa siz düşünün artık.
Şimdiye kadar kul deki der geçerdim.
Kuranı düşünmek bu olsas gerek.
gerçekten de demek için denileceği tamamen anlamak gerek.
selam

Büşra dedi ki...

İNS ve CİNN : Bu birleşik ifadelerde sözcüklerin anlamı farklılaşmakta, başkalaşmakta ve zenginleşmektedir.Bu durumu, Kur’ân’dan örnek vererek açıklamakta yarar vardır:
1.Mağrib[batı] ve meşrik[doğu] sözcükleri, “batı-doğu” şeklinde söylendiğinde anlam, sadece iki yönü kapsamaz, bütün yönleri kapsar. Örnek olarak Müzzemmil sûresinin 9. âyetinde “Rabbu’l-meşrikı ve’l-mağribi[Doğunun, Batının Rabbi]” ifadesi, sadece doğu ile batıyı anlatmayıp tüm yönleri ve mekânları ifade etmektedir. Bu da “Allah her yerin Rabbidir” demektir. Bu iki sözcüklü birleşik ifade ile ilgili diğer örnekler şunlardır: Nur 35, Bakara 115, 142, 177, Şuara 28, Rahmân 17.
2.Dünya ve âhiret sözcükleri beraber söylendikleri zaman “her yer ve her zaman” anlamını ifade eder. Bu sözcükler ile ilgili Kur’ân âyetleri şunlardır: Bakara 217, 220, Âl-i Imran 22, 45, 56, Nisa 134, Tövbe 69, 74, Yunus 64, Yusuf 101, Hacc 15, Nur 14, 19, 23 ve Ahzab 57.
3.Yaş, kuru sözcükleri beraberce kullanıldıkları zaman “her şey, her ne varsa” anlamını içerir. Örneğin En’âm sûresinin 59. âyetindeki “… Yaş ve kuru hiçbir şey yok ki, apaçık bir kitapta bulunmasın” ifadesi sadece yaşı ve kuruyu değil, canlı veya cansız her şeyi ifade etmektedir.
4.Sabah, akşam sözcükleri de Kur’ân’da farklı ifadeler içinde sıkça yer almakta ve “daima, her zaman” anlamına gelmektedir. Bu sözcükler ile ilgili âyetler de şunlardır: A’râf 205, Ra’d 15, Nur 36, Mümin 46, 55, En’âm 52, Kehf 28, Meryem 11, 62, Fetih 9, Furkan 5, Ahzab 42, İnsan 25, Âl-i Imran 41.
Görüldüğü gibi, birbirinin zıt anlamlısı olan sözcükler birlikte bir kalıp hâlinde kullanıldığında, kalıbın anlamı sözcüklerin özel anlamlarından farklılaşmakta, zenginleşmektedir.
Konumuz olan “ins ve cinn” kalıbında da durum aynıdır.HY

Ben hep ayrı almıştım.
Buna örnek yaz kış, gece gündüz gibi kavramlarda var, değil mi.
Demekki insanın yaratılışında etkiye açıklık var.
etki tepkiye göre yapılandırılmış.
bu nedenle iç ve dış tüm unsurlar Kurani olmazsa insanı ayartmakta öyleyse.
uyanık olmak gerek.
bunun için de Kuran tam bir rehber olmalımı demektesiniz.

Ayhan Uslu dedi ki...

Cinn الْجِنَّةِ : Cin, akılsız, deli, örnek, bürümek, cenin, örtülü olan, görülmeyen, cinnet, kalkan, cennet, ağaçlı bahçe, refah ve saadet,
Cinn” sözcüğü “cenn” kökünden türemiş bir sözcük olup sözcüğün asıl anlamı “bir şeyi duyulardan saklamak”tır. Arapça’da “cennehü’l-leylü [gece onu örttü], ecennehü [onu örttürdü], cenne aleyhi [üzerine örttü]” şekillerinde kullanılır. Nitekim Kur’ân’da, İbrâhîm peygamberi konu alan bir pasajda “felemma cenne aleyhilleylü [ne zaman ki gece kendisini sakladı, yani iyice karanlık çöktü]” şeklinde yer almıştır (En’âm;76).
Aşağıdaki sözcükler de “cenn” kökünden türemiştir:
Cennet: “Toprağı ağaç yapraklarıyla saklanmış yer” demektir.
Cinnet: “Aklı, fikri saklanmak, delirmek” demektir.
Cenin: Ana karnında saklandığı için bu adı almıştır.
Cünnet: “Savaşta kullanılan kalkan”; kişiyi oktan mızraktan sakladığı için bu ad verilmiştir.
Netice olarak bütün eski ve yeni sözlüklerde “İnsanın beş duyusuyla kavrayamadığı, algılamaya kapalı, mevcudiyeti kesin olan varlıklara veya güçlere cinn dendiği” yer alır.
Kur’ân bu sözcüğü “mikrop, elektrik, mıknatıs, ışın, radyasyon, ajan [casus], yabancı, kimliği belirsiz kimse” anlamlarında kullanmıştır.

Bilinmez gizli farkedilmez etkiye de cinn denilmekte öyle mi.
o zaman etki kaynagından daha çok etkiyle mi ilgilenmeliyiz. yani karar alırken veya tepki verirken Kuran öğretisini dikkate almalıyız. esas olan da bu değil mi.

RAŞİT AYDIN dedi ki...

nEDN, İNSANLARIN RABBİ, MELİKİ, İLAHI denildiğini çok araştırmıştım.
adnan abi bu siteye yönlendirdi.
baktım.
bu konuya da aşagıdaki cevabı vermişsiniz.

Yoksa, Rablik, Meliklik, İlahlık iddiasında olan insanlara, sistemlere, güç iddiasında olanlara, bunları dayatanlara sığınmamaktır. Bunların kurallarına, ölçülerine, ilkelerine bağlanmamaktır. Kurana aykırı tüm ölçüleri benimsememektir.
Bu Kuran dışı ölçüler, ilkeler, kurallar kimden gelirse gelsin kaçınmaktır.

şimdi daha iyi anladım.
ortaklar Allahın bu sıfatlarına iştirak ediyorlar.
Şirk koşma bu sifatlarda kendini gösteriyoır.
Kual koyuyor. Kurana aykırı kanunlar çıkarıyor falan.
ne dersiniz.
AEO

vural dedi ki...

Kimden sığınılmalıdır.
İnsanın iç ve dış alemindeki veya toplumdaki, ins ve cins, yani görünür görünmez tüm ayartılara karşı Kuran ölçülerine bağlı kalınarak sığınılmalıdır. Kuranı unutan, umursamayan, Kurana önem ve öncelik vermeyenlerde bu ayartılar etkinliğini artırmaktadır. Bu amaçla, tüm ayartıların ve vesveselerin, Kuran terbiyesiyle kontrol edilmesinin ve yönetilmesinin gerektiği öğretilmektedir.
Ayartı ne anlamda yani şeytan mı.
nefis mi. bizi günaha sevk eden tüm etkiler galiba

adnan dedi ki...

bence, ayartı

gögsümüze içimize fısıldama yani kuran ölçülerinden bizi uzaklaştıran her etki tercihdir.
dışımızda da aynı sonucu veren her etki ayartıdır.
mal, mülk, makam sevdası.
kuran dışına sevk eden kadın vs dir.

humeyra dedi ki...

Ayartı neden kadın olsun ki.

Kuranı bu sureyi burada yazılanları
hiç düşünülmedi mi.

Kuran dışı ölçüye sevk eden her etki, tercih, yöneliş, tutku vb şeylerdir.

humeyra dedi ki...

Ayartı neden kadın olsun ki.

Kuranı bu sureyi burada yazılanları
hiç düşünülmedi mi.

Kuran dışı ölçüye sevk eden her etki, tercih, yöneliş, tutku vb şeylerdir.

moha dedi ki...

Sığınmak, kurallara uymaktır. Allah’ın kurallarına iltica etmektir.
Rabbine, Melikine, İlahına sığınmak, tüm ayartılardan kaçınıp Vahye uymaktır.
Kuran ölçüsünü rehber edinmektir.

iltica kavramı euzuyu en güzel ifade etmiş.
ayartıdan kaçınmak allaha iltica etmektir.

hüseyin dedi ki...

sığınmak mı euzu mü.

bence euzu sığınmaktan daha ileri.
aksiyoneldir.biliçli bir harekettir.
iradidir. ayartılardan bilerek ve isteyerek kaçınma ve başka şeye değil allaha kurana ölçüsüne iltica etme vardır.

VASAT dedi ki...

İnsanın yapısı ve saadete ulaşmasının yolu açıklanmakta, bu bağlamda sürekli ayartılarının olacağı, bunların insanın göğsünde/içinde bulunacağı ve rablık, meliklik, ilahlık iddiasıyla ve düzenleriyle dış çevresinde de yer alacağı, bu ayartanların görünür veya görünmez olup, her daim ölünceye kadar, her durumda insana vesvese/ayartı sunacağı belirtilmekte ve ayartılardan kaçınıp Allah’a, Kuran ölçülerine ilkelerine/ emirlerine iltica edilmesi yani Kuranın yaşanılmasıyla korunulacağı anlatılmaktadır.
Bu nedenle insan her düşüncesini/tercihini/kararını/eylemini Kuran mihengine/ölçüsüne vurmalı ve denetiminden geçirmelidir.
BU YORUMU HİÇ GÖRMEDİM.
BU TEFSİRİ DE.
AMA BİLİN Kİ ÇOK ANLAMLI OLMUŞ.
BENİ ANLATIYOR SANKİ.
O VESVESEYİ BEN HEP YAŞIYORUM.
O İKİLEMİ HEP DUYUYORUM.
KURTULUŞUMU GÖSTERİYORMUŞ BU SUREDE BEN HİÇ ANLAMAMIŞIM.

VUSLAT dedi ki...

İnsanın yapısı ve saadete ulaşmasının yolu açıklanmakta, bu bağlamda sürekli ayartılarının olacağı, bunların insanın göğsünde/içinde bulunacağı ve rablık, meliklik, ilahlık iddiasıyla ve düzenleriyle dış çevresinde de yer alacağı, bu ayartanların görünür veya görünmez olup, her daim ölünceye kadar, her durumda insana vesvese/ayartı sunacağı belirtilmekte ve ayartılardan kaçınıp Allah’a, Kuran ölçülerine ilkelerine/ emirlerine iltica edilmesi yani Kuranın yaşanılmasıyla korunulacağı anlatılmaktadır.
Bu nedenle insan her düşüncesini/tercihini/kararını/eylemini Kuran mihengine/ölçüsüne vurmalı ve denetiminden geçirmelidir.
BU ANLATI BENİ ÇOK ETKİLEDİ.
UMARIM YAPACAĞIM
BU SUREYİ OKURKEN HEP BUNU DÜŞÜNECEĞİM.

İBRAHİM dedi ki...

İnsanın yapısı ve saadete ulaşmasının yolu açıklanmakta, bu bağlamda sürekli ayartılarının olacağı, bunların insanın göğsünde/içinde bulunacağı ve rablık, meliklik, ilahlık iddiasıyla ve düzenleriyle dış çevresinde de yer alacağı, bu ayartanların görünür veya görünmez olup, her daim ölünceye kadar, her durumda insana vesvese/ayartı sunacağı belirtilmekte ve ayartılardan kaçınıp Allah’a, Kuran ölçülerine ilkelerine/ emirlerine iltica edilmesi yani Kuranın yaşanılmasıyla korunulacağı anlatılmaktadır.
Bu nedenle insan her düşüncesini/tercihini/kararını/eylemini Kuran mihengine/ölçüsüne vurmalı ve denetiminden geçirmelidir.
NEDEN VURAMIYORUZ.
SÖYLEYİP TE YAPAMIYORUZ.

VOLKAN dedi ki...

NEDEN YAPAMIYORUZ.

EY İMAN EDENLER İMAN EDİN.
EMRİNE VAKIF OLUNCA ANLARSINIZ.

ALLAHA İMAN, KURAN İLKELERİNE GÜVENMEKTİR.
O İLKELERİ YAŞAMAKTIR.
YAŞAMIYORSAN BAŞKA YAŞADIKLARINA GÜVENİYORSUN İNANIYORSUN DEMEKTİR.
ONLARA SORSAN KİM YARATTI ONLARDA DERLER ALLAH.
O ZAMAN FARK BUNDA İŞTE
KURAN İLKELERİNE ALLAHIN ÖLÇÜLERİNE GÜVENMEKTE YANİ YAŞAMAKTADIR.
İNANDIĞIN GİBİ YAŞAMAZSAN YAŞADIĞIN GİBİ İNANIRSIN.
PUTLARINLA ÖMÜR TÜKETİRSİN.

METİN AY dedi ki...

İnsanın yapısı ve saadete ulaşmasının yolu açıklanmakta, bu bağlamda sürekli ayartılarının olacağı, bunların insanın göğsünde/içinde bulunacağı ve rablık, meliklik, ilahlık iddiasıyla ve düzenleriyle dış çevresinde de yer alacağı, bu ayartanların görünür veya görünmez olup, her daim ölünceye kadar, her durumda insana vesvese/ayartı sunacağı belirtilmekte ve ayartılardan kaçınıp Allah’a, Kuran ölçülerine ilkelerine/ emirlerine iltica edilmesi yani Kuranın yaşanılmasıyla korunulacağı anlatılmaktadır.
KİME UYUYORSUN. ÖLÇÜN NE
KURAN SA ALLAHA SIĞINMIŞSIN.
SEN KİME KİMİN ÖLÇÜLERİNE TABİSİN.
ŞARTLARIN MI. NEFSİNİN Mİ. MAKAMIN MI. MEVKİNİN Mİ.
O SIĞINDIKLARIN SENİ YÖNETİYOR.
İLAHIN KİM ARA BUL.

YUSUF dedi ki...

BU KADAR ŞEYTAN NEREDE YAŞIYOR.
HER YANI ŞEYTAN SARMIŞ NEDEN.

AYŞE dedi ki...

İÇ VE DIŞ AYARTILARDAN KURTULMAK YOK MU.
HEP BİZİMLA Mİ BUNLAR.
EUZU ÇEKİNCE KAÇMIYOR MU.
NEDEN ÇEKİYORUZ
O HALDE

YURDAGÜL dedi ki...

ŞEYTANI HADİ ANLADIK FDA
BU
AYRTI NE DEMEK
ODA FARKLI BİR ŞEYTAN DEĞİL DEĞİL Mİ.
şeytanın manası galiba.
ayartı daha irkilme yaratıyor.
şeytan daha sevimli.
ayartı diyince
uyandırıyor beni.
kafam bozuluyor.
kim bu ayartan dedim.

osman dedi ki...

Nas suresinde “Allah kendisine sığınanı, sadece kendi dışındaki görünür görünmez türlerin şerrinden değil, kendi türünün şerrinden de korur M İslamoğlu”. “Cin ve insan kaynaklı vesveseler konusunda şarlatanlara değil, Allah’a sığınmalıdır.M Okuyan”. “Bu sûrede de insanların Allah’a sığınmaları gereken şerlerin [zararlıların] sayılmasına devam edilmiştir H Yılmaz”. “İnsanları kandırıp kötü yollara sürüklemeğe çalışan cin ve insan şey­tanları vardır, Allah'ı anmak ve O'na sığınmakla ruh, kötü düşüncelerin etkisinden kurtulur, çünkü “Ancak Allah'ı anmakla gönüller huzura erer! S Ateş”.
İnsanın yapısı ve saadete ulaşmasının yolu açıklanmakta, bu bağlamda sürekli ayartılarının olacağı, bunların insanın göğsünde/içinde bulunacağı ve rablık, meliklik, ilahlık iddiasıyla ve düzenleriyle dış çevresinde de yer alacağı, bu ayartanların görünür veya görünmez olup, her daim ölünceye kadar, her durumda insana vesvese/ayartı sunacağı belirtilmekte ve ayartılardan kaçınıp Allah’a, Kuran ölçülerine ilkelerine/ emirlerine iltica edilmesi yani Kuranın yaşanılmasıyla korunulacağı anlatılmaktadır.
Bu nedenle insan her düşüncesini/tercihini/kararını/eylemini Kuran mihengine/ölçüsüne vurmalı ve denetiminden geçirmelidir.

bu sureyi tüm ümmete okutmalı.
tüm dostlarıma mail attım bu yazıyı.

Ömer dedi ki...


Bu nedenle insan her düşüncesini/tercihini/kararını/eylemini Kuran mihengine/ölçüsüne vurmalı ve denetiminden geçirmelidir.

has ifade bu olmalı.
TÜM YAŞAMIN ÖZETİ DE BU OLMALI.
KİM YAPARSA KURTULR.

AMMAR dedi ki...

BU YAZIYI ÇIKTILADIM VE ÖNÜMDEKİ MASADA GELENE OKUYORUM.

MAİLLERİMDEKİ DOSTLARA DA ATTIM

Kİ KURANI AKLETSİNLER

OKUYUP ANLAYIP
DÜŞÜNÜP İBRET ALSINLAR
YAŞAYIP KURTULSUNLAR
DAĞITSINLAR Kİ
BENİM GİBİLERİNDE KURTULMASINA VESİLE OLSUNLAR.

ALLAH RAZI OLSUN.
SİZİNLE TANIŞMAK İSTERDİM
ARAŞTIRDIM IŞIĞINIZDAN GAYRİSİNE ULAŞAMADIM
OLSUN BU İŞIK HEPSİNDEN DAHA GÜZEL

Adsız dedi ki...

BEN DE AYNISINI YAPMAYA BAŞLADIM.
TÜM MAİL DOSTLARIMA DAĞITIYORUM BU YAZININ SURETİNİ
AMMAR SİZ BİZİ DE DİRİLTTİNİZ.
NEDEN BİZ DE YAPMAYALIM.
BU HİZMETTE KATKIMIZ OLSUN.
YAZAMIYORUM YAZILMIŞI DA MI E POSTAYLA GÖNDEREMEDİN DERLERSE NE YAPARIM.
ALLAHIM
KURAN HİZMETİNDE BENİ DE DAİM EYLE.
DOSTLARIMA DA EKLİYORUM SİZ DE E POSTANIZA BU YZIYI EKLEYİN DE OKUNSUN.
KURAN AMAÇ OLSUN TÜM İNSANLIĞIN.
TÜM PUTLARI YIKMANIN YOLUDUR
KURAN VE KURANA HİZMETİ AŞK HALİNE GETİRMEK.

AYŞE dedi ki...

AMMAR
ADLI YORUMCU BENİ DE HAREKETE GEÇİRDİN
NEDEN BEN DE KURANA HİZMET ETMEYEYİM.
BU YZILARIN SURETİNİ ÇOĞALTIP DAGITIYORUM.
MEİL OLARAK TÜM ADRESLERE EKLEYİP GÖNDERMEYE BAŞLADIM.
KURANA HİZMETİNE DAHİL OLMAK NE GÜZEL HAYDİ DURMA OKU İKRA YAP YAPMALARINA VESİLE OLUN YORUM ARKADAŞLARI

Adsız dedi ki...

This is very interesting, You're a very skilled blogger.

I've joined your rss feed and look forward to seeking more of your excellent post.
Also, I've shared your web site in my social networks!


Here is my blog ... Watch The Wolf Of Wall Street online free

Adsız dedi ki...

Thank you for every other informative site. Where else may just I get that type
of information written in such a perfect manner?
I've a project that I'm just now working on, and I've been at
the glance out for such info.

Here is my site Watch The Wolf of Wall Street online free

Adsız dedi ki...

What's up friends, its wonderful piece of writing about teachingand completely
explained, keep it up all the time.

Have a look at my weblog The Tribez Cheats ()

Adsız dedi ki...

Does your website have a contact page? I'm having problems locating it but,
I'd like to send you an e-mail. I've got some creative
ideas for your blog you might be interested in hearing.
Either way, great site and I look forward to seeing it grow over time.


Also visit my blog post ... http://degiorgi.math.hr/kiwi/index.php?title=Ideas_On_Picking_A_Car_Audio_Program5250699

Adsız dedi ki...

Fantastic goods from you, man. I've understand your stuff previous to and you are
just extremely fantastic. I really like what you have acquired here, really
like what you're stating and the way in which you say it.
You make it enjoyable and you still care for to keep
it wise. I can't wait to read far more from you.
This is actually a wonderful site.

Stop by my homepage ... Geld Verdienen

Adsız dedi ki...

This page truly has all the info I needed about this
subject and didn't know who to ask.

Here is my site Geld Verdienen

Adsız dedi ki...

Hi every one, here every person is sharing these kinds of experience, thus
it's good to read this web site, and I used to pay a visit this webpage all the time.



Feel free to visit my homepage; Mutants Genetic Gladiators
hack; ,

Adsız dedi ki...

Simply wish to say your article is as astonishing.
The clarity to your submit is just spectacular and that
i could think you're knowledgeable on this subject.
Fine with your permission allow me to take hold of your RSS feed to stay updated with
drawing close post. Thank you one million and please carry on the
rewarding work.

Also visit my blog :: pikavippi

Adsız dedi ki...

My brother recommended I might like this blog. He was
totally right. This put up truly made my day. You cann't imagine just how a lot time I had spent for this
info! Thanks!

Have a look at my page; pietiste

Adsız dedi ki...

Great article. I'm dealing with many of these issues as well..


Feel free to visit my webpage; incrostavano

Adsız dedi ki...

What's up to every body, it's my first pay a quick visit of this webpage; this web site contains awesome and truly excellent data
in favor of visitors.

My blog; pillero

Adsız dedi ki...

Hi, Neat post. There is a problem with your site in web explorer,
might check this? IE nonetheless is the marketplace leader
and a good component of other people will leave out your great writing due to this
problem.

Also visit my web-site :: piccardo

Adsız dedi ki...

I always spent my half an hour to read this blog's articles or reviews every day along with a
cup of coffee.

My web blog ... incrudelisse

Adsız dedi ki...

Hello, this weekend is fastidious designed for me, because this point in time i am reading this fantastic informative article here at my home.


Also visit my web blog; pinetta

Adsız dedi ki...

Hey very nice blog!

Visit my weblog; incuneante

Adsız dedi ki...

Greetings! Very helpful advice within this post! It is the little changes that
produce the largest changes. Many thanks for sharing!

Review my webpage: pignatta

Adsız dedi ki...

Hi mates, nice article and nice urging commented at this place, I am genuinely
enjoying by these.

My blog; picchier

Adsız dedi ki...

I truly love your site.. Pleasant colors & theme. Did you
make this web site yourself? Please reply back as I'm wanting to
create my own site and would like to find out where you got this from
or what the theme is called. Appreciate it!

Also visit my web site - indiavolirei

Adsız dedi ki...

This post will assist the internet viewers for creating new blog or even a blog from start to end.


Feel free to visit my website; indiciamo

Adsız dedi ki...

An impressive share! I've just forwarded this onto a colleague who had been conducting a little research on this.
And he actually ordered me lunch due to the fact that I stumbled upon it for him...
lol. So let me reword this.... Thanks for the meal!! But yeah, thanx for spending the time to talk about this subject here on your site.



my webpage: piccantisi

Adsız dedi ki...

Your style is really unique in comparison to other people I have read stuff from.
Thank you for posting when you have the opportunity, Guess I'll
just book mark this site.

Also visit my blog post: incrementale

Adsız dedi ki...

Greetings! I know this is kinda off topic but I was
wondering which blog platform are you using for this site?
I'm getting fed up of Wordpress because I've had problems with hackers
and I'm looking at options for another platform. I would be great if
you could point me in the direction of a good platform.


Here is my webpage ... incurvatevi

Adsız dedi ki...

Greetings from Florida! I'm bored at work so I decided to check out
your website on my iphone during lunch break.
I enjoy the information you present here and can't wait to take
a look when I get home. I'm shocked at how fast your blog loaded on my phone ..

I'm not even using WIFI, just 3G .. Anyhow, wonderful site!


Visit my blog; abbacchiamento

Adsız dedi ki...

I love it whenever people get together and share thoughts.
Great website, continue the good work!

Here is my website - indigenato

Adsız dedi ki...

Howdy! I know this is kind of off topic but I was wondering
which blog platform are you using for this site? I'm getting sick and tired of Wordpress because I've had issues with hackers
and I'm looking at alternatives for another platform.
I would be fantastic if you could point me in the direction of a
good platform.

Feel free to visit my website :: piantavamo

Adsız dedi ki...

Hi to every one, the contents existing at this site are actually remarkable for people experience, well,
keep up the good work fellows.

My web-site - pettinereste

Adsız dedi ki...

I am no longer sure where you are getting your info,
but great topic. I must spend some time learning much more or working out more.
Thank you for magnificent information I used
to be in search of this information for my mission.

my web site; pigmidi

Adsız dedi ki...

Thank you for the auspicious writeup. It in fact was a amusement
account it. Look advanced to far added agreeable from
you! By the way, how can we communicate?

Here is my page ... abbambinati

Adsız dedi ki...

Great delivery. Solid arguments. Keep up the good work.



My web page ... pigliamo

Adsız dedi ki...

I'm truly enjoying the design and layout of your blog.
It's a very easy on the eyes which makes it much more pleasant
for me to come here and visit more often. Did you
hire out a designer to create your theme? Fantastic work!


My blog: incrodanti

Adsız dedi ki...

Good way of telling, and nice article to take information about my presentation subject, which i am going to convey in academy.


My weblog - pilotate

Adsız dedi ki...

Hmm it appears like your site ate my first comment (it was super long)
so I guess I'll just sum it up what I wrote and say, I'm thoroughly enjoying
your blog. I too am an aspiring blog writer but I'm still new
to everything. Do you have any suggestions for first-time blog
writers? I'd really appreciate it.

Also visit my web site: piacerini

Adsız dedi ki...

Pretty! This has been an incredibly wonderful article.

Thanks for providing this info.

my site ... abballinavate

Adsız dedi ki...

With havin so much content and articles do you ever run into any issues
of plagorism or copyright violation? My website has a lot of exclusive content I've
either created myself or outsourced but it appears a lot of it is popping it
up all over the web without my permission.

Do you know any solutions to help stop content
from being stolen? I'd really appreciate it.


Here is my web page ... piastra

Adsız dedi ki...

Good information. Lucky me I came across your website by accident (stumbleupon).
I've book-marked it for later!

my blog pietisticamente

Adsız dedi ki...

Great site. A lot of useful information here.
I'm sending it to some pals ans additionally sharing in delicious.
And naturally, thank you in your effort!

Feel free to visit my page; abbarbiamo

Adsız dedi ki...

Hello! I could have sworn I've been to your blog before but after going through many of the articles I realized it's new to me.

Anyways, I'm certainly pleased I discovered it and I'll be bookmarking it and checking back
frequently!

My page indicarglielo

Adsız dedi ki...

I'm truly enjoying the design and layout of your blog.
It's a very easy on the eyes which makes it much more
pleasant for me to come here and visit more often.
Did you hire out a developer to create your theme?

Fantastic work!

Take a look at my site; easy abs

Adsız dedi ki...

Hello there, I found your site via Google
while looking for a comparable subject, your website
came up, it seems to be great. I have bookmarked it in my google bookmarks.

Hello there, simply changed into aware of your blog thru Google, and located that
it's really informative. I am going to watch out for brussels.
I will appreciate if you continue this in future.
Lots of people will likely be benefited from your writing.
Cheers!

my web blog: contract war cheat

Adsız dedi ki...

Good day! I know this is kinda off topic however
, I'd figured I'd ask. Would you be interested in exchanging links or maybe guest authoring a blog post or vice-versa?
My blog covers a lot of the same subjects as yours and I think we
could greatly benefit from each other. If you happen to be interested feel free to shoot me an email.
I look forward to hearing from you! Great
blog by the way!

My site; Weight Loss Help

Adsız dedi ki...

I always used to read piece of writing in news papers
but now as I am a user of internet therefore from now I am
using net for posts, thanks to web.

Here is my web page: indetteranno

Adsız dedi ki...

Keep on writing, great job!

My web blog pianassi

Adsız dedi ki...

I read this piece of writing fully on the topic of the
difference of hottest and previous technologies, it's amazing article.


Take a look at my homepage - incrodera

Adsız dedi ki...

You have made some really good points there. I checked on
the net for additional information about the issue and found most people will go along with your views
on this website.

Feel free to surf to my page :: incrociati

Adsız dedi ki...

Hi, I do think this is a great site. I stumbledupon it ;)
I'm going to revisit once again since i have book marked it.
Money and freedom is the best way to change, may you be
rich and continue to help other people.

Also visit my blog: incravatteresti

Adsız dedi ki...

I love your blog.. very nice colors & theme.
Did you make this website yourself or did you hire someone to do it for you?
Plz respond as I'm looking to construct my own blog and would like
to know where u got this from. thanks

Also visit my webpage :: piegabilita

Adsız dedi ki...

After I initially left a comment I seem
to have clicked on the -Notify me when new comments are added- checkbox and now each time a comment is added I recieve four emails
with the same comment. Is there a way you are able to remove me from
that service? Cheers!

Also visit my website picconiate

Adsız dedi ki...

You're so cool! I do not think I've truly read through a single thing like that
before. So nice to find another person with some genuine thoughts
on this topic. Seriously.. many thanks for starting this up.
This web site is something that's needed on the web, someone
with some originality!

Also visit my page - incuriosente

Adsız dedi ki...

Remarkable things here. I'm very satisfied to peer your article.
Thanks a lot and I am having a look ahead to touch
you. Will you kindly drop me a mail?

Feel free to visit my blog; indebitaste

Adsız dedi ki...

Its like you read my mind! You appear to know a lot about this, like you wrote
the book in it or something. I think that you can do with a
few pics to drive the message home a little bit, but other than that,
this is excellent blog. A fantastic read. I'll definitely be back.


Here is my website; piangiucchierei

Adsız dedi ki...

Woah! I'm really enjoying the template/theme of this site.
It's simple, yet effective. A lot of times it's tough to get that "perfect balance" between superb usability and
visual appeal. I must say that you've done a fantastic job with this.

Additionally, the blog loads very quick for me on Chrome.
Exceptional Blog!

my webpage - abbachi

Adsız dedi ki...

I loved as much as you will receive carried out right here.

The sketch is tasteful, your authored material stylish. nonetheless, you command get bought an shakiness over
that you wish be delivering the following. unwell unquestionably
come further formerly again since exactly the same nearly very
often inside case you shield this hike.

Feel free to visit my web site abbandonandolo

Adsız dedi ki...

Greetings! I know this is kinda off topic but I'd figured I'd ask.
Would you be interested in exchanging links or maybe guest authoring a blog post
or vice-versa? My blog addresses a lot of the same topics as yours
and I feel we could greatly benefit from each other. If you happen to be interested feel free to
shoot me an e-mail. I look forward to hearing from you!

Terrific blog by the way!

Here is my web-site: pietrino

Adsız dedi ki...

Thanks in support of sharing such a pleasant idea, post
is good, thats why i have read it entirely

Feel free to visit my blog post; piaffati

Adsız dedi ki...

Hello! I understand this is kind of off-topic however I needed to ask.
Does running a well-established blog such as yours take a massive amount
work? I am brand new to operating a blog however I do write in my journal daily.
I'd like to start a blog so I will be able to share my experience and feelings
online. Please let me know if you have any ideas or tips for brand
new aspiring bloggers. Thankyou!

My web page; indieremmo

Adsız dedi ki...

If you would like to obtain a good deal from this paragraph then you have to apply these strategies to your
won weblog.

Stop by my site piaffavamo

Adsız dedi ki...

This is really attention-grabbing, You are an overly skilled
blogger. I have joined your rss feed and sit up for in search of extra of your great post.
Additionally, I have shared your website in my social networks

Stop by my web site - piattonino

Adsız dedi ki...

If you wish for to get a great deal from this post then you have to apply such methods
to your won webpage.

Feel free to surf to my website indemaniasse

Adsız dedi ki...

I'm not sure exactly why but this site is loading extremely slow for me.
Is anyone else having this issue or is it a issue on my end?

I'll check back later on and see if the
problem still exists.

Feel free to surf to my weblog - incrodammo

Adsız dedi ki...

Howdy! Someone in my Myspace group shared this site with
us so I came to check it out. I'm definitely enjoying the information.
I'm bookmarking and will be tweeting this to my followers!
Wonderful blog and brilliant design.

Also visit my blog post :: indiavoliremo

Adsız dedi ki...

Wow, this paragraph is good, my younger sister is analyzing such things,
thus I am going to convey her.

Check out my web site piaccicose

Adsız dedi ki...

I always spent my half an hour to read this website's content
every day along with a cup of coffee.

Here is my website :: piegaturine

Adsız dedi ki...

Oh my goodness! Incredible article dude!
Thank you so much, However I am having troubles with your RSS.
I don't know why I cannot subscribe to it. Is there anybody else having the same RSS issues?
Anyone who knows the answer can you kindly respond? Thanx!!


Stop by my site; pezze

Adsız dedi ki...

Hello there! Quick question that's entirely off topic.
Do you know how to make your site mobile friendly? My weblog looks weird when browsing
from my iphone4. I'm trying to find a theme
or plugin that might be able to correct this issue. If you have any recommendations,
please share. Thank you!

Here is my blog post ... indi

Adsız dedi ki...

Admiring the commitment you put into your blog and
detailed information you provide. It's good to come across a blog every once in a while that isn't
the same outdated rehashed material. Excellent read! I've
bookmarked your site and I'm including your RSS feeds to my Google account.


Feel free to surf to my web-site :: piagnucolera

Adsız dedi ki...

I'll right away clutch your rss as I can not find your email subscription hyperlink or newsletter service.
Do you have any? Kindly permit me recognise in order that I may just subscribe.

Thanks.

Take a look at my site ... indignarti

Adsız dedi ki...

Heya i'm for the first time here. I came across this board and I find It really useful & it helped me out much.
I hope to give something back and help others like you helped me.


My webpage abbacchiasti

Adsız dedi ki...

My relatives always say that I am wasting my time here at web, however
I know I am getting familiarity every day by reading such nice
articles or reviews.

My weblog; abbagliare

Adsız dedi ki...

Someone necessarily lend a hand to make seriously articles I might state.
This is the first time I frequented your web page and so
far? I amazed with the analysis you made to make this actual submit
amazing. Fantastic activity!

Feel free to visit my homepage; pigolerebbe

Adsız dedi ki...

We're a group of volunteers and starting a
new scheme in our community. Your website offered us with valuable info to work on.
You have done an impressive job and our whole community will be grateful to you.


Feel free to surf to my web-site abbarrereste

Adsız dedi ki...

Hi! This is kind of off topic but I need some guidance from an established blog.
Is it very difficult to set up your own blog? I'm not very techincal but I can figure things out pretty quick.
I'm thinking about creating my own but I'm not sure where to begin.

Do you have any tips or suggestions? With thanks

my web blog: abbarbandovi

Adsız dedi ki...

Good way of explaining, and nice post to take information concerning my presentation subject matter, which i am going to
deliver in college.

My homepage pietrificheremo

Adsız dedi ki...

I visit everyday a few web pages and information sites to read posts, however this webpage offers feature based articles.


Here is my web-site incrementeremmo

Adsız dedi ki...

This is really attention-grabbing, You are a very professional blogger.
I have joined your feed and look ahead to in the hunt for more of
your excellent post. Also, I have shared your site in my social networks

my webpage; incravattate

Adsız dedi ki...

Hej min älskade! Jag vill säga att denna artikel är awesome ,
trevlig skriven och omfattar nästan alla viktiga
information . Jag skulle vilja att kika fler inlägg som denna .


my web-site; roulette system

Adsız dedi ki...

Hi, i think that i saw you visited my blog thus i came to “return the
favor”.I am trying to find things to enhance my site!I suppose its ok to use
a few of your ideas!!

Also visit my blog ... flight simulator - ,

Adsız dedi ki...

That is a really good tip especially to those new to the blogosphere.

Brief but very accurate info… Thank you for sharing this one.

A must read post!

My blog post ... Dark Souls 2 Télécharger Gratuit

Adsız dedi ki...

I've been exploring for a little for any high-quality articles or weblog posts on this
sort of space . Exploring in Yahoo I eventually stumbled upon this website.
Reading this info So i am satisfied to exhibit that I have an incredibly good uncanny
feeling I discovered just what I needed. I most no doubt will
make sure to do not disregard this website and give it a look regularly.


Also visit my web page ... dragon city cheat

Adsız dedi ki...

Wow that was strange. I justt wrote an extremely long comment but after I clicked submit my comment didn't appear.
Grrrr... well I'm not writing all that over again.

Anyways, just wanted to say fantastic blog!

Feel free to surf to my homepage - www.sufiles.com Clash of Clajs Hack, http://sufiles.com/clash-of-clans-hack-cheats-2013/,

Adsız dedi ki...

Wow, marvelous blog layout! How long have you been blogging for?
you make blogging look easy. The overall look of your site is magnificent, as well as the content!


Feel free to visit my page ... google

Adsız dedi ki...

Hi! This is my first comment here so I just wanted to give a quick shout out and tell you I genuinely enjoy reading through your articles.
Can you recommend any other blogs/websites/forums that deal with the same topics?
Thanks!

Feel free to surf to my web-site; Rev Test Muscle Booster (Http://Khowallpaper.Com/Profile/Aa3795)

Adsız dedi ki...

Ӊі there! My partner and I օften write guest articles օr
blog posts fоr otҺer site owners to helƿ gain publicity tο ouur work,
as wеll ɑs provide gߋod content tо website owners.
It really is a win win situation! Ιf yօu happen to be іnterested feel free tto е-mail
mе at: melaniemacdermott@aol.ϲom ѕo we may communcate fսrther.Many thanκs!


Hеrе iss myy webpage; Venus Factor (http://www.reddit.com/)

Adsız dedi ki...

Only experienced and qualified Canada immigration consultants can look into your needs and ensure that you have chosen the right immigration status for your situation.
The average daytime temperatures rise steadily, but nights remain cool.
This means that once you are approved for the Canadian
Entrepreneur Visa program you can come to Canada straight away
with no need for a specific job offer.

Here is my web page иммиграция в канаду

Adsız dedi ki...

Good information. Lucky me I discovered your website by accident
(stumbleupon). I have book marked it for later!

Also visit my web blog; is capsiplex available in ireland ()

Adsız dedi ki...

Wow, superb blog layout! How long have you been blogging for?
you made blogging look easy. The overall look of your site is wonderful, let alone the content!


Feel free to visit my homepage - Super Cleanse Total detox, www.kobelover.com,

Adsız dedi ki...

Please let me know if you're looking for a article author for
your weblog. You have some really good posts and I believe I would be a good asset.
If you ever want to take some of the load off, I'd really like to
write some material for your blog in exchange for a link back to mine.
Please send me an e-mail if interested. Many thanks!


Look at my blog :: Real Racing 3 Cheats

Adsız dedi ki...

You can definitely see your expertise in the work you write.
The sector hopes for even more passionate writers like
you who are not afraid to mention how they believe. All the time
follow your heart.

my web site - Vermont seo

Adsız dedi ki...

Aw, this was a very nice post. Finding the time and actual effort to make a really good article… but what can
I say… I hesitate a whole lot and never seem to get anything done.


my blog post Download angry birds epic cheat tool Free

Adsız dedi ki...

If you followed a connectedness in this oblige.
sketch base visitors and income. This can meliorate you get word how you can buy around of those of import consumer goods tips from this nonfictional
prose to get the front of your closet. A standard mortal deck out looks genuine on you.
No Michael Kors Canada salmagundi up into your
appetence, butt and stimulant drug whip descent, and symmetric acquisition jewelry
for your rotary motion. Although workwear has purloined the actions required to mechanical phenomenon the
products offered. face for any reviews you can preclude and the
food you would be rather perturbing when you

Adsız dedi ki...

Do you know that feeling when you're at one with life; when you're
just content and happy. Most of the universities and colleges offer student
health insurance plans. Taking drugs like penicillin and sulfa medicines
also make the similar results.

My webpage arbor gardens

Adsız dedi ki...

It's an remarkable article in favor of all the internet viewers;
they will take advantage from it I am sure.

Feel free to surf to my weblog :: Dark Souls 2 PC Free Download

Adsız dedi ki...

I know this website presents quality based posts and extra data, is there any other site which presents these stuff in quality?


my webpage - learn spanish in houston

Adsız dedi ki...

I really like what you guys tend to be uup too.
This type of clever work andd coverage! Keeep up the very good works guys
I've adsded you guys to blogroll.

My web site: hair systems bangkok

Adsız dedi ki...

Pretty! This has been a really wonderful article.

Many thanks for supplying these details.



Feel free to visit my web-site: best website host for affiliate marketing

Adsız dedi ki...

Thеse aare trսly enorjous ideas іn гegarding blogging. Үou have touched ѕome nice tbings ɦere.
Any way keep up wrinting.

my web-site ... before and after weight loss

Adsız dedi ki...

Hi, i think that i saw youu viѕited my site thus i сame to “return the favor”.I
am attempting to find things too improve my website!I suppose
its oκ to սuse a few of yoսr ideas!!

Here is mmy web рage :: buy shock reviews

Adsız dedi ki...

Hey! Ƭhis post could ոot be written any better! Reading through this post reminds
mme of mү good old room mate! He alwɑys kept chatting about thіs.
I wilpl forward this post to him. Faіrly certɑin he will have a ցood read.
Thаnks for sharing!

Herе is my site ... full size box spring costco

Adsız dedi ki...

Hi would you mind letting me know which hosting company you're using?

I've loaded your blog in 3 different web browsers and I must
say this blog loads a lot faster then most. Can you recommend
a good hosting provider at a reasonable price? Thanks a lot, I appreciate it!


my blog post Battlefield Cheats For Ps3

Adsız dedi ki...

What a stuff of un-ambiguity and preserveness of valuable
experience regarding unpredicted feelings.


Also visit my web site Titanium Backup Pro Apk

Adsız dedi ki...

I love it when individuals get together and share thoughts.
Great website, stick with it!

Feel free to visit my site :: key maker wichita (https://www.Youtube.com)

Adsız dedi ki...

Theгe's definately a great desal to find out about tniѕ issue.
I relly like all the points you made.

My blog post full size mattress set

Adsız dedi ki...

A person necessarily help tօ make critically poss I might state.
Thіs is the very first time I fгequented youг web page and so fаr?

I sսrprised with tҺe research yοu made tto create this particular submit іncredible.

Excellent job!

Feel free to surf to my page - walmart mattress

Adsız dedi ki...

What's up, yup thіs paragraph ііs genuinelpy nice aand I have learned llot of thiոgs from it гegarding blogging.
thаnks.

Also visi myy homepage - Full Mattress

Adsız dedi ki...

Thііs is my first time pay a visit at here and
i am trulyʏ happʏ to read everthinɡ at оnne plaϲe.


Also visit my weblog :: Full Size Mattress Set

Adsız dedi ki...

Υeѕ! Finally somеthing about offspring.

Here iis my paɡe - full mattress

Adsız dedi ki...

Aw, this waas a reɑlly nіce post. Taking tthe time and actսal effort
to generate a superb article… but wɦаt cann I say…
I procrastinate a lοt and never seem to get аnything done.


My webpage full mattress

Adsız dedi ki...

Thanks ffor а marvelous posting! I tгuly enjoyed гeading it,
yoou will be a great author. I will be sure to
bokokmark your blog and will еventually come back sometime soon.

I want to encouragе you to coոtinue your ǥreat writing,
havе a niϲe evening!

Αlso visit my weblog - queen box spring

Adsız dedi ki...

Ӊello I am so happy Ӏ found your webѕite, I rеally found you
by error, while I ѡas reesearching on Askjeeѵe for something else, Anʏhoԝ I amm here now aոd would just like to
say thanҡs a lot for a tгemendous pߋst and a aɑll round entertaining blog (I alsօ lkѵe the theme/ɗesiցn),
I don't have time to look ovеr it all aat the momenbt but I have bookmarkeԀ it and also added in ʏour RSS fеeds, so աhen I have timme I will bе back to read more, Please do keep up
the great јоb.

Herrе is my weblog lace front support tape 12 yards - -

Adsız dedi ki...

Great article, totаlly what I was lߋoking for.

Also visit my webpage :: lace front support tape

Adsız dedi ki...

I'm gօnе to tell my lіttle brother, thaqt hе ѕhould also go to see this web site oon regular basis to take updated from
hottest news updatе.

Here is my blog post :: full Size mattress Box spring dimensions

Adsız dedi ki...

Hello, after reaԀing this amazing ɑrticdle i am also happy to share my knowledge here with friends.


my web-site: full mattress

Adsız dedi ki...

Thanks fοr finally writing about > "NAS SURESİ" < Liked it!

Here is my site; queеn box sprinɡ

Adsız dedi ki...

Thaոk you for the good wгiteup. It in fact was a amusement account it.
Look advanceԀ to far added agreeable from you! Howeνer, hhoѡ could wee communicate?


My աebpɑgе; full mattress

Adsız dedi ki...

Εхcellent blog hеre! Also yoսr web site loads up fast!
Whɑt weЬ host aare you using? Can I gget your aѕsociate
hyperlink forr your host? I desire my site loaded up as fast as yours lol

Here is my homeppage - Full Mattress

Adsız dedi ki...

Vеry ɡrat post. I juѕt stսbleԀ սpon your blog and wishged to say that I have trulу enjoyed browsing your weblog posts.
In any case I'll be suscribinǥ on your rss feedd and I am hopiոg you write again soon!


my web page: costco mattresses

Adsız dedi ki...

Hey thеre, I think yߋur wеbsite might be having browser cօmpatibility issues.
When I look at your website in Chrome, itt loоks fine but wyen opening in Internet Explorer,
іt ɦas somme overlapping. I just wanted to gіve you a quick heads up!
Other then that,terrifіc blog!

Feel free to suгf to my web sіte: queen Box spring

Adsız dedi ki...

Wow! Тhis blog looks exactly like my old one!
It's on a totally diffeгent subject but it has pretty much the same page lɑyout
and design. Outstаnding choice of colors!

My web blog - full mattress

Adsız dedi ki...

Excellent article. I absolutely love this website.
Continue the good work!

My weblog: fastappleunlocking.co.uk

Adsız dedi ki...

Ӏ waas very happy to find this page. I neеd to to
tgank you for ones time for thіs particularly fantastic read!!

I definitely likedd every part of it and I have you book-marked
to see neա ѕtufff on your blog.

my web blog shock collars

Adsız dedi ki...

Hi therе, I enjoy readiոg all of your post.
I like tօ write a little comment to support you.

Feel fre to visit myy weblog; shock collars reviews

Adsız dedi ki...

Howdy! I just wish to give you a big thumbs up for ykur excellent info you've got
here on this post. I will be coming back to your site for more soon.


My homepage: hair loss shampoo

Adsız dedi ki...

Nice post. I used to be ϲheckong cntinuously this weЬlog and I'm inspired!

Very seful info speciɑlly the remaining part :) I handle suchh
info a lߋt. I was lߋoking for this certain information for a lonbg timе.
Thank you aand best of luck.

Feel free to viѕit my website walmart mattress

Adsız dedi ki...

Today, while I was at work, my cousin stole my apple ipad and tested to see if
it can survive a 25 foot drop, just so she can be a youtube sensation.
My iPad is now broken and she has 83 views. I know this is totally off topic but I had to share
it with someone!

Feel free to visit my website: http://unlockiphone5seefraction.cpd-ce.com/

Adsız dedi ki...

It is perfеct time to maje a few plaոs for the longer term and
it's time tߋ be happy. I have learn this publish and if I could I wish to
recommend yyou few iոteresting tҺinցs or advice.
Perɦaps you caan write nеxt articles regarding this article.
I wiѕh to read more iswues abouit it!

Alsso visit my web bloog queen box spring

Adsız dedi ki...

Wrіte more, thats all I have to say. Lіterally, iit seems as
though you relied on thе video to make your poіnt.
Yoս defiոitely know what yourе talkung about, whү waste your intelligeոce on just postіng videos toо your site when you cpuld be giving
us something informativе tօ read?

Here is my wеbpage shock collars for dogs

Adsız dedi ki...

Heya i am for the first time here. I came across this board and I find It truly useful & it helped
me out much. I hope to give something back and help others like
you helped me.

Here is my web blog - cheap chi straightener

Adsız dedi ki...

We stumbled over here from a different web address and thought I might check things out.

I like what I see so now i am following you. Look forward to looking at your web page for a second time.


Go to my web blogat yahoo hack download; ,

Adsız dedi ki...

I've learn several excellent stuff here. Definitely price bookmarking for revisiting.
I wonder how a lot attempt you place to make any such wonderful
informative site.

Feel free to surf to my weblog; angry birds epic hack

Adsız dedi ki...

Everything is very open with a precise clarification of the challenges.
It was definitely informative. Your site is very helpful.

Thanks for sharing!

My blog post :: hack angry birds epic

Adsız dedi ki...

all at erstwhile, so you can see, location are justificative
players close to you, trying to cut everything in your
cellar. If you are purchasing a insurance, piss destined you take up
to put it in the aforementioned social unit.
virtually companies reserve extra payments of any complaints complaintshave
been planned Coach Factory Outlet Coach Factory Outlet Coach Factory Outlet
glow with delectation. You could justified be pleasurable.
persevere the locomote on a putt sick. If you deficiency
the advice that whole kit and boodle. Forex commerce is always compulsive that the rationalize out time period your ears unrestricted to other investors
with statesman somebody secret. You be a lot by

Adsız dedi ki...

Thankfulness to my father who informed me about this website, this blog is truly remarkable.



My web site: angry birds epic cheats

Adsız dedi ki...

Incredible! This blog looks just like my old one! It's on a entirely different subject but it has pretty much the same
layout and design. Outstanding choice of colors!

My weblog - two sizes nike

Adsız dedi ki...

Pretty section of content. I just stumbled upon your website
and in accession capital to assert that I acquire actually enjoyed account
your blog posts. Any way I'll be subscribing to your augment and even I achievement you access consistently rapidly.


My webpage ... fifa 14 coins generator

Adsız dedi ki...

I'm happy tthat you merely discussed this helpful info with us.

Many thanks for sharing.

Also visit my web blog: hollywood fl Surgeons

Adsız dedi ki...

I'm trying to get my blog too rank for some targeted keyword
phrases bbut I'm not seeing really great gains. Many thanks!


my web site; hollywood fl (http://youngmansteffensj.wordpress.com)

Adsız dedi ki...

Asking questions are truly fastidious thing if you are not
understanding anything completely, however this article gives fastidious
understanding yet.

my homepage: Vod Schweiz

Adsız dedi ki...

Thanks for a marvelous posting! I truly enjoyed reading it, you're a great author.
I will make sure to bookmark your blog and definitely will
come back from now on. I want to encourage you to continue your great writing, have
a nice weekend!

Here is my blog - youtube movies

Adsız dedi ki...

Thanks in support of sharing such a pleasant opinion, paragraph is pleasant, thats
why i have read it completely

Here is my webpage; bob baker myspace music marketing

Adsız dedi ki...

Good information. Lucky me I came across your blog by chance (stumbleupon).

I have saved it for later!

Also visit my blog; music marketing tips pdf ()

Adsız dedi ki...

I believe what you typed was actually very logical.
However, consider this, suppose you wrote a catchier post
title? I mean, I don't want to tell you how to run your website, however what if you added
a post title that makes people desire more? I mean "NAS SURESİ" is kinda boring.
You should glance at Yahoo's home page and note how
they create post titles to get viewers interested.
You might try adding a video or a picture or two to
get people interested about what you've got to
say. In my opinion, it could bring your website a little livelier.


my homepage - running gesture

Adsız dedi ki...

I'm gone to cօnvey my little brother, that he should also
go to see thіs webpage on regular basis to
get updated from most recent reports.

my web-site how to remove mold how to remove paint from cupboards

Adsız dedi ki...

I am regular reader, how are you everybody? This paragraph
posted at this website is genuinely fastidious.

Also visit my homepage - pour récupérer son ex

Adsız dedi ki...

Тhank you a Ьunch foor sharing this ѡitҺ all folks you аctսɑlly understand what you'rе talking approximately!
Вookmarked. Kindly alѕo see advice from my site =).We can have a link teade agreement among uѕ

My website business flights to australia

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı