28 Mart 2013 Perşembe

DUA KAVRAMI


 
Kuranı Kerimde Furkan Suresinin en son ayetinde 25/77 de yer alan:
25/77 قُلْ مَا يَعْبَٶُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
Kul ma ya'beu bi kum rabbi lev la duaukum fe kad kezzebtum fe sevfe yekunu lizama.
De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! …

Duanız olmazsa değeriniz yok, duanız varsa değeriniz var. Peki dua ne demek,  ne anlamda kullanılmış, duadan ne anlamalıyız.

16 Mart 2013 Cumartesi

NASR SURESİ



NASR SURESİ

1-SA - Allâh'ın yardımı ve fetih geldiği,
2-SA - Ve insanların dalga dalga Allâh'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman
3-SA- Rabbini överek tesbih et, O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeyi kabul edendir.

2/38 "Hepiniz oradan inin," dedik, "Yalnız (iyi bilin ki) size benden bir hidâyet geldiği zaman, kimler benim hidâyetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Allah’ın EN BÜYÜK yardımı, desteği,  hidayet kaynağı ve rehberi olan Kurandır. Kuranın rehberliğidir.Kuranın ölçüleridir.Kuranın ilkeleridir.
Bu yardımı da, 8/10 Yardım, yalnız Allâh katındandır. Allâh dâimâ üstün, hüküm ve hikmet sâhibidir. 15/21   Hiçbir şey yoktur ki onun hazineleri, bizim yanımızda olmasın, ama biz onu, bilinen bir ölçü/kural ile indiririz. Diye ilan eder.
Bu kural ve ölçü ise; layık olmaktır, çalışmaktır, tüm imkanlarını seferber etmektir, bittim noktasına gelinceye kadar vermektir, gayret etmektir. Zira, 53/39-İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. 13/11-Bir millet kendi durumlarını değiştirmedikçe Allâh onların durumlarını değiştirmez. İlkesi koyulmuştur.
Üstelik Allahın kanununda, sunnetullahta değişiklik bulunmamaktadır.
·      35/43-Allâh'ın yasasında bir değişme bulamazsın; Allâh'ın yasasında bir sapma bulamazsın.
·      48/23-Bu, Allâh'ın öteden beri süregelen yasasıdır. Allâh'ın yasasında bir değişme bulamazsın
·      40/85 Allâh'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan yasası budur.
·      33/62-Allâh'ın yasasında değiştirme bulamazsın.
·      6/34-Allâh'ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur
·      10/64-Allâh'ın kelimeleri değişmez
Nitekim, Peygamber ve arkadaşları da bunu yapmıştır. Allah’ın Resûlü kendi evinde, Safa tepesinde, Ukaz’da, Kâbe’nin içinde, İbni Erkam’ın evinde, pazarda, panayırda, deve güreşlerinin yapıldığı yerlerde, şiir müsabakalarının yapıldığı meydanlarda, taşradan gelen kervanların arasında, insanların toplandığı çadırların içinde. Eşine anlatıyor, akrabalarına anlatıyor, ticaret için gelenlere anlatıyor, Mekkeli müşriklere anlatıyor, anlatıyor.(A Küçük)”. Ya biz. Günümüz insanı ne yapıyor, aynaya bakmak yeter.
Öyle ki, 
·     

8 Mart 2013 Cuma

TEBBET SURESİ


TEBBET SURESİ

1-SA/Ebu Leheb'in iki eli kurusun (yok olsun o); zaten yok oldu ya.
2-SA/Ne malı, ne de kazandığı onu (Allâh'ın kahrından) kurtaramadı.
3-SA/Alevli bir ateşe girecektir (o).
4-SA/Karısı da, odun hamalı olarak.
5-SA/Boynunda hurma lifinden bir ip olacaktır.

Lehep, tüm çirkinliğin, kötülüğün, vicdansızlığın sembol adıdır. Lehep mal, mülk, makam ve benzeri kazanımlar için yaşamaktır, Allah yerine bunlara kul olmaktır, dünyalıkları amaç ve öncelik yapmaktır.

LEHEP OLMAK, iyi, güzel adil olmak yerine her ne olursa olsun, helal haram demeden hak hukuk gözetmeden mal, mülk, makam vb metaı amaç ve öncelik yapıp, bunlar için gösterilen hırstır, ateştir, kulluktur, köleliktir, kendine, Allah’a ve Kuran’a düşmanlıktır.

İlk ayette, tebbet/kurusun, boşa çıksın, heba olsun denilen ebu lehebin elinin/ydy ne olduğu hususu, 2. ayette ne malı, ne de kazandığı ifadesiyle, gücü, iktidarı, kudreti, bunun kaynağı olan malı, mülkü, sistemi, düzeni, şirketleri, teşkilatı, elemanları, adamları, uşakları, oğulları, kısaca ekonomik, sosyal, siyasal güç, kudret, nüfus ve otoritesi olduğu ve lehepleşenleri de kurtaramadığı açıklanmıştır.
Zira, hangi kavme bir vahiy gelse; o toplumun ileri gelenleri, önde gidenleri, liderleri, önderleri, iktidarda

1 Mart 2013 Cuma

VERME/İNFAK VE İHTİYAÇ SAHİPLERİ

İNFAK VE İHTİYAÇ SAHİPLERİ

GİRİŞ
İnsan; içlerinden seçilen Peygamberler ve gönderilen kitaplarlarla uyarılarak, gerekli akıl, düşünme vb kabiliyetlerle en mükemmel yaratılıp bu Sarayda, belirlenmiş bir sure, nasıl bir insan olduğu, ne ölçüde erdemleşebildiği, ahseni takvim olduğu veya esfeli safiline düşebildiği, Rabbine ne kadar güvendiği/imanettiği, kulluk yaptığı, ahsenu amelden yana olduğu kendisine de gösterilmek üzere değişik şartlarda, olaylarda, mekan ve imkanlarda, icsel ve dışşal, ins ve cin/ görünür görünmez şeytan/ayartılarla BELA ve FİTNE ile imtihan edilerek misafir edilmekte ve suresi dolanlar da ahir yaşam tarafına alınmaktadır.
Bu hakikatler ile insanın nasıl yaşaması gerektiği ilke ve ölçüleri, gönderilen kitaplarda hiçbir şey noksan bırakılmadan, anlasınlar diye kolaylaştırılıp, her türlü misalle, döndürüp döndürüp apaçık beyan edilmiş; uyarılarla, dünya ve ahiretteki azapla, karşılıklarla, ceza ve mükafatla, cennet ve cehennemle desteklenmiştir.
İnsanın yaşam sürecinde önemli bir ayıraç ve imtihan vesilesi olan genel anlamıyla İnfak ve İhtiyaç Sahipleri konusunun gereğince değerlendirilmesi açısından, dünya hayatının, mülkün, insanın, insana sunulanların, ihtiyaç sahiplerinin, verme eylemlerinin vb konuların öncelikle bir bütünlük içerisinde ikra yapılması yani Kuranın okunup, anlayıp, düşünüp, ibretler çıkarılıp, yaşanılması ve anlatılması hususunun gerektiği düşünülmektedir. Bu nedenle, konuyla ilgili ayetler ve açıklamalar aşağıdaki bölümlerde düşünenlere sunulmuştur.

5 Şubat 2013 Salı

İHLAS SURESİ

ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ



 rtfSelectedTabRef*33*4*4*112.004*Ihlas 1-4**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*4*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*112.1*

(١١٢-١)
112.1*************
قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ
112.1 - Gul huvallâhu ehad.
112.1 - De ki: O Allâh birdir.

 rtfSndPly*112.2*
(١١٢-٢)
112.2*************
اَللّٰهُ الصَّمَدُ
112.2 - Allâhus samed.
112.2 - Allâh Samed'dir.

 rtfSndPly*112.3*
(١١٢-٣)
112.3*************
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ
112.3 - Lem yelid ve lem yûled.
112.3 - Kendisi doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.

 rtfSndPly*112.4*
(١١٢-٤)
112.4*************
وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ
112.4 - Ve lem yekul lehû kufuven ehad.
112.4 - Hiçbir şey O'nun dengi olmamıştır.


De ki:
Deki? Neyi demeli, iletmeli, anlatmalı.
Kime söylemeli, neyi, nasıl, ne zaman, nerede, niçin, hangi usulle anlatmalı.
Anlamayan anlatamaz. Kişi, söyleneni, yani Kuranı düşünmeli, anlamalı, yaşamalı, içselleştirmeli ki aktarabilsin. Bu, ikra emrine benzemektedir. İkra veya gul/deki; okumak, anlamak, ibret almak, yaşamak ve anlatmaktır. Deki, sadece söylemek değil, yaşamaktır, yapmaktır.
Deki, soranlara söylemektir/anlatmaktır, gerek duyanlara izah etmektir, tüm insanlığa ilan etmektir.

O Allâh birdir.
Allâh Samed'dir
Kendisi doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
Hiçbir şey O'nun dengi olmamıştır.

Kuran böyle ilan eder.
Peki insanlık ne yapmaktadır. Biz ne yapmaktayız.
Kurana önem ve öncelik vermeyenler, önem ve öncelik verdikleri unsurların, peşinde ölesiye koştukları, uğruna yaşamlarını harcadıkları şeylerin kulu ve kölesi olmaktadır.
Kuranı mihenk olarak almayanlar, Kuran ilke ve ölçülerini gözetmeyenler, yaşamlarında ölçü edindikleri heva ve heveslerinin, nefislerinin, keyiflerinin, atalarının öğretilerinin, çok sevip bağlandıklarının, korkup sindiklerinin, amaçlarının kulu ve kölesi haline dönüşmektedir.
Evet, Allah’la birlikte, buna aykırı olarak bu ve benzeri unsurları, yani, nefsini, keyfini, atalarının dinini, düzenini, korkularını, aşklarını, evlatlarını, bağlandıklarını, müptela olduklarını, tutkularını, amaçlarını, ölesiye uğruna koşturdukları mal, mülk, makam, mevki ve statülerini, 2/165 Allâh'ı sever gibi sevip  rab, melik, ilah ve felak/kurtarıcı haline getirmekte ve sözde hizmet etme, daha iyi destek olma gerekçeleriyle veya Allah’ın rızasını kazanma, Ona yaklaşma kılıfıyla yaşamlarını bu unsurların ölçü ve ilkelerine, öğretisine, gereklerine göre şekillendirmekte ve sürdürmektedir.
Böylece, günümüz insanı da cahilliye dönemi gibi, Allah’la birlikte kendi rablerini, meliklerini, ilahlarını, felak/kurtarıcılarını  yani putlarını oluşturmakta, yeri geldiğinde, keyifleri istediğinde de bu putlarını yemekte, yani dikkate almamaktadır.
İşte İhlas suresi de aşağıdaki ayetlerde açıklanan tüm bu anlayışları yerle bir etmekte ve insanları gerçeğe ve ortağı, şeriki, vekili, dengi olmayan tek Allah anlayışına döndürmekte ve Zikre yani herşeyin en güzele, en mükemmele doğru geliştirilmesini, güzelleştirilmesini ve fedakarlıklarla cennetleştirilmesini istemektedir.
Bu sure, “Lailahe illallahın tefsiridir M İslamoğlu”. “Bir arınma suresidir. Bu surede, insanların şirk ve küfür batağına batması engellenmekte, inananların halis ve arı duru hale gelmelerini sağlamak amaçlanmaktadır. M Okuyan”. Nitekim, "Ihlâs, dini hâlis yapmak, şirk bulaşıklarından temizlemek, sadece Al­lah'a kulluk etmek demek”  olup “Bu sûre, Îslâm inancını özetlemektedir S Ateş” .


Şöyle ki:

2 Şubat 2013 Cumartesi

FELAK SURESİ


FELAK SURESİ



De ki: Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe
Deki? Neyi demeli, iletmeli, anlatmalı.
Kime söylemeli, neyi, nasıl, ne zaman, nerede, niçin, hangi usulle anlatmalı.
Anlamayan anlatamaz. Kişi, söyleneni, yani Kuranı düşünmeli, anlamalı, yaşamalı, içselleştirmeli ki aktarabilsin. Bu, ikra emrine benzemektedir. İkra veya gul/deki; okumak, anlamak, ibret almak, yaşamak ve anlatmaktır. Deki, sadece söylemek değil, yaşamaktır, yapmaktır.
Deki, soranlara söylemektir/anlatmaktır, gerek duyanlara izah etmektir, tüm insanlığa ilan etmektir.

Sığınmak, bir ortamdan/halden, şartlardan, kurallardan kaçınıp, başka bir ortama/duruma, şartlara, kurallara iltica etmektir. Ortamı başkalaştırmaktır. Değişimdir, dönüşümdür.
Başka bir deyişle insanı sarmalayan kuralları, şartları bilinçli olarak değiştirmektir.
Ayartılardan kaçınıp, Allah’a Kurana iltica etmektir. Hayatı değiştirmektir.
Nitekim 7/200 Ne zaman şeytândan bir kötü düşünce seni dürtüklerse, Allah'a sığın; çünkü O, işitendir, bilendir. Ayetinde, kötü düşünceden kaçınıp Allah’a sığınmak, yani o konudaki ayartılardan uzaklaşıp Kuranın ilke ve ölçülerine uymak gerektiği vurgulanmaktadır.
Felahın Rabbine sığınmak, her türlü konumdan, şerden, olumsuzluktan sıyırıp, aydınlığa, nura, huzur ve mutluluğa, cennete ulaştıran Rabbin terbiyesine girmektir. Hayata rehber, nur olarak indirilmiş olan vahye uygun yaşamaktır. Yoksa, karanlıklara, ahlaksızlığa, cehalete, dış ve iç pohpohlanmaya, neffesatil fil ukadlara, bağımlısı esiri olunanlara, hasetçilere değil, bunlardan sıyırıp çıkaran Rabbe sığınılması gerekmektedir.

Rabbe sığınmak, Onun Vahyine uymaktır. Kuran ölçüsünü rehber edinmektir. Sorunlarla/ayartılarla karşılaşınca yine bunlardan, Kurana iltica edip Allah’tan yardım almaktır.  Sadece Allah’tan, Kurandan yardım, ölçü, ilke edinmektir.Kuran ölçülerine göre yeniden yapılanmaktır. Değişmektir. Kuran ahlakına dönüşmektir.
Kuranı Kerimi ve kitabı kainatı  okumak, anlamak, ders çıkarmak ve bunları yaşamaktır.
Sadece Kurandan yardım, ölçü, ilke almak ve ona göre davranmaktır. Allah’a güvenmek, bağlanmak ve öğretisine uygun yaşamaktır.
1/5 İyyake na'budu ve iyyake nesteîn. Ancak sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz! İlkesini hayatlaştırmaktır. İlk sure olan Fatihadan  Nas suresine kadar her türlü misalle, döndürüp döndürüp, ayrıntılarla, noksan bırakmaksızın, apaçık anlatılan vahye, vahyin ilke ve ölçülerine uygun yaşam sürmektir. Sorunlarla karşılaşınca yine Allah’tan, Kurandan yardım almaktır.  Kuran ölçülerine en zirve manaya evrensel ilkesine göre yeniden yapılanmaktır. Sadece Allah’tan, Kurandan yardım, ölçü, ilke almaktır.

Her türlü misalle, döndürüp döndürüp, ayrıntılarla, noksan bırakmaksızın, apaçık anlatılan vahye, vahyin ilke ve ölçülerine uygun yaşam sürmektir.

Kimden sığınılmalıdır
İnsanın iç ve dış alemindeki veya toplumdaki,  ins ve cins, yani görünür görünmez tüm ayartılardan, tüm şerlerden, cehaletten, ahlaksızlıktan, etki ve baskı altına alan bağlardan, tutkulardan, hasetlerden cehennem gibi yaşamdan kaçınıp, Kuran ölçülerine iltica etmektir/sığınmaktır/bağlanmaktır. Doğru ve güzel olana kilitlenip, tüm ayartıları aşıp, bu yolda çabalamaya devam etmektir.
Şöyle ki:
Yarattığı şeylerin şerrinden,
Halak ne anlamda kullanılmıştır. 68/4 Ve inneke le'ala hulukin 'azîm. Ve sen, büyük bir ahlâk üzerindesin, ayeti uyarınca halak ahlaktır; ma halak da ahlaksızlık olarak da anlaşılmaktadır. Halak; o varlığın ahlakı, yaratılışı, amacı, yaşam programı gibi geniş anlamda ele alınmaktadır. Yerin göğün halakı denildiğinde, bunların yaratılışlarını, hareketlerini, programlarını, amaçlarını kapsayan bir hal ve hareketler bütünü anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, yaratılış amacı dışındaki hallerin oluşturduğu tüm ahlaksızlıktan uzak durulmalıdır. Şerre, Kuran dışı ahlaka ve yaşama yönlendiren tüm etkilerden, ayartılardan, melekelerden, ahlaksızlıktan Kuran terbiyesine iltica edip sığınılmalıdır.

Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden
Gece şer olarak alınabilir mi? 6/96 Karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran O'dur. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı (vakitlerin bilinmesi için) birer hesap (ölçüsü) yapmıştır. Bu, o üstün ve bilen(Allâh)ın takdiridir. 25/47 O, geceyi sizin için elbise, uykuyu dinlenme, gündüzü de kalkıp çalışma zamanı yaptı. benzeri ayetler uyarınca gece maddi anlamda şer olamaz.
Bu nedenle gece/karanlık/karanlığın kaplamasından amaç, cehaletten, bilgisizlikten, yobazlıktan, atalar dinine ve geleneklere körü körüne bağlanmaktan kaynaklanan yani her türlü Kurana aykırı halden doğan karanlıktan/şerden bahsederek Kuran öğretisine ve ölçülerine teslim olmayı anlatmaktadır.

Düğümlere üfleyip tüküren büyücü kadınların şerrinden,
Akla, kalbe, düşüncelere yapılan üfürmelerden/uydurmalardan, etkilemelerden, baskı ve tehditlerden kaçınıp Kurana, Allah’a sığınmayı, Kuran ilkelerine bağlanmayı açıklamaktadır.
Ayette büyücülerden veya büyücü kadınlardan değil, adeta büyülenecek kadar etki altında kalarak iradesini kullanmamaktan doğan şerden bahsedilmektedir. Zira, Kuranda 20/69 Çünkü onların yaptıkları, bir büyücünün/sahirin hilesidir. Büyücü/sahir de nereye varsa iflâh olmaz!" 23/89 "(Her şeyin yönetimi) Allah'a âittir" diyecekler. "O halde nasıl büyüleniyorsunuz?" de. 15/15 Herhalde gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz," derlerdi. ayetiyle, bunların bir hile, aldatma, göz boyama ve etkileme olduğu vurgulanmaktadır.

Neffâsâti fil ugad, insanlar ile Kuran arasına giren ve aklını, düşüncesini iptal eden, onu tesir altında bırakan, üzerinde nüfus ve etki oluşturan, tutsak ve bağımlı kılan maddi veya manevi, tüm his, düşünce, inanç, kabullenim ve yargılardır ki, bunlardan sıyrılıp Kuran deryasına girmektir.
Tekasür ve Hümeze Sürelerinde  açıklanan, uğruna ölesiye koşturduğu, yaşam amacı haline getirdiği, mal, mülk, makam, şöhret, benlik, ün, oyun, eğlence vb tüm unsurların etkisinden, bağımlılığından, tutkusundan, köleliğinden kurtulup, Kuran terbiyesine göre yaşam amaçlarını yeniden yapılandırmaktır.
Yine, çoğulu nüfus ve cemaatler, gruplar anlamına da gelen nefese kelimesi bağlamında, insanların akıllarına ipotek koyan: anlamazsınız, bilemezsiniz, siz kimsiniz, ne anlarsınız, ancak hoca efendiler bilir diyerek düşünme yeteneklerini iğdiş eden; Kuran ölçülerine vurmadan, akletmeden, düşünmeden, sorgulamadan, arka planını araştırmadan gurubun, cemaatin, efendi hazretlerinin vb söylevlerini, haktır ve doğrudur diyerek kabul etmeye zorlayanların, onları bağlayanların, tutsaklaştıranların şerrinden kaçınıp Kurana dönmek ve ikra yapmaktır. Yani, Kuranı Kerimi ve kitabı kainatı; okumak, anlamak, düşünmek, ibret almak yaşamak ve anlatmak suretiyle Allah’a sığınmaktır.

Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden
Allah'ın verdiği bir nimet ya da faziletin başkasında olmasına razı olmama ve o nimetlerin ondan alınması veya uzaklaştırılması amacıyla hareket eden hasetçilerin, tüm tuzaklarından ve ayartılarından yine Allah’a sığınmak, Kuranın rehberliğine uymaktır.
Zira, aşağıdaki ayetlerde:
2/105 Nankör olan bazı Kitap ehli kimseler de, müşrikler de size Rabbinizden bir hayır indirilmesini istemezler. Oysa Allâh, rahmetini dilediğine tahsis eder, Allâh, büyük lutuf sâhibidir.
2/109 Kitap sâhiplerinden çoğu, gerçek kendilerine besbelli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Allâh emrini getirinceye kadar affedin, hoş görün. Şüphesiz Allâh, her şeye gücü yetendir.
4/54  Yoksa Allâh'ın, lutfundan insanlara verdiği yüzünden onları kıskanıyorlar mı? Oysa biz İbrâhim soyuna da Kitabı ve hikmeti vermiş ve onlara büyük bir mülk vermiştik.
Açıklandığı üzere hasetçilerin hedefi insanı Kurandan uzaklaştırmaktır.

Felak suresi, “icat edilmiş ve icat edeni esir alan korkuların terbiyesine dairdir M İslamoğlu. “Yarattığı varlıkların, bastıran cehalet karanlığının, insan bedenini körelten müdahalelerin ve sonuçta bütün bunların asıl nedeni olan haset duygusunun şerrinden Allah’a sığınılmasını emretmektedir.M Okuyan”. “Müslümanların maruz bırakıldıkları işkenceler karşısında Allah’a sığınmalarını bildiren ve Allah’tan hangi konularda yardım istenmesi gerektiğini öğreten birer açıklamadır.HYılmaz”.Her türlü kötülükten ve serlerden Allah'a sığınılır S Ateş”.
İnsanın tüm ayartılardan, ahlaksızlıktan,  karanlık işlerden, her türlü cehaletten, aklını ve muhakemesini devre dışı bırakan her çeşit nüfus ve otoriteden, esaretten, tutkudan, bağımlılıktan, hayranlık veya büyülenmekten, etkilenmekten, bağlanmaktan, üyelikten, mensubiyetten, düğümlenmekten ve kurandan uzaklaştırmak isteyen hasetçiden, kıskançlıktan ancak kaçınmak suretiyle, tüm bunlardan yarıp çıkaran/kurtaran/Felak olan Rabbin terbiyesine iltica edip, Kuranın ölçü ve ilkelerine göre yaşamak gerektiği vurgulanmaktadır.


ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ


 rtfSelectedTabRef*34*5*5*113.005*Felak 1-5**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*5*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*113.1*

(١١٣-١)
113.1*************
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ

113.1 - Gul eûzu birabbil felag.

113.1 - De ki: Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe;

 rtfSndPly*113.2*
(١١٣-٢)
113.2*************
مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ

113.2 - Min şerri mâ halag.

113.2 - Yarattığı şeylerin şerrinden,

 rtfSndPly*113.3*
(١١٣-٣)
113.3*************
وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ

113.3 - Ve min şerri ğâsigın izâ vegab.

113.3 - Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,

 rtfSndPly*113.4*
(١١٣-٤)
113.4*************
وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِى الْعُقَدِ

113.4 - Ve min şerrin neffâsâti fil ugad.

113.4 - Düğümlere üfleyip tüküren büyücü kadınların şerrinden,

 rtfSndPly*113.5*
(١١٣-٥)
113.5*************
وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ

113.5 - Ve min şerri hâsidin izâ hased.

113.5 - Ve hased ettiği zaman hasedcinin şerrinden.


FELAK SURESİ ÇALIŞMA NOTLARI

23 Ocak 2013 Çarşamba

NAS SURESİ


NAS SURESİ

De ki: "Sığınırım ben, insanların Rabbine.
İnsanların MELİKİNE,
İnsanların İLAHINA,
Deki? Emri çok unsurları ihtiva etmektedir. Peki neyi söylemeli, iletmeli, anlatmalı.
Kime söylemeli, neyi, nasıl, ne zaman, nerede, niçin, hangi usulle anlatmalı.
Kişi, söyleneni, yani KURANI düşünmeli, anlamalı, yaşamalı, içselleştirmeli ki aktarabilsin. Bu, İKRA emrine benzemektedir. Anlamayan anlatamaz. İkra veya gul/deki; okumak, anlamak, ibret almak, yaşamak ve anlatmaktır. Deki, sadece söylemek değil, yaşamaktır, yapmaktır.
Deki, soranlara söylemektir/anlatmaktır, gerek duyanlara izah etmektir, tüm insanlığa ilan etmektir.

Sığınmak ne demek. Nasıl bir olgudur. Düşünelim.
Bir eve, ülkeye sığınan, iltica eden insan üzerinden olayı anlamaya çalışalım. Eve sığınan kişi, yer içer, rahat eder. Ondan beklenen ise sunulanlara teşekkür etmek ve konulan kurallarına uymaktır. Ülkeye sığınanlar da benzer durumdadır. O ülkenin kurallarına uymak durumundadır. İngiltere’ye sığınan kişi trafikte, ben soldan değil, sağdan gideceğim derse trafik alt üst olur.


Sığınmak, bir ortamdan/halden, şartlardan, kurallardan kaçınıp, başka bir ortama/duruma, şartlara, kurallara iltica etmektir. Ortamı başkalaştırmaktır. Değişimdir, dönüşümdür.

Başka bir deyişle insanı sarmalayan kuralları, şartları bilinçli olarak değiştirmektir.

Ayartılardan kaçınıp, Allah’a Kurana iltica etmektir. Hayatı değiştirmektir.
Nitekimyaklaşık mealinde, 7/200 Ne zaman şeytândan bir kötü düşünce seni dürtüklerse, Allah'a sığın; çünkü O, işitendir, bilendir. Ayetinde, kötü düşünceden kaçınıp Allah’a sığınmak, yani o konudaki ayartılardan uzaklaşıp Kuranın ilke ve ölçülerine uymak gerektiği vurgulanmaktadır.
Sığınmak, sığınılan kurallara uymaktır. Allah’a sığınmak da Kuranın kurallarına iltica etmek ve uymaktır.
Rabbine, Melikine, İlahına sığınmak, tüm ayartılardan  kaçınıp Vahye uymaktır.
Kuran ölçüsünü rehber edinmektir.
Kuranı Kerimi ve kitabı kainatı  okumak, anlamak, ders çıkarmak ve bunları yaşamaktır. Sadece Kurandan yardım almak ve ona göre davranmaktır. Allah’a güvenmek, bağlanmak ve öğretisine uygun yaşamaktır.
1/5 İyyake na'budu ve iyyake nesteîn. Ancak sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz! İlkesini hayatlaştırmaktır. İlk sure olan Fatihadan  Nas suresine kadar her türlü misalle, döndürüp döndürüp, ayrıntılarla, noksan bırakmaksızın, apaçık anlatılan vahye, vahyin ilke ve ölçülerine uygun yaşam sürmektir. Sorunlarla karşılaşınca yine Allah’tan, Kurandan yardım almaktır.  Kuran ölçülerine en zirve manaya evrensel ilkesine göre yeniden yapılanmaktır. Sadece Allah’tan, Kurandan yardım, ölçü, ilke almaktır.

Burada, insanların Rabbine, Melikine, İlahına sığınmamız belirtilmektedir. Toplumsal okunduğunda ve ele alındığında, Rablık, meliklik, ilahlık iddi eden, bu sıfatlarına ortak olma iddiasında bulunanlara, sistemlere, düzenlere, firavunlaşan güçlere değil. Sadece ve sadece bunların da Rabbi, Meliki ve İlahı olana, Onun Vahyine uymamız gerekmektedir.

Yoksa, Rablik, Meliklik, İlahlık iddiasında olan insanlara, sistemlere, güç iddiasında olanlara, bunları dayatanlara sığınmamaktır. Bunların kurallarına, ölçülerine, ilkelerine bağlanmamaktır. Kurana aykırı tüm ölçüleri benimsememektir.
Bu Kuran dışı ölçüler, ilkeler, kurallar kimden gelirse gelsin kaçınmaktır. Doğru ve güzel olana kilitlenip, tüm ayartıları aşıp, bu yolda çabalamaya devam etmektir.


O sinsi vesvesecinin şerrinden
O ki insanların göğüslerine/de (kötü düşünceler) fısıldar.
Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım).


Kimden sığınılmalıdır.

İnsanın iç ve dış alemindeki,  ins ve cins, cinlenen, cinnet getiren insanlardan yani, görünür görünmez tüm ayartılardan, tutkulardan, esaretlerden, aldatmalardan tahriklerden, pohpohlanmaktan, gaza getirilmekten  kaçınıp, Kuran ölçülerine iltica ederek istikrarlı bir şekilde yola devam edip korunmalıdır.


Nas suresinde “Allah kendisine sığınanı, sadece kendi dışındaki görünür görünmez türlerin şerrinden değil, kendi türünün şerrinden de korur M İslamoğlu”. “Cin ve insan kaynaklı vesveseler konusunda şarlatanlara değil, Allah’a sığınmalıdır.M Okuyan”. “Bu sûrede de insanların Allah’a sığınmaları gereken şerlerin [zararlıların] sayılmasına devam edilmiştir H Yılmaz”. “İnsanları kandırıp kötü yollara sürüklemeğe çalışan cin ve insan şey­tanları vardır, Allah'ı anmak ve O'na sığınmakla ruh, kötü düşüncelerin etkisinden kurtulur, çünkü “Ancak Allah'ı anmakla gönüller huzura erer! S Ateş”.
İnsanın yapısı ve saadete ulaşmasının yolu açıklanmakta, bu bağlamda sürekli ayartılarının olacağı, bunların insanın göğsünde/içinde bulunacağı ve rablık, meliklik, ilahlık iddiasıyla ve düzenleriyle dış çevresinde de yer alacağı, bu ayartanların görünür veya görünmez olup, her daim ölünceye kadar, her durumda insana vesvese/ayartı sunacağı belirtilmekte ve ayartılardan kaçınıp Allah’a, Kuran ölçülerine ilkelerine/ emirlerine iltica edilmesi yani Kuranın yaşanılmasıyla  korunulacağı anlatılmaktadır.
Bu nedenle insan her düşüncesini/tercihini/kararını/eylemini Kuran mihengine/ölçüsüne vurmalı ve denetiminden geçirmelidir.

ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ


 rtfSelectedTabRef*36*6*6*114.006*Nas 1-6**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*6*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*114.1*

(١١٤-١)
114.1*************
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ

114.1 - Gul eûzu birabbin nâs.

S ATEŞ - De ki: "Sığınırım ben, insanların Rabbine.

 rtfSndPly*114.2*
(١١٤-٢)
114.2*************
مَلِكِ النَّاسِ

114.2 - Melikin nâs.

114.2 - İnsanların pâdişâhına,

 rtfSndPly*114.3*
(١١٤-٣)
114.3*************
اِلٰهِ النَّاسِ

114.3 - İlâhin nâs.

114.3 - İnsanların Tanrısına:

 rtfSndPly*114.4*
(١١٤-٤)
114.4*************
مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ

114.4 - Min şerril vesvâsil hannâs.

114.4 - O sinsi vesvesecinin şerrinden.

 rtfSndPly*114.5*
(١١٤-٥)
114.5*************
اَلَّذٖى يُوَسْوِسُ فٖى صُدُورِ النَّاسِ

114.5 - Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs.

114.5 - O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.

 rtfSndPly*114.6*
(١١٤-٦)
114.6*************
مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ

114.6 - Minel cinneti ven nâs.

114.6 - Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım).



NAS SURESİ ÇALIŞMA NOTLARI
 rtfSelectedTabRef*36*6*6*114.006*Nas 1-6**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*6*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*114.1*

(١١٤-١)
114.1*************
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
114.1 - Gul eûzu birabbin nâs.
114.1 - De ki: "Sığınırım ben, insanların Rabbine.

kul قُلْ  : Deki, demek, söylemek, buyurmak, anlatmak, içten söylemek, iftira etme, uydurma, nisbet etme, adlandırma, söz, görüş, inanç, akide,
nâs النَّاسِ: İnsanlar, kavim, sallanmak, sallanan, lahit, sanduka, ins:cana yakın, samimi, girişken, sosyal, alışmış olmak, aşina, tanıdık, dost, canlılık, kibar, zarif,
rabb بِرَبِّ: Terbiye eden, kemale erdiren, malik, seyyid, efendi, besleyen bakan, ilah, mabud, Terbiye edip eğiten, yarattıklarını belirli bir programa uygun olarak bir takım hedeflere götüren, tekâmülü programlayıp yöneten” anlamınadır.HY
eûzu اَعُوذُ: Sığınmak,bir başkasına iltica etmek, sığınmak” anlamına gelen “اعوذ - e’uzu” sözcüğü ile ifade edilmiştir. Bu sözcük “عوذ - avz” kökünden türemiştir. Kur’ân’da bu kökten türemiş “عذت - uztü, يعيذون - yeızune , فاستعذ - festeız sözcükleri de aynı anlama gelmektedir.HYılmaz.
rtfSndPly*114.2*
Euzu /Sığınmayla ilgili ayetler



22 Ocak 2013 Salı

101 KARİA SURESİ

101.1 - El gâriah. 
101.2 - Mel gâriah. 
101.3 - Ve mâ edrâke mel gâriah. 
101.4 - Yevme yekûnun nâsu kelferâşil mebsûs. 
101.5 - Ve tekûnul cibâlu kel'ıhnil menfûş. 

El gâriah, çarpan  hoplatan, coşturan manaları dikkate alındığında,
Yaratılış amacına yönelmeyi, bu uğurda hoplamayı, coşmayı, her türlü fedakarlık yapmayı, adeta hedefe kilitlenmek gerektiği bunu idrak etmenin önemi vurgulanmaktadır.
Bu amaç doğrultusunda  ferâşil mebsûs yaşamlarını, düşüncelerini kuran ilkeleriyle süslemeleri, yaptıkları güzel ve salih işlerle dünya hayatını donatmaları, adeta yeni bir örtüyle kaplamaya çalıştıklarında,

Bu yolda, karşılaştıkları cibâlu kel'ıhnil menfûş dağ gibi sorunların şüphe, vesvese, korku vb içsel ve dışsal engellerin dağılması, giderilmesi ve yok edileceği anlatılmaktadır.

19 Aralık 2012 Çarşamba

ADİYAT SURESİ


ADİYAT SURESİ



Nefesleriyle ses çıkararak koşanlara/dinmez bir hınçla saldıranlara, İnsanları baskıyla, zulümle, terörle, hileyle, her türlü yöntemle yıldırmak, davalarından koparmak için var gücüyle saldıran, yıldırmaya çalışanları, grupları, sistemleri, düzenleri yani, Esed’in ifadesiyle “bâtıl ile şartlanmış ve yönlendirilmiş, bencil arzuların, çılgınca ihtirasların kölesi olmuş, akıl ve bilincin kontrolünden çıkmış, şaşkın toz bulutlarının ve sapık iştahların körleştirdiği, karmaşık/çözümsüz durumlara kendini sokanları”/ adileri düşün.

Ateş çıkaranlara/öfke ateşiyle etrafı tutuşturanlara, Gizlice/arkadan insanlar arasında bozgunculuk yaparlar/insanlar arasında gizlice ateş yakarlar/toplumu kurt gibi içten içe kemirirler. Görünür görünmez ayartılarla ihvanların Kurana bağlılıklarını bozarlar. Fitne ve fesatla Allah’a Kurana olan güven duygusunu, imanı adeta ateşe verirler. Kuranla olan bağlarını yakar, yok ederler. Allah ikra emretmesine rağmen, günümüzdeki gibi anlamadan telaffuz ettirirler, anlayıp düşünmek ibret almak da neymiş, insanın haddi mi diye, manasından, içeriğinden, hayata indirgenmesinden koparırlar, papağanvari tekrar eder hale getirirler. Ölçüsüzleştirirler. Kuransız bir toplum yaparlar. Önem ve öncelik verdikleri Kuran dışındaki tüm unsurları ilahlaştırırlar. Bu ve benzeri ateşlerle, kendileri gibi Allah’a ve Kurana önem ve öncelik vermeyenleri, bu konuda zaaf gösterenleri, toplumları, sistemleri cayır cayır yakarlar.

Sabahleyin akın edenlere/sabahlara kadar kıskançlıktan kıvrananlara, Kuranın Rabbin terbiyesine girerek yepyeni bir ahlaka ulaşmak için ikra emrini/ yalnız yaratan Rabbin terbiyesine tabi olmayı, diğer ilahları reddetmeyi işittikleri andan itibaren, kin, nefret, kıskaçlık ve haset vb duygularla her an kıvranaırlar.

Tozkoparanlara/toz dumana katarak ortalığı bulandıranlara, Böylece ortalığı altüst ederler. Hak ile batılı karıştırırlar. Doğru ile yanlışı yer değiştirirler. Kurandan koparırlar, Kuran yerine kuran dışı değerleri hakim kılarlar. Ortalığı tozu dumana katarlar. İnsanları hak ve hakikatten savururlar.

Derken bir topluluğun ortasına dalanlara. Topluca herkesi bu bataklığın ortasına sürüklerler/atarlar. Bunun için o toplulukların ortasında, başında, içinde yer alırlar. Münafıklığın her haline bürünürler. Lider olurlar, toplum önderi olurlar, milyonları peşinden sürüklerler, oylarını alırlar, desteklerini isterler, kurtarıcı kesilirler. Koşulsuz destek isterler. Havuç ve değneği ellerinde tutarak, mal ve makam gibi dünyalıkları amaç edinenleri kullaştırırlar. Yalakacı yaparlar. İlkesiz Kuransız bir toplum oluştururlar. Kullaştırdıklarının ilah rolünü çalarlar.

Ki insan, Rabbine karşı çok nankördür.
Ve o da buna şâhiddir.
Doğrusu o, malı çok sever. Tüm bunların sebebi, insanın mala, mülke, güce, zenginliğe olan tutkusudur. Rabbin kural ve kanunlarını unutturur. Yaşamdaki amacını şaşırtır. Araçları amaç edinir, gelip geçici dünyalıklar için ölesiye çalışır, kulu kölesi olur. Allah yerine önem ve öncelik verdiklerinin kulu olur.
Bilmez mi o, kabirlerde olanlar dışarı atıldığı,
Göğüslerde bulunanlar devşirildiği zaman,
O gün Rabbi onların her halini haber almış bilmiştir.
Bilmez mi, bu ve benzeri durumlardan kurtuluşun ancak Kurana bağlılıkla olacağını, insanın tüm bu çirkinliklerini Allah’ın bildiğini, ortaya konulup hesaba çekileceğini, kurtuluşun ise, kesin olarak bu halden vazgeçip af dilemek olduğunu. Rabbinin terbiyesine girerek, Kuran ahlakıyla hayatlanmalıdır. Kurana her şeyden daha çok önem ve öncelik vermelidir. Bunun için ikrayla başlamalı, asr, inşirah, inzalle nurlaşmalıdır.
Bu sure:
“Geleneksel açıklamalar, “binek atları”nın burada müminlerin Allah yolunda savaşmalarını (cihâd) sembolize ettiği ve bu nedenle son derece övgüye değer bir şeyi temsil ettiği varsayımına dayanmaktadır. Oysa bu açıklama, böyle olumlu bir temsil ile 6. ayet ve devamında ifade edilen kınama arasındaki tenakuzu dikkate almamakta, ayrıca bu şekildeki bir klasik açıklama surenin iki bölümü arasında mantıkî bir bağlantı kuramamaktadır. Ama böyle bir bağlantının varlığı gerekli olduğundan ve 6-11. ayetler tartışmasız bir şekilde kınayıcı bir nitelik taşıdığından, ilk beş ayetin de aynı -veya, en azından benzer- bir karaktere sahip olduğu sonucuna varırız. “Binek atları” temsîlinin burada olumlu bir anlamda kullanıldığı ön yargısından kendimizi kurtardığımızda bu karakter hemen açıkça anlaşılır. Burada tersi geçerlidir. “Binek atları”, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde, yoldan çıkmış insan ruhunu veya kişiliğini sembolize eder M Esed.”
“Adiyat süresinin 1-5 ayetleri kasem cümlesini, 6-8 ayetleri de kaseme cevap bölümünü oluşturmaktadır. Cümlenin cevap bölümünde Rablerine karşı nankör oldukları açıklanan insanların nankörlüklerinin kanıtı, cümlenin kasem bölümünde gösterilmekte ve kanıt olarak bu insanların menfaat hırsıyla, gözleri dönmüşçesine yaptıkları talan, kapkaç, vurgun, soygun gibi kötü davranışları sıralanmaktadır. 9-11 ayetlerinde de yine bu nankör insanlara ahiret gününde yaptıkları her şeyin ayan beyan ortada olacağı hatırlatılmaktadır.HYılmaz.”
Bu ilk beş ayetde, “Vahyin inkarcı muhataplarının vahye karşı gösterdikleri garip tepkiyi ifade etmektedir. Bunun delili de hemen arkasından gelen ayetlerdir.Mİslamoğlu”. “Hakikat karşıtlarının anlaşılması zor tutumları üzerinde durulmaktadır M Okuyan”.
Bu surede insanın içsel ve dışsal düşmanlarının bu düşmanlık halleri tasvir edilmektedir. Tüm bu durumlarla mücadele edecek akıl, düşünme, vicdan vb donanımlarla yaratılan, Kuranla, Peygamberle desteklenen insanın, mala düşkünlüğünün sonucu olarak Rabbine yani Vahyi terbiyeye/ahlaka karşı çok nankör olduğu ve bunun nedenleri ve sonuçları anlatılarak uyarılmaktadır. Böylece, insanın içsel ve dışsal şeytanlara/ ayartılara karşı teyakkuz halinde olması, aklını kullanması, düşünmesi, muhakeme etmesi, seçici davranması, Kuran ilke ve ölçülerini gözetmesi ve bu şuurla yaşaması, Kuranın rehberliğine uyması gerektiği vurgulanmaktadır. http://aaldemira.blogspot.com/

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı