22 Mart 2021 Pazartesi

EKONOMİ BİLİMİ DE AYETTİR

 EKONOMİ BİLİMİ DE AYETTİR

AYKIRI KARARLAR ACI BEDELLER ÖDETİR
İnsan, toplum, eşya, fen bilimleri, psikoloji, sosyoloji vs gibi EKONOMİ de, yaratılmış Kainat Kitabının kendine özgü, evrensel kuralları bulunan bir parçasıdır.
Alemde her varlık, insan, toplum, eşya, olay ve olgular, her zerre terbiye edilmiş, kanunlara, ilkelere bağlanmıştır.
"Tabiat, Allah’ın yazdığı bir kitaptır." der, #Harvey.
#Goethe de, "Doğa, her yaprağında en derin yazılar olan biricik kitaptır." diye ses verir.
#Crabbe "Doğa, görülebilen düşüncedir." derken, #M.İkbal’de ‘Kainat Allah’ın davranışıdır. O’nun davranışı ile sözü-vahiy arasında çelişki olmaz" diyerek alemin de bir #kitap olduğuna vurgu yapar.
Kitapta da,
Göklerde ve yerde, yaratılışınızda ve yaymakta olduğu canlılarda, gecenin ve gündüzün değişmesinde, rüzgârları estirmesinde vb birçok örnekler verilerek
3/190, 10/6, 10/67, 12/7, 15/75, 20/54, 20/128, 30/22, 30/23, 30/24, 30/37, 31/31, 32/26, 34/19, 39/42, 39/52, 42/33, 45/3, 45/4, 45/5, 45/13, 51/20 ve daha nicelerinde
aklını kullanan, düşünen, tefakkuk sorgulayanlar, tedebbür ne anlattığını anlamaya çalışanlar, sabreden, şükredenler vb yapanlar için #AYETLER olduğu anlatılmaktadır.
Eşya, olay ve olgular, insan ve toplum ile bunların özellikleri, davranışları araştırılıp okunarak ondaki davranış nedenleri vb hususlar bulunarak her dönemde geçerli evrensel ilkelere kanunlara ulaşılmaktadır.
Yaratılmış Kainat Kitabındaki insan, toplum, canlılar cansızlar, eşya, olay ve olgulardan oluşan kevni yaratılan ayetler veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki yazılı ayetlerin anlattığı doğru manalar, kanunlar ilkeler KURAN'dır ve her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR.
Elbette, #okumak, sadece yazılı kitap Kuranı Kerimi değil, Yaratılan Kainat kitabını, insan, toplum, diğer canlılar cansızları, eşyayı, olay ve olguları da okuyup, araştırıp incelemek, anlattığı manalara, ilkelere, kanunlara ulaşmak,
o kanunları dikkate alarak insan ve toplumların kendini tanıyarak yücelmesini sağlamak,
alemde var edilen kanunlara ulaşıp eşyaya uygulayarak teknik ve teknoloji üreterek insanlığın hizmetine de sunmaktır.
Sözde #İslamülkeleri, bu OKUMALARI İHMAL ettikleri ve Ortak akla, bu evrensel ilkelere, ekonomi başta tüm ayetlere, ilke ve kanunlara aykırı davrandıkları günden beri cehaletin, geri kalmışlığın cenderesinde #kıvranmakta, bu kitapları okuyanların doğru manalara, ilkelere, kanunlara ulaşanların bunu yaşama taşıyanların gerisinde NAL TOPLAMAKTADIR.
Yazılı Kitap yani Kuranı Kerimdeki veya Yaratılmış Kainat Kitabındaki insan toplum eşya olay ve olgulardaki ayetlerin anlattığı doğru manalar, KURAN, evrensel ilkeler, kanunlar, kurallar ve bunların okunmasıyla oluşturulan ekonomi, tıp, sosyoloji ve her tür bilim insanlığa bahşedilmiş birer ikramdır.
Bu ilkeler, kanunlar, yaşamın vazgeçilmezleridir. Mutluluğun da ayrılmazlarıdır. Karanlıktan aydınlığa çıkaran NUR dur.14/1, 14/5, 33/43, 57/9, 65/11, 5/16, 2/257 vb.
Yaşam, Yazılı kitap Kuranı Kerim gibi Yaratılan Kainat Kitabına insan toplumla ilgili BİLİME bu bağlamda EKONOMİDEKİ Evrensel İlkelere, kanunlara #aykırı davranışları affetmemekte ve bu ilkelere aykırılık ölçüsünde ağır #bedeller, acılar ve mutsuzluklar yaşatmaktadır.
Bu hali yaşayanlar, SUÇU, SUÇLUYU, KUSURU kendinde aramalıdır. 4/62, 42/30, 39/48, 39/51 vb.
Öyle dış güçler saldırdı, şu bu nedenle oldu vs mazeretler de kusurları, kötü kararların vebalini örtemez.
Elbette, #petrolü, enerji kaynaklarını, madenleri, hastalıkları, terörü takip edin, zalimlerin, emperyalistlerin kanlı oyunlarını anlarsınız. Zalimlerin, emperyalistlerin duruşu, hali hiç bir ülke ve iktidar için de değişmemektedir.
Bu nedenle, duygusal tepkilere, anlık çıkışlara, hamasi naralara değil, oyunun parçası piyonu olmayan, oyunları bozan, evrensel doğrulara uygun düzenler kuran, uzun vadeli bakışlara, planlara, siyaset anlayışına, feraset ve basirete, bilgiye, dönen dolapları ve dünyayı okumaya, her alanda Rabbilalemine, ilkelerine uygun ve zamanında yapılan duruşlara, tavırlara, ahlaka gerek bulunmaktadır.
İnsan ve TOPLUMLAR tercihleriyle KADERİNİ; KEDERİNİ ya da KEREMİNİ kendi yazmaktadır.
Duyarsız olan ve evrensel ilkeleri göz ardı eden, yandaşlık çukurunda çatırdayan, bencilleşen, hesap sormaktan korkan, yanlışa dur diyemeyen, eleştiriden kaçan, kısaca erdemli olamayan toplumlar nasıl layık ise öyle idare edilir.
Dünyanın her yerinde, her devirde de, Firavunlar, halkını ehlini, GRUPLARA bölüp, ÖTEKİLEŞTİRİP, o TAİFELERİ birer birer ezer. Bunun için oğullarını yani onları ayakta tutan değerlerini, dayanaklarını, desteklerini keser. Kadınlarını sağ bırakıp yani, onların emeklerine, üretim ve yatırımlarına el koyar. Böylece, istediği gibi at oynatır, onların üstünde eziciler olmaya devam eder. 28/4, 7/127, 40/25 vb.
Kitap der, yaklaşık meallerde:
Fravun, halkını GRUPLARA böldü. Onlardan bir TAİFEYİ eziyor, oğullarını kesiyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, FESADÇILARDAN idi. İnne FİR'avne ala fil erdi ve ceale ehleha şiyeay yestad'ifu taifetem minhum yuzebbihu ebnaehum ve yestahyi nisaehum, innehu kane minel mufsidîn. 28/4
Fravunlar, kendini dev aynasında gören, gösteren, tepeden bakan, böbürlenen, övünen, anlaşmaktan uzak, hayırdan ırak olanlardır. 44/31 43/51, 40/29,28/4,10/75, 23/46, 28/38, 29/39 vb.
Fravunlaşan Politikacılar, çok yüzlü olanlar, ötekileştirip, düşman yaratarak, bölen, kin ve nefret söylevleriyle vahşi tarafgirliğin ateşini artırıp fani, özel, kısır çıkarları için yandaşlarını kenetleyerek, insanlığa ve toplumlara, ülkeye onulmaz zararlar verenlerdir.
SİYASET, seyislikle, terbiyeyle, değişim ve gelişimle, AHSENU AMELLERLE, AMENU VE AMİLUSSALİHATLA ilgilidir. Siyaset, kendi dahil alemi değiştirme en güzele geliştirme, daha ahsen kılma sanatıdır.
Ülkeler, siyaset adamlarıyla yücelirken, politikacılar yüzünden de tarumar olur. Bir ülkede siyasetçi azaldıkça, politikacılar yaygınlaşıp, yönetimde yer buldukça sorunlar ve mutsuzluk da o ölçü de artmaktadır.
Her ne olursa olsun evrensel İlkelere ve değerlere uygun #değişimi gerçekleştiremeyen ülkeler de her alanda kriz üzerine kriz yaşamaya devam eder.
Her ayette her alanda olduğu gibi #ekonomi'ye, ilke ve kurallarına aykırı karar ve uygulamalar, insan ve toplumlara, ülke ve devlete de ağır bedeller ödetmektedir.
Ülke insanları bu yanlış kararlar sonucu bir günde fakirleşmekte ve varlıkları eriyip yok olmaktadır. Döviz kurları tavan yapmaktadır. Uluslararasında ticarette bir birimlik mal ve hizmete ödedikleri bedel katlanarak yükselmektedir. Maliyetler artmakta ve enflasyon hayat pahalılığı kasıp kavurmaktadır. Daha fazla ve yüksek borcun girdabında debelenip durulmaktadır.
Ekonomik kanunlar da diğer ilke ve kurallar gibi, ülke, devlet, toplum ya da kişi veya işletme olsun hiç farketmez, her biri için de geçerlidir.
Bu ilkeler evrenseldir. Allah’ın sunnetinde de, SUNNETULLAHTA, insan ve toplumsal yaşamdaki kanunlarında da bir değişiklik bulamazsınız. 17/77, 33/38, 33/62, 35/43, 40/85, 48/23 vb
Örneğin: Yatırım için, tasarrufa gerek vardır. Bu ise, tükettiğinden çok üretmekle gerçekleşir. Üretim fazlasına, tasarrufa, o da yatırıma dönüşebilmektedir.
Kişi olarak örnekleyelim. Geliri giderinden fazla ise, o fazlalığı tasarrufu, yatırıma dönüştürebilir. Tersi durumda, gideri gelirinden fazla ise, bırakın yatırımı, BORÇ ALMAK durumundadır. Ya da, tüketimini kısmaya ve kemer sıkmaya mahkumdur.
Ülkelerde aynı kanunlara kurallara tabidir. Üretim, tüketim arasındaki farkı nasıl giderecektir. Ya tüketimi kısacaktır. O da tam bir kaostur. Ya da, üretimini artıracaktır, o da zaman ister. Ya da aradaki farkı, BORÇLANARAK diğer tabirle yabancı sermaye ile karşılamaktadır.
#Borç almak da yabancı sermayeyi ülkeye çekmek de kolay değildir.
• GÜVEN VEREN, GÜVENİLEN ülke olmak şarttır.
• Özgürlük, hem de kesintisiz özgürlük vazgeçilmezdir. Özgürlük ilmin, teknolojinin, gelişimin, daha ahsen yapmanın ayrılmazlarıdır.
• HAK HUKUK VE ADALET, EVRENSEL DEĞERLER, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, hesap verilebilirlik de elzemdir.
Nitekim, bunları yapan ülkeler, diyarlar her daim ekonominin, sermayenin ve insanlığın çekim merkezi, #KABESİ olmuştur. Öyle ki, uluslararası sözleşmelerde anlaşmazlıkların çözüleceği merkezler olarak belirlenmiştir.
Bunlar, dış sermayenin bir ülkeye akmasının yoludur. Borç vereceklerin, ya da yatırım yapacakların da, vazgeçemeyeceği ölçülerdir.
DİYELİM BORÇ ALINDI. Hem üretim tüketim farkını karşılayacak, hem de artan nüfusu da dikkate alarak gelişimi sağlayacak yeni yatırımları gerçekleştirecek miktarda olmalıdır ki, gelişim olabilsin.
Bu borcun bir de maliyeti olmaktadır: Faiz ve ayrıca, “borç alanlar emir de alırlar” sözünün acı gerçekleriyle de karşılaşılabilmektedir.
Hem borcu hem de faizi ödemek için, her yıl daha fazla üretmek ve bunları dış dünyada satmak ihraç etmek ve döviz kazanmak zorundadır.
Aksi halde farkı kapatmak için BORÇ sürekli artmaktadır. Yatırım için de bu daha fazla borçlanma sarmalı artarak devam etmektedir.
Üstelik BORÇ, verimli ÜRETİME giderse YİĞİDİN KAMÇISI, aksi halde TASMASI olmaktadır.
İtibardan şundan bunda tasarruf olunmaz anlayışı, ya da elalem ne der yaklaşımı kaynakları verimsiz alanlarda yok etmektedir.
Plansız programsız yap boz vb uygulamalar milli servetleri heba eden kara deliklerdir.
Yanlış kararlar ve uygulamalar sonucu çözülemeyen ve kangren olan sorunlar için daha çok kaynaklar harcanmakta ve borçlanma sarmalında kıvranılmaktadır.
AYRICA, teknolojideki sanayideki geri kalmışlık, girdi mallarına olan ihtiyaç vs nedeniyle de teknoloji ağırlıklı tüketimi karşılayabilmek, üretim yapabilmek, yatırımı gerçekleştirmek için de DÖVİZ GEREKLİDİR.
Dövizdeki bir kuruşluk artış bile, üreticiyi, sanayiciyi, kısaca tüm ülke insanını mağdur etmekte ve fakirleştirmektedir.
Kişi başına düşen millî gelirden tutun tüm göstergeler aleyhe dönmektedir. İğneden ipliğe her şey pahalanmakta ve aynı TL ile daha az miktarda ürün alınabilmektedir. Paranın değeri düşmekte, yani tüm ekonomik unsurlar, varlıklar değer kaybetmektedir. Aynı eşyayı, dışardan daha pahalıya alırken, dışarıya daha ucuza satmak durumunda kalınmaktadır.
Nitekim, son yıllarda, istikrarsız da olsa, ülkede sergilenen daha özgürlükçü, hak hukuk adalet üzere olma yolundaki reformlar vs ile oluşturulan GÜVEN VEREN GÜVENİLEN ülke olma nedeniyle, yabancı sermaye, yabancı yatırımcılarla bu denge sağlanmıştır.
Ne zaman ki, bu ilke ve değerlerden uzaklaştıkça, yanlış kararlar alındıkça ya da uluslararası ilişkilerde anlaşmazlıklar, sorunlar yoğunlaştıkça yani, GÜVEN ve çıkar sorunu arttıkça da yabancı yatırımcı girişi azalmakta ya da ülkedeki varlıklarını satıp dövize çevirip ülkeyi terk etmeye başlamaktadır.
Bu işlemin hızını, miktarını vb unsurları SORUNUN ŞİDDETİNİ belirlemektedir.
Her durumu daha iyi yapmak, doğru kararlar almak #iktidar olmanın da enkaza dönmenin de ayracıdır.
Sonuçlar sadece iktidarları, kurumları değil, tüm toplumu ve geleceğini de etkilemektedir.
Öyle, pansuman tedbirlerle, bu sorunlar da çözülemez. Döviz bozdurma seferberliğiyle, ancak öndekiler örnek olup yaygın bir şekilde uygulanması halinde, yabancı yatırımcıların dövize dönüşünü değil, ülke insanında oluşan bu spekülatif talebi GEÇİCİ OLARAK, önleyebilir. Ülkeden, yatırımdan çıkan yabancıların, talebinde bir değişiklik yapmaz.
Yine, dış alım yapmak durumunda olan, ithalatçıların da dövize olan ihtiyacında azalma olmaz. Ancak iç piyasada bu kampanya ile halkın dövize olan talebi geçici de olsa düşerse kısmı olarak dövizin de fiyatı düşebilmektedir.
ANCAK, bu uygulamalar dövizle ilgili sorunu kısa surede kısmi olarak önlese de SULAR TERSİNE AKMAZ. Ekonomi kurallarını icra etmeye devam eder.
Ben bilirimle de olmaz. Öyle ekonominin ilkelerine kanununa aykırı tezlerle de idare edilemez. Akşamdan sabaha fevri ani kararlarla da güven de kalmaz.
Başarılı iktidarlar övenlerden, YALAKALARDAN çok eleştirenleri bilge insanları yanında tutanlardır. Her fikirden yararlanıp ülke ve halkın çıkarını, her şeyin, yandaşlığın ve iktidarda kalma güdüsünün de üstünde tutanlardır. Yeri geldiğinde de hata yaptığını kabul edip özür dileyen ve görevini ya da o işle ilgili yetkiyi başkasına, kendinden daha ehil bilge insanlara bırakanlardır.
Yine, tükettiğinden çok üretmesini bilen, daha çok ihracat yapan, teknoloji üreten, pazarlayan, verimliliği, toplam kaliteyi gerçekleştiren, güvenilen ve hak, hukuk ve adaletin hakim olduğu toplum olmadıkça ekonomik sorunlar çözülemediği gibi, döviz etrafındaki problemler de aşılamaz.
ÇÖZÜM İSE, Kısa surede, yabancı yatırımcının ülkeye gelişinin zemininin yeniden inşa edilmesinin yanısıra, orta ve uzun vadede de, tükettiğinden çok üretmesini bilen, teknoloji, hizmet üretimine ve pazarlamasına ağırlık veren, ithalattan daha çok ihracat yapan, verimliliği, toplam kaliteyi gerçekleştiren, sözünde duran, anlaşmalara uyan, yaptığı işi usul ve esasına, edep ve adabına en uygun yapan, güvenilen ve hak, hukuk ve adaletin hakim olduğu bir toplum olma yolunda değişim ve dönüşüm için de topyekün, her alanda evrensel ilkelere uygun köklü yeniden yapılanmaya gerek vardır.
Bu değişim ve dönüşümde, ne ölçü de geç kalınırsa o ölçüde de ödenecek bedeller ağırlaşmakta, ülke o kadar zemin kaybetmektedir.
KURANA evrensel ilkelerine, EKEONOMİNİN KANUNLARINA uyarak, feraset ve basiretle yaklaşarak, bilge insanlardan, ORTAK AKILDAN ve tecrübeden yararlanıp, eleştiri ve muhalif görüşleri değerlendirip şeffaflığa, hesap verilebilirliğe, EHLİYET VE LİYAKATE, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE, ADALETE, ÖZGÜRLÜĞE önem ve öncelik veren ÜLKE ve İKTİDAR olup tükettiğinden daha çok üreten, ihracat yapan, israftan kaçınan, hakça paylaşan, her ferdiyle insanca insan onuruna yaraşır şekilde yaşam süren toplum olunması dileğiyle,
Muhabbetle,
5 ARALIK 2016-22 Mart 2021



21 Mart 2021 Pazar

NEVRUZU BAHARI DİRİLİŞİ ANLAMAK VE YAŞAMDA VAR ETMEK

 NEVRUZU BAHARI DİRİLİŞİ

ANLAMAK VE YAŞAMDA VAR ETMEK
İnsan ve toplumlar, RABBİLALEMİNE, vicdana evrensel ilkelerine ÖNEM VE ÖNCELİK VERİP yaşamda da uyguladığında #BAHAR misali DİRİLİŞ başlar ve asıl #NEVRUZ, YENİ GÜNLER yaşanılır. Üstelik bunu SÜREKLİ yaptığında da her alemi BAHARA, YAZ’A, CENNETE çevrilmektedir.
Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap yani Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı doğru manalar evrensel ilkeler, kanunlar, kurallar, insanlara yollarını aydınlatması ve doğruyu bulması için lütfettiği karanlıklardan aydınlığa NUR a çıkaran rehberlerdir. 14/1, 14/5, 33/43, 57/9, 65/11, 5/16, 2/257 vb.
Bu ilkelerde #HAYAT vardır.
Evrensel doğrular her daim güneş gibi parlar. Gözünü gönlünü kapatanlar, sadece kendine yalancı gece yapar. O ölçüde de yaşamını karartmaktadır.
Aleme #bakınız. Bakmaktan öteye geçip tüm benliğinizle feraset ve basiretle görünüz. Su, toprak, bitki, hayvan güneş her şey bu kainata kısa sure MİSAFİR EDİLEN insana neler #anlatır neler!
Kitapta, Göklerde ve yerde, yaratılışınızda ve yaymakta olduğu canlılarda, gecenin ve gündüzün değişmesinde, rüzgârları estirmesinde vb birçok örnekler verilerek 3/190, 10/6, 10/67, 12/7, 15/75, 20/54, 20/128, 30/22, 30/23, 30/24, 30/37, 31/31, 32/26, 34/19, 39/42, 39/52, 42/33, 45/3, 45/4, 45/5, 45/13, 51/20 ve daha nicelerinde aklını kullanan, düşünen, tefakkuk sorgulayanlar, tedebbür ne anlattığını anlamaya çalışanlar, sabreden, şükredenler vb yapanlar için AYETLER olduğu anlatılmaktadır.
Nitekim, ALEMİ okuyanlardan, "Tabiat, Allah’ın yazdığı bir kitaptır." der, #Harvey.
#Goethe de, "Doğa, her yaprağında en derin yazılar olan biricik kitaptır." diye ses verir.
#Crabbe "Doğa, görülebilen düşüncedir." derken #M.İkbal’de ‘Kainat Allah’ın davranışıdır. O’nun davranışı ile sözü-vahiy arasında çelişki olmaz" diyerek alemin de bir #kitap olduğuna vurgu yapar.
Alemdeki bu gerçeklerden, #MESAJLARDAN onun gereği olan hayırdan fedakarlıktan, hak, doğru ve güzel olandan uzak kalmak ta bir anlamda KABİRDE kalmaktır. #YaşarkenÖlü olmaktır.
KABİRDE olmak, mezarda olmanın yanısıra özellikle, hayatta iken yaşayan ölü olup, Rabbilalemine, evrensel ilkelere, doğrulara, vicdanının sesine ilgisiz, duyarsız kalmaktır. 36/69, 36/70, 35/22, 80/21, 100/9, 82/4, 60/13, 22/7, 9/84, 6/122, 2/243 vb
Zira, insanlığa bahşedilmiş bu yazılı ya da yaratılmış kainattaki ayetlerin anlattığı ilkeleri, ANLAMADAN YAŞAM SÜRMEYE çalışmak kör, sağır, dilsiz ve elleri bağlı araba kullanır gibi yaşamaya benzemekte ve o ölçüde de ağır bedeller ödetmektedir.
Yaşam buna dair acı örneklerinin sahnesidir.
BU BEDELLER, sorgulamayı, düşünmeyi, tefekkür etmeyi, neden ve niçinleri araştırmayı da zorunlu olarak beraberinde getirmektedir.
Aynı zamanda, karanlığa ışık olup, GÖNÜLLERE ÖRNEK olan insanların yaşamları, yaptıkları hayır ve fedakarlıkları da bu ölü topraklara RAHMET gibi düşmekte ve dirilişe sorgulamaya vesile olmaktadır. Bunun için insanlara dokunmak, bağ kurmak diyalog, muhabbet önemlidir. İSA'NIN #ÖLÜLERİDİRİLTMESİ bu anlamdadır. 3/49, 5/110 vb.
Yaşayan ölülerin de dirilmesi, GÜNEŞE, NURLARA ve Evrensel İlkelere kapattığı gözlerinin, GÖNLÜNÜN açılmasıyla, düşünmekle, sorgulamakla, ibret almakla, aklını özgürleştirmekle, vicdanının sesini dinlemekle gerçekleşmektedir.
Nitekim, Yazılı Kitapta da “ÖLÜ İKEN KENDİSİNİ DİRİLTTİĞİMİZ ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayan kimse gibi olur mu?” der. 6/122, 2/243 vb
• Ölü iken kendisini DİRİLTTİĞİMİZ ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayan kimse gibi olur mu? İşte kâfirlere, yaptıkları (işler), öyle süslü gösterilmiştir. E ve men kane meyten fe ahyeynahu ve cealna lehu nuray yemşi bihi fin nasi ke mem meseluhu fiz zulumati leyse bi haricim minha, kezalike zuyyine lil kâfirine ma kanu ya'melûn 6/122
• Şu, binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allâh onlara, "Ölün!" demişti de sonra kendilerini DIRILTMIŞTI. Şüphesiz Allâh, insanlara karşı ikram sâhibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler. E lem tera ilellezine haracu min diyarihim ve hum ulufun hazeral mevti fe kale lehumullahu mutu summe ahyahum, innellahe le zu fadlin alen nasi ve lakinne ekseran nasi la yeşkurûn. 2/243
Yağmurun, ölü toprağı nasıl #dirilttiğini anlatan ayetlerde de BUNDA DÜŞÜNENLER İÇİN İBRETLER VARDIR” diyerek DİRİLİŞİN örneklerini de vermektedir. 7/57, 35/9, 22/5 vb.
• Ey insanlar eğer ÖLDÜKTEN SONRA DIRILMEKTEN KUŞKUDA ISENIZ (bilin ki) biz sizi (önce) topraktan, sonra nutfe(sperm)den, sonra alaka(embriyo)dan, sonra biçimlenen ve biçimlenmeyen bir çiğnem et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) açıkça gösterelim. Dilediğimizi belirtilmiş bir süreye kadar rahimlerde tutarız, sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra güç(ve kabiliyetler)inize ermeniz için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi (henüz çocukken) öldürülür, kimi de ömrün en kötü çağına(ihtiyarlığa) itilir ki, bilirken bir şey bilmez hale gelsin (çocukluğundaki gibi bedence ve akılca güçsüz bir duruma düşsün). YERI DE KURUMUŞ, ÖLMÜŞ GÖRÜRSÜN. Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çifti bitirir. Ya eyyuhen nasu in kuntum fi RAYBIM MINEL BA'SI fe inna halaknakum min turabin summe min nutfetin summe min alekatin summe mim mudğatim muhallekativ ve ğayri muhallekatil li nubeyyine lekum, ve nukirru fil erhami ma neşau ila ecelim musemmen summe nuhricukum tiflen summe li tebluğu eşuddekum, ve minkum mey yuteveffa ve minkum mey yuraddu ila erzelil umuri li keyla ya'leme mim ba'di ilmin şey'a, VE TERAL ERDA HAMIDETEN FE IZA ENZELNA ALEYHEL MAEHTEZZET VE RABET VE EMBETET MIN KULLI ZEVCIM BEHÎC. 22/5
• O ki rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci gönderir. Nihâyet onlar, ağır ağır bulutları yüklenince, onu ÖLÜ BİR ÜLKEYE yollarız; onunla su indirir ve türlü türlü meyvalar çıkarırız. İŞTE ÖLÜLERİ DE BÖYLE ÇIKARACAĞIZ. Herhalde bundan ibret alırsınız.
Ve huvellezi yursilur riyaha buşram beyne yedey rahmetih, hatta iza ekallet sehaben sikalen suknahu li beledim #meyyitin fe enzelna bihil mae fe ahracna bihi min kullis semerat, kezalike NUHRİCUL MEVTA leallekum tezekkerûn.7/57
• Allah'tır ki, gönderdiği rüzgârlar bir bulut kaldırır, onu ÖLÜ BİR ÜLKEYE süreriz, ölmüş olan yeri onunla DİRİLTİRİZ. İşte diriltme de böyledir.
Vallahullezi erseler riyaha fe tusiru sehaben fe suknahu ila beledim #meyyitin fe ahyeyna bihil erda ba'de mevtiha, kezaliken nuşûr.35/9
Yaşamda da, böyle yaşayan ölülerin dirildiklerine, şahitler olunmaktadır.
Bu ise, insanın #TERCİHİNE kalmıştır.
YETER Kİ,
• VİCDANININ SESİNİ dinlesin ya da
• TÜM ZİHNİ MELEKELERİNİ gereğince kullansın
Zira, RABBİLALEMİN her daim yardım etmektedir, VİCDAN ı da her tür ZİHNİ MELEKELERİ de her insana vermiştir.
Şöyle ki:
1-#VİCDANININ SESİNİ DİNLE VE YAŞA
VİCDAN, her insanda var olan RABBİLALEMİNİN insanlara yollarını aydınlatması VE DOĞRUYU BULMASI için lütfettiği en büyük NURDUR.
Öyle ki, Kitapta anlatılan Rasuller de, tarihteki varlığından öte EYLEMLERİYLE, AMELLERİYLE de HER İNSANIN ROL MODELİ OLUP VİCDANIN, #FİTRATELLAHİ deki yankılanan SESİDİR.
Nitekim #Kitap yaklaşık meallerde:
• O halde, yüzünü (VEÇHİNİ) HANİF olarak DİNE cevir doğrult (EKİM et).
insanları üzerinde yaratmış(FATARA) olduğu Allah'ın fıtratına #(FİTRATELLAHİ).
Allah´ın yaratışında (HALKILLAH) değişiklik bulunmaz.
Bu DİNUL KAYYİMU kayyum bir dindir velâkin NÂSIN insanların ekserisi bilmezler.
Fe ekım vecheke lid DİNİ HANİFA, FİTRATELLAHİ LLETİ FETARAN nase aleyha, la tebdile li halkillah, zaliked DİNUL KAYYİMU ve lakinne ekseran nasi la ya'lemûn. 30/30

• “biz ONA ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKINIZ.ve nahnu akrabu ileyhi min hablil verîd. 50/16 der.
Bu nedenle, yazılı kitap gibi yaratılan Kainat Kitabını, insan toplum vb ayetleri okuyan evrensel düşünürler, bilim insanları da dahil olmak üzere bazıları da #FİTRATELLAHİ de, VİCDANI şöyle özetlemiştir.
#Vicdan, insanın içindeki Tanrı'dır. (VİCTOR HUGO)
• Vicdan, Tanrı’nın tatlı fısıltısıdır. (EDWARD YOUNG)
• Vicdan Cenab-ı Hakk'ın kalbimizdeki sesidir (Nurettin Topçu)
• Kalbimizde Allah’ın nuru vardır, onun adı da vicdandır.(Tolstoy)
• Vicdan ruhun tuhaf yeteneğidir ki ona dinsel içgüdü adı verilebilir. (Samuel Smiles)
• VİCDAN; insanın pusulasıdır. (Vincent Van Gogh)
• Kötülüğün yolu yakındır kolay ulaşılır ona. İyiliğin önüne ise alın teri ve VİCDANI koymuştur Tanrı. (Eflatun)
• Vicdanımız yanılmaz bir yargıçtır, biz onuöldürmedikçe. (Honore de BALZAC)
• Vicdan içinizden geçen 'başkası bakıyor olabilir' sesidir. (H. L. Mencken)
• Vicdan durmaz, konuşur. (Özdemir Asaf)
• En mükemmel adalet, vicdandır. (VİCTOR HUGO)
• Vicdan bütün ahlak yargıçlarının en iyisidir. O, RUHUN SESİDİR.(J.J Rousseau)
• Bir insanı üstün kıIan, onu kendi arzu ve ihtiraslarından kurtaran, sadece vicdanıdır. (SamueI SmiIes)
• İradene hakim ol fakat vicdanına esir ol. (Aristoteles)
• Nefsinin öğretmeni VİCDANININ öğrencisi ol. (Eflatun (Platon)
• VİCDAN; içimizde gizli bir kırbaç taşıyan cellattır. (Montaigne)
• Vicdanın sesi bütün kanunların üstündedir (MahatmaGandhi)
• Muallimim diyen olmak gerektir imanlı; edepli sonra liyakatli sonra VİCDANLI. Bu dördü olmadan olmaz: vazife çünkü büyük. Mehmet Akif Ersoy
Dünyanın her yerinde, her döneminde, her coğrafyasında ahseni takvim üzere yapılandırılan, ahseni ameller yapması ve gelişim için var edilen, her tür zihni melekelerle de donatılan HER İnsan her içsel ve dışsal etkide veya istekte, bu iki sesi de duymaktadır, Vicdanının güzel olana çağrısını da iblisinin ayartısını da. Yaptığı tercihlerle kitabını kendi yazmaktadır. Üstelik her kez, bu sesler açısından da aynı durumdadır.
Zamanla, bu sesleri duyulmaz yapan da insandır. İBLİSİN sesine uydukça, vicdanın sesi duyulmaz olurken, vicdanın sesine tabi oldukça da iblisin sesi etkisizleşmeye başlar Öyle ki, iblise uya uya adeta İBLİSLEŞİR, İNSAN Şeytanlardan olur.
Her olay insana seçimler sunar. İnsan fravunlaşabilir, Musalaşabilir. Lehepleşir ya da Muhammed’e uyabilir.Yaşamını NAR da NUR da yapabilir.
İnsan yaptığı bu tercihleriyle şekillenmekte, amel kitabını yazmaktadır. 17/13, 76/3, 64/2, 18/29, 10/40, 41/46, 45/15, 17/15, 2/286, 91/7-10; 92/4-11; 95/4-6; 2/256, 10/99, 26/3-5; 88/21, 22; 36/17, 42/48, 81/27, 28; 13/11, 8/53 vb.
Bu, Evrensel İlkeler karşısındaki duruşuyla YELPAZE misali zerreden şemse ESFELE SAFİLİYNDEN ALAYI İLLİYYİNE kadar dağılmakta ve yer bulmaktadır.
Her insanın her alemdeki cenneti de cehennemi de farklılaşmaktadır
2-TÜM ZİHNİ #MELEKELERİNİ GEREĞİNCE KULLAN VE UYGULA
Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı doğru manalar, KURAN, herkes için, yaşama yazıldığında, her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR.
Kimi SIDK üzere, yaratılan Kainat Kitabına, ONDAKİ kanunlara, ilkelere, #FİTRATELLAHİ ye, Vicdanının sesine, tecrübeye uyarak yaşar, 39/32, 39/33 vb.
Kimi de bununla birlikte #HAK üzere Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerinn anlatmak istediği manalara, evrensel ilkelere ulaşarak önem ve öncelik verdiği ölçüde yaşamını ahlaklandırmaktadır. 10/94, 9/48, 35/24, 34/49, 28/48, 23/90, 22/54, 18/29, 15/64, 13/19, 13/1, 11/45, 10/76, 10/77 vb.
Elbette, okumak, sadece yazılı kitap Kuranı Kerimi değil, Yaratılan Kainat kitabını, insan, toplum, diğer canlılar cansızları, eşyayı, olay ve olguları da okuyup, araştırıp incelemek, anlattığı manalara, ilkelere, kanunlara ulaşmak,
o kanunları dikkate alarak insan ve toplumların kendini tanıyarak yücelmesini sağlamak,
alemde var edilen kanunlara ulaşıp eşyaya uygulayarak teknik ve teknoloji üreterek insanlığın hizmetine de sunmaktır.
Unutulmamalıdır ki,
· KİTABA gözünle bakarsan YAZIYI veya VARLIĞI görürsün.
· Aklınla bakarsan MESAJI görürsün.
· Gönlünle bakarsan AŞKI görürsün.
· Sorgulayarak bakarsan GERÇEKLERİ görürsün.
· Tüm benliğinle bakarsan, ANLATMAK İSTEDİKLERİNİ, İLMİ bulusun.
Bu NUR a uygun yaşarsan, yaşamını CENNET yaparsın.
ZİRA, Yaratılmış Kainat Kitabındaki insan, toplum, canlılar cansızlar, eşya, olay ve olgulardan oluşan kevni yaratılan ayetler veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki yazılı ayetlerin anlattığı doğru manalar, kanunlar ilkeler KURAN'dır ve her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR.
Araştırmak, irdelemek, sorgulamak, düşünmek vb ZİHNİ ÇALIŞMALARI yapmak, ölçüye evrensel ilkelere vurmak gerçeklerle karşılaşmanın yoludur.
Bunları yapmadan DOĞRU BİLGİ olmadan GERÇEĞE de AHSEN fikre de ulaşılamaz.
Modern çağın tüm KÖLELİKLERİNDEN kurtulmanın tek ve yeğane yolu olan ARAŞTIRMAK, DÜŞÜNMEK, SORGULAMAK vb zihni çabaları yapmak DEĞİŞİMİN başlangıcıdır. Dertlendiğiniz her şey çözümün de habercisidir.
Zira, akletmek, tefekkür-düşünme, tefakkuh-sorgulama ve tedebbür-ne anlattığını doğru anlamaya çalışmak vb zihni gayretler tüm gerçeklerle karşılaşmanın kapısıdır.
Nitekim, Kitapta okumak, anlamak, ibret almak, yaşamak ve anlatmak, anlamlarına vurgu yapan #IKRA KARAE, #TİLAVET, #ZİKİR, #MEKES, #TERTİL, #DERS, #HAMİL/AMİL #HATM, #HIFZ #VAAZ #SEMİA-dinleme #İTTİBA, #İTAAT, #SECDE #BEYAN, beliğ-#TEBLİĞ, #İNZAR vb KELİMELER türevleriyle yüzlerce ayette geçmektedir. Her biri diğerinden anlamca farklıdır. Karae, tilavet zikir farklı okumalardır. Bu okumanın muksiv, tertil, ders üzere yapılması da, sonuçlara ittiba, itaat ve secde şeklinde uymak ta farklıdır.
Yine, ANLAMAKLA ilgili zihni melekelerin gereğince kullanılmasına havi #AKLETMEK, #TEFEKKÜR, #TEFAKKUH, #TEDEBBÜR #FEHM, #FIKH, #İDRAK, #ŞUUR, KALB, VİCDAN, LUBB, FUAD, SADR, NUHA, VA'Y, HİCR, #TE’VÎL, #TEFSİR gibi kelimeler türevleriyle birlikte #yüzlerce ayette geçmekte ve bunları yaparak anlayıp çıkarımda bulunmanın, ibret alıp yaşama yazmanın önemi vurgulanmaktadır.
Ancak sorgulamakla başlayan süreçle birlikte, ZİHNİ çalışmaları yaptığı, önem ve öncelik verdiği ölçüde GERÇEKLERLE bağı, yakınlığı ve ALAKASI oluşmaktadır
Her ne olursa olsun, bakmaktan öteye geçip GÖRMEK, ayrıntısına kadar anlamak ESASTIR.
İnsan ne ölçüde, alaka, sevgi, istek, önem ve öncelik verirse o ölçüde bakmanın ötesine geçmekte ve görüp, en iyi anlayıp yaşama yazmaktadır
ANLAMAK için, öyle bir #alaka, ilgi, araştırma, çaba ister ki, #ALAK yani, döllenmiş yumurtanın, embriyonun rahim duvarına tutunurken gerçekleştirdiği gibi taa atardamarlarına kadar uzanıp, anasının en güçlü damarlarından beslenmesi misali, insan da ALAKA DUYDUĞU, ARAŞTIRDIĞI, ÖNEM VE ÖNCELİK VERDİĞİ KONUNUN örneğin Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin TAA TEMELLERİNE, İLKELERİNE, EVRENSEL DEĞERLERİNE, ÖZÜNE, ESASINA, MANASINA anlatmak istediklerine ulaşacak şekilde alaka kurarsa, o nispette gerçeklerle buluşur.
#Dirilerle, ölüler de bir olmaz. Allâh dileyene işittirir; yoksa sen kabirlerde bulunanlara işittirecek değilsin. Ve ma yestevil ahyau ve lel emvat, innellahe yusmiu mey yeşa', ve ma ente bi musmiim men fil kubûr. 35/22
Bu okumaları ARAŞTIRIP SORGULAMALARI zihni çalışmaları yaparak
gerek evrendeki, gerekse yazılı kitaptaki evrensel ilkelere ulaşıp, VİCDANIN sesini dinleyip
İÇSEL DIŞSAL tüm #KÖLELİKLERDEN esaret ve kötü tutkulardan KURTULUP bahar misali #DİRİLİP değişmek ve böylece en güzele, en doğruya, mükemmele doğru arınıp yücelme yolunda olma dileğiyle
Muhabbetle
21 Mart 2014-21 Mart 2021




Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı