15 Şubat 2016 Pazartesi

BEYİN FIRTINASI DÜŞÜNCE ÇÜMBÜŞÜ

BEYİN FIRTINASI DÜŞÜNCE ÇÜMBÜŞÜ
İnsanı insan yapan düşünce, inanç, kabullenim ve yargıları ile EYLEMLERİDİR.
İnsanlık fikirlerle, düşünce ve ifade özgürlüğüyle #gelişebilir. En doğruya ulaşabilir.
Özgürlük, insanlık için elzemdir ve bu nedenle de vazgeçilmezidir. Aksi halde deneme, gelişim ve sorumluluk ta olmazdı. 17/13, 76/3, 64/2, 18/29, 10/40, 41/46, 45/15, 17/15, 2/286, 91/7-10; 92/4-11; 95/4-6; 2/256, 10/99, 26/3-5; 88/21, 22; 36/17, 42/48, 81/27, 28; 13/11, 8/53 vb.
Düşünceler ve değişim, ancak özgürlük atmosferinde ve o işin usul ve esasına, edep ve adabına en uygun imkan ve şartlar sağlandığında gelişir.
Düşünmek, üretmek, bunları paylaşmak erdemdir. Farklı, aykırı düşünceler zenginliktir. Sorgulamak gerçeğe açılan kapılardır. Eleştiri düşünceleri güzelleştiren bahçıvanlardır. Bu ve benzeri yaklaşımlar, düşünceleri geliştiren yoldaşlardır.
Fikirler paylaşıldıkça, üzerinde #MÜZAKERE YAPILIP tartışıldıkça, farklı fikirlerle budanarak daha da anlamlı ve değerli olur.
Zira, “Barika-i HAKİKAT Müsademe-i EFKARDAN Çıkar” Namık Kemal Lugat-ı Naci
“Soru sormak düşüncenin zekâtıdır.” der Heidegger. Aliya İzzetbegoviç de: “Elimde olsa bütün İslâm ülkelerinde ortaokullardan başlamak üzere sorgulayıcı mantık dersi koyardım”.
Zira, "Eleştirinin olmadığı yerde putçuluk başlar" Dr. Ali Şeriati. "Tenkit, yüksek bir medeniyetin işaretidir." J.S. Phillimore.
Kritik ve analitik düşünmeyen toplumlar bilim üretemezler. Eleştirel güce, bilince sahip bir ufkumuz ve dilimiz yok. Eleştiri kültürü ölüyor, farklı düşünceler köreliyor A.Müftüoğlu,” diye feryat etmektedir.
Bu nedenle, modern çağın tüm KÖLELİKLERİNDEN kurtulmanın tek ve yeğane yolu olan ARAŞTIRMAK, DÜŞÜNMEK, SORGULAMAK vb zihni çabaların yapıldığı, özgürce her fikrin, düşüncenin, inancın iddia ve ispat etme, açıklanma ortamı bulduğu zeminler DEĞİŞİMİN başlangıcıdır.
Dertlendiğiniz her şey çözümün de habercisidir. İhtiyaçlar teknolojinin, fikirler de medeniyetin hocasıdır.
Bu bağlamda, #OrtakAklın oluşmasında, daha iyi ve daha doğru anlamada, bu yolda damgasını vuran başta, RASULLER olmak üzere düşünürlerden kısaca HER ÇİÇEKTEN, özünü almalıdır.
Araştırmak, irdelemek, sorgulamak, düşünmek vb ZİHNİ ÇALIŞMALARI yapmak için BİLGİ olması ve bunların BEYİN FIRTINASI çalışmalarında ortama, insanlığa sunulması elzemdir.
BİLGİ GÜÇTÜR #BİLGİ olmadan GERÇEĞE ahsen FİKRE ve REFAHA ulaşılamaz
Bilgi, insanlıkla özdeş olup tüm insanlığın her dönemde üzerine ekleyerek geliştirip zenginleştirdiği paha biçilmez birikimidir.
“Düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır, der #Platon.” Yine, “Düşünmek haddizatında bir olumsuzlama, kendine dayatılana direnmedir, der #Adorno”. Atasoy #Müftüoğlu da, “Düşünmeye cesaret edemeyenler kendi iradelerinden vazgeçer” diyerek uyarır.
Evet, araştırmak #DÜŞÜNMEK, tüm AKINTILARA karşı, SABIRLA daha iyisine ulaşıncaya kadar direnmek demektir. Bu bilginin de #bilgeliğin de yoludur.
İnsanlığın düşünce birikiminden yararlanmadan ahsen fikirler üretilemez.
Bu nedenle, farklı fikirlerin varlığı, sorgulamayı, karşılaştırmayı, #muhakeme etmeyi tetikler, gerçeğe ulaşmanın yollarını açar. "Eleştiriler de fikirleri güzelleştirmeye çalışan bahçıvanlardır."
Gerçeği bulmak için engin deryalara açılmaktan dalmaktan muhalif ya da farklı fikirleri dinlemekten anlamaktan asla vazgeçilemez.

#Eleştiriler fikirleri güzelleştirmeye çalışan bahçıvanlardır.
Eleştirmek zor bir iştir. Her şeyden önce konuyla ilgili yeterli bilgiye sahip olmayı gerektirmektedir. Zira, daha güzel olması için size öneriler, yeni fikirler sunmak vardır. Bu nedenle, eleştiri güzelleştirmektir.
Ayrıca, eleştiri de, güzel yanları kadar, olumsuzlukları da ortaya koyup, daha güzel olması için öneriler sunmanın yanı sıra farkında olsun ya da olmasın eleştirenden size akan bir emek, bilgi ve sevgi vardır.
Eleştiriler, ÖVGÜYÜ de YERGİYİ de gereğince içinde barındırarak, fikirleri güzelleştirmeye çalışan bahçıvanlardır.

DİĞER YANDAN, #MuhalifFikirler, eleştirisel bakışlar, hak, doğru ve güzel olana, mükemmele ulaşmada vazgeçilmez desteklerdir. Bundan yararlanmak, erdemdir, yüceliktir. İnsanı, yöneteni, idareciyi ve toplumları da her daim bahtiyar, mutlu ve müreffeh yapar.
Aksi hal ise, bir ayağı olmadan yürümeye, yarış yapmaya ya da at gözlüğüyle bakmaya benzer ki, her durumda herkesi en güzel sonuçtan mahrum edip, mutsuzluğa gark eder.
Elbette, hak doğru ve güzel olana aykırı hallerde, hanif durmak, gerektiğinde iyi niyetle, iyi yönde #İHTİLAF etmek, #YAPICI olmak, ayrılığı seçmek ve eleştirmek ahsendir.
Böylece GERÇEĞE de AHSEN fikre de ulaşılarak sağlam temellerde, ufuklar açılır, hayaller taban bulur, düşünceler zenginleşir ve madde mana da inavasyon çağının vazgeçilmez fikir üretenleri olunur.
**
#BUNA KARŞI
Bilgi olmadan fikir müzakereleri yapılamaz. Böyle durumlarda tartışma da olmaz.
#Önyargı, sorgulanmayan, her düşünce, inanç, kabullenim ve yargılar olup yargısız infazdır.
Önyargı nsan, toplum, varlıklar, düşünce, nesne vb herşeye karşı bilgi ve araştırmaya dayanmayan, ölçüsüz yaklaşımlar ve yargılarıdır.
Önyargı cehennemde yaşamaktır. Etrafına da alevli ateşi sıçratmaktır.
Einestain: "İnsanların önyargılarını parçalamak, bir atomu parçalamaktan daha zordur", der.

Cehalet, tüm KÖTÜLÜKLERİN kaynağıdır.
Cehalet, ilimden de edepten de AHLAKTAN da uzak kalmaktır.
Hele fikirler yerine şahsiyetler gündem yapıldı mı, o ortamdan HAKİKAT çıkmaz.
Cehalet, mesajın, fikrin düşüncenin üstesinden gelemeyince, mesajı getirenin, düşünenin üstesinden gelmeye çalışır. Karalar, damgalar, iftira atar, mecnun, deli, yalancı der, her yolu dener.
#Cehaletin olduğu yerde de durulmaz.
Üstelik, kişi ve olaylarla uğraşmak, insana hiçbir şey katmadığı gibi, çok şeyleri de alıp götürür. Zira, fikirler yerine şahsiyetler yarıştırılıp, çarpıştırılınca tarafgirlik körlüğüyle, hakikat değil, dostluk, insanlık dahi bırakmaz.
Bu nedenle, ŞAHSİYETLERİN yarıştırılmasından çarpıştırılmasına, hatta hatadan beridir anlayışına kadar vb haller GÜNDEM dahi olmamalıdır. Bunun yapılmasına da kim olursa olsun, asla prim verilmemelidir.
“Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur.” #HymanRickover
“Geri zekalı insanlar; insanları, orta zekalı insanlar; olayları, ileri zekalı insanlar; fikirleri konuşur." Muhsin Mülayim
"Büyük beyinler fikirleri tartışır, orta halliler olayları, küçük beyinler ise insanları. -Eleanor Roosevelt
Cahille TARTIŞMAYI sürdürmek de CEHALETTİR.
Cahillerle tartışırken bilgeler bile cehalete kapılır der #Goethe”.
CAHİL ile tartışırken söyleyeceğin her sözcük ATEŞE ATILMIŞ BİRER ODUNDUR aslında. #Tolstoy. Cahil insanlar davul gibidir. Sesi çok çıkar ama içi boştur" #SadiŞirazi

Elbette
HERKES kendine yakışanı yapar. Testinin dışına bile içindekiler sızar. İnsan #yediğinden ikram eder. Herkes kendinde, ahlakında, yanında, heybesinde, dünyasında olanı söyler. Üslubu beyan aynıyla insandır. Söz söyleyenin ahlakını yansıtır. Sözler sahibinindir. Üslup da esas kadar önemlidir. İnsanı en iyi anlatan lisanı halidir.
Sui ZANLAR, muhatabın değil, ONU YAPANIN değersizliğini, #çukurluğunu gösterir.

BÖYLE DURUMLARDA
Kitap der, yaklaşık meallerde;
· 25/63 Rahmân'ınkulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde mütevâzi olarak yürürler, CAHİLLER kendilerine laf atarsa "Selâm" -benden kimseye zarar gelmez- derler.
Veibadur rahmanillezine yemşune alel erdi hevnev ve iza hatabehumul CAHİLunekalu selama.
· 28/55 Boş söz işittikleri zaman ondan YÜZÇEVİRİRLER ve: "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. SİZE SELÂM OLSUN biz CAHİLLERİ cehaleti aramıyoruz istemeyiz" derler.
Veiza semiullağve a'radu anhu ve kalu lena a'maluna ve lekum a'malukum, selamunaleykum la nebteğil CAHİLîn.
· 7/199 Affı al, iyiliği emret, CÂHİLLERE ALDIRIŞ ETME.
Huzil afve ve'mur bil urfive a'rid anil CAHİLîn.
Allahın Rasulü de, cehaletin azgınlık olduğu gerçeğiyle, “Biri ona karşı bir cahillik ederse oruçlu olduğunu söylesin” (İbn Mâce, “Sıyâm”, 21) der.
Edebim el vermez edepsizlik edene. Susmak en güzel cevap, edebi elden gidene. der #YunusEmre

ELBETTE,
#Hakikatler güneş gibidir. Üflemekle sönmez. Çamur atmakla kararmaz. Gözünü kapamakla gece olmaz. Sadece kendine yalancı gece yapar. O ölçüde de her alemde acı bedeller öder.
OLGUN insan öğrenip, ÖRNEK olup AHSENLEŞMEYİ CAHİL ise #İNAT etmeyi SEÇENDİR
Kişi ve olaylarla uğraşmak değil, İLKELERLE, FİKİRLERLE VE HAKİKATLE uğraşmak, konuşmak erdemdir, fazilettir.
İlkeler ve fikirler üzerinde konuşmak insana ve insanlığa yepyeni ufuklar açar. Yaşama değerler katar.

şünceler, baskı ve zulümle yok edilemez. Tarih boyunca yapılan baskı ve zulümlerle düşünceler yok edilememiştir. Edilemez de.

şünceleri galebe çalmanın yolu ancak daha ahsen bir düşünceyle ve delile dayalı ikna eden düşünceyle gerçekleşebilir.


HER NEDENLE
#Kitap der yaklaşık meallerde:
• Onlar ki, #KAVLİ sözü görüşü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allâh'ın kendilerini #hidayet verdiği kimselerdir ve onlar #ULULELBABTIR sağduyu sâhipleridir. Ellezine yestemiunel kavle feyettebiune ahseneh, ulaikellezine hedahumullahu ve ulaike hum ulul elbâb. 39/18
• Kullarıma söyle, en güzel AHSEN olanı söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır. Ve kul li ibadi YEKULULLETİ HİYE AHSEN, inneş şeytane yenzeğu beynehum, inneş şeytane kane lil insani aduvvem mubîna17/53 ve benzeri ayetler 33/70, 4/9, 4/63, 4/5, 17/23 33/32, 17/28, 73/5, 86/13, 22/24, 6/112, 6/152, 33/70, 4/9, 20/44, 49/2, 6/112, 4/148.
Her ne olursa olsun, HER işin usul ve esasına edep ve adabına uygun en mükemmel olacak şekilde yapılması insane yakışandır. Müslim olana ise farz olandır.
GÜZEL AZİM AHLAK üzere olup cehaletten cahillerden uzak durup İLME BİLGİYE her daim değer verip, farklı görüşleri de dinleyip araştırıp sorgulayarak, ölçüye ilkeye vurup AHSEN OLANA tabi olanlardan, sözleriyle yaşantısıyla uyumlu olup yaşayan KURAN yolunda, sevgiyle, muhabbetullahla yaşamını taçlandıranlardan ve böylece Rızayı İlahiye varanlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle
8 Ocak 2016 -24 Nisan 2021




14 Şubat 2016 Pazar

ALLAH VE RASULÜYLE HARB yapmakta mısınız? Emin misiniz?



Allâh ve Rasuluyle HARB kavramı Kitapta, üç yerde geçmektedir.
1.     Maide suresindeki ayette, “Allâh ve Rasulüyle HARB EDENLERİN ve yeryüzünde bozgunculuk yapmağa çalışanların cezası…..” der ve verilecek cezalar sayılmaktadır. İnnema cezaullezine yuharibunellahe ve rasulehu ve yes'avne fil ardi fesaden ey yukattelu ev yusallebu ev tukattaa eydihim ve erculuhum min hilafin ev yunfev minel ard, zalike lehum hizyun fid dünya ve lehum fil ahirati azabun azîm” 5/33
2.    Diğerinde, “Eğer böyle yapmazsanız, Allâh ve Resulüyle HARBE girdiğinizi bilin. Tevbe ederseniz, ana malınız sizindir. Ne haksızlık edersiniz, ne de haksızlığa uğratılırsınız Fe il lem tef'alu fe'zenu bi harbim minallahi ve rasulih, ve in tubtum fe lekum ruusu emvalikum, la tazlimune ve la tuzlemûn. 2/279
3.    Yine, başka bir ayette de Allâh ve Resulüyle HARBE girmiş olanları irsadel/rasad edenlerden bahsedilmektedir. “…ve irsadel li men harebellahe ve rasulehu min kabl…”9/107
Harb edenler kimdir? Ya da kim, ne yaparsa HARB edenlerden olmaktadır? Bu sorunun cevabı yukarda da yer alan ve “ böyle yapmazsanız” diyen 2/279 dan önceki ayetler birlikte ele alındığında görülmektedir, yaklaşık meallerde şöyle ki:
·      Allâh, RİBÂYI mahveder, sadakaları yuRBİS/yapar. Allâh, hiçbir günâhkâr nankörü sevmez. Yemhakullahur RİBA ve YURBİS sadekat, vallahu la yuhibbu kulle keffarin esîm. 2/276
·        Onlar ki, amenu ve amilus salihati yaptılar, ekamus salate ve atevuz zekate; işte onların ödülleri, Rableri yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir İnnellezine amenu ve amilus salihati ve ekamus salate ve atevuz zekate lehum ecruhum inde rabbihim, ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn.2/277
·      Allah’a karşı takva sahibi olun. Eğer mü’minlerseniz, RİBADAN ARTA KALANI BIRAKIN Ya eyyuhellezine amenuttekullahe VEZERU MA BEKİYE miner riba in kuntum mu'minîn. 2/278
·      Eğer böyle yapmazsanız, Allâh ve Resulüyle HARBE girdiğinizi bilin. Tevbe ederseniz, ana malınız sizindir. Ne zulüm edersiniz, ne de zulme uğratılırsınız Fe il lem tef'alu fe'zenu bi harbim minallahi ve rasulih ve in tubtum fe lekum ruusu emvalikum, la tazlimune ve la tuzlemûn. 2/279
Bu ayetlere göre; Allâh ve Resulüyle HARBE girmek istemiyorsanız, RİBA neyse! Allâh ve Resuliyle HARBE girmek kadar vahim bir durum ve haldir ki, ondan uzak durulmalıdır! Aksi halde bu harbin tarafı olunmaktadır.
Önemine ve üzerindeki yoğun tartışma ve farklı açılımlara binaen, ayrı bir paylaşımda irdelenmesi düşünülen ve bilinen faiz karşılığından daha öte olan RİBA dan öncelikle uzak durmak için:
·      Her varlığın hak ve hukukunu gözetmeli,
·      Hiçbir nedenle, insanların, acizliğinden, bilgisizliğinden, zayıflığından, çaresizliğinden yararlanıp, ikna dahil, her ne şekilde olursa olsun aldatmamalı,
·      Kimsenin sırtına binerek veya zarar vererek, haksız yollarla, hak etmeden menfaat elde etmekten kaçınmalıdır.
Bu nedenle, Yaratılan Kainat Kitabı ve Yazılı kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı evrensel ilkelere uyup, amenu ve amilussalihatı yapan ve ahsen olan her işin usul ve esasına, edep ve adabına uygun, en mükemmel olması için özen gösteren, RİBA’dan, haksız her yol ve menfaatten uzak yaşayıp, her durumda, her halde bu ahlaktan da asla ayrılmayan böylece Allah ve Resulüyle harbe girmekten beri olup Rabbilalemine, ilkelerine önem ve öncelik gösterenlerden olma dileğiyle,
Muhabbetle


12 Şubat 2016 Cuma

HIRSIZIN elini kesin koparın değil, bu GÜCÜNÜ ETKİSİZLEŞTİRİN



Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap yani Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istedikleri yani evrensel ilkeler, kanunlar, kurallar, insanlığa bahşedilmiş birer ikramdır.
KURANI KERİMDE hiç bir anlatı tarih değildir. Tarihsel anlatının ötesinde evrensel manalar taşır.Bu EVRENSEL DEĞERLERİ bulup güncele aktardığı, yaşama geçirdiği ölçüde her alemi cennet yapmaktadır. Zira, KURAN, her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR.
EL KESMEYLE ilgili yaklaşık mealler der: Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına KARŞILIK Allah'tan bir cezâ olarak ELLERİNİ KESİN! Allâh dâimâ üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir. 5/38
OYSA KİTAP der: Ves sariku ves sarikatu FAKTAU EYDİYEHUMA cezaem bima keseba NEKALEM minellah, vallahu azizun hakîm. 5/38
Bu nedenle, sözkonusu kelimelerin Kitaptaki tüm kullanımları dikkate alındığında, anlatılmak istenen mana ise, HIRSIZIN ELİNİ DEĞİL, GÜCÜNÜ ETKİSİZLEŞTİRİN anlamındadır.
Nitekim bir sonraki ayette, tevbe etme imkanından bahsederek, bunu desteklemektedir. “Kim yaptığı zulümden sonra tevbe eder, islah olursa, şüphesiz Allâh, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allâh bağışlayan, acıyandır. Fe men tabe mim ba'di zulmihi ve asleha fe innellahe yetubu aleyh, innellahe ğafurur rahîm. 5/39”
Yine, el kesme şeklindeki yorumların geçersizliği şöyle de ortaya çıkmaktadır. Eli olmayan veya eli kesilen kişi tekrar hırsızlık yaptığında hangi eli kesilecektir. O zaman bu ayet yok mu sayılacaktır.
Diğer yandan, el kesme anlayışı; Yusuf Suresinde geçen ve ilgili ayetlerde “Hırsızlık malı kimin uhdesinde çıkarsa onun alıkonması uygulaması” yla çelişmekte ve bağdaşmamaktadır. 12/73- 12/79
Zira, fiziki elini kesmek, koparmak vb anlayışlar, yaklaşımlar; öldürmeyi değil, yaşatmayı barışı, esenliği, tevbeyi, arınarak yücelmeyi, denemeyi esas alan Kitaptaki tüm evrensel ilkelerle de çelişmektedir.
Öte yandan SERAKA kelimesinin geçtiği diğer ayetler incelendiğinde; bir şeyler çalmanın ötesinde, insanın DÜŞÜNMEDEN AKLETMEDEN, sonradan PİŞMAN OLABİLECEĞİ HER HALİ de içine aldığı anlaşılmaktadır. 12/77, 5/39. Zira, bir sonraki ayette de pişman olup, TEVBE EDERSE diye düzenleme yer almaktadır 5/39. Yaptıysa da, düşünmeden yapmış olacağını vurgulayan açılımlar bulunmaktadır 12/77.
Yazılı Kitap Kuranı Kerimde kullanılan her kelime ve kavrama ve bu kavramların türevlerine dahi Rabbimizin ne anlam yüklediği, ataların öğretilerinden veya bildiğimiz hatta değişerek gelen sözcük bilgilerinden ÖNEMLİ VE ÖNCELİKLİ dir. Bu konuda en önemli ayraç ise, Rabbinin KELİMESİ hem DOĞRULUK, hem de ADÂLET bakımından tamamlanmıştır. O'nun KELİMELERİ değiştirilmez. O, işitendir, bilendir.” 6/115 ayetidir.
BU AYETTE GEÇEN KELİMELERE GELİNCE:
Yed, sözlüğe bakıp, el derseniz bu mana Allah için de hırsız içinde, başka nerede geçiyorsa orada da geçerli olmalıdır. Tüm kullanımları dikkate alındığında YEDile anlatılmak istenen mananın GÜÇ anlamına geldiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle Allah’ın eli değil, gücü, 48/10, 3/73, 57/29, 5/64, 3/26, 23/88, 36/83, 67/1, 38/75 vb hırsızın eli değil, gücü; Lehebin eli değil gücü 111/1 , 2 vb olarak düşünülmektedir.
Bu ayetteki EYDİYEHUMA kelimesi dahi bunun el olamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Şöyle ki: yed: bir; yeda: iki; eydiye: (üç ve daha fazla ) eller manasına gelir ki, bir insanda üç el olamayacağına göre fiziki el değil, gücü anlamı öne çıkmaktadır. Bu nedenle, o ikisinin anlamına gelen huma ile birleşince eydiye-huma: o ikisinin, elleri değil, gücü anlamına geldiği görülmektedir.
FAKTAU, katale, KaTaA, KaTTaA vb türev kullanımıyla birlikte geçtiği 36 yerde incelendiğinde, kesmekten öte, etkisizleştirmek anlamında kullanıldığı anlaşılmaktadır.
NEKAL, türevleriyle birlikte 5 ayette geçmekte olup, hatasını anlama, ibret alma anlamına gelmektedir.
GurkanEngin tarafından düzenlenen ve paylaşılan aşağıdaki videoda da bu ayette geçen kelimeleri irdeleyen ve elini değil gücünü etkisiz kılmak gerektiği yolundaki bu sunum da incelenebilir. https://www.youtube.com/watch?v=2Pg_BCCgmBs
Tüm bunlar dikkate alındığında sözkonusu AYETEN, “bir şeyler çalmanın da ötesinde, insanın DÜŞÜNMEDEN AKLETMEDEN ya da sonradan PİŞMAN OLABİLECEĞİ HER HALİ işlediğinde, hatasını anlaması, ibret alıp değişmesi için Allahtan bir karşılık olarak bunu yapanların bu GÜÇLERİNİN etkisizleştirilip önü alınmalıdır.” anlamına ulaşılmaktadır
Böyle toplumsal boyut ve çeşitli sonuçları olabilecek El kesme uygulamasına ve kimin, ne zaman, nasıl, nerede, ne şekilde keseceği, sonrası nasıl tıbbı mudahale yapılacağı, yaşayacağı ilk dönem ve sonrası ve benzeri kayıtlarda rastlanmaması veya birkaç rivayetin olması da dikkat çekici olup, düşündürücüdür.
ESASEN, İnsanın var ediliş amacı olan deneme tekamül ve ahsenu amelden yana olması için de, hırsızlık yapan yaklaşımını, düşüncelerini düzeltmek, hırsızlığa neden olan yapısını, ortamı, şartları ıslah etmek, buna fırsat veren durumları ortadan kaldırmak, arınarak yücelmesine imkanlar sunmak öncelikli ve önemlidir.
BİLİNMELİDİR Kİ:
HAYAT, insanın HAMKEN, yanma, pişme ve olma süreçidir. Diğer bir ifadeyle, her şartta, daha güzel iş ahsenu ameller yapılması için var edilen alandır. 11/7, 18/7, 67/2 vb. İnsan, bu hayatta, yaptığı hataları anlayıp, tevbe edip arınıp, olgunlaştıkça Güzel İNSAN olabilmektir.
Yaratılan Kainat kitabındaki ya da yazılmış kitap Kuranı Kerimdeki ilkelerde bunun için var edilmiştir.
Bu nedenle, insanın daha ahsen olabilmesi için bu KİTAPLARDAKİ ayetlerin anlattığı evrensel ilkeler dikkate alınarak, insanın var ediliş amacına uygun yaşamı gerçekleştirilmesi için gereken en uygun düzenlemeleri yapmak, sistemi oluşturmak, ortamı hazırlamak da insanlığın vazgeçilmezidir.
Tüm suç ve ceza öğreti ve düşüncelerini sıksanız ortaya şu cümle fışkırır: CEZALARIN AMACI, ÖNCELİKLE İSLAHTIR ve İNSANLIĞIN DAHA AHSEN OLMASINI SAĞLAMAKTIR.
İnsanın DÜŞÜNMEDEN AKLETMEDEN ya da sonradan PİŞMAN OLABİLECEĞİ HER HALİ işlediğinde, hatasını anlaması, ibret alıp değişmesi için kendini ıslah eden veya bu yolda ıslah olması için yapılanların kıymetini bilip, bu GÜÇLERİNİ etkisizleştirilip, önünü alan, ve daha ahsen yapmaya, olmaya, oldurmaya çalışanlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle


10 Şubat 2016 Çarşamba

YEDULLAHİ eli mi yoksa, ALLÂH'IN GÜCÜ mü?


Okuma
Kitap der, yaklaşık meallerde:
Sana bi'at edenler gerçekte Allah'a bi'at etmektedirler. ALLÂH'IN ELİ, ONLARIN ELLERİNİN ÜZERİNDEDİR. Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmuş olur. Ve kim Allah'a verdiği sözü tutarsa Allâh ona büyük bir mükâfât verecektir. İnnellezine yubayiuneke innema yubayiunellah, YEDULLAHİ FEVKA EYDİHİM, fe men nekese fe innema yenkusu ala nefsih, ve men evfa bi ma ahede aleyhullahe fe se yu'tihi ecran azîma. 48/10,.
Buna benzer diğer ayetler de, 3/73, 57/29, 5/64, 3/26, 23/88, 36/83, 67/1, 38/75 vb bulunmaktadır.
Bu ve benzeri ayetlerde #YEDHULLAHİ ile anlatılmak istenen MANA ise, #eli değil, #Allah’ınGücü dür.
Yazılı Kitap Kuranı Kerimde kullanılan her kelime ve kavrama ve bu kavramların türevlerine dahi Rabbimizin ne #anlam yüklediği, ataların öğretilerinden veya bildiğimiz hatta değişerek gelen sözcük bilgilerinden ÖNEMLİ VE ÖNCELİKLİ dir.
Bu nedenle, yazılı olandan öte anlatılmak istenen #MANA önemlidir.
Bu ikrama ulaşmanın yolu da, vicdanının sesine, yaratılan Kainat Kitabının veya yazılı kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istediklerine uymakla, insanın var ediliş amacı olan ahsenu amelden 11/7, 18/7, 67/2 yana olmakla; halifeliğin gereğini 2/30, 6/165, 10/14, 27/62, 35/39, 38/26 vb; kulluğu, arzu ve istekle, gönülden yapmakla 51/56; gerçekleşmektedir.
Bu yaratılış amacına uygun tercihler yapmak, aynı zamanda #ENSARULLAH, yani Allahe yardımcılar olmanın da yoludur.3/52, 47/7, 61/14.
Bilinmelidir ki, "...Allâhe yardım edene elbette yardım eder. Kuşkusuz Allâh, kuvvetlidir, gâlibdir. /...ve le yensurannellahu mey yensuruh, innellahe le kaviyyun azîz 22/40 vb.
Ey inananlar, eğer siz Allahe yardım ederseniz size yardım eder; ayaklarınızı sağlam tutar./Ya eyyuhellezine amenu inTENSURULLAHE yensurkum ve yusebbit akdamekum 47/7 vb.
Zira, İnsan, yaratılan Kainat Kitabının veya yazılı kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istediklerine, yani Rabbilalemine, evrensel ilkelere uyumlaştığı, bunları, yaşamında, soyal hayatta, alemde uyguladığı, #ahsenu ameller, hayır ve #FEDAKARLIK yaptığı ölçüde değerli olmakta ve Rahman'ın huzurunda da yerini bulmaktadır.
Her daim, var ediliş amacı olan ahsenu ameller 11/7, 18/7, 67/2 yaparak ENSARULLAH 3/52, 47/7, 61/14 olup, ALLÂH'IN gücünün, yardımının üzerinde olduğu kişilerin arasında bulunmak dileğiyle,
Muhabbetle,


Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı