7 Aralık 2015 Pazartesi

POLİTİKACI İLE SİYASETÇİ FARKI SİYASETCİLER DÜŞÜNEN İNSAN, POLİTİKACILAR ise KURŞUN ASKER İSTER

SİYASETÇİ POLİTİKACI FARKI
SİYASETCİLER DÜŞÜNEN İNSAN, POLİTİKACILAR ise KURŞUN ASKER İSTER
Politikacı ile siyasetçi birbirinden tamamen farklı iki kavramdır.
Ülkeler, siyaset insanlarıyla yücelirken, politikacılar yüzünden de tarumar olur.
Bir ülkede siyasetçi azaldıkça, politikacılar yaygınlaşıp, yönetimde yer buldukça sorunlar ve mutsuzluk da o ölçü de artmaktadır.
Kimilerince “#Politika, Latince bir kavramdır. Kavramın anlamı, Poli ve Tika kavramlarının birleşmesiyle oluşmuştur. Poli, çok anlamına gelir. Tika ise yüz anlamındadır.
Bu çerçevede, politikanın, çok yüzlülüğü, iki yüzlülüğü anlatmak için kullanılan bir kavram olduğunu görüyoruz. Bugün de politikacıların ikiyüzlülüklerine sahne olmuyor muyuz?
Politika kavramındaki çok yüzlülüğün bir de bilimsel tarafı vardır. Politikacılar, olaylara yaklaşırken bir yüzleriyle amaçlar ve hedefleri ortaya koyarken, diğer yüzleriyle de yöntemler ve taktikleri hesap ediyorlar. Bu nedenle politikacılar, birçok yöntemi ve taktiği kullanarak amaca ulaşmaya çalışıyorlar.
Nicollo #Machiavelli(Makyavel), siyaset ve ahlakı birbirinden kesin hatlarıyla ayırmış önemli siyaset bilimcilerden birisidir. Machiavelli’in “amaca ulaşmak için her araç meşrudur” sözü, devlet adamı ve politikacıların çok yüzlülüklerinin ifadesinden başka nedir? Siyaset Bilimci Doç. Dr. Birol Ertan acıkgazete"
Buna karşın kimileri de “Politika sözcüğü Latince değil Grekçedir. Grekçede ”πολίτἰκοζ” (politikos) iken Latinceye “politikus” olarak geçer ve nihayetinde Fransızcaya “politique” olarak girer. Politika sözcüğü Grekçedeki “polis-/polit-/poli-“ kökünden türemiştir. “polis-/polit-/poli-“ kökü şehir, devlet; yönetim metodu/yolu; vatandaşlık, hükümet gibi anlamlar taşımaktadır. “-ikos” ise hem ev hem de – ile ilgili, ilişkin anlamına gelir. Sonuç olarak politikos = yönetimle ilgili, yönetim yoluna ilişkin anlamlarını barındırır. Ozan KUBLAY”
Kimileri de bunu “Politika öyle bir #riyakarlıktır ki; KAFİRE camide namaz kıldırırken, MÜSLÜMANA kilisede mum yaktırır. Diye özetlemektedir. Gülsüm Erdemli"
#Politika ile #siyaset kavramı farklı dildeki kullanımı olsa bile, hayat, realite, politikacıların ÇOK YÜZLÜ uygulamaları ve tavırlarıyla anılmakta ve bilinmektedir.
Politikacılar, çok yüzlü olup, özellikle seçim süreçlerinde, her ne şekilde olursa olsun kazanmak uğruna, her yolu deneyebilmektedir. Her türlü değeri fütursuzca suiistimal edebilmektedir. Hatta bunu da sıkılmadan utanmadan itiraf edebilmektedir.
Bunun için, gerektiğinde, ötekileştirip, düşman yaratarak, bölen, kin ve nefret söylevleriyle vahşi tarafgirliğin ateşini artırıp yandaşlarını kenetleyerek, insanlığa ve toplumlara, ülkeye onulmaz zararlar verebilmektedir.
Üstelik politikacılardan var ediliş amacını unutanlar, malın tekasürün hamalı olanlar her rant kokusuna, AT SİNEKLERİ GİBİ ÜŞÜŞMEKTE, tüm ulvi değerlerini çoktan terk ettikleri gibi bir PARÇA için BİNLER TAKLA atıp emredercilik oynarlar.
Bir yerinden yakaladıkları RANTI da kendi benzeşleriyle, yalakalarıyla, kapalı devre yapıp, hamuduyla götürmenin kokuşmuşluğunu da solumaktadır.
Yalakalar, yalan söyleyenler, sözünde durmayanlar gibi, nabza göre şerbet sunan politikacılar; sadece kendilerini değil, toplumu da değerleri de fesada uğratanlardır. İflah olmaz virüstür. İki yüzlü değil, yüzsüzdürler.
Oysa, gemi su almaya başlayınca da ilk terk edenler de bu vefasızlardır. Fırsat kollayıp sırtından ilk hançeri vuranların başında yer alırlar. Kral ölünce de yaşasın yeni kral diye ilk çığlığı da atan onlardır.
Böylelerine, yalakalara, değer verip yandaş, yoldaş candaş yapanlara ya ne demeli! Farkları kalır mı?
“Bunlar önce sözde mücahitti, sonra müteahhit oldular. Şimdi de her şeye müsait oldular” ya da “okulda sosyalist, iş bulunca solcu, evlenince kapitalist olur” sözünün muhatabı olanlardan başka ne beklenebilir ki?
ZİRA, tekasür bataklığında debelenenler, var ediliş nedenini unutanlar, şeytanın ihvanı olanlar, malın efendisi süvarisi değil de hamalı olanlar adeta MALLAŞANLAR, hayır ve fedakarlıktan, iyilikten, yardımdan, insanlıktan, duyarlı olmaktan, HAK HUKUK, ADALETTEN, kısaca KURAN HAKİKATLERİNDEN bahsedildiğinde de TOPUKLARININ ÜZERİNDE DÖNER, ARSLANDAN ÜRKÜP KAÇAN YABAN EŞEKLERİ gibi, yüz çevirmekte, ya da kör sağır ve dilsizleşmektedir.
İktidar olmak ya da #ranta ulaşmak için her şey mubah anlayışıyla her tür iş ve işlemlere başvuranlardır.
Politikacılar, çok yüzlü olanlar, Vahşi Tarafgirliğin şampiyonudur.
Bu öyle bir hastalıktır ki, “Kendine taraftar olanı her kim, şeytan dahi olsa, melek görür, bağrına basar. Alim, hanif olanı ise, kendine taraftar olmadığı için, şeytan görüp, recm eder.” Bu nedenle politikacı olanlar, asla siyasetçi olamazlar.
Bu nedenle, politikacılar, taraftardan da öte kurşun asker olsun ister.
Öyle, özgür, düşünen, irdeleyen, daha ahseni üreten, eleştiren, hanif olan falan değil. Tam bir taraftar olsun, kurşun asker gibi hedefe kilitlensin ve ondan beklenen ne ise onu sorgusuz sualsiz, doğru yanlış demeden, hak hukuk gözetmeden, sorgulamadan tartışmadan yerine getirsin ister.
Vahşi tarafgirlik, kölelikten de bin beterken, bir de kurşun asker olanları düşünün!
Böyle politikacılar ve trolleri eliyle ülkeler POLİTIKACILAR CEHENNEMİNE dönmektedir.
Bunların al birini vur ötekine! Tencere dibin kara, seninki benden kara! anlayışıyla yaşayanların Sosyal Medyada #Twitter da politikacı ya da parti kelimelerine #palavraları, #yalanları, dün öyle bugün böyle vb hususları tıklayın, paylaşımları, videoları izleyin yeter.
Dün sayıp saydırdıkları, lanetler okuduklarıyla yarın iktidar uğruna, çıkarları hesabıyla birde bakmışsın ki, can ciğer yoldaş, candaş olmuş, el üstünde tutar olmaktadır.
Böyle mi olmalıydı? İnsanlık, erdem, fazilet, AHLAK ETİK, İLKELER vb değerler nerde kaldı?
Oysa, #SİYASET ise, seyislikle, terbiyeyle, DEĞİŞİM ve gelişimle, ahsenu amellerle, amenu ve amilussalihatla ilgilidir.
Siyaset, kendi dahil alemi değiştirme en güzele geliştirme, daha ahsen kılma sanatıdır. Bu nedenle, Siyaset, hanifliği, samimiyeti, basireti, feraseti, dirayeti gerektirip her durumda, güzel, doğru ve hak olandan yana olmaktır.
Bu nedenle, #siyaset, hanifliği, samimiyeti, basireti, feraseti, dirayeti gerektirip her durumda, güzel, doğru ve hak olandan yana olmaktır.
Siyasetçi, yaşamı, kitapları, evreni, insanı, toplumu doğru okuyup, ahsenu amelleri, amenu ve amilussalihatları, herdaim öncelleyip, insanlığın her alemde bahtiyarlığı için hayır ve fedakarlığın, ahsenu amellerin, gönül güzelliğinin örneği, öncüsü olmaktır.
Siyasetçi olmak, insanın var ediliş nedenini unutmayıp vicdanın sesini dinlemektir. Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı Evrensel doğru ve ilkelere uymaktır.
Siyasetin hakim olduğu ülkelerde, amaç, her ne şekilde olursa olsun iktidar olmak veya kazanmak değildir. Sunulan düşüncelerin doğruluğunun anlaşılıp, beğenilip, ülke yararına görülüp tercih edilmesini sağlamaktır.
Bu amaçla, seçim süreçlerinde, ülke sorunları üzerinde, aynı ortamlarda, rakipleriyle bir araya gelerek, gazetecilerin sorularına cevap verip samimi düşüncelerini açıklıkla ortaya koyabilmektedir.
Savunduğu düşünce ve fikirlerinin, önerdiği çözümlerin tüm çıplaklığıyla halka sunulup, tüm ayrıntılarıyla öğrenmesini sağlamak, tartışılmasına imkan sunmak ve onların en doğruyu seçmesine fırsat vermektedir.
Bu nedenle, siyasetçilerin hakim olduğu ülkelerde, seçim kazananların vaatleriyle, uygulamalar arasında çoğunlukla farklılıklar olmaz. Güven bunalımı da aldatma da yaşanmaz.
Zira, kişilerden, partilerden öte, düşünce ve fikirler, proje ve programlar yarışır.
Bilge yönetimler, siyasetçi olan devlet insanları övenlerden daha çok, eleştirenleri her daim yanında tutanlardır. Ortak akıldan yararlananlardır.
• Onlar ki, sözü dinlerler ve ONUN EN GÜZELİNE UYARLAR. İşte onlar Allâh'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar ulul elbabtır. Ellezine yestemiunel kavle feyettebiune ahseneh, ulaikellezine hedahumullahu ve ulaike hum ulul elbâb. 39/18
HAK DOĞRU VE GÜZEL olanı benimsemekle, insan ve toplumların düzeltmesi ıslahı ve yücelmesi için emri bir maruf nehyi anil munker yapmayı ahlak haline getirenlerdir.
Örneğin #kitap der yaklaşık meallerde:
• De ki: "Benim salatım, nusuki, hayâtım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allâh içindir." Kul inne salati ve nusuki ve mahyaye ve memati lillahi rabbil âlemîn. 6/162
• Böylece sizi VASAT BİR ÜMMET yaptık ki, insanlara şâhid olasınız. Erresul de size şâhid olsun. Ve kezalike cealnakmum UMMETEV VESETAL li tekunu şuhedae alen nasi ve yekuner rasulu aleykum şehida, 2/143
• Siz, insanlar için çıkarılmış EN HAYIRLI BİR ÜMMET oldunuz. MARUFU EMREDER, MUNKERDEN MEN EDERSİNİZ ve Allah'a inanırsınız. Kuntum hayra ummetin uhricet lin nasi te'murune bil ma'rufi ve tenhevne anil munkeri ve tu'minune billah. 3/110
• İçinizden hayra çağıran, MARUFU EMREDER, MUNKERDEN MEN EDEN bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Veltekum minkum ummetuy yed'une ilel hayri ve ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil munker, ve ulaike humul muflihûn 3/104
• Onlar, Allah'a ve âhiret gününe inanırlar, MARUFU EMREDER, MUNKERDEN MEN EDERLER; hayır işlerine koşarlar. İşte onlar iyilerdendir Yu'minune billahi vel yevmil ahiri ve ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil munkeri ve yusariune fil hayrat, ve ulaike mines salihîn. 3/114
BİLGİ GÜÇTÜR
#BİLGİ olmadan GERÇEĞE ahsen FİKRE ve REFAHA ulaşılamaz.
#Bilgi, içselleştirilip özümlendiği, ahsen yolda kullanabildiği veya insan ve toplumların yaşamında etkili olduğu ölçüde bireysel toplumsal veya kurumsal #YETENEĞE, GÜCE dönüşüp başarı ve mutluluğa anahtarı olmaktadır.
Dünya, ülkeler bir anlamda aynı gemidedir. Gemide olup bitenler herkesi yakından ilgilendirmektedir. Birilerinin gemiyi delmesine ya da karaya oturtmasına yahut kötü yönetmesine asla seyirci kalınamaz. Duyarsızlık yaşayan ölü olmaktır. Her nedenle gemini yönetimi yani SİYASET de her bireyi ilgilendirmelidir. Seçtiği gibi yeri geldiğinde hesap sormayı, denetlemeyi de yapmallıdır.
Elbette, insan ve toplumlar, TERCIHLERIYLE şekillenmekte, kendi kitabını yazmakta KADERINI, kederini veya keremini belirlemekte ve CENNETI VE CEHENNEMINI de inşa etmektedir.
Herkes seçtiği yaşamın sonuçlarıyla her alemde de buluşur.
Her nedenle de İNSANA #SAY’I, #ÇALIŞMASI, #VESİLE ve #SEBEP OLDUKLARI VARDIR. 53/39-42, 79/35, 76/22, 4/32, 36/12, 3/195, 34/3, 10/61vb.
BATILDA, zulümde birlikte olmaktansa, ADALET uğrunda hak yolda TEK BAŞINA yaşamak elbette AHSENDİR. Rızayı ilahiye de vardırandır.
RIZAYI İLAHİYE vardırmayan
her tür ÇOKLUK kazanım
azap veren HAMALLIKTIR
Rabbin RIZASINA ilkesine aykırı tüm kazanımlar İZZET değil ZİLLETTİR
Rabbin RIZASI yolunda #feda edilemeyen DÜNYALIK, sözde her kazanım #HEBA olur
RABBİN RAZI OLDUĞU bir hayat başarıların en büyüğüdür.
ALLÂH onlardan #RÂZI OLMUŞTUR, onlar da O'NDAN RÂZI OLMUŞTUR. İşte büyük başarı, #FEVZULAZÎM BUDUR! RADIYELLAHU ANHUM VE RADU ANH, zalikel FEVZUL AZÎM 5/119, 98/8, 58/22, 9/100, 48/18 vb
Her konuda, araştırıp sorgulayıp zihni melekelerini gereğince kullanıp ölçüye ilkeye vurup en Doğruya, en HAKK olana en MÜKEMMELE doğru DEĞİŞİMDEN YANA olup Rabbilalemine, Kurana, Vicdana evrensel ilkelere her daim önem ve öncelik vererek, kim olursa olsun HAKKIN, HAKLININ YANINDA yer alanlardan, çok yüzlülükten, politikacılıktan uzak durup SEYİSLİKLE, SİYASETLE, bireysel ve toplumsal ıslahla değişimle AHSENU AMELLER üzere yaşayanlardan olma dileğiyle
muhabbetle,
27 EKİM 2015-17 MAYIS 2021




6 Aralık 2015 Pazar

İLKELLİĞE SON VERİLMELİDİR



Ülkeyi yönetmeye talip olanların, ne düşündükleri, ÇÖZÜM ÖNERİLERİ, attıkları gazellerden, yaptıkları propagandalardan, tek yanlı salvolardan daha da önemlidir.


Birinci ağızdan, kayıtlara geçerek, milletin gözü önünde ve candaş yoldaş vb medya değil, sorunları yaşayan GERÇEK! İNSAN ların sorularına karşın, özgürce fikirlerini açıklamaktan daha ehven yol olabilir mi?


Her konuda, Vahşi Tarafgirlik yerine, akla, mantığa dayanan, bilgilenmeyle, evrensel doğrularla, ilkelerle, vicdanla karar vermek evladır.


Dünyayı yeniden keşfe gerek bulunmamaktadır. Dünyanın tecrübesi, insanlığın mirasıdır. Bunlara ama kör davranmak toplumsal zarardır.


Bu nedenle, Liderler seçim suresince, her hafta bir gün, ülkedeki değişik meslek ve sosyal kesimlerin ayrı ayrı oluşturduğu oturumlarda birlikte tartışmalı ve ülke sorunlarına varsa çözümlerini anlatmalıdır.


Yine, Siyasi partilere üstelik her yıl halkın ekmeğinden kesilen vergilerle 500 milyon/trilyon liraları aşan yardım yapılması da durdurulmalıdır.


Siyasi Partiler Kanunu uyarınca, son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve genel barajı aşmış bulunan veya toplam geçerli oyların yüzde 7'sinden fazlasını alan siyasi partilere her yıl Hazineden ödenmek üzere o yılki genel bütçe gelirleri "(B) Cetveli" toplamının 5 binde 2'si oranında mali yardım sağlanmaktadır.


“Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2015 seçimleri kapsamında siyasi partilere verilecek ödeneğin ne kadar olduğunu kamuoyuna duyurdu. Şimşek, "2015 yılı için siyasi partilere toplamda 531 milyon ödenek konmuştur" açıklamasını yaptı. Buna göre
AK Parti, yapılacak olan Hazine yardımının 298 milyon TL'sini alacak.
CHP'nin alacağı yardım tutarı ise 115.3 milyon TL'yi bulacak.
MHP ise 77.8 milyon TL Hazine yardımı alacak.


Ocak 2015 itibarıyla gereken şartları taşıyan AK Parti, CHP ve MHP’ye, yılın ilk iki ayında toplamda 531,1 MİLYON TL ÖDEME YAPILDIĞINI hatırlatan Şimşek, “Dolayısıyla, ancak ilgili yılın ocak ayı itibarıyla hazine yardımı alan siyasi partilere katlı ödeme yapılabilmektedir. 2015 yılı için kanunun öngördüğü üst sınırda ödeme de tamamen yapılmıştır” dedi.


Oysa, her kuruşuna bu ülkenin, insanımızın ihtiyacı vardır.


Tek bir kuruşun israfı dahi yazıktır, günahtır.


Üstelik, bunca aç, açık, çöpten yiyecek artıkları toplayan insanlar varken!


Değil mi?


Onca ilkelliğe değer mi?


Muhabbetle

4 Aralık 2015 Cuma

YEZİT OLMAK TA HÜSEYİN OLMAK TA İNSANIN SEÇİMİNE KALMIŞTIR.




AHMET ALDEMİR
·25 EKİM 2015 PAZAR







İnsan tercihleriyle şekillenmekte, kendi yaşamını da kitabını da yazmaktadır.







“İnsan her içsel ve dıssal etkide veya istekte, bu iki sesi de duymaktadır, Vicdanının güzel olana çağrısını da iblisinin ayartısını da. Yaptığı tercihlerle kitabını kendi yazmaktadır. Üstelik her kez, bu sesler açısından da aynı durumdadır. Zamanla, bu sesleri duyulmaz yapan da insandır.”







Bu evrensel ilke ezelden ebede, insan var oldukça da devam etmektedir.







Gazetecei Ahmet HAKAN’ın kaleminden, Yezit’e de, Hüseyin’e de Buyrun:







***







“Yezit olmak, Hüseyin olmak







Haksız olduğunu bilerek muktedire boyun eğmektir Yezit olmak... Öleceğini bilerek muktedire itiraz edebilmektir Hüseyin olmak.







*







Zulme ve kötülüğe sessiz kalmaktır Yezit olmak... Zulme ve kötülüğe karşı kıyam etmektir Hüseyin olmak.







*







Haklı azınlığa karşı haksız çoğunluğun yanında olmaktır Yezit olmak... Haksız çoğunluğa karşı haklı azınlığın yanında ölümüne mücadele etmektir Hüseyin olmak.







*







Dinin ayaklar altına alınmasına ve oyuncak edilmesine sessiz kalmaktır Yezit olmak... Dinin ayaklar altına alınmasına ve oyuncak edilmesine itiraz etmektir Hüseyin olmak.







*







Zalimlerle uzlaşmayı, zalimlere ses etmemeyi, zalimlere itaat etmeyi tercih etmektir Yezit olmak... Zalimlerle yaşamaktansa zalimlere karşı çıkarak ölmeyi en kutlu yol olarak görmektir Hüseyin olmak.







*







İktidar sofrasına kurulup tıkınmaktır Yezit olmak... Kerbela çöllerinde susuz kalmaktır Hüseyin olmak.







*







Yezit mi olacaksınız, Hüseyin mi? Seçim sizin.”







Hüseyin olanlara, Muhabbetle,







ZULME KARŞI SESSİZ DURAMAZSIN https://www.facebook.com/notes/ahmet-aldemir/zulme-kar%C5%9Fi-sessiz-duramazsin/1611946715761116https://www.facebook.com/notes/ahme...

3 Aralık 2015 Perşembe

SİZİN SADIK YARINIZ KİM OLA?

SADIK YAR'INIZ KİM? RABBİLALEMİN Mİ? YOKSA...!
Dünyada en güzel olan seven bir gönüle eş bir gönlün varlığıdır.
Yar’sız, dost’suz, sevda’sız, yoldaş’sız, arkadaş’sız olmaz!
Gel gör ki, bunlardan, daim ve sadık olanı ise en âlâ olup her daim insanı her alemde bahtiyar yapmaktadır.
Kimin rızası isteniyorsa, #SADIKYAR yapmayı diliyorsa, kişinin iradesini, tercihlerini, yaşantısını ONUN isteklerine, ilke ve kurallarına gönülden, istikrarlı ve sürekli uyumlaştırması elzemdir. Her tercihte, ne ölçüde, kime, neye önem ve öncelik vermekte ise, o nispette de ONUN RAZILIĞINA ulaşılmaktadır.
Bu bağlamda, Rabbin rızasına varmak, #RabbiniYAR yapmak, tercihine bağlı her konuda her tercihte, Rabbilalemine, Kurana, ilkelerine, vicdanın sesine uymakla, her şeyden daha çok önem ve öncelik vermekle, önemsemekle, insanlıktan iyilikten, hayırdan, ahsenu amelden yana olmakla, her durumda ahlakı Kuran yapmakla başarılır.
Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı doğru manalara, KURANA, evrensel ilkelere, vicdanının sesine uyarsa, bu Rabbilalemine ilkelerine uyup itaat etmek olup #RabbinRızasına da varmanın, RAHMANI SADIK YAR EDİNMENİN ve her Dünyada başarıya kavuşmanın, cenneti yaşamanın yoludur.
ELALEM değil RABBİLALEMİN ne der diye yaşayanlar her alemde BAHTİYAR olmaktadır.
ZİRA; Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığı evrensel ilkeler her daim insanı ve yaşamı mutlu etmek için önemli ve vazgeçilmez bir yoldaştır, nurdur, rehberdir, hediyedir, hidayettir. 2/2, 2/5, 2/38, 2/97, 17/9, 3/4, 3/138, 6/88, 7/52, 12/111, 16/64, 16/89, 16/102 , 17/9 , 20/123, 27/2, 27/77, 28/43, 31/3, 40/54, 45/20, 46/30 vb.
Nitekim, Yazılı kitap Kuranı Kerim gibi Yaratılan Kainat Kitabını okumak, her maddde de zerre de var olan ilkeleri anlamak, eşyanın anlatmak istediklerine uymak da, Rabbilalemine ilkelerine uymaktır.
Rahman gibi, Dost, Sadık Yar yani, her daim hakiki seven, güvenilen, güven veren, yardımcı, yararlı, yakın, şefkatli, merhametli, ikram edici, bağışlayıcı, her yönden aşkın, cemalde ve kemalde olan #YAR var mı ola ki ?
Rabbilalemine, ilkesine, ölçüsüne, kuralına ÖNEM VE ÖNCELİK vererek bunlara AYKIRI OLMAMAK ve ÖNÜNE de geçmemek üzere yaşamı kolaylaştıran ve gerekli olanları mal, mülk, eşya, eş, iş aş vb şeyleri sevmek, itaat etmek, uymak elzemdir. Bunları, tüm imkanları, hayır ve fedakarlık yolunda, alemi, insanlığı daha güzel kılmak, ahsen yapmak için kullanmak da #ALLAHISEVMEK DEMEKTİR. Nitekim, Kitap der yaklaşık meallerde:
• İnsanlardan kimi, Allah'tan başka eşler tutar, ALLÂH'I SEVER #GİBİ ONLARI SEVERLER. İNANANLAR İSE EŞEDDU-EN ÇOK ALLÂH'I SEVERLER. … /Ve minen nasi mey YETTEHİZU min dunillahi endadey yuHİBBunehum ke HUBBillah, vellezine AMENU EŞEDDU HUBBEL LİLLAH … (Eşeddu, fazla, çok anlamında değildir, en güçlü, şiddetli, tereddütsüz, vb anlamlara gelmektedir) -2/165
• De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabânız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret(iniz), hoşlandığınız konutlar, size Allah'tan, Rasulünden ve O'nun yolunda cihâdetmekten DAHA SEVGİLİ İSE O HALDE Allâh emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)! Allâh, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez. /Kul in kane abaukum ve ebnaukum ve ihvanukum ve ezvacukum ve aşiratukum ve emvalu nikteraftumuha ve ticaratun tahşevne kesadeha ve mesakinu terdavneha ehabbe ileykum minallahi ve rasulihi ve cihadin fi sebilihi fe terabbesu hatta ye'tiyallahu bi emrih, vallahu la yehdil kavmel fasikîn. 9/24
• SEVDİĞİNİZ şeylerden infâk etmedikçe asla Birr'e nail olamazsınız. bir şey infâk ettiğiniz zaman muhakkak ki Allah, onu en iyi bilendir. Len tenalul BİRRA hatta tunfiku mimma TUHİBBUN, ve ma tunfiku min şey'in fe innellahe bihi alîm. 3/92
Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlatmak istediği EVRENSEL İLKELER, bunları YAR, DOST edinenleri de, bunu başardığı ölçüde, her alemini de cennet yapmaktadır.
#Rabbilalemini YAR edinmek, her daim her durumda da insanlıktan HAKTAN iyilikten yana durmakla, Kurana, evrensel ilkelerine, vicdanın sesine gönülden isteyerek uymakla, gönülden kulluk yapmakla yani her halde de var ediliş amacı olan ahseni amelleri yapmakla ulaşılmaktadır.11/7, 18/7, 67/2.
#Kitap der, yaklaşık meallerde
• -İnsanlardan öylesi var ki, kendisini Allâh'ın rızâsın(ı kazanmay)a satar. Allâh da kullar(ın)a çok şefkatlidir. Ve minen nasi mey yeşri NEFSEHUBTİĞAE MERDATİLLAH, vallahu raufum bil ibâd.2/207
• -Allâh'ın rızâsını kazanmak ve ruhlarındaki(imâ)nı kökleştirmek için mallarını harcayanların durumu da tepe üzerinde bulunan bir bahçeye benzer ki, bol yağmur değince ürününü iki kat verdi. Yağmur değmeseydi bile çisinti olurdu. Allâh yaptıklarınızı görmektedir. Ve meselullezine yunfikune emvalehumub TİĞAE #MERDATİLLAHİ ve tesbitem min enfusihim ke meseli cennetim bi rabvetin esabeha vabilun fe atet ukuleha di'feyn, fe il lem yusibha vabilun fe tall, vallahu bima ta'melune basîr. 2/265
• -Onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hayır yoktur. Yalnız sadaka, yahut iyilik, ya da insanların arasını düzeltmeyi emreden(in konuşması) hariç. Kim Allâh'ın #rızâsını kazanmak amacıyle bunu yaparsa, yakında ona büyük bir mükâfât vereceğiz. La hayra fi kesirim min necvahum illa men emera bi sadekatin ev ma'rufin ev islahim beynen nas, ve mey yef'al ZALİKEBTİĞAE #MERDATİLLAHİ fe sevfe nu'tihi ecran azîma. 4/114
İnsan ne ölçüde, Rabbinden razı ise, #RAHMANIYAR edinirse, Rabbilalemin de o nispette razı olup onu YAR edinir.
ALLÂH ONLARDAN #RÂZI OLMUŞTUR, ONLAR DA O'NDAN RÂZI OLMUŞTUR. İşte BÜYÜK BAŞARI, #FEVZULAZÎM budur!
Nitekim #Kitap der yaklaşık meallerde:
• Allâh buyurdu: "Bu, #sâdıklara, doğruluklarının fayda sağlayacağı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır." ALLÂH ONLARDAN RÂZI OLMUŞTUR, ONLAR DA O'NDAN RÂZI OLMUŞLARDIR. İşte büyük başarı budur!
Kalellahu haza yevmu yenfeus SADIKÎNe sidkuhum, lehum cennatun tecri min tahtihel enharu halidine fiha ebeda, RADIYELLAHU ANHUM VE RADU ANH, zalikel FEVZUL AZÎM. 5/119
• Rableri katında onların mükâfâtı altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları, Adn cennetleridir. ALLÂH ONLARDAN RÂZI OLMUŞ, ONLAR DA O'NDAN RÂZI OLMUŞLARDIR. Bu, Rabbine saygı gösterene mahsustur.
Cezauhum 'inde rabbihim cennatu 'adnin tecrî min tahtihel'enharu halidîne fîha ebedâ, radiyallahu 'anhum ve radu 'anh, zalike limen haşiye rabbeh. 98/8
• Allah'a ve âhiret gününe inanan bir milletin babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabâları da olsa Allah'a ve Elçisine düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin. Allâh onların kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile (kalb nuru veya Kur'ân ile) desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. ALLÂH ONLARDAN RÂZI OLMUŞ, ONLAR DA O'NDAN RÂZI OLMUŞLARDIR. İşte onlar Allâh'ın hizbi (partisi)dir. Muhakkak ki başarıya ulaşacak olanlar, ALLÂH'IN HIZBIDIR. 58/22
• Muhâcirlerden ve Ensârdan (İslâm'a girmekte) ilk öne geçenler ile bunlara güzelce tabi olanlar... ALLÂH ONLARDAN RÂZI OLMUŞTUR, ONLAR DA O'NDAN RÂZI OLMUŞLARDIR. (Allâh) onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İŞTE BÜYÜK KURTULUŞ BUDUR.
Ves sabikunel evvelune minel muhacirine vel ensari vellezinettebeuhum bi ihsanir radiyallahu anhum ve radu anhu ve eadde lehum cennatin tecri tahtehel enharu halidine fiha ebeda, zalikel FEVZUL azîm 9/100
• Allâh şu mü'minlerden RÂZI OLMUŞTUR ki onlar, ağacın altında sana bi'at ediyorlardı, Allâh onların gönüllerinden geçeni bildiği için onların üzerine huzûr ve güven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi. 48/18.
Rabbilalemini sadık yar edinenlere #KORKU YOKTUR VE ONLAR #ÜZÜLMEYECEKLERDİR VE LA HAVFUN ALEYHİM VE LA HUM YAHZENÛN
Kitap der, yaklaşık meallerde;
• “Muhakkak ki onlar Rabbimiz Allah’tır deyip sonra onlar istikamet üzere olanlara artık korku yoktur. Ve onlar mahzun olmazlar, ÜZÜLMEYECEKLERDİR.”İnnellezîne kâlû rabbunâllâhu summestekâmû fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum YAHZENÛN 46/13
• Onlar ki, inanıp amelüssalihat yaptılar, salatı ikame ettiler, zekâtı ita ettiler; işte onların ödülleri, Rableri yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
İnnellezine amenu ve amilus salihati ve ekamus salate ve atevuz zekate lehum ecruhum inde rabbihim, ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn. 2/277
• Biz RASULLERİ sadece müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim inanır ve uslanırsa onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Ve ma nursilul murseline illa mubeşşirine ve munzirin, fe men amene ve asleha fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn. 6/48
• Ey Âdem oğulları, size kendi içinizden RASULLER size âyetlerimi anlattıkarı zaman korunup uslananlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Ya beni ademe imma ye'tiyennekum rusulum minkum yekussune aleykum ayati fe menitteka ve asleha fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn. 7/35
• “…Benden bir HİDÂYET geldiği zaman, kimler benim hidâyetime uyarsa artık ONLARA BİR KORKU YOKTUR VE ONLAR ÜZÜLMEYECEKLERDİR.” Kulnehbitu minha cemia, fe imma ye'tiyennekum minni HUDEN fe men tebia HUDAYE FE LA HAVFUN ALEYHİM VE LA HUM YAHZENÛN. 2/38
• “İmdi benden size bir HİDÂYET geldiği zaman kim benim hidâyetime uyarsa o, SAPMAZ VE SIKINTIYA DÜŞMEZ." Kalehbita minha cemiam ba'dukum li ba'din aduvv, fe imma ye'tiyennekum minni HUDEN fe menittebea HUDAYE FE LA YEDİLLU VE LA YEŞKA. 20/123 vb.
• İyi bil ki, Allâh'ın velilerine KORKU YOKTUR VE ONLAR ÜZÜLMEYECEKLERDIR. E la inne evliyaellahi la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn. 10/62
• Mallarını Allâh yolunda İNFAK ETTİTEN sonra İNFAKLARI ardından başa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin, Rableri katında ödülleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Ellezine yunfikune emvalehum fi sebilillahi sümme la yutbiune ma enfeku mennev ve la ezel lehum ecruhum inde rabbihim, ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn.
2/262
• Mallarını gece gündüz, gizli ve açık Allâh yolunda İNFAK EDENLERİN ödülü Rableri yanındadır. ONLARA KORKU YOKTUR VE ONLAR ÜZÜLMEYECEKLERDIR. Ellezine yunfikune emvalehum bil leyli ven nehari sirrav ve alaniyeten fe lehum ecruhum inde rabbihim, ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn. 2/274
• Şüphesiz inananlar; yahûdiler, hıristiyanlar ve sâbiiler(den) Allah'a ve âhiret gününe inanan ve amelissalihat yapanlara, Rableri katında mükâfât vardır; ONLARA KORKU YOKTUR VE ONLAR ÜZÜLMEYECEKLERDIR. İnnellezine amenu vellezine hadu ven nesara ves sabiine men amene billahi vel yevmil ahiri ve amile salihan fe lehum ecruhum inde rabbihim ,ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn. 2/62
• İnananlar, yahûdiler, sâbiiler ve hıristiyanlar(dan) Allah'a ve âhiret gününe inanan ve AMELİSSALİHAT yapanlara KORKU YOKTUR VE ONLAR ÜZÜLMEYECEKLERDIR. İnnellezine amenu vellezine hadu ves sabiune ven nesara men amene billahi vel yevmil ahiri ve amile salihan fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn. 5/69
• Hayır, kim işini muhsin yaparak özünü Allah'a teslim ederse, onun mükâfâtı, Rabbinin yanındadır. ONLARA KORKU YOKTUR VE ONLAR ÜZÜLMEYECEKLERDIR. Bela men esleme vechehu lillahi ve huve muhsinun fe lehu ecruhu inde rabbih, ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenûn. 2/112
Kitapta, düşünce, inanaç, kabullenim ve yargıları ve eylemleriyle şu #konumlara gelenleri ALLAH'IN YAR edinip te #SEVDİĞİNİ belirttikleri de vardır. Bunlar:
• ELMUTTAKIN, innellahe yuhibbul muttekîn. 3/76, 9/4, 9/7 vb.
• ESSABİRİN, vallahu yuhibbus sabirîn. 3/146 vb
• ELMUHSİNİN, vallahu yuhabbul muhsinîn. 2/195, 3/134, 3/148, 5/13, 5/93 vb.
• ELMUKSITIN, innallahe yuhibbul muksitîn 5/42, 49/9, 60/8 vb.
• ELMUTEVEKKİLİN, innellahe yuhibbul mutevekkilîn 3/159 vb
• ELMUTTAHIRIN, vallahu yuhibbul muttahhirîn. 9/108 vb
• ELMUTETAHHIRIN, yuhibbul mutetahhirîn. 2/222 vb
• YUKATİLUNE, İnnallahe yuhibbullezîne yukatilune fi sebilihi 61/4 vb
Sevgi, NE GÜZEL der, varlıkta takılır kalırken, Muhabbetullah ise varlıktan öteye geçmek, NE GÜZEL YARATMIŞ diyerek manaya yani Yaratanına varmaktır.
Sadık Yar’ını doğru anlayıp her daim, her işte, her tercihte, Rabbilalemine Kurana, ilkelerine Vicdanın sesine uyarak #Kuran ilkelerini yaşamına yazıp ahlakıyla yoğrulanlardan, RABBİNE gönülden isteyerek #rağbet edenlerden ve SADIK YAR olup ŞÜKREDENLERDEN ve güzel karşılık vererek HAMD edenlerden olma temennisiyle,
Bu arada, #AşıkVeysel’ın #BenimSadıkYarım dizelerini dinlerken eşyayı varlığı her bir zerreyi asıl İKRAM EDENİ, SADIK YARINIZIN KİM OLDUĞUNU ya da nice ondan daha çok önem ve öncelik verdiği varsa o GEÇİCİ YAR’ları düşünelim ve ölüm gelmeden dirilip Rabbin rızasına SEVDİKLERİ ARASINA katılabilme yolunda değişmek dileğiyle
Muhabetle
25 EKİM 2013- 21 Mart 2021
KARA TOPRAK'TA SEMBOLİZE EDİLEN DİZELER VE VİDEOLARI

2 Aralık 2015 Çarşamba

DOKUZ KÖYDEN KOVULANIN KABUL GÖRDÜĞÜ O ONUNCU KÖY



Doğru söylediği için 9 köyden kovulanın KABUL GÖRDÜĞÜ O ONUNCU KÖY, GÖNÜL köyüdür.


GÖNÜL köyü Vicdanlardır, HAKK tır, RIZAYI İLAHİDİR. Bu hepsinden de evladır. Her alemde, bahtiyar yapar.


Vicdan ise, her insanda var olan RABBİLALEMİNİN insanlara yollarını aydınlatması VE DOĞRUYU BULMASI için lütfettiği en büyük NUR dur.


Yeter ki, insan evrensel doğrularla hemhal olsun. Her işinde Rızayı İlahiyi esas alsın.


Evrensel doğrular her daim güneş gibi parlar. Zira, bunlar, Yaratılan Kainat Kitabının ve Yazılı Kuranı Kerim Kitabının anlatmak istedikleridir, yani Rabbilaleminin ilkeleridir.


Bundan rahatsız olanlar, atalarının dininden başkasını kabullenmeyenler, her daim olduğu üzere, Doğruyu, Hakk olanı söyleyenleri, öne çıkaranları taşlamakta ve dokuz köyden kovmaktadırlar.


Ancak böyle yaparak, VİCDAN larının sesini duyulmaz yapabilmektedir.


Heyhat! İnsan, gözünü kapatmakla, sadece kendine gece yapar. Aklını kullanmayan, sorgulayıp düşünmeyenler de yaşamını ve çevresini karartır. Her dünyayı cehenneme çevirir.


OYSA,


İnsan kendini, alemi, kainatı anladığı, YARATILIŞ AMACINI gerçekleştirdiğinde, yaratılmış Kainat kitabındaki veya yazılmış kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin doğru manalarına ulaşıp bu evrensel ilkeleri yaşamlaştırdığı ölçüde hayatından zevk ve lezzet almaktadır. Evrenle uyumlaşıp, barış içinde yaşamakta ve her alemde de bahtiyar olmaktadır 2/38,20/123 vb.


Muhabbetle,

1 Aralık 2015 Salı

SADRIN ŞERHİ GÖĞSÜN İNŞİRAH OLMASI

Sadrın Şerhi, göğsün açılması, yarılması, kalbin çıkarılması, zemzemle yıkanması vb anlatılarla hiçbir ilgisi olmadığı gibi, bilinenin aksine insanın ilgi ve alaka duyduğu, önem ve öncelik verdiği hususlarda alakası ölçüsünde, bakış açısının, anlayışının, motivasyonunun artmasıdır. 20/25, 94/1, 39/22, 6/125, 16/106 vb.
Nitekim, sadrımı inşirah et diyen Musa’yla ilgili ayetlerin devamında da, inşirahın, yapacağı görevle ilgili olarak bakış açısının, anlayışının, motivasyonunun artması yolundaki istekler olduğu anlaşılmaktadır 20/25-33 vb.
Yine, “onları az, ya da güçsüz görmek, göstermek “le ilgili ayetler de, bakış açısının, anlayışının gelişmesini, göğsün inşirahını çağrıştıran örneklerdir 8/43, 8/44 vb.
İslama meyledenlerde İslama sadırları şerh olurken, KÜFRE meyledenlerde sadırları küfür yönünde şerh olmaktadır. 39/22, 16/106 vb.
İnsan, önem ve öncelik verdiği alanlarda, alakası ölçüsünde ahlaklanmaktadır.
Yaratılan Kainat kitabının ve yazılı kitap Kuranı kerimin anlattığı evrensel ilkelere alakası önem ve önceliği ölçüsünde bakış açısı, anlayışı, motivasyonu artırmakta ve cennet vari yaşama ulaştırmakta” NUR laştırmaktadır. 20/25, 94/1, 39/22 vb.
Buna karşılık, Kuran ayetlerine karşı duyarsız kalanlarda, küfre meyledenlerde ise Kurandan uzaklaştıkça da bu NUR dan mahrum kalıp, SADIRLARI göğüsleri ilgi ve alaka duydukları yön olan küfürde şerh olmakta, küfürle hallenmekte, küfür sarmalında boğulmakta ve NAR laşmaktadır. 6/125, 16/106 vb.
Nur olmak gibi, NAR olmakta insanın seçimiyle gerçekleşmektedir.
Küfre sadrı inşirah olanların aynı zamanda, islama nura karşı da sadrı tam tersi dayyıkan olmakta ve Nur dan mahrum kalmaktadır. 6/125
Aynı, “kalbleri ve kulakları mühürlenen, gözlerine de perde inmişler” gibi 2/7 vb. Ya da, “kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gözleri var, fakat onlarla görmezler; kulakları var, fakat onlarla işitmezler.” misalidir 7/179 vb.
Yazılı Kitap der; yaklaşık meallerde:
·        Allâh'ın, GÖĞSÜNÜ İSLÂM'A AÇTIĞI KİMSE, Rabbinden bir NUR üzerinde değil midir? Allâh'ı anmağa karşı kalbleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun. Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler. E fe men şerahallahu sadrahu lil islami fe huve ala NURİM mir rabbih, fe veylul lil kasiyeti kulubuhum min zikrillah, ulaike fi dalalim mubîn. 39/22
·        Biz senin (Muhammed) göğsünü açmadık mı? Elem neşrah leke sadrak 94/1
·        (Mûsâ) dedi ki: "Rabbim, benim göğsümü aç. Kale rabbişrah li sadri. 20/25
·        İnandıktan sonra baskıyla zorlanan kimse hariç kim Allah'a kefere olan, KÜFRE GÖĞÜS AÇAN, kimselere Allah'tan bir gazab iner ve onlar için büyük bir azâb vardır. Men kefera billahi mim ba'di imanihi illa men ukrihe ve kalbuhu mutmeinum bil imani ve lakim men ŞERAHA BİL KUFRİ SADRAN fe aleyhim ğadabum minellah, ve lehum azabun azîm. 16/106
·        Allâh, kim doğru yola iletilmek isterse onun GÖĞSÜNÜ İSLÂM'A AÇAR, kim de sapmak isterse onun göğsünü, göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar. Allâh, inanmayanların üstüne işte böyle pislik çökertir. Fe mey yuridillahu ey yehdiyehu yeşrah sadrahu lil islam, ve mey yurid ey yudillehu yec'al sadrahu dayyikan haracen ke ennema yessa'adu fis sema', kezalike yec'alullahur ricse alellezine la yu'minûn. 6/125
·        Allâh, onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerine de perde inmiştir. Onlar için büyük bir azâb vardır. Hatemallahu ala kulubihim ve ala sem'ihim, ve alâ ebsarihim ğişaveh, ve lehum azabun azîm. 2/7
·        Andolsun, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık ki kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gözleri var, fakat onlarla görmezler; kulakları var, fakat onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir, hattâ daha da sapık... Ve işte gâfiller onlardır!Ve le kad zera'na li cehenneme kesiram minel cinni vel insi lehum kulubul la yefkahune biha ve lehum a'yunul la yubsirune biha ve lehum azanul la yesmeune biha, ulaike kel en'ami bel hum edall, ulaike humul ğafilun. 7/179
·        Allâh, sana onları uykunda az gösteriyordu. Eğer sana onları çok gösterseydi, çekinirdiniz ve işde çekişirdiniz. Fakat Allâh, kurtardı. Doğrusu O, göğüslerin özünü bilir. İz yurikehumullahu fi menamike kalila, ve lev erakehum kesiral le feşiltum ve le tenaza'tum fil emri ve lakinnellahe sellem innehu alimum bi zatis sudûr. 8/43
·        Karşılaştığınız zaman onları sizin gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki yapılması gereken bir işi yerine getirsin. İşler, hep Allah'a döndürülecektir. Ve iz yurikumuhum izil tekaytum fi a'yunikum kalilev ve yukallilukum fi a'yunihim li yakdiyellahu emran kane mef'ula, ve ilellahi turceul umûr. 8/44
Yaratılan Kainat kitabının ve yazılı kitap Kuranı kerimin anlattığı evrensel ilkelere alakası, önem ve önceliği vererek SADRINI İNŞİRAH ettiği, bakış açısını, anlayışını ve motivasyonunu artırarak, her alemini NUR laştıranlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı