30 Ocak 2016 Cumartesi

HER CİNAYETTEN caniler ve işbirlikçileri ile DUYARSIZ KALAN TÜM TOPLUM DA SORUMLUDUR



Öldürmek değil, insanın yaşatılması esastır, asıldır. Kim insanı yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur. 5/32 vb.
Şu veya bu, kin, nefret, çıkar, şehvet vb her ne sebeple olursa olsun, hataen ya da saldırının önlenmesi veya savunma amaçlı olmaksızın insanın öldürülmesi bir vahşettir. 5/32, 4/92 vb.
İnsanın, düşünce, inanç, kabullenim ve yargılarından cezalandırılması kabul edilemez bir zulümdür. Öldürülmesi ise vahşettir. Zira, tüm insanlığın öldürülmesidir. 5/32, 4/92 vb.
Adı, sanı, sıfatı, düşüncesi, inancı vb ne olursa olsun. Kadın erkek, çocuk, şu veya bu dinden, dilden, ırktan olsun veya tahrikten, teşvikten, zaaftan, davadan olsun veyahut şehvetten, zevkten, azgınlıktan vb olsun, farketmez.
Öncelikle her cinayetten caniler ve işbirlikçileri ile buna katkı veren, destek olan, engel olmayan ya da göz yuman, bilip de bilmezden gelenler, her halden vebal altında olan başta yöneticiler olmak üzere olup bitenlere duyarsız ya da sessiz kalan tüm toplum da sorumludur.
Bu cinayetleri, vahşeti işleyen insanlar kadar, canileri oluşturan, yeşerten her insanın, toplumun, düşüncelerin, yönetimlerin ve sistemin de vebali ağırdır. Her birinden de sorumludur. 8/25, 7/164 vb.
Bu nedenle vahşeti, cinayeti, zulmü yapanlara ve bunları yeşerten öğreti, kültür, toplum ve sistemlere duyarsız da kalınamaz.
Bunlar ,insanlıktan, sevgi ve muhabbetten, alemde var edilen evrensel ilkelerden, bireysel ve toplumsal olarak ne kadar uzaklaşıldığının acı sonuçlarıdır.
Her alemi cennet yapan ilkelerden uzaklaştıkça, o ölçüde ağır bedeller ödenmekte ve yaşam cehenneme dönmektedir.
Bir insanın öldürülmesi kim olursa olsun, tüm insanlığın öldürülmesi gibi tepki almalı, vermeli ve düşündürüp değişimi başlatmalıdır. 5/32, 4/92 vb.
İnsan olanların o ölçüde düşünmesi, dertlenmesi, çalışması, değişim ve dönüşüm yapması ve yaptırması gerektiğinin de feryadıdır.
Bir millet kendilerinde bulunanı, durumlarını değiştirmedikçe toplum da, baştakiler de yaşam da değişmez. 8/53, 13/11 vb.
Cinayetlerin çığlığına, masumların acısına, toplumların çöküşüne, insanlığın yitişine duyarsız olanlar,insan da kalamaz! Mutlu da olamaz! 8/39 vb.
Bununla birlikte, kan,kanla temizlenemez. Kin, nefret kusarak hiç bir sorun çözülemez. 23/96, 41/34 vb.
Yasaklar veya baskıyla, cezayla geçici sonuçlar alınsa da kalıcı olarak değişimi gerçekleştiremez.
İnsan,evrensel doğrularla, ikna ve terbiye ile eğitimle, en güzel olanla, değişim ve dönüşümle ancak kalıcı olarak değişebilir. 23/96, 41/34 vb.
Değişim, var olandan olması gerekene, kainatta var edilen ilkelerine uygun davranarak gerçekleşen büyük bir arınma ve yüceliştir.
Zira Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istediği evrensel ilkeler her daim insanı, toplumu ve yaşamı mutlu etmek için önemli ve vazgeçilmez bir yoldaştır, nurdur, rehberdir, hediyedir,hidayettir, terbiyedir, eğitimdir, yaşamdır. 2/2, 2/5, 2/38, 2/97, 17/9, 3/4, 3/138, 6/88, 7/52, 12/111, 16/64, 16/89, 16/102, 17/9, 20/123, 27/2, 27/77, 28/43, 31/3,40/54, 45/20, 46/30 vb
Yaratılmış kâinattaki ve yazılı kitap Kuranı Kerim'deki Evrensel doğrular her daim güneş gibi parlar. Gözünü kapatanlar, sadece kendine gece yapar.
Bu ilkelerde hayat vardır. 5/45, 2/178, 2/179, 2/194, 5/32, 4/92, 23/96, 41/34 vb
Bunlar, RABBİLALEMİNİN insanlara yollarını aydınlatması ve doğruyu bulması için lütfettiği karanlıklardan aydınlığa NUR a çıkaran ilkeleridir. / liyuhricekum minezzulumati ilennur. 14/1, 14/5, 33/43, 57/9, 65/11, 5/16, 2/257 vb.
Muhabbetle,


28 Ocak 2016 Perşembe

MÜSLİM OLAN ASLA ALLEM KALLEM YAPMAZ



Allem Kallem Yapmak; helal haram demeden, hak hukuk tanımadan, her yolu deneyerek, o işin, usul ve esasını, edep ve adabını görmezden gelip iblisin tüm ayartılarına uyarak ne şekilde olursa olsun amacına ulaşma yolunda, o çamurda debelenme halidir.
İnsan, DENEME, TEKAMÜL ve AHSENU AMEL yapmak için yaratılmıştır 11/7, 18/7, 67/2. Allem kallem yapmak insanlıkla, insanla bağdaşmaz.
Müslim olan ise, asla allem kallem yapmaz. Aksine, her durumda, esasta, usulde, amaçta, yol ve yöntemde, hasılı her halde, hanif duruşa yönelir.
Zira, her ne olursa olsun, her şartta, herkese karşı, evrensel doğruları dikkate alıp, vicdanın sesini dinleyip, dosdoğru olan, yamulmayan, taviz vermeyenler, bu yolda olmayı amaç edinenler, bu uğurda çile çeken, can veren veya bunları göze alanlar HANİF OLANLARDIR.
Bu nedenle, ahsen olan her ne yaparsan yap, usul ve esasına, edep ve adabına uygun yapmak, esastır, temeldir. Zira, Salat, fahşadan münkerden meneder. /innes salate tenha anil fahşai vel munker, 29/45.
O nedenle de SALAT yaşamın da direğidir. Böylece Müslim olanın Salatı, diğerlerinin salatından da ayrışır 8/35.
Salatı da, salavatı da ahsen olanlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle


27 Ocak 2016 Çarşamba

İMAN ETMEK MÜMİN OLMAK

İMAN ETMEK MÜMİN OLMAK
İman sözlükte “emin, korkusuz güven içinde olmak, güvenmek, güven vermek güvenilir olmak ” anlamındaki emn ve ymn kökünden türemiş olup 79 türev formuyla birlikte 878 yerde geçmekte emin, mümin, yemin, ashabulyemin vb kelimeler de bu kökten gelmektedir.
#İman, güvenmek ve güvenilen olmaktır. Bu iddianın, akıl, kalp ve eylem bileşkesi ile ispatı esastır.
#Mümin olmak Rabbine, Kurana, ilkelerine güvendiğini, Rabbinin de kendisine güveneceği niteliğe sahip olup alemin de güven duyduğu kişilerden olduğu hususunu, düşünce, inanç, kabullenim ve yargıları ile fedakarlıkla ahsenu amelleriyle, eylemleriyle de göstermesi, yaşaması gerekmektedir.
Mümin,
#Rabbilalemine, Kurana, ilkelerine akıl, gönül ve eylemle GÜVENİP GÜVENİLİR olandır.
İnsan, Rabbine ilkelerine güvenip güven verip güvenilir olmayı; her şarta, #olumsuz durumlarda da fitne bela musibet hallerinde de Allah yolunda olmayı, bu hal üzere hayır ve fedakarlık yapabilmeyi, yaşantısıyla gerçekleştirmelidir.
Mümin, #ELALEM değil Rabbilalemin ne der diye yaşayabilendir.
Her olay insana seçimler sunar.
Dünyanın her yerinde, her döneminde, her coğrafyasında ahseni takvim üzere yapılandırılan, ahseni ameller yapması ve gelişim için var edilen, her tür zihni melekelerle de donatılan HER İnsan TERCIHINE BIRAKILAN HER ALANDA her içsel ve dışsal etkide veya istekte, bu iki sesi de duymaktadır, Vicdanının güzel olana çağrısını da iblisinin ayartısını da. Yaptığı tercihlerle kitabını kendi yazmaktadır. Üstelik her kez, bu sesler açısından da aynı durumdadır.
Zamanla, bu sesleri duyulmaz yapan da insandır.
İBLİSİN sesine uydukça, vicdanın sesi duyulmaz olurken, vicdanın sesine tabi oldukça da iblisin sesi etkisizleşmeye başlar
YİNE KURAN insana insanı anlatır ve her dünyada cenneti yaşamasının öğretisini de sunar.
İnsan kendini, alemi, kainatı anladığı, YARATILIŞ AMACINI gerçekleştirdiğinde, yaratılmış Kainat kitabındaki veya yazılmış kitap Kuranı Kerimdeki AYETLERİN anlattığı DOĞRU MANALARA ulaşıp bu evrensel ilkeleri yaşamlaştırdığı ölçüde hayatından zevk ve lezzet almaktadır. Evrenle uyumlaşıp, barış içinde yaşamakta ve her alemde de bahtiyar olmaktadır 2/38, 20/123, 46/13 vb.
Örnek olarak, Kitap der, yaklaşık meallerde:
• “…Benden bir HİDÂYET geldiği zaman, kimler benim hidâyetime uyarsa artık ONLARA BİR KORKU YOKTUR VE ONLAR ÜZÜLMEYECEKLERDİR.” Kulnehbitu minha cemia, fe imma ye'tiyennekum minni HUDEN fe men tebia HUDAYE fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn. 2/38
Her halde, her tercihte, sürekli Rabbilalemine, Kurana Vicdana ilkelerine her şeyden daha güçlü ÖNEM ve ÖNCELİK vermeyi başarabilmelidir.
Nitekim kitap der yaklaşık meallerde
• ALAH'A iman edip O'NA bağlananları, kendinden bir rahmetin ve lutfun içine sokacak ve onları kendisine varan siratam mustekîma iletecektir. Fe emmellezine AMENU BİLLAHİ VA'TESAMU bihi fe seyudhiluhum fi rahmetim minhu ve fadliv ve yehdihim ileyhi siratam mustekîma. 4/175
• Onlar RABLERİNE İNANMIŞ gençlerdi. Biz de onların hidâyetlerini artırmıştık. Nahnu nekussu aleyke nebeehum bil hakk, innehum fityetun AMENU Bİ RABBİHİM ve zidnahum huda. 18/13
• Mü'minler onlardır ki Allâh'a ve Rasulune inandılar, sonra ŞÜPHE etmediler şüpheli davranmadılar; Allâh yolunda SEBİLİLLAHTA mallarıyle, canlarıyle CEHD edip cihâd ettiler. İşte (iman sözlerinde) doğru SADIK olanlar onlardır İnnemel mu'minunellezine amenu billahi ve rasulihi summe lem YERTABU ve CAHEDU bi emvalihim ve enfusihim fi SEBİLİLLAH, ulaike humus SADİKÛN. 49/15
• Mü'minler o kimselerdir ki, ayetlerin doğru manaları KURAN ve ZİKİRLE motive olurlar, İmanları ZİYADELEŞİP kaliteli nitelikli olur. İnnemel mu'minunellezine iza zukirallahu vecilet kulubuhum ve iza tuliyet aleyhim ayatuhu zadethum imanev ve ala rabbihim yetevekkelûn. 8/2, 22/35, 23/60 vb
**
Elbette Yaratılmış Kainat Kitabındaki insan, toplum, canlılar cansızlar, eşya, olay ve olgulardan oluşan kevni yaratılan ayetler veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki yazılı ayetlerin anlattığı DOĞRU MANALAR, kanunlar ilkeler KURAN'dır ve her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR.
Alemde başta insan olmak üzere her varlıktaki ve her unsurdaki tüm özellikler #sebepsonuç ilişkisi ile iyilik hayır ve fedakarlık yapana, ahsenu ameller gerçekleştirenlere bitim noktasında sunulan #yardımlar da dahil tüm #İLİM #BİLGİ #KANUNLAR onu terbiye eden böyle donatan, tesviye eden, ikram eden RABBİLALEMİNİN, yazılı KİTAP, KURAN ve ZİKİR gibi #hediyesidir.
İNSAN, alakası, emeği, samimiyeti, ihlas ve gayreti, çalışması, bilgisi, bu ilkelere verdiği ÖNEM VE ÖNCELİĞİ ölçüsünde AYETLERİN ANLATTIĞI doğru manalara, KURANA ZİKRE evrensel ilkelere ulaşmakta ve YAŞAMA YAZDIĞI nispette de ahlaklanmakta, gelişmekte, müreffeh olup yücelmekte ve #MUMİN olup her alemde de cenneti yaşamaktadır.
Her olay insana seçimler sunar.
İnsan iblisin ayartısını ve duygularını kontrol edip ahsen olana yöneldikçe, BİLGİYİ uydukça da #olgunlaşıp hayatından da zevk ve lezzet almakta ve her alemde de #bahtiyar olmaktadır.
Bu nedenle KİTAP
“kendilerine İLM ve İMAN verilenler” 30/56 derken İLMİ öncelik yapar.
Onlarca ayette “İman edip amilussalihat” yapanlara cennet vardır diye müjdelerken de İMANI öne alır.
Nitekim “Siz şükreder, inanırsanız “ 4/147 derken de ŞÜKÜR yani doğru anlayıp gereğini yapma kavramını öncellemektedir.
Böylece, #İLİM #İMAN #AMEL birlikteliğini ve önceliğini oluşturur.
Yazılı Kitapta, #alim, #ilim, malum, alleme vb ayın lam mim kökünden, 90 türeviyle 854 yerde geçmektedir.
BİLGİ GÜÇTÜR
#BİLGİ olmadan GERÇEĞE ahsen FİKRE ve her dünyada cennete ulaşılamaz.
Doğru mana, #ilim, en kıymetli hazinedir, yaşama yazdıkça anlam ve değer katar.
Elbette, bilenlerle bilmeyenler bir olmaz 39/9 vb.
Bildiğini yaşama yazmak, insanlık, hayır ve iyilik yönünde kullanmak veya buna aykırı davranmak da aynı olmaz.
BİLGİYE ULAŞMA ve YAŞAMA YAZMA açıdan da insanların konumları ayrışmaktadır.
Bu bağlamda yazılı kitapta farklı kavramlar yer almaktadır:
• EHLELKİTAB 2/105, 2/109, 3/64, 3/65, 3/69, 3/70, 3/71, 3/72, 3/75, 3/98, 3/99, 3/110, 3/113, 3/199, 4/123, 4/153, 4/159, 4/171, 5/15, 5/19, 5/59, 5/65, 5/68, 5/77, 29/46, 33/26, 57/29, 59/2, 59/11, 98/1, 98/6.
• UTUL KİTAB 2/101, 2/144, 2/145, 3/19, 3/20, 3/100, 3/186, 3/187, 4/47, 4/131, 5/5, 5/57, 9/29, 57/16, 74/31, 98/4.
• UTUL İLME 16/27, 17/107, 22/54, 28/80, 29/49, 30/56, 34/6, 47/16, 58/11.
• ULUL İLMİ 3/18
• ULUL ELBÂB 2/269, 3/7, 13/19, 14/52, 38/29, 39/9, 39/18 vb.
• ULİL ELBÂB 3/190, 12/111, 38/43, 39/21, 40/54 vb
• ULİL EBSÂR 3/13, 24/44.
• ULİN NUHA 20/54, 20/128.
• KALBİN SELÎM 26/89, 37/84.
• VER RASİHUNE FİL İLMİ 3/7, 4/162.
• RABBANİYYİN 3/79
Vb. Bunların her biri de Kuran bütünlüğünde araştırılmalı ve irdelenmelidir.
Yüzeysel bilmek ile ayrıntısıyla ve her yönüyle bilmek farklıdır.
Yazılı Kitap Kuranı Kerimde İlmen bilmek, aynel bilmek ve hakkul yakın bilmek kavramlarıyla karşılanmıştır.
#İlmelyakîn, ilimle bilmek,
#Aynelyakîn, göz vb duyularla bilmek,
#Hakkulyakîn, yaşayarak her hali ile bilmek denilmektedir.
Kitapta, bu kavramlar, ilmen, aynel yakın bilme tekasür suresinde 102/1-8, hakkul yakin bilme ise, Vakıa 56/95 ve Hakka suresinde 69/51 vb geçmektedir.
İşte her kim de BILGIYI ayetlerin DOĞRU MANALARINI diğer bir ifadeyle KİTAP KURAN ZİKİR öğretisini yaşama yazdığında bu HEDİYEYE SAYGIN davranmış olmakla anlam ve değer bulmaktadır.
Aksi halde kitap yüklülerden olmaktadır.
Bu bağlamda #kefere ve #şirk vb hal ise bu Rabbilaleminin HEDİYESİ olan ilim ve bilgiye, ŞU BU YOLLA saygısızlık yapan, örten, gizleyen kirleten ve aykırı duranlardır.
Bu İLİMDEN uzak düştükçe, AYARTIYA kötü tutkulara ESİR oldukça da cehalet bataklığında debelenir.
Bu arada sözle ağızlarıyla "inandık" dedikleri halde kalbleri inanmamış olanlar arasında küfürde yarış edenler ” 5/41 denilmesinden de bu bilgilerin içselleştirilmesi ve uygulanmasının İMANIN gereği ve sonucu olduğu anlaşılmaktadır.
Allah'a ve âhiret gününe inanan bir milletin babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabâları da olsa Allah'a ve Elçisine düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin 58/22 diyerek İMAN AMEL BİRLİKTELİĞİ ve uyumu da anlatılmaktadır.
Yine,
• Allâh, mü'minlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır. Allâh yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allâh'ın, Tevrât'ta, İncil'de ve Kur'ân'da üstlendiği gerçek bir sözdür! Kim Allah'tan daha çok sözünde durabilir? O halde O'nunla yaptığınız bu alışverişinizden ötürü sevinin. Gerçekten bu, büyük başarıdır. İnnellaheştera minel mu'minine enfusehehum ve emvalehum bi enne lehumul cenneh, yukatilune fi sebilillahi fe yaktulune ve yuktelune va'den aleyhi hakkan fit tevrati vel incili vel kur'an, ve men evfa bi ahdihi minellahi festebşiru bi bey'ikumullezi baya'tum bih, ve zalike huvel fevzul azîm. 9/111
• RABBİN RAZI OLDUĞU bir hayat başarıların en büyüğüdür.ALLÂH onlardan #RÂZI OLMUŞTUR, onlar da O'NDAN RÂZI OLMUŞTUR. İşte büyük başarı, #FEVZULAZÎM BUDUR! RADIYELLAHU ANHUM VE RADU ANH, zalikel FEVZUL AZÎM 5/119, 98/8, 58/22, 9/100, 48/18 vb
• İnanıp salihatı yapanlar, onlar CENNET halkıdır. SÜREKLİ CENNETTEDİR. Vellezine amenu ve amilussalihati ulaike ashabul cenneh, hum fiha halidûn 2/25, 2/82, 2/277, 3/57, 4/57, 4/122, 4/173, 5/9, 5/93, 7/42, 10/4, 10/9, 11/11, 11/23,13/29, 14/23, 18/30, 18/107, 19/96, 22/14, 22/23, 22/50, 22/56, 24/55, 26/227, 29/7, 29/9, 29/58, 30/15, 30/45, 31/8, 32/19, 34/4, 35/7, 38/24, 38/28, 41/8, 42/22, 42/23, 42/26, 45/21, 45/30, 47/2, 47/12, 48/29, 65/11, 84/25, 85/11, 95/6, 98/7, 103/3 vb.
• Her KİM Rabbilaleminle, ilkeleriyle uyumlaşıp, barış içinde yaşarsa onlara, #KORKU YOKTUR VE ONLAR #ÜZÜLMEYECEKLERDİR ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn 46/13, 2/277, 6/48, 7/35, 2/38, 20/123, 10/62, 2/262, 2/274, 2/62, 5/69, 2/112 vb
Buna karşılık
Kitapta 92 yerde; YA EYYUHELLEZINE AMENU “EY IMAN EDENLER” diye başlayan ayetleri gerekçe göstererek iman etmeyle amelin farklılığı #AMELSIZIMANIN da olabileceği iddia edilmekte delil olarak sunulmakta ise de tam aksine bu ayetlerde İMAN etmenin gereğinin neler olduğunun vurgulandığı düşünülmektedir.
Yoksa iman Allah veya varlığını kabul etmek vs değildir.
Zira, Kainatta her bir zerre Onu anlattır.
KISACA, evrenden insana, insandan zerreye atoma gidildiğinde, bu kez maddenin nüvesi diye bilinen atomun dahi bir evren kadar büyük olduğu, diğer bir deyişle adeta KÜÇÜLTÜLMÜŞ BİR EVREN olduğu anlaşılmaktadır.
İNSAN muazzam ve muhteşem olmakla birlikte, insandan şemse, oradan galaksilere kadar gidildiğinde veya insandan maddenin atomlarına doğru yolculukta da hasılı her bir ZERRE veya VARLIK, muazzam ve muhteşem YARATICININ BOYASINI, ÖZÜNÜ, MANASINI, RENGİNİ, IŞILTISINI TÜM ESMASINI TAŞIMAKTADIR.
• Yahut yaratmağa kim başlıyor, sonra onu (kim) iâde ediyor Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Allâh ile beraber başka bir tanrı mı var? De ki: "Eğer doğru iseniz delilinizi getirin." Emmey yebdeul halka summe yuiduhu ve mey yerzukukum mines semai vel ard, e ilahum meallah, kul hatu burhanekum in kuntum sadikîn. 27/64
diyerek aleme bakıp idrak etmeye de yönlendirmektedir.
Nitekim LUIS #PASTEUR vb ilim insanları
“Doğayı ne kadar çok incelersem, Yaratıcı’nın eserleri karşısında inancım o kadar çok artıyor.” “Bilim, insanı Allah’a götürür.” der.
Yine, Yazılı Kitapta da inkarcılar vb kastedilerek
Onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı? diye #sorsan, mutlaka: "Allâh" derler diye açıklanmaktadır 31/25, 39/38, 43/9, 43/87, 29/63 vb
**
UNUTULMAMALIDIR Kİ,
İnsan, varlığının ve kulluğun gereği olarak DENEME, TEKAMÜL ve AHSENU AMEL yapmak için yaratılmıştır 11/7, 18/7, 67/2, 51/56, 2/21, 23/32, 7/65, 23/23 vb.
İnsandan beklenen ve istenen AHSENU AMELA, her durumu daha iyi, daha doğru, daha güzel hale getiren her türlü HASENE ile AMENU VE AMİLUSSALİHATI; ya da HAYIR ile FEDAKARLIKLAR yapmakla anlam ve değer bulmakta Rabbin rızasına varmaktadır.
BİLENMELİDİR Ki KİTAPTA “sırf İMAN etme ile #CENNET vaadi ve bağlantısı geçmez. İmanın gereği olan AMELLER de açıklanır. Ey iman edenler diyerek o haller eylemler duruş ta vurgulanır. İman ettiğini belirtenler o halde bunun gereği olan şu ameller de yapılmalı diye açıklama yapar
İmanla birlikte var ediliş nedeni olan ahsenu ameller AMİLUSSALİHATİ yapılması veya MUTTAKİ olma halinde cennetten bahsedilir.
Bakınız Kitap der yaklaşık meallerde
• #İMAN edip #salihatı yapanlar, onlar CENNET halkıdır. SÜREKLİ CENNETTEDİR. Vellezine amenu ve amilussalihati ulaike ashabul cenneh, hum fiha halidûn 2/25, 2/82, 2/277, 3/57, 4/57, 4/122, 4/173, 5/9, 5/93, 7/42, 10/4, 10/9, 11/11, 11/23,13/29, 14/23, 18/30, 18/107, 19/96, 22/14, 22/23, 22/50, 22/56, 24/55, 26/227, 29/7, 29/9, 29/58, 30/15, 30/45, 31/8, 32/19, 34/4, 35/7, 38/24, 38/28, 41/8, 42/22, 42/23, 42/26, 45/21, 45/30, 47/2, 47/12, 48/29, 65/11, 84/25, 85/11, 95/6, 98/7, 103/3 vb.
• Yine, Kitapta, yaklaşık meallerde #MUTTAKİLERE CENNET VARDIR denilmektedir. 3/133, 15/45, 16/31, 50/31, 26/90, 78/31, 16/30, 25/15, 47/15, 13/35, 39/20, 39/73, 68/34, 7/128, 11/49, 28/83, 43/35, 38/49, 77/41, 54/54, 52/17, 51/15, 44/51 vb
Elbette HER KİM:
· Fıtratın da var edilen Vicdanın sesine önem verip Rabbilalemine teslim olduğunda #MÜSLİM dir. 2/131, 2/132, 39/22, 6/125, 30/30 vb
· Rabbilalemine, ilkelerine akıl, kalb ve eylem bileşkesiyle güvenip ilim amel ve ihlasla yaşamına uyguladığında #MÜMİN, 49/15, 8/2, 24/62, 2/285, 3/160, 4/94 vb
· Her daim Rabbilalemine, ilkelerine, #SIDK veya #HAK olarak ulaşan, candan, canandan her şeyden çok bu HUDEN, HEDİYE, HİDAYETe her daim önem ve öncelik verdiğini, her durumda #AhsenuAmeller işleyerek, SÜREKLİ hayır ve fedakarlık yaparak yaşamda da gerçekleştirdiğinde de #MUTTAKİ olmaktadır 39/33, 2/38, 2/177, 3/133, 3/76, 5/35, 5/100, 7/26, 9/4, 9/7, 9/24, 9/36, 9/111, 9/123 3/92, 16/128, 20/123, 24/52, 59/9, 64/16 92/5 vb.
· Her halden her daim Razı olup, Rabbilalemine, ilkelerine her daim uymanın ENKEMAL haline ulaştığında da #MUKARREBUN da olursun 56/11-27, 56/88, 83/21-28 vb
Rabbilalemine, Kurana, Zikre, vicdana, ilkelerine
sürekli ve en güçlü şekilde,
her şeyden daha çok ÖNEM ve ÖNCELİK verip
yaşamda ve sosyal hayatta da
akıl gönül eylem bileşkesiyle yani ilim iman amel ve ihlasla uyup
hayır ve fedakarlık üzere yaşayıp
müslim, #MÜMİN, muttaki ve mukarrebun olma yolculuğunda, Muttakilerden, Mukarrebunlardan olup
Rabbin Rızasına varanlardan, her Dünyada cenneti yaşayanlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle
22 Ekim 2014-6 Ağustos 2021





26 Ocak 2016 Salı

ELEŞTİRİ ÖVGÜDEN de YERGİDEN de daha DEĞERLİDİR

ELEŞTİRİ ÖVGÜDEN de YERGİDEN de daha DEĞERLİDİR
İnsan, kendin bilmekle, Alemin manasına ermekle ve HAKK gönüle girmekle yücelir.
Bu süreçte iltifat-övgü da eleştiri de yergi de önemlidir.
Övgü olumsuz yanlarını ihmal edip güzellikleri öne çıkarırken, YERGİ de ise, tam tersi olup güzellikler görmezden gelinip olumsuzluklar gündem yapılır. Övgüde de yergide de kısmen de olsa abartı da bulaşır.
Eleştiri ise övgünün yanısıra, olumsuzlukları da ortaya koyup, daha güzel olması için öneriler de sunarak arındırmak suretiyle daha da güzelleştirme ve ahsen yapma gayretkeşliği vardır.
Eleştiri, zayıf ve güçlü yönlerini, olumlu ve olumsuz taraflarını belirterek gerçek değerini yansıtma ve geliştirip ahsenleştirilmesi amacıyla yapılan en önemli yardımlardan biridir.
Bu nedenle eleştiri (tenkit); değer verme, katkılarla kıymetlendirme çabasıdır.
“Aslı Yunanca "Kritikos" kelimesinden gelen "Critic" (hükmetme) karşılığı olarak dilimizde kullandığımız "tenkit" kelimesi "nakd" kökünden türemiştir. "Nakd", bir şeyi satın alırken verilen akçe, kıymet ölçüsüdür ve tenkit, o şeyi kıymetlendirme anlamını taşır. (F. A. Tansel, İyi ve Doğru Yazma Usûlleri, Cilt: I-II, s. 192)”
Arap dili ve edebiyatında eleştiri karşılığında daha çok nakd, bazan da intikād, tenakkud kelimeleri kullanılır. Bu kavramlar “madeni paranın gerçeğini sahtesinden ayırmak, sözün güzel ve kusurlu yanlarını ortaya koyup açıklamak” gibi mânalara gelir (Lisânü’l-ʿArab, “nḳd” md. TDV )
Eleştiri tenkid, kusurlu olana duyarlı davranıp ahsen yolla doğrusunun ve hatasız olanın ortaya çıkması yönünde bir düzeltme yardım ve katkısıdır.
#Marifet iltifata, övgüye tabidir. İltifat, övgü, takdir, beğeni vb marifetlerin güzelliklerin devamında ve artmasında etkilidir. #Yergi kötülemek ise tam tersi sonuçlar vermekte ve yetenekleri köreltmektedir. Şevkini, arzu ve isteğini kırmaktadır.
Bu bağlamda iyiliğe hayra vesile veya şefaat eden sebep olana da ondan bir pay vardır. Kötülüğe vesile sebep olan şefaat edene de bunun sorumluluğundan pay vardır. Örneğin #Kitap der yaklaşık meallerde:
· Kim Hasenata #ŞEFAAT EDERSE, onun da o işten bir payı olur. Kim #SEYYİATAŞEFAAT EDERSE, onun da o işten bir payı olur. Allâh her şeyi gözetip karşılığını verendir. Mey yeşfa'şefaaten haseneteyyekul lehu nesıbum minha, ve mey yeşfa'şefaaten seyyietey yekul lehu kiflumminha, ve kanellahu ala kulli şey'im mukıta. 4/85
Her nedenle #ELEŞTİRİLER fikirleri alemi, insanlığı güzelleştirmeye çalışan bahçıvanlardır.
Eleştirmek zor bir iştir. Her şeyden önce konuyla ilgili yeterli bilgiye sahip olmayı gerektirmektedir.
Zira, daha güzel olması için size öneriler, yeni fikirler sunmak vardır.
Ayrıca, #ELEŞTİRİ de, güzel yanları kadar, olumsuzlukları da ortaya koyup, daha güzel olması için öneriler sunmanın yanı sıra farkında olsun ya da olmasın eleştirenden eleştirene akan bir emek, bilgi, ilgi ve sevgi vardır.
Sizin yanlışlarınızı size fark ettirmek vardır.
Söyle bakınız: Yolunuzdaki bir uçurumu haber vermek, sokmaya hazırlanmış bir yılandan haberdar edilmek, kurulan tuzakları öğrenmek vb olumsuzlukların hatırlatılması sizi ne kadar mutlu ve kazançlı eder. Aynen, eleştiri de böyledir. Hem de daha da güzeldir.
Bununla birlikte her ne olursa olsun, incelemek, araştırmak, sorgulamak gerçeğe açılan kapılardır.
Hele bu haber niteliğinde ise, BİLGİYE ulaşmadan üzerinde değerlendirmeden kaçınılmalıdır. Nitekim Kitap uyarır:
• Ey iman edenler, herhangi bir fâsık size bir #haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz Ya eyyuhellezine amenu in caekum fasikum bi nebein fe tebeyyenu en tusibu kavmem bi cehaletin fe tusbihu ala ma fealtum nadimîn 49/10
#Eleştiriler, ÖVGÜYÜ de YERGİYİ de gereğince içinde barındırarak, fikirleri güzelleştirmeye çalışan BİLGİYE HAKİKATE ulaştıran gerçek DOSTLARDIR.
Eleştiri iyi ve kötü yönlerini delille ortaya koyması, HAK NAMINA ve her nedenle de güzelleştirme amacıyla yapılması nedeniyle tartışma ve cedelleşmeden de ayrılır.
Eleştiride cedelleşmeden öte, zikre en güzele ulaşma amacıyla kötü yönleri kadar iyi yönler de ortaya konulmaktadır.
TARTIŞMA CEDELLEŞME, iddianın üstün gelmesi, kibir, ENE vb zaaflara düşme halleri sonucu iyi ve kötü yönde, yöntemle de yapılabilmektedir.
Nitekim Kitap delilsiz ve hasım gibi yapılan tartışmayı #cedelleşmeyi kınar:
• Kendilerine gelmiş hiçbir DELIL olmadan Allâh'ın âyetleri hakkında tartışanlar CEDELLEŞENLER var ya, onların göğüslerinde, (hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük KİBİR taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın, çünkü işiten, gören O'dur. İnnellezine yucadilune fi ayatillahi bi ğayri sultanin etahum in fi sudurihim illa kibrum ma hum bi baliğih, festeiz billah, innehu huves semiul besîr. 40/56
• Onlar ki kendilerine gelmiş bir delil olmadan Allâh'ın âyetleri hakkında CEDELLEŞENLERİN (Bu hareketleri) Gerek Allâh yanında, gerek inananlar yanında (onlara karşı) ne büyük bir kızgınlık (doğurur)! İşte Allâh, her kibirli zorbanın kalbini böyle mühürler." Ellezine yucadilune fi ayatillahi bi ğayri sultanin etahum, kebura makten indellahi ve indellezine amenu, kezalike yatbeullahu ala kulli kalbi mutekebbirin cebbâr. 40/35
• Baksana, Allâh'ın âyetleri hakkında tartışanlar,CEDELLEŞENLER nasıl (Hak'tan) çevriliyorlar? E lem tera ilellezine yucadilune fi ayatillah, enna yusrafûn. 40/69
• Ki âyetlerimiz hakkında tartışanlar CEDELLEŞENLER, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler. Ve ya'lemellezine yucadilune fi ayatina, ma lehum mim mehîs. 42/35
• İnsanlardan kimi bilmeden, ne bir yol göstereni, ne de aydınlatıcı bir Kitabı olmadan, Allâh hakkında CEDELLEŞİR. Ve minen nasi mey yucadilu fillahi bi ğayri ilmiv ve la hudev ve la kitabim munîr. 22/8
• İnsanlardan kimi, Allâh hakkında bilmeden CEDELLEŞİR ve her kaba (şarlatan) şeytâna uyar. Ve minen nasi mey yucadilu fillahi bi ğayri ilmiv ve yettebiu kulle şeytanim merîd. 22/3
• Biz rasulleri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler, hakkı bâtılla gidermek için mücâdele ediyorlar. (Onlar), âyetlerimle ve uyarıldıkları şeylerle alay ettiler.
Ve ma nursilul murseline illa mubeşşirine ve munzirin, ve yucadilullezine keferu bil batili li yudhidu bihil hakka vettehazu ayati ve ma unziru huzuva. 18/56
Bununla birlikte tartışma yapılma durumunda kalınır ya da bu hale düşünürse, HAK YOLDA VE #GÜZELLİKLE ve usul ve esasına uyarak hakkı bulmak için yapılan CEDELLEŞMEYİ ise ONAMAKTADIR. Örneğin Kitap der yaklaşık meallerde:
• Allâh, kocası hakkında seninle tartışan ve Allâh'a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allâh, ikinizin birbirinizle konuşmanızı işitir. Çünkü Allâh işitendir, görendir Kad semi'allahu kavlelleti tucadiluke fi zevciha ve teşteki ilellahi vallahu yesme'u tehavurekuma, innallahe semium basîr. 58/1
• Hikmetle ve güzel vaazla Rabbinin yoluna çağır ve onlarla en güzel biçimde cedelleş tartış. Kuşkusuz Rabbin, işte yolundan sapanları en iyi bilen O'dur ve O, yola gelenleri de en iyi bilendir. Ud'u ila sebili rabbike bil hikmeti vel mev'izatil haseneti ve cadilhum billeti hiye ahsen, inne rabbeke huve a'lemu bi men dalle an sebilihi ve huve a'lemu bil muhtedîn. 16/125
• Kitâp ehliyle, -haksızlık edenleri dışında- en güzel tarzda tartışın ve deyin ki: "Bize indirilene de size indirilene de inandık. Tanrımız ve tanrınız birdir, biz de O'na teslim olanlarız." Ve la tucadilu ehlel kitabi illa billeti hiye AHSEN, illellezine zalemu minhum ve kulu amenna billezi unzile ileyna ve unzile ileykum ve ilahuna ve ilahukum vahiduv ve nahnu lehu muslimûn. 29/46
Bu nedenle DELİL, SULTAN vb kanıtlar sunarak konunun, ZİKRE en mükemmele ulaşmasına KATKI verme ve kibirden, galip gelmeden iblisin ayartısından vb tüm çirkinliklerden uzak durmayı da barındıran #FİKİRMÜZAKERE etme ZİKRE ulaşma çalışması AHSEN OLANDIR. Fikir müzakere edelim demek yaygınlaştırılmalıdır.
BİLGİ GÜÇTÜR
#BİLGİ olmadan GERÇEĞE ahsen FİKRE ve REFAHA ulaşılamaz
Bu bağlamda, Yaratılmış Kainat Kitabındaki insan, toplum, canlılar cansızlar, eşya, olay ve olgulardan oluşan kevni yaratılan ayetler veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki yazılı ayetlerin anlattığı doğru manalar, kanunlar ilkeler KURAN'dır ve her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR.
#KURAN, bu amaçla en mükemmel REHBER, HEDİYE VE HİDAYET kaynağıdır.
İnsana:
· yaratılmış KAİNAT kitabındaki, insan, toplum, eşya, olay ve olguları
· ya da yazılı kitap mushaf Kuranı Kerimdeki #ayetleri,
· aklı, kalbi ve zihni olarak her türlü AYARTILARDAN uzaklaşarak, tüm benliğiyle DOĞRULARA teslim olmak amacıyla
· #ikra-karea, #tilavet #zikr #mekes, #tertil, #ders, #hamil/amil #hatm, #hıfz #vaaz #semia-dinleme #ittiba, #itaat, #secde, #beyan, beliğ-#tebliğ, #inzar vb üzere OKUMAYI;
· zihni tüm melekelerini gereğince kullanarak #akletmek, #düşünmek, #sorgulamak, #tedebbür #tezekkür #fehm, #fıkh, #idrak, #şuur, kalb, vicdan, lubb, fuad, sadr, nuha, va'y, hicr, #te’vîl, #tefsir vb üzere DÜŞÜNME çalışmalarını yapmak suretiyle,
· anlamını, satır aralarını, arka planını, temel ilkelerini, anlatmak istediklerini, DOĞRU MANALARI, EVRENSEL İLKELERİ gereğince ANLAYIP
· yani kitaplardan #KURANA en mükemmel zirve evrensel manaya #ZİKRE ulaşıp
· içselleştirip hayatını buna göre yapılandırarak tedbir almak, değişmek, #yaşamak, hayatta #örnek olup #anlatmak ve tebliğ etmeyi, sağlarken
Ve böylece bireysel ve toplumsal olarak ARINIP YÜCELMEYİ gerçekleştirir.
YİNE, KURAN MÜKEMMEL BİR #ELEŞTİRİ KİTABIDIR.
İnsana, insanı her türlü örnekle anlatırken, zaaflarını, hatalarını, olumsuz yönlerini nedenlerini ortaya koyar ve ahsen değişim için olması gerekenlerle birlikte çözümler de sunar.
Kimsenin hatırını gözetmeden yapıla gelen insan ve toplumların her tür kötülüklerini, hatalarını eleştirip ARINDIRIR.
OLUMSUZLUĞUN nedenlerini anlatır, çözümler sunar. Rehber ve NUR olur.
Hatta, RASULLER üzerinden onların da BEŞER tarafı ortaya konularak eleştiriye tabi tutulur. Kimlerince #Zelle diye de anılan davranışları eleştirilir.
Bu örneklikler üzerinden insanlığın yapageldiği ve yapma eğilimi gösterdiği halleri ortaya konulup hataya düşmeden uyarılıp arınmaları da sağlanır.
Örneğin #Kitap der yaklaşık meallerde:
• Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mümin olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?10/99.
• Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi (yapabilirsen) yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mu'cize getiresin! Allâh, dileseydi, elbette onları hidâyet üzerinde toplardı, o halde CÂHILLERDEN olma! Ve in kane kebura aleyke i'raduhum fe inisteta'te en tebteğiye nefekan fil ardi ev sullemen fis semai fe te'tiyehum bi ayeh, ve lev şaellahu le cemeahum alel huda fe la tekunenne minel CAHILÎN. 6/35.
• Ey Muhammed! Mümin olmuyorlar diye âdeta kendini helak edeceksin! 26/3.
• Yeryüzünde ağır bas(ıp küfrün belini iyice kır)ıncaya kadar hiçbir peygambere esirler sâhibi olmak yakışmaz. Siz, geçici dünyâ malını istiyorsunuz, Allâh ise (sizin için) âhireti istiyor. Allâh dâimâ üstün, hüküm ve hikmet sâhibidirMa kane li #NEBIYYIN ey yekune lehu esra hatta yushine fil ard, turidune aradad dunya vallahu yuridul ahirah, vallahu azizun hakîm. 8/67
Bu arada, tüm insanlığın da yapageldiği ve yapmaları muhtemel helleri ortaya konularak nedenleri ve çözümleri sunularak arı dru kalıp ya da arınarak her dünyada cenneti yaşamaları öğütlenir.
Örneğin Kitap der yaklaşık meallerde:
• Ey inananlar, Allâh için adâletle şâhidlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, SIZI ADÂLETTEN SAPTIRMASIN. Âdil davranın, takvâya yakışan budur. Allah'tan korkun, kuşkusuz Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır. Ya eyyuhellezine amenu kunu kavvamine lillahi şuhedae bil kist, ve la yecrimennekum şeneanu kavmin ala ella ta'dilu, i'dilu, huve akrabu lit takva, vettekullah, innellahe habirum bi ma ta'melûn. 5/8
• Siz Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuzE te'murunen nase bil birri ve tensevne enfusekum ve entum tetlunel kitab, e fe la ta'kilûn2/44
• Kitabın tümü bu bağlamda örnek ve rehberdir.
İNSAN, alakası, emeği, samimiyeti, ihlas ve gayreti, çalışması, bu ilkelere verdiği ÖNEM VE ÖNCELİĞİ ölçüsünde AYETLERİN ANLATTIĞI doğru manalara, evrensel ilkelere ulaşmakta bilgilenmekte ve YAŞAMA YAZDIĞI nispette de ahlaklanmakta, gelişmekte, müreffeh olup yücelmekte ve her alemde de cenneti yaşamaktadır.
İnsan, hatalarını anladıkça, arındıkça, hak doğru ve güzel olana yöneldikçe de yücelmeye devam etmektedir.
Bu nedenle, #BİLGE İNSANLAR, akıllı YÖNETİMLER her daim övenlerden daha çok, eleştirenleri yanında tutanlardır.
GÖNÜL İNSANLARI övgülere değil, eleştirilere, katkılara daha çok değer verenlerdir.
Her nedenle de, KURAN her insan, toplum ve tüm sistemler KURANI İLKELERİNİ baştacı YAPMAKLA her dünyada cenneti yaşayabilir.
Elbette, #okumak, sadece yazılı kitap Kuranı Kerimi değil, Yazılı Ayetlerin yanı sıra Yaratılan Kainat Kitabını, insan, toplum, diğer canlılar cansızları, eşyayı, olay ve olguları da okuyup, araştırıp incelemek, anlattığı manalara, ilkelere, kanunlara ulaşmak,
o kanunları yani KURANI dikkate alarak insan ve toplumların kendini tanıyarak olumsuz hallerinden uzaklaşıp olması gerekene yönelerek yücelmesini sağlamaktır.
Nitekim, sözde #İslamülkeleri, bu OKUMALARI İHMAL ettikleri günden beri cehaletin, geri kalmışlığın cenderesinde #kıvranmakta, bu kitapları okuyanların doğru manalara, ilkelere, kanunlara ulaşanların bunu yaşama taşıyanların gerisinde NAL TOPLAMAKTA ve o cehaletin cenderesinde kıvranmaktadır.
Kendini bilen, Alemin manasına eren, eleştirilere önem veren RABBİLALEMİNİ, KURANI, vicdanın sesini, evrensel ilkeleri, yaşamda REHBER ÖLÇÜ İLKE HOCA MEHDİ NUR edinip ÖNEM ve ÖNCELİK vererek, kendini hesaba çekip hatalarını anlayıp arınıp hak doğru ve güzel olana yönelip Rabbin Rızasına varanlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle
13 Ekim 2014 – 6 Nisan 2021



Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı