1 Şubat 2014 Cumartesi

83 MUTAFFİFIN SURESİ



ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ

(٨٣-١)
83.1*************
وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفٖينَ
83*1- Veylul lilmutaffifîn.
S ATEŞ  - Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline!

84 İNŞİKAK SURESİ

 rtfSelectedTabRef*41*25*25*084.025*Insikak 1-25**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*25*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*84.1*

ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ

(٨٤-١)
84.1*************
اِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ

84.1 - İzes semâun şeggat.

S ATEŞ- Gök yarıldığı,

 rtfSndPly*84.2*

3 Ocak 2014 Cuma

BURUC SURESİ

BURUC SURESİ

Ve her şeyi açıklayan, gösteren, ortaya koyan Kuran’ı, Kuranla yol gösteren yardım eden Rabbini düşün, burclar  sahibi semayı, kurana uygun amaçları, istekleri ve hedefleri düşün 

Kuranı rehber edinenlerin ulaşacağı yaşamı, vaad edilen isteklere ulaşılan günü, düzeni unutma, cennet misali yaşamı hedefle, ayartılara kulak asma, gücünün üstünde ve kurana aykırı isteklere köle olma,
 Nihayetinde gerçekleşecek sonuçları, karşılığı, ölümü, kıyamet gününü ve hesabı düşün.

Her şeye muttali olan, gören, bilen, haberdar olan, kendisinden hiçbir şey gizlenmeyen, bütün sırlara vâkıf olan, her şeyi murakabe eden Allah’ı ve her hali tespit eden kainatta kurduğu sistemi düşün.

Zira, Ashabul uhdud, hendeğin ashabı, çukurun yolcuları,  insanları yoldan çıkaranlar, ayartıcılar, azdıranlar,  inananlarla dalga geçenler, alay edenler, tuzak kuranlar, her türlü yola başvuranlar, Vahye karşı çıkanlar, bunlara uyanlar da muhakkak ki kahrolmuşlardır.

Vahye karşı muannid olanlar, inkarcılar, hallerinden vazgeçmeyenler, hem ateşin kendisi hem de ateşin yakıtıdırlar. Yaşamları ateştir.
Bu dünyada da cehennemi tadarlar, ahirette de ebedi ateştedirler. Buna yaşayarak şahid olurlar. Kahrolmuşlardır.
Yaratılmış veya yazılmış kitaba uymayanlar, her dünyada kahrolmaya mahkumdur.

Ancak, iman eden, Allaha, öğretisine, Kurana güvenen ve bunu yaşayarak güven veren; salihat işleyenler, islah edenler, hakikat karşısında yanlıştan dönenler, hakka, doğruya en güzele teslim olup uyanlar ise, cenneti yaşar. Ebedi cennete de ulaşır.

Bu Rabbin değişmez kanunudur.

Kuran Meciddir. Sürekli yenilenmekte, manaları yaşama dönüşmekte, her dönemde, anda hayatta güncelleşmekte ve yol göstermektedir. Geçmiş ve gelecekten bahseden ayetleri her dönemde ve kişide hayat bulmakta, yaşanmakta ve yol göstermektedir.

Kuran korunmuş levhadadır. Bu manalar, anlamlar yaratılmış ve yazılmış Kitaptadır.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

KİTAPLARI OKUMAK ve KURANI YAŞAMAK

KİTAPLARI OKUMAK ve KURANI YAŞAMAK;
Yaratılmış kainat kitabına, ondaki varlıklara, olay ve olgulara bakmak, seyretmek ya da yazılı kitapların lafızlarına anlamadan ses vermek, kelime, cümle veya ayetleri tekrarlamak, mealleri yarıştırmak ya da bilgi veya algı depolamaktan öte olup
• yaratılmış KAİNAT kitabındaki, insan, toplum, eşya, olay ve olguları
• ya da yazılı kitap mushaf Kuranı Kerimdeki ayetleri,
• aklı, kalbi ve zihni olarak her türlü AYARTILARDAN uzaklaşarak, tüm benliğiyle DOĞRULARA teslim olmak amacıyla
#ikra-karea, #tilavet #zikr #mekes, #tertil, #ders, #hamil/amil #hatm, #hıfz #vaaz #semia-dinleme #ittiba, #itaat, #secde, #beyan, beliğ-#tebliğ, #inzar vb üzere OKUMAK;
ve yine
• zihni tüm melekelerini gereğince kullanarak #akletmek, #düşünmek, #sorgulamak, #tedebbür #tezekkür #fehm, #fıkh, #idrak, #şuur, kalb, vicdan, lubb, fuad, sadr, nuha, va'y, hicr, #te’vîl, #tefsir vb üzere DÜŞÜNME çalışmalarını yapmak suretiyle,
• anlamını, satır aralarını, arka planını, temel ilkelerini, anlatmak istediklerini, DOĞRU MANALARI, EVRENSEL İLKELERİ gereğince ANLAYIP
• yani kitaplardan #KURANA en mükemmel zirve evrensel manaya #ZİKRE ulaşıp
• içselleştirip hayatını buna göre yapılandırarak tedbir almak, değişmek, #yaşamak, hayatta #örnek olup #anlatmak ve #tebliğ etmektir.
Ancak bu yolla, incelemek, araştırmak sorgulamak vb zihni çalışmaları yapmakla, AIBERT #EİNSTEİN’ın: ATOMU PARÇAIAMAKTAN DAHA GÜÇTÜR, dediği önyargıyı, yani, tabuları, düşünce, inanç, kabullenim ve yargıları, ortadan kaIdırmak, #değiştirmek, düzeltmek, ıslah etmek ve EN GÜZELE MÜKEMMELE YÖNELTMEK mümkün olur.
#AliŞeriati de İki Sure, İki Yorum’da “Önceki bütün görüşlerden arınmış, veraset yoluyla veya zorla yüklenmiş bütün önceki inançlardan temizlenmiş bir akıl; idmanlı, uyanık bir zihin olarak; mantıki ve akli, kudretli, uyanık, #MANA ÇIKARICI, ama daha önceki herhangi bir görüşü ispatlamaya taassubu ve taahhütü olmayan bir görüşle, Kur'an'a gitmeli ve Kur'an'ın içinden neyin ne olduğunu görmeli ve çıkarmalıdır...”der.
Zira, insanın sorgulamadığı her konuyla din de dahil bağı yüzeysel ya da kesiktir. Ancak sorgulamakla başlayan süreçle birlikte, önem ve öncelik verdiği ölçüde bağı, yakınlığı ve alakası oluşmaktadır.
Bunun için, öyle bir alaka, ilgi, araştırma, çaba ister ki, #ALAK yani, döllenmiş yumurtanın, embriyonun rahim duvarına tutunurken gerçekleştirdiği gibi taa atardamarlarına kadar uzanıp, anasının en güçlü damarlarından beslenmesi misali, insan da ALAKA DUYDUĞU, ARAŞTIRDIĞI, ÖNEM VE ÖNCELİK VERDİĞİ KONUNUN örneğin Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin TAA TEMELLERİNE, İLKELERİNE, EVRENSEL DEĞERLERİNE, ÖZÜNE, ESASINA, MANASINA anlatmak istediklerine ulaşacak şekilde alaka kurarsa, o nispette #gerçeklerle buluşur.
Bu alak, alaka, sevgi, istek, önem ve öncelik vermek ne ölçüde ise Kuranda o ölçüde ahlaklandırır. Kendini unutanlar bu ilkeleri dillendirip yaşamına yazmayanlar o nispette Kuran ahlakından uzak düşmektedir. 2/44, 61/2 vb.
Yaşama yazdıkça, bildiklerini uyguladıkça da bilmediklerini de öğretir. 96/1-5 vb..
#İKRA yaparak #ASIR, yani sıkıp suyunu, özünü, ilkelerini çıkarmalı
bu suyla, ilkelerle #İNŞİRAHA bakış açısı zenginliğini kazanıp
#İNZALE, elde edilen ANLAMLARI, içselleştirip
Kuran rehberliğine dayalı yaşamı başarmalı ve
her dünyada NURA, aydınlığa, mutluluğa, CENNETE ulaşmalıdır.
Unutulmamalıdır ki,
· KİTABA gözünle bakarsan YAZIYI veya VARLIĞI görürsün.
· Aklınla bakarsan MESAJI görürsün.
· Gönlünle bakarsan AŞKI görürsün.
· Sorgulayarak bakarsan GERÇEKLERİ görürsün.
· Tüm benliğinle bakarsan, ANLATMAK İSTEDİKLERİNİ, İLMİ bulusun.
Bu NUR a uygun yaşarsan, yaşamını CENNET yaparsın.
Bu yolda, Yazılı Kitap Kuranı Kerimde kullanılan HER KELİME VE KAVRAMA ve bu KAVRAMLARIN TÜREVLERİNE dahi KURAN BÜTÜNLÜĞÜNDE, BAĞLAMIYLA birlikte, Rabbinin ne #anlam yüklediği, tüm öğretilerinden veya bildiğimiz hatta değişerek gelen sözcük bilgilerinden ÖNEMLİ VE ÖNCELİKLİ dir.
Bu amaçla, ayetleri kelime ve kavramları daha iyi ve daha doğru anlamada, ortak aklın oluşmasında, başta en güzel örnek olan RASULLER olmak üzere, bu yolda damgasını vuran her ÇİÇEKTEN, her görüşü değerlendirip özünü alıp yararlanılabilir.
Asla ÇİÇEĞİ KOPARIP, AYNEN ALMAK yerine, çiçeğin özüne ulaşıp mutlaka #Kuranİlkeleri boyutunda değerlendirmelidir.
Arı misali bal üretip, YAŞAYIP insanlıkla paylaşmalıdır. İNSANLIĞA sunulan BALIN KALİTESİ ölçüsünde yaptıklarıyla, sebep ve vesile olduklarıyla insanın RABBİ huzurunda değerinin olduğu aşikârdır.
Esas olan ayetin kendisidir. Bunun lafzını/kelimelerini de ifade eden yaklaşık mealler ise ancak tarihsel anlamından Evrensel Manaya doğru ve en zirveye, ZİKRE ulaşıncaya kadar gelişip tekamül etmekle ve sonunda NUR laşıp tüm insanlığın #REHBERİ, aynı teknolojinin temelleri gibi vazgeçilmezi olmaktadır.
Bu arada, Yazılı kitaptan çıkarılan MANALAR, ilkeler yaratılmış kainat kitabındaki EVRENSEL her daim geçerli İLKELERLE buluştuğu ölçüde doğruya en güzele varılmaktadır.
Zira, M.İkbal’in de dediği gibi, ‘Kainat Allah’ın davranışıdır. O’nun davranışı ile sözü-vahiy arasında çelişki olmaz’. Nitekim, Allah’ın sunnetinde de, SUNNETULLAHTA bir değişiklik bulamazsınız. 17/77, 33/38, 33/62, 35/43, 40/85, 48/23 vb.
Anladığı #doğrumanaları, içselleştirip yaşama geçirdiği süreçte, karşılaştığı her durumda; sabırla, salatla, ümitle dayanarak direnerek bu ilkeler uğruna bedeller ödediği ölçüde de AZİM BİR AHLAKA dönüşmektedir. 68/4, 9/24, 9/111, 2/214 vb.
İNSAN ise, alakası, bu ilkelere verdiği ÖNEM VE ÖNCELİĞİ ölçüsünde doğru manalara ulaşmakta bilgilenmekte ve YAŞAMA YAZDIĞI nispette de ahlaklanmaktadır.
İkrası, alakası sadece TELAFFUZDA kalırsa, SESTEN, MEALDEN, görünenden de öteye geçmezse, bilgi ve ahlakının da yüzeysel kalması kaçınılmazdır.
Her alemi cennet yapan bu ilkelerden uzaklaştıkça, o ölçüde ağır bedeller ödenmekte ve her alemde, yaşamı cehenneme dönmektedir
Bu okumaları yaparak, gerek evrendeki gerekse, yazılı kitaptaki evrensel ilkelere ulaşarak değişmek ve böylece en güzele en doğruya, mükemmele doğru AHSEN YOLDA her gün gelişerek, ahlakını KURANLAŞTIRIP, AZİM BİR AHLÂK ÜZERE OLMAK dileğiyle,
Muhabbetle

8 Temmuz 2013 -29 Ocak 2021
Bakınız:
· KİTAPTA OKU ANLA DÜŞÜN YAŞA VE ANLAT KAVRAMLARI https://www.facebook.com/photo?fbid=108863974526486&set=a.101240118622205
Bir şunu diyen bir yazı 've KİTAPLARI OKUMAK KURANI YAŞAMAK Muhabbetle' görseli olabilir




3 Haziran 2013 Pazartesi

TARIK SURESİ


Semayı ve Tarıkı düşünmeye, idrak etmeye dikkat çekmekle başlar.
Tarık, yıldızlar nasıl aydınlatan, etkileyen, yol bulduran, yön gösterense, insanında Tarık misali Kurandan yararlanıp yolunu yönünü Kuranlaştırması anlatılır.
Böylece insanın, başladığını Kuran doğrultusunda bitirmesi, bu sureci Kurana uygun yaşaması gerektiği vurgulanır.
Hem yaratılmış Kitap yani kainat, kanunlar, fıtrat, vicdan, hem de yazılmış kitap Kuran insan için tam bir Tarıktır. Bunlar insanı hem korur, yol gösterir, hem de gözetler.
İnsan fıtratını, vicdanını dinlemeli, Kuranı rehber edinmelidir.
Zira, yaratılmış kitabı örneğin vicdanını ve yazılmış kitabındaki Kuranı dikkate almayanlar her dünyada yolunu kaybeder azap çeker. Ahir ömründe de ebedi azapla karşılaşır.

Vicdanını dinleyen, Kurana uyan her dünyada mutlu olur.

86.1 - Ves semâi vet târıg./Semayı ve târıkı düşün.
86.2 - Ve mâ edrâke mettârıg./Târık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?
86.3 - Ennecmus sâgıb/Parlayan, delen, aydınlatan necmdir, yıldızdır
86.4 - İn kullu nefsil lemmâ aleyhâ hâfız./Hiçbir can yoktur ki gözetim ve koruma altında olmasın
Semayı ve târıkı düşün. Hala düşünmeyecek misin. Akletmeyecek misin. Bunları yapmazsan Târık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin? Düşünenler, akledenler semayı da tarıkı da anlarlar. Tarık, yaşam sürecidir, yoldur, karanlıktan, cehaletten çıkaran, aydınlığa kavuşturan yıldızdır, nemcimdir, Kurandır, Vahiydir. Allahın hediyesidir. Yaşam kılavuzu ve kitabıdır.
Kainattaki tüm varlıklar gibi, her can da boş yere yaratılmamıştır.
· 23/115 "Bizim sizi boş yere, bir oyun ve eğlence olarak yarattığımızı ve sizin bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sandınız?"
· 38/27 Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık bu, inkâr edenlerin zannıdır. Ateşten vay hallerine o nankörlerin!
· 75/36  İnsan, başı boş bırakılacağını mı sanır?
Aksine, gözetim ve koruma altındadır. Her bir varlık gibi insan da bir amaçla yaratılmıştır. İnsanı bu yolculukta koruyan en önemli kılavuz da tarıktır, Kurandır.
· 51/56 Ben ins ve cinn herşeyi, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
· 36/22 "Ben niçin beni yaratana kulluk etmeyeyim? Siz de hep O'na döndürüleceksiniz."
· 39/2 Biz bu Kitabı sana hak ile indirdik; sen dini yalnız Allâh'a halis kılarak O'na kulluk et.
· 21/25 Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona: "Benden başka tanrı yoktur, bana kulluk edin!" diye vahyetmiş olmayalım.
· 39/64 De ki: "Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi bana emrediyorsunuz ey câhiller?"
· 39/66 Hayır, yalnız Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol.
· 39/17 Tâğût'a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a yönelenlere müjde var. Müjdele kullarımı:
Bu hakikatler Tarık gibi, yıldız gibi,yaşam surecinde insanın önünde durmaktadır. Zira, Rabbi insana,
· 2/38 "Hepiniz oradan inin," dedik, "Yalnız size benden bir hidâyet geldiği zaman, kimler benim hidâyetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir,
· 20/123 Dedi ki: "Hepiniz oradan inin, birbirinize düşmansınız. İmdi benden size bir hidâyet geldiği zaman kim benim hidâyetime uyarsa o, sapmaz ve şaği olup/sıkıntıya düşmez."
vaadi uyarınca rehber/Kuran göndermektedir. Bu nedenle sorulacak ve yaptıklarından hayatından

23 Nisan 2013 Salı

ALA SURESİ


(٨٧-١)
سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰى 87.1*************
1 - Sebbihısme rabbikel ağlâ.  Rabbinin yüce adını tesbih et .
Sin.be.he: Yüzmek, akmak, gezmek, cereyan etmek, geçim için dolaşmak, amaç uğrunda çabalamak, takdis ve tenzih etmek(Hasenat). “Tesbîh سبح - sebh” kökünden türemiş bir kelimedir.Hava veya suda hareket etmek, geçip gitmek, yüzerek uzaklara gitmektir. Allah’ı O’na yakışmayan şeylerden uzak tutmak, Allah’ı yüceltmek, O’nun her türlü kemal sıfatlarla donanmış olduğunu iyi kavramak ve yaratanı tüm nitelikleriyle tanımak ve tanıtmak demektir(HY)”.“Gerekli işleri coşkuyla yerine getirmek, çaba sarfetmektir (YB)”. “Hatırda tutulanın dile getirilmesidir.Allah’ı yüceltme ve peşinden kendisinin de yücelmesidir.Onun farkına varmak ve Onun istediği gibi yaşamaktır.(MO)”.
H Yılmaz, “Tesbîhin Ebû Hüreyre’den gelen ve namazlardan sonra otuz üç kere “Sübhanellah” demeyi öneren rivâyet de dahil, otuz üçlük veya doksan dokuzluk imameli tespihlerle Allah’ın adının tekrarlanmasıyla herhangi bir alâkası yoktur” derken, M İslamoğlu  da “Tesbihin, işitilen bir şey olmaktan daha çok anlaşılan bir şey olduğu 17/44 den anlaşılmakta”, diye belirtmektedir
Tesbih kelimesinin geçtiği, 17/44 Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, halimdir, çok bağışlayandır. bu ve diğer tüm  ayetler birlikte ele alındığında, varlıkların tesbihi, Allah onları ne için yarattı ise onların da sadece bu amaçla yaşamaları, hareket etmeleri, görevlerini kusursuz yerine getirmeleri, kendilerine çizilen hal ve hareketleri, duruşu, yaşam biçimini/ahlakı aynen uygulamasıdır.
Yaşamın her kesitinde Rabbimizin hediyesi olan Kuran hükümlerini tesbih etmeli, yani hayatlaştırmalı, yaşama hakim kılmalı, önem ve öncelik

8 Nisan 2013 Pazartesi

GAŞİYE SURESİ


1- Hel etâke hadîsul ğâşiyeh./ Gaşiyenin/Kuşatanın haberi sana geldi mi?
Kuşatanın haberi sana geldi mi? 2/38 "Hepiniz oradan inin," dedik, "Yalnız size benden bir hidâyet geldiği zaman, kimler benim hidâyetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. O halde, neden gelmemiş de, haberi yok gibi yaşamaktasın. Hala akledip gelen vahye, Kurana, Allah’ın kanunlarına, ilke ve ölçülerine göre yaşamını değiştirmiyorsun.
2-Yüzler var ki o gün yorulmuş olmasına rağmen öne düşüktür/ mahcuptur,
3-Çalışır, yorulur.
4-Kızgın ateşe girerler, bu ateşi salla/desteklerler,  
5-Kendilerine kaynamış bir gözeden (su) içirilir.
6-Onlar için kuru dikenden başka yiyecek de yoktur.
7-O da ne semirtir, ne de açlığı giderir.


İnsanlar, BU KUŞATAN HABER karşısında, Kuranın rehberliğini dikkate alanlar ve almayanlar olarak iki gruba ayrılmaktadır.
Bir grup yanlış yolu takip ettiler, atalarını, sözde kurtarıcılarını,  arzularını, ayartılarını ve Kuran dışında ne varsa her bir ilke ve ölçüyü rehber edindiler.
Bu nedenle, yüzleri haşiyedir, çökmüş, zillete düşmüş, mahcuptur, ümitsiz korku içindedir.
Onca yaptıkları, çabaları, ölesiye çoğaltma yarışına girerek yığdıkları mal, mülk, makam mevki vb boşa gitmiştir.
Sadece yorgunlukları, acısı ve azabı kalmıştır. Yaptıkları boşa çıkmıştır.
·      2/217 Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların bütün yaptıkları dünyâda da, âhirette de boşa

5 Nisan 2013 Cuma

KUREYŞ SURESİ


KUREYŞ SURESİ

1-Li îlâfi gurayş. /Kureyşi alıştırdığı için,
2-Îlâfihim rıhleteş şitâi ves sayf. / Onları kış ve yaz yolculuğuna alıştırdığı için,
3-Felyağbudû rabbe hâzel beyt./Bu Evin Rabbine kulluk etsinler.
4-Ellezî at'amehum min cûıv ve âmenehum min havf./O ki onları yedirip açlıktan kurtardı ve onları korkudan güvene kavuşturdu.(S Ateş)”


1-Aranızda ilafı/ sevgiyi, ülfeti, ihsan edip, kureyşi/ seçkin, ahlaklı insan olarak yaşayıp, Kuran ilkelerine uygun insanlar olup, toplanmanızı, güçlenmenizi, galip gelmenizi sağlayan;
2-İlâfihim/bu sevginin, bağlılığın, kulluğun rıhleteş şitâi ves sayf/yaz kış, yani her zaman devamını ve bu kulluğun gereği olan hizmeti, yükü, çalışmayı, gayreti, başkalarına iletmeyi, tebliği, örnek olmayı bu amaçla yol almayı sevdirdiği için
3-Felyağbudû rabbe hâzel beyt*./Bu Evin yani, bu sistemi, vahyi, Kuranı, İslamı gönderen, bu ilkelerle terbiye eden, bu ahlak yapısına, yani bu eve ulaştıran Rabbine kulluk/ itaat etsinler.
4-Ellezî at'amehum min cûıv ve âmenehum min havf./ Zira korkudan, karanlıktan, cehaletten, yokluktan, hiçlikten ve ter türlü açlıktan, yoksunluktan vahiyle, Kuranla, rehberlikle kurtarmıştır.

4 Nisan 2013 Perşembe

MAUN SÜRESİ



1-Eraeytellezî yukezzibu bid dîn /Dini yalanlayanı gördün mü?
Eraeytellezi, gördün mü, bildin mi, anladın mı? Dini yalanlayanı ve yalanlamayı. Hala görmemezlikten mi geleceksin. Bilmemezlik mi yapacaksın. Anlamamış gibi mi yaşayacaksın.
Oysa Allah her şeyi apaçık bildirdi.
6 Enam 38 Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır.
16 Nahl 89 Sana bu Kitabı, her şeyi açıklayan ve Müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjde olarak indirdik
2/2 İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; muttakiler için yol göstericidir.
39 Zümer 27 Andolsun biz, bu Kurân’da insanlara, öğüt almaları için her temsili anlattık
30 Rum 58 Andolsun biz bu Kurân’da insanlara her çeşit misali getirip anlattık.
5Maide 3 Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâm'a razı oldum. 
O halde sen ne yapıyorsun. Yaratılmış ve Yazılmış kitabı ikra yapmıyorsun. Okusan da düşünmüyorsun. Herşeyi bilmene, bilebilecek olmana rağmen, uygulamada tam tersini yapmaktasın. Kuran umurunda değil. Allah’ın buyruklarını kale bile almıyorsun. Oysa, kainatta her zerre gibi Rabbine secde edip itaat etmen ve Onun buyruklarına göre yaşamak için yaratılmana rağmen, tam tersini yaparak, Onu ve o gerçeği fiilen yalanlıyorsun, yok sayıyorsun. Yazıklar olsun. Kimi aldatıyorsun. Sadece kendini. Hala akıllanmayacak mısın?.
Gel, iş işten geçmeden önce, ölüm aniden çatmadan tövbe/dönüş yapılabilirsin.
10/90 Nihâyet boğulma kendisini yakalayınca (Fir'avn): "Gerçekten İsrâil oğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım, ben de müslümanlardanım!" dedi. 10/91   Şimdi mi? Oysa daha önce isyân etmiş, bozgunculardan olmuştun?" (denildi).
40/84 Ne zaman ki hışmımızı gördüler: "Tek Allah'a inandık ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik." dediler 40/85 Fakat hışmımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine bir fayda sağlamadı. Allâh'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan yasası budur. İşte o zaman kâfirler/Kuranı umursamadan yaşayanlar ziyana uğramışlardır
Haydi, şimdi, vazgeç bu halinden. Çünkü O, tövbeyi/dönüşü kabul edendir.

2-Fezâlikellezî yeduğ'ul yetim./ İşte o, yetimi iter, kakar;
3-Ve lâ yehuddu alâ taâmil miskîn./Yoksulun  hakkını/taamını, yemeğini vermez ve verdirmeye önayak olmaz.
Din, hayrı, yardımı, desteği, tüm güzellikleri ve iyilikleri emretmesine ve hep birlikte cennet vari bir yaşamı gerçekleştirmeni istemesine rağmen sen ne yapıyorsun, bir haline bak.
Yetimi, yani yalnız olanı, güçsüzü, babası, dayısı olmayanı, güç karşısında zayıf olanı,ihtiyaçlarını gideremeyen çaresizi itip kakıyorsun. Senden zayıfları eziyorsun. Haklarını teslim etmiyorsun. Sana verilende var olan, paylaşman ve teslim etmen gereken fakirlerin haklarını tam vermediğin gibi, bu konuda verilmesine de teşvik etmiyorsun.
53/33 Gördün mü şu adamı ki arkasını döndü? 53/34 Azıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu?
75/31 Ne sadık oldu/sadaka verdi, ne de salla yaptı. 75/32 Fakat yalanladı, döndü/geri durdu. 75/33 Sonra çalım satarak âilesine gitti.
69/33 Çünkü Allah'a inanmıyordu/güvenmiyordu." 69/34 "Yoksulu doyurmaya ön ayak olmuyordu!"
89/17 Hayır, doğrusu siz (Allah'tan ikrâm bekliyorsunuz ama kendiniz) yetime ikrâm etmiyorsunuz. 89/18 Yoksula yedirmeğe teşvik etmiyorsunuz. 89/19 Mirâsı hırsla yutuyorsunuz. 89/20 Malı pek çok seviyorsunuz.
Bunca uyarıya rağmen hala halinizi düzeltmiyorsunuz. Bunlar emredilmemiş gibi yaşıyorsunuz. Halinizle Kuranı yalanlıyorsunuz. Allahın emirlerine nankörlük yapıyorsunuz. Dini halinizle ve yaşantınızla, ahirete gönderdiğiniz

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı