17 Aralık 2015 Perşembe

VAHŞİ TARAFGİRLİK






Vahşi tarafgirlik ise, tam bir hastalık olup, gönüllerin ölmesidir.


Vahşi tarafgirlik, kendine taraftar olanı her kim, şeytan dahi olsa, melek görür, bağrına basar. Kendine taraftar olmayanı, alim, hanif dahi olsa, şeytan ilan edip, recm eder.


Şöyle ki:


Dünya, her an değişen bir sahne, insan da dünya elbisesi giydirilmiş ve sürekli tercihlerde bulunan bir aktör.


Bu tercihi yapma gücünü, yetkisini ve donanımı insanda var edilmiştir. 17/13, 91/7, 8, 9 10; 92/4; 95/4, 5 vb.


İnsan her içsel ve dıssal etkide veya istekte, bu iki sesi de duymaktadır, Vicdanının güzel olana çağrısını da iblisinin ayartısını da. Yaptığı tercihlerle kitabını kendi yazmaktadır. Üstelik her kez, bu sesler açısından da aynı durumdadır. Zamanla, bu sesleri duyulmaz yapan da insandır.


İşte bu noktada, insanlar ayrışır. HER OLAY İNSANA SEÇİMLER SUNAR. 76/1-3, 18/29, 64/2, 10/40 vb.


İNSAN FRAVUNLAŞABİLİR de, MUSALAŞABİLİR de. İnsan var oldukça da bu devam edecektir.


İnsanın, teakkul-akletme, tefekkür-düşünme, tefakkuh-sorgulama ve tedebbür-ne anlattığını anlamaya çalışarak en Doğruya, en HAKK olana en MÜKEMMELE doğru yönelmesi esastır.


Bu gayretin varlığı, sonucundan önemlidir.


YANINDA olmakla, TARAFGİRLİĞİN farkı da, bu düşünme ve en doğruya göre değişebilmekte ayrışmaktadır. 39/18 vb.


Tarafgirlik; sorgulamadan, mihenge vurmadan, haklı haksız, doğru yanlış demeden her neyse FANİ ve ALDATICI ÇIKARLARI İÇİN onunla yandaş, candaş yoldaş veya düşman olmaktır. 2/170, 5/104, 10/78, 31/21, 21/53, 26/74, 43/22, 43/23 vb


İnsan düşündüğü ölçüde özgürleşmektedir. Önyargılardan, tarafgirlikten kurtulabilmektedir. Varlığın ve alemin farkına varmaktadır.


İşte bu noktada, insanın sorgulamadığı her konuyla din de dahil bağı yüzeysel ya da yok hükmünde kalmakta ve bu boşluğu önyargılar doldurup, köleleştirmekte ve ancak tarafgir yapmaktadır.


Şayet, bu tarafgirlik, tüm uyarılara rağmen vicdanın sesini de duyulmaz yaparak inatla devam ettiğinde vahşi hale dönüşmektedir.


Vahşi tarafgirlik ise, gönüllerin ölmesi olup, kendine taraftar olanı her kim, şeytan dahi olsa, melek görür, bağrına basar. Alim, hanif olanı ise, kendine taraftar olmadığı için, şeytan görüp, recm eder.


Kitap der yaklaşık meallerde-
Onlar ki, sözü dinlerler ve ONUN EN GÜZELİNE UYARLAR. İşte onlar Allâh'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar ulul elbabtır. Ellezine yestemiunel kavle feyettebiune ahseneh, ulaikellezine hedahumullahu ve ulaike hum ulul elbâb. 39/18
Ey inananlar, Allâh için adâletle şâhidlik edenler olun. Bir topluluğa KARŞI DUYDUĞUNUZ KİN, SİZİ ADÂLETTEN SAPTIRMASIN. Âdil davranın, takvâya yakışan budur. Allah'tan korkun, kuşkusuz Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır. Ya eyyuhellezine amenu kunu kavvamine lillahi şuhedae bil kist, ve la yecrimennekum şeneanu kavmin ala ella ta'dilu, i'dilu, huve akrabu lit takva, vettekullah, innellahe habirum bi ma ta'melûn. 5/8
Ey inananlar, ADÂLETİ TAM YERİNE GETİREREK Allâh için şâhidlik edenler olun, kendinizin, ana babanızın ve yakınlarınızın aleyhinde bile olsa, zengin veya fakir de olsalar. Çünkü Allâh, ikisine de daha yakındır. Öyle ise keyfinize uyarak doğruluktan sapmayın. Eğer eğip bükerseniz, ya da doğruyu söylemezseniz, muhakkak ki Allâh yaptıklarınızı bilir. Ya eyyuhellezine amenu kunu kavvamine bil kisti şuhedae lillahi ve lev ala enfusikum evil valideyni vel akrabin, iy yekun ğaniyyen ev fekiran fellahu evla bihima fe la tettebiul heva en ta'dilu, ve in telvu ev tu'ridu fe innellahe kane bi ma ta'melune habira. 4/135
Onlara: "Allâh'ın indirdiğine uyun!" dense, "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız!" derler. Peki ama, ataları BİR ŞEY DÜŞÜNMEYEN, DOĞRU YOLU BULAMAYAN kimseler olsalar da mı? Ve iza kıle lehumut tebiu ma enzellellahu kalu bel nettebiu ma elfeyna aleyhi abaena, e ve lev kane abauhum la ya'kilune şey'ev ve la yehtedûn. 2/170, 5/104, 10/78, 31/21, 21/53, 26/74, 43/22, 43/23 vb
Onlara: "Allâh'ın indirdiğine uyun!" dense: "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız derler. Şeytân onları ALEVLİ ATEŞİN AZÂBINA ÇAĞIRMIŞ OLSA DA MI? Ve iza kile lehumut tebiu ma enzellellahu kalu bel nettebiu ma vecedna aleyhi abaena, e ve lev kaneş şeytanu yed'uhum ila azabis seîr. 31/21


Başta politikacılarda, tutkularla yoğrulanlarda vb vicdanını duyulmaz yapanlarda görülen vahşi tarafgirlik, bu hal devam ettikçe de iflah olmaz bir virüstür.


Bu nedenle, siyasetin değil politikacılığın, kısaca vahşi tarafgirliğin hakim olduğu ülkelerde, ne yazık ki, hak, adalet, mutluluk ve huzur hasret olur.


Düşünmek, sorgulamak ise, kurtuluşun reçetesidir. Ancak sorgulamakla başlayan süreçle birlikte, önem ve öncelik verdiği ölçüde o konuda bağı, yakınlığı ve alakası oluşmaktadır. SORGULAMAK, önyargılardan, tarafgirlikten kurtulmanın ve DEĞİŞİMİN başlangıcıdır.


Her konuda, akletme, düşünme, sorgulama ve ne anlattığını anlamaya çalışarak en Doğruya, en HAKK olana en MÜKEMMELE doğru değişenlerden olup, tarafgirlikten, vahşi tarafgirlikten beri olma dileğiyle,


Muhabbetle,

Hiç yorum yok:

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı