9 Şubat 2016 Salı

ASHABUL UHDUD OLMA VE HENDEĞİN ASHABI TUZAĞINA DA DÜŞME

İnsanlık tarihi boyunca, güç ve iktidar sahipleri, sistemlerine, düzenlerine aykırı gördükleri her düşünceyi ve onu benimseyenleri susturmak, etkisiz kılmak amacıyla korkutma, tehdit, ambargo, işkence vb her tür zulme, baskıya, vahşete başvura gelmiştir.

 

Bu hal, dünyanın her yerinde her döneminde de  yolu yöntemi, zarfı, şekli değişse de çağının araçları kullanılarak sürdürülmektedir.

 

Bu evrensel hal, kitapta HANGİ ÜMMETE RASUL GELSE diyerek SONUÇLARI değişik ayetlerde vurgulanır

 

• Sonra biz, RASULLERİMİZİ ardı ardına gönderdik. Hangi ümmete RASUL geldiyse onlar onu yalanladılar, biz de onları birbiri ardınca devirdik ve hepsini birer İBRETLİK HADİSE yaptık. İnanmayan toplum uzak olsun. Summe erselna rusulena tetra, kullema cae ummeter rasuluha kezzebuhu fe etba'na ba'dahum ba'dav ve cealnahum EHADIS, fe bu'del li kavmil la yu'minûn. 23/44  

 

Yine Kitapta, #Buruc suresinde, yaklaşık meallerde, tefsirlerde, iman etmeleri nedeniyle Müminleri ateş dolu hendeğe atıp zevkle seyreden ve bu HAK yoldan vaz geçirmeye çalışan hendeğin ashabı ASHABULUHDUD hakkında anlatılar bulunmaktadır. 85/4-10.

 

Kim bunlar, tarihte yaşayıp geçip gitmiş midir? Ya da ASHABULUHDUD nedir, ne anlamalıyız?

 

Bilinmelidir ki; KURANI KERİMDE hiç bir anlatı tarih değildir. Tarihsel anlatının ötesinde de evrensel manalar taşır. Bu evrensel ilkeler, kanunlar, kurallar, insanlığa bahşedilmiş birer ikramdır.

 

ASHABULUHDUD da, her dönemde, her toplumda ve her halde herkes için de var olmaya devam edecektir. Etmektedir.

 

Bu nedenle,  #ASHABULUHDUD tarihsel anlatının ötesinde, iman edenlere tuzaklar kuran, onları sıratel mustekimden ayırmaya çalışan her çeşit UNSUR un yanı sıra;

her insanı ateşe, ateş çukuruna, cehenneme, her alemde azaba, mutsuzluğa sevk eden; tercihlere, ayartılara, kararlara, yaşam biçimine vesile ve sebep olan, aldatıp yanıltan her tür ETKENDİR

 

Kitap der yaklaşık meallerde:

• O ASHABULUHDUD #Hendeğin Ashabı öldürüldü. Kutile #ASHABULUHDUD. 85/4

• Yakıt doldurulup tutuşturulmuş ateş En nari zatilvekud. 85/5

• Onlar, o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı. İz hum 'aleyha ku'ud. 85/6

• Ve onlar, mü'minlere nefretle azap EDİP

yaptıklarını seyrediyorlardı. Ve hum 'ala ma yef'alune bilmu'minîne şuhud. 85/7

• İman edenlere rastladıkları zaman; "inandık," derler. Fakat şeytânlarıyla yalnız kaldıkları zaman; "Biz sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz," derler.Ve iza lekullezine amenu kalu amenna, ve iza halev ila şeyatînihim kalu inna meakum innema nahnu mustehziûn. 2/14

• (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Ve kezalike cealna li kulli nebiyyin aduvven şeyatînel insi vel cinni yuhi ba'duhum illa ba'din zuhrufel kavli şurura 6/112

• Kim Rahmân'ın zikrine karşı kör olursa ona bir şeytânı sardırırız; artık o, onun arkadaşı olur. Ve mey ya'?u an zikrir rahmani nukayyid lehu ?eytanen fe huve lehu karîn. 43/36

• O(şeyta)nlar onları yoldan çıkardıkları halde bunlar #doğruyolda olduklarını sanırlar. Ve innehum le yesuddunehum anis sebili ve yahsebune ennehum muhtedûn. 43/37

 

Yine, #Kitap der yaklaşık meallerde

#İBLİS,

· Rabbinin doğru yolunun/ siratel mustekîmin üstüne oturup 7/16,

· Önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokularak 7/17,

· Yaptıklarını süsleyerek 15/39, 6/112, 48/12, 47/14, 40/37, 35/8, 13/33, 10/12, 9/37, 6/122, 3/14, 2/212, 41/25, 16/63,

· Amelleri süslü gösterip, 6/43, 27/24, 29/38,

· Boş kuruntularla 4/119,

· Ayartılarıyla, 4/120, 7/20 ve 21 vb.

· AYARTIP, AZDIRIP, RABBİLALEMİNİN İLKELERİNİ ihlal ettirmektedir.15/39, 38/82.

 

Böylece, iblisin ayartısına uya uya, vicdanının sesini duyulmaz yapıp, iblisin askeri haline dönen, ŞEYTANLAŞAN İNSANLAR ile bunların DÜZENLERİ, SİSTEMLERİ de bu ASHABULUHDUD rolünü oynamaktadır. 6/112, 2/14, 43/36-39 vb.

 

Diğer taraftan, insanın, hayal ettiği, gördüğü, duyduğu, etkilendiği vb her şeyi ihtiyaç haline dönüştürüp, vazgeçilmez yapıp, boyundan büyük yüklerin altına girmesine, ayağını yorganın dışına çıkarmasına vesile ve sebep olan #reklamlar, #diziler, yaşam biçimleri, sevdiklerinin uçuk kaçık istekleri, hesapsız kullanılan kredi kartları, tahrikler, teşvikler, baskılar vb tüm ETKENLER de, yaşamını mutsuzlaştıran, azaplar içinde debelenmesine sebep olalar da #ASHABULUHDUD grubuna girmektedir.

 

Bir anekdotta, “Bankamız için; kredi kartlarını, kredi borçlarını vadesinde aksatmadan ödeyenler değil, aksatan, böylece hendeğimize düşenler en iyi müşteridir.” sözü çok şey anlatmaktadır.

 

İnsanı şahsi dünyalık menfaatleri, politik beklentileri vb çıkarları nedeniyle de bin yüzlü olup Allah ile, din ile vb unsurlarla aldatmaya çalışanlar da modern çağın #ashabuluhdudları konumundadır.

 

İnsanların ve toplumların zaaflarından, beklenti ve korkularından yararlanarak aldatıp çıkarlarına hizmet ettirenler, algı yönetimi yapanlar Kurandan ahsenu amellerden uzaklaştıranlar, çağın büyücüsü ve sihirbazları da #ashabuluhdudları arasındadır.

 

#ALDATANLAR ile #ALDANANLAR her alemde azaba uğramaktadır.

• Bugün size bir yarar sağlamaz; çünkü zulmettiniz. Siz, azâbda ortaksınız. Ve ley yenfeakumul yevme iz zalemtum ennekum fil azabi muşterikûn. 43/39

• Ve dediler ki: "Rabbimiz, biz beylerimize ve büyüklerimize #uyduk da bizi yoldan saptırdılar."Ve kalu rabbena inna eta'na sadetena ve kuberaena fe edallunes sebila. 33/67

• Rabbimiz, onlara iki kat azâb ver ve onlara büyük bir la'net eyle!" Rabbena atihim di'feyni minel azabi vel'anhum la'nen kebira. 33/68

• Sizden önce geçen cin ve insan topluluklariyle beraber ateşin içine girin!" Her ümmet girdikçe yoldaşına la'net etti. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler, öncekiler için dediler ki: "Rabbimiz, bunlar bizi saptırdılar. Bunlara ateşten bir kat daha azâb ver!" (Allâh): "Hepsi için #birkatfazla (azâb) vardır, ama siz bilmezsiniz." dedi.Kaledhulu fi umemin kad halet min kablikum minel cinni vel insi fin nar, kullema dehalet ummetul leanet uhteha hatta ized daraku fiha cemian kalet uhrahum li ulahum rabbena haulai edalluna fe atihim azaben di'fem minen nar, kale li kullin di'fuv ve lakil la ta'lemûn. 7/38.

• Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara dediler ki: "Biz size uymuştuk. Şimdi siz, şu ateşin ufak bir parçasını bizden savabilir misiniz?" Ve iz yetehaccune fin nari fe yekulud duafau lillezinestekberu inna kunna lekum tebean fe hel entum muğnune anna nasibem minen nâr. 40/47

• "Rabbimiz, bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azâbını bir kat daha artır!" dediler. Kalu rabbena men kaddeme lena haza fezidhu azaben di'fen fin nâr. 38/61

• İnkâr edenler dediler ki: "Biz ne bu Kur'ân'a, ne de bundan öncekilere inanırız." Sen o zâlimleri, Rablerinin huzûrunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen: Zayıf düşürülenler, büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk." diyorlar. Ve kalellezine keferu len nu'mine bi hazel kur'ani ve la billezi beyne yedeyh, ve lev tera iziz zalimune mevkufune inde rabbihim, yarciu ba'duhum ila ba'dinil kavl, yekulullezinestud'ifu lillezi nestekberu lev la entum lekunna mu'minîn. 34/31.

• Büyüklük taslayanlar da zayıf düşürülenlere dediler ki: "Size hidâyet geldiği zaman sizi ondan biz mi engelledik? Hayır, zaten siz kendiniz suç işliyordunuz." Kalellezinestekberu lillezinestud'ifu e nahnu sadednakum anil huda ba'de iz caekum bel kuntum mucrimîn. 34/32.

• Zayıf düşürülenler büyüklük taslayanlara: "Hayır, gece gündüz dolap (kurar, kötülük aşılardınız) Allah'a nankörlük etmemizi, O'na eşler koşmamızı bize emrederdiniz." dediler. Ve azâbı gördüklerinde, içlerinde pişmanlıklarını gizlediler. Biz de o nankörlerin boyunlarına demir halkalar geçirdik. Yalnız yaptıklarıyle cezâlanmıyorlar mı? Ve kalellesinestud'ifu lillesinestekberu bel mekrul leyli ven nehari iz te'murunena en nekfura billahi ve nec'ale lehu endada, ve eserrun nedamete lemma raevul azab, ve cealnel ağlale fi a'nakillezine keferu, hel yuczevne illa ma kanu ya'melûn. 34/33.

 

Tüm bunlara karşın,

Dünyanın her yerinde, her döneminde, her coğrafyasında HER İnsan her içsel ve dışsal etkide veya istekte, bu iki sesi de duymaktadır, Vicdanının güzel olana çağrısını da iblisinin ayartısını da. Yaptığı tercihlerle kitabını kendi yazmaktadır. Üstelik her kez, bu sesler açısından da aynı durumdadır.

Zamanla, bu sesleri duyulmaz yapan da insandır.

 

İBLİSİN sesine uydukça, vicdanın sesi duyulmaz olurken, vicdanın sesine tabi oldukça da iblisin sesi etkisizleşmeye başlar. Öyle ki, iblise uya uya adeta İBLİSLEŞİR, İNSAN Şeytanlardan olur.

 

Her olay insana seçimler sunar. İnsan fravunlaşabilir, Musalaşabilir. Lehepleşir ya da Muhammed’e uyabilir.

Yaşamını NAR da NUR da yapabilir.

 

İnsan yaptığı bu tercihleriyle şekillenmekte, amel kitabını yazmaktadır. 17/13, 76/3, 64/2, 18/29, 10/40, 41/46, 45/15, 17/15, 2/286, 91/7-10; 92/4-11; 95/4-6; 2/256, 10/99, 26/3-5; 88/21, 22; 36/17, 42/48, 81/27, 28; 13/11, 8/53 vb.

 

Bu, Evrensel İlkeler karşısındaki duruşuyla YELPAZE misali zerreden şemse ESFELE SAFİLİYNDEN ALAYI İLLİYYİNE kadar dağılmakta ve yer bulmaktadır. Her insanın her alemdeki cenneti de cehennemi de farklılaşmaktadır.

 

Her nedenle, insana ahsenu amel yapması, gelişim ve denenmek için tercih yetisi ve gerekli her tür zihni donanım da verilmiştir. Bu nedenle tercihlerinden sorumlu olup, yaptıkları ve sonuçlarıyla da her alemde karşılaşmaktadır.

 

Bu nedenle, araştırmak, irdelemek, sorgulamak, düşünmek vb #ZİHNİ ÇALIŞMALARI yapmak, ölçüye evrensel ilkelere vurmak gerçeklerle karşılaşmanın yoludur. Bunları yapmadan DOĞRU BİLGİ olmadan GERÇEĞE de AHSEN fikre de ulaşılamaz.

 

Her nedenle,

Kimden gelirse gelsin,

Her ne olursa olsun ölçüyü ilkeyi unutma!

Mihenge, ölçüye vur!

Rabbilalemine, #KURANA, VİCDANA, evrensel ilkelere uygunsa al, yaşa.

Buna uygun olmayan söz ve görüşleri de, aldatan ve aldatıcıları da #ashabulhendek olanları da at çöpe kurtul.

 

Elbette, KURAN, her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR. İNSAN ise, alakası, bu ilkelere verdiği ÖNEM VE ÖNCELİĞİ ölçüsünde ahlaklanmaktadır.

Karanlıktan Aydınlığa çıkaran Nur dur. liyuhricekum minezzulumati ilennur. 14/1, 14/5, 33/43, 57/9, 65/11, 5/16, 2/257 vb.

 

Her daim insanı ve yaşamı mutlu etmek için önemli ve vazgeçilmez bir yoldaştır, nurdur, rehberdir, hediyedir, hidayettir. 2/2, 2/5, 2/38, 2/97, 17/9, 3/4, 3/138, 6/88, 7/52, 12/111, 16/64, 16/89, 16/102 , 17/9, 20/123, 27/2, 27/77, 28/43, 31/3, 40/54, 45/20, 46/30 vb.

 

Her nedenle ASHABULUHDUD lara fırsat vermeyip, her alemde bahtiyar olmak için, iblisin değil, vicdanının sesine kulak veren ve Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı doğru manalara, Kurana, Evrensel İlkelere uygun tercihlerle yaşayanlardan olma dileğiyle,

Muhabbetle,

 25 ARALIK 2015 -21 Şubat 2021



8 Şubat 2016 Pazartesi

SALAVATI VE SALATI VUSTAYI KORUMAK



Kitap der, yaklaşık meallerde:
·        Salavatınızı ve salatı vustanızı koruyun ve bu duruşunuz Lillahiye kanit olsun/Hafizu ales salevati ves salatil vusta ve kumu lillahi kanitîn. 2/238
Vusta, vasat, evsat, elvusta vb, aynı kökten olup, orta olmaktan öte, ORTADA olmak, olayların, yaşamın içinde, arasında, ortasında, olmaktır.
SALATI VUSTA ise, SALATIN, ortada, yaşamın içinde, olayların arasında, ahsen her ne yapılıyorsa onda var olması, var edilmesi demektir.
SALATI VUSTAyı korumak, yaşamda, sosyal hayatta, iyi yönde, her ne yaparsan yap, o işin usul ve esasına, edep ve adabına uygun yapmak suretiyle SALATIN en mükemmel olması için özen göstermek ve bu ahlaktan da her durumda, her halde asla ayrılmamaktır.
Bu hal yapıla yapıla kişinin ayrılmazı, vazgeçilmezi, ahlakı olduğunda da artık o kişinin kişiliği, imajı yani SALAVATI olmaktadır.
Zira, Salat, fahşadan münkerden meneder. /innes salate tenha anil fahşai vel munker, 29/45.
O nedenle de SALAT yaşamın da direğidir. Böylece Müslim olanın Salatı, diğerlerinin Salatından da ayrışır 8/35.
Her halde, her durumda, her olayda, yaşamda Salatı da, Salavatı da ahsen olanlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle


7 Şubat 2016 Pazar

SADRIN GÖĞSÜN sıkılması DAYYIK OLMASI


Sadrın Göğsün Dayyık olması, insanın anlayışının, bakış açısının, motivasyonunun azalması, dağılması, daralmasıdır. Bu kök, 10 türev formuyla birlikte 13 yerde olmak üzere, 6/125, 9/25, 9/118, 11/12, 11/77, 15/97, 16/127, 26/13, 27/70, 29/33, 65/6 onbir ayette geçmektedir.
Sadrın Şerhi, yani, insanın ilgi ve alaka duyduğu, önem ve öncelik verdiği hususlarda alakası ölçüsünde, bakış açısının, anlayışının, motivasyonunun artması 20/25, 94/1, 39/22, 6/125, 16/106 vb. iken, SADRIN GÖĞSÜN DAYYIK OLMASI da bunun tam tersi olup, anlayışının, motivasyonunun dağılması, daralmasıdır.
Küfre sadrı inşirah olanların aynı zamanda, İslama nura karşı da sadrı tam tersi dayyıkan olmakta ve Nur dan mahrum kalmaktadır. 6/125
Yazılı Kitap der; yaklaşık meallerde:
·        “Allâh, kim doğru yola iletilmek isterse onun göğsünü İslâm'a açar, kim de sapmak isterse onun göğsünü, göğe çıkıyormuş gibi DAYYIKAN sıkıntılı ve tıkanık yapar. Allâh, inanmayanların üstüne işte böyle pislik çökertir. Fe mey yuridillahu ey yehdiyehu yeşrah sadrahu lil islam, ve mey yurid ey yudillehu yec'al SADRAHU DAYYİKAN haracen ke ennema yessa'adu fis sema', kezalike yec'alullahur ricse alellezine la yu'minûn.” 6/125
Aynı, “kalbleri ve kulakları mühürlenen, gözlerine de perde inmişler” gibi 2/7 vb. Ya da, “kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gözleri var, fakat onlarla görmezler; kulakları var, fakat onlarla işitmezler.” misalidir 7/179 vb.
Diğer taraftan İNANANLARDA da bunun bir türevi olan DAKA, DAKAT vb geçici motivasyon azalması, dağılması, daralması olabilmekte, ancak bu ise, güvenle, sabırla, salatla, ümitle, aşılmaktadır. 11/77, 29/33, 9/25, 9/118, 26/13, 16/127, 27/70, 11/12 vb.
Örneğin: Yazılı Kitap der; yaklaşık meallerde:
·        Göğsüm YEDİKU, dilim açılmıyor, onun için Hârûn'a da elçilik ver." Ve YEDİKU sadri ve la yentaliku lisani fe ersil ila harûn. 26/13
·        Sabret, sabrın ancak Allâh iledir. Onlara üzülme, kurdukları tuzaklardan da DAYKİM olma. Vasbir ve ma sabruke illa billahi ve la tahzen aleyhim ve la teku fi DAYKİM mimma yemkurûn. 16/127
·        Onlara üzülme, tuzak kurmalarından da DAYKİM olma. Ve la tahzen aleyhim, ve la tekun fi DAYKİM mimma yemkurûn 27/70.
Nur olmak gibi, NAR olmakta insanın seçimiyle gerçekleşmektedir.
Yaratılan Kainat kitabının ve yazılı kitap Kuranı kerimin anlattığı evrensel ilkelere önem ve önceliği vererek SADRINI İNŞİRAH ettiği, bakış açısını, anlayışını ve motivasyonunu artırarak, her alemini NUR laştıranlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle


3 Şubat 2016 Çarşamba

LEHEPLEŞENLERİN GÜCÜ KURUMAKTADIR



Lehepleşmek, vicdanın sesini duyulmaz yapmanın, iblisin ayartısına uymanın, helal haram demeden, hak hukuk gözetmeden mal, mülk, makam vb metaı için gösterilen hırsın, ateşin, kulluğun, köleliğin adı, sonucu ve sembolüdür. 77/31, 111/1.
Kitap der, yaklaşık meallerde:
·        Ebu Leheb'in iki eli kurusun, zaten yok oldu ya. Tebbet yeda ebi lehebiv ve teb. 111/1
·        Ne malı, ne de kazandığı onu kurtaramadı. Ma ağna 'anhu maluhu ve ma keseb.111/2
KURUSUN denilen İKİ ELİ/yeda, fiziki elinden öte LEHEBİN de, her insan veya her devirde LEHEPLEŞENLERİN de GÜCÜdür. 111/1
Bu durum, Lehepleşerek yani, var GÜCÜYLE, her ne olursa olsun, helal haram demeden, hak hukuk gözetmeden hırsla, tutkuyla, oluşturdu, “NE MALI, NE DE KAZANDIĞI ONU KURTARAMADI” ifadesinden de anlaşılmaktadır. 111/2
Nitekim, Lehepleşenlerin GÜÇLERİ, sistemi, düzeni de, kurumakta, helak olmaktadır 111/2
İMRATI/karısı da, lehepleşmeye sebep olanlar ile destek veren, katkı sunan, yandaş, yağdaş, yoldaş, candaşları gibi toplumları ve yanında olanları da helak olmaktadır. 111/4, 5 vb.
Kitap der, yaklaşık meallerde:
·        Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanıyor. 104/3
·        Ne mallarınız, ne de evlatlarınız size katımızda bir yakınlık sağlar. 34/37
·        O ki mal yığdı, onu saydı durdu. 104/2
·        Çukura düştüğü zaman malı ona hiçbir fayda sağlamaz. 92/11
·        Malım bana hiçbir yarar sağlamadı. 69/28
·        Altın ve gümüşü yığıp da onları Allâh yolunda infak/harcamayanlar var ya, işte onlara acı bir azâbı müjdele! 9/34
·        O gün cehennem ateşinde bunların üzeri ısıtılır; bunlarla, onların alınları, yanları ve sırtları dağlanır:"İşte nefisleriniz için yığdıklarınız, yığdıklarınızı tadın!"(denilir). 9/35
·        Bunlar için dünyâda rezillik, âhirette de büyük azap vardır. 2/114.
·        Dünyâ hayâtında onlar için azap vardır, âhiret azapı ise daha zordur.13/34.
Bu nedenle, ekonomik, sosyal, siyasal güç, kudret, mal, mülk, nüfus ve otorite TUTSAKLIĞINDAN, KÖLELİLİĞİNDEN kurtulmalı, bunları, Kuran terbiyesiyle yaşamın aracı konumuna getirmeli ve insanın var ediliş nedeni olan ahsenu amel yolunda kullanmalıdır. 11/7, 18/7, 67/2.
Bilinmelidir ki, içindeki lehepleri yok etmeyenler, dışındaki leheplerin ancak yandaşı olur. Yeri, yanı, safı seçmek insana bırakılmıştır. 17/13, 91/7, 8, 9 10; 92/ 4; 95/4, 5 vb.
İnsan ise, kendini, alemi, kainatı anladığı, ahseni takvime/maddi ve manevi yönden sürekli gelişim içerisinde olduğunda, varediliş amacı olan ahsenu ameller 11/7, 18/7, 67/2 gerçekleştirdiğinde, bu evrensel ilkeleri yaşamlaştırdığı ölçüde, müslim, mümin, muttaki, mukarrebun olup gönül insanlığında İLLİYYİNE yücelmektedir 83/18-28. Aksi halde, ESFELE SAFİLİNE düşmektedir 95/5.
Lehepleşmekten ve ahsenu amel için verilen gücünü heba etmekten beri olma dileğiyle,
Muhabbetle


2 Şubat 2016 Salı

HAKİKİ MURŞİD KİMDİR BİLİRMİSİN


87 Okuma
Yazılı Kitap Kuranı Kerim gibi Yaratılan Kainat Kitabında, her maddede, zerrede, eşyada,varlıkda, canda, olayda, AYETTE, alemde var edilen evrensel ilkeler, değerler, ölçüler, kanunlar, kurallar vb her bir nur, doğru mana, Kuran, Rabbilaleminin evrensel ilkeleri, sunnetullah, HAKİKİ MURŞİD olup, buna uyup, önem ve öncelik verdiği ölçüde, insanı yaşamda da, her alemde de bahtiyar yapmaktadır.
Firavun ve benzerleri de NAR a götüren, kendini dev aynasında gören, gösteren, tagutlaşan, azgınlaşan ve azdıran aldatıcılardır.
Kitap der; yaklaşık meallerde:
Fir'avn dedi: "Ben size yalnız gördüğümü gösteriyorum ve ben sizi ancak SEBİLERRAŞÂDa götürüyorum. Kale fir'avnu ma urikum illa ma era ve ma ehdikum illa sebiler raşâd.40/29
Fravun veya Fravunlaşma ise, kendini dev aynasında gören, gösteren, tepeden bakan, böbürlenen, övünen, anlaşmaktan uzak, hayırdan ırak olanlardır. 44/31, 43/51, 40/29,28/4,10/75, 23/46, 28/38, 29/39 vb. Tagutlaşan, azgınlaşan ve azdıranlardır. 20/24, 20/43, 20/79 vb. OYSA, Kitap der; yaklaşık meallerde:
Bu(Kur'ân), ERRÜŞTE iletiyor, ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.Yehdi ilerruşdi feamenna bih, ve len nuşrike birabbina ehada. 72/2, 18/17, 18/24, 72/14 vb.
KURAN, her alemi cennet yapan EVRENSEL İLKELER DERYASIDIR. İNSAN ise, alakası, bu ilkelere verdiği ÖNEM VE ÖNCELİĞİ ölçüsünde ahlaklanmaktadır.
Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı, ilkeleri, ölçüleri, değerleri, KURAN ı, daim yanılmaz HOCA, MÜRŞİD YAPMAYANLAR, önem ve öncelik verdiklerinin esiri olmaktadır.
Zamanla ayetlerden ilkelerinden daha çok önem ve öncelik verdikleri HER ŞEY günahkar yalancı PERCEM OLUP, insanı peşi sıra sürüklemektedir.
Hakk olana, doğru ve güzele ulaşmanın yolu:
Her insanda var olan RABBİLALEMİNİN insanlara yollarını aydınlatması VE DOĞRUYU BULMASI için lütfettiği en büyük NUR olan VİCDANın sesini dinlemektir.
Bedeli ödenmiş, denenmiş, hayattan süzülmüş bilgi olan TECRÜBE ye kulak vermektir.
Yaratılmış Kainat Kitabındaki varlıkların veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istediklerini anlayıp, çıkarılacak evrensel ilkelere, KURAN’a uymaktır.
Bunlar, RABBİLALEMİNİN insanlara yollarını aydınlatması ve doğruyu bulması için lütfettiği insanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran, NUR dur / liyuhricekum minezzulumati ilennur. 14/1, 14/5, 33/43, 57/9, 65/11, 5/16, 2/257 vb.
Zira Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istediklerini anlayıp, çıkarılacak evrensel ilkeler her daim insanı ve yaşamı mutlu etmek için önemli ve vazgeçilmez bir yoldaştır, nurdur, rehberdir, hediyedir, hidayettir. 2/2, 2/5, 2/38, 2/97, 17/9, 3/4, 3/138, 6/88, 7/52, 12/111, 16/64, 16/89, 16/102 , 17/9 , 20/123, 27/2, 27/77, 28/43, 31/3, 40/54, 45/20, 46/30 vb
Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı ilkeleri, ölçüleri, değerleri daim yanılmaz Hakiki Mürşid yapıp, bunlara önem ve öncelik verenlerden olma dileğiyle,
Muhabbetle,


Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı