21 Nisan 2014 Pazartesi

4 NİSA SURESİ

 rtfSelectedTabRef*3*176*90*004.090*Nisa 1-176**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*90*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*4.1*
ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ
(٤-١)
4.1*************
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
4.1 - Yâ eyyuhen nâsuttegû rabbekumullezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve halega minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîrav ve nisââ, vettegullâhellezî tesâelûne bîhî vel erhâm, innallâhe kâne aleykum ragîbâ.
S ATEŞ - Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir.

 rtfSndPly*4.2*


(٤-٢)
4.2*************
وَاٰتُوا الْيَتَامٰى اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَبٖيثَ بِالطَّيِّبِ وَلَا تَاْكُلُوا اَمْوَالَهُمْ اِلٰى اَمْوَالِكُمْ اِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَبٖيرًا
4.2 - Ve âtul yetâmâ emvâlehum ve lâ tetebeddelul habîse bit tayyib, ve lâ teé'kulû emvâlehum ilâ emvâlikum, innehû kâne hûben kebîrâ.
4.2 - Öksüzlere mallarını verin, temizi pis olanla değiştirmeyin, onların mallarını sizin mallarınıza katarak (helâl, temiz malınızı kirletip) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günâhtır.

 rtfSndPly*4.3*
(٤-٣)
4.3*************
وَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تُقْسِطُوا فِى الْيَتَامٰى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ ذٰلِكَ اَدْنٰى اَلَّا تَعُولُوا

4.3 - Ve in hıftum ellâ tugsitû fil yetâmâ fenkihû mâ tâbe lekum minen nisâi mesnâ ve sulâse ve rubâğ, fein hıftum ellâ tağdilû fevâhıdeten ev mâ meleket eymânukum, zâlike ednâ ellâ teûlû.

4.3 - Şâyet öksüz(kızlarla evlendiğiniz takdirde on)lar hakkında adâleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. O(kadı)nlar arasında da adâlet yapamayacağınızdan korkarsanız bir tane alın; yahut ellerinizin altında bulunan(câriye)lerle yetinin. Cevr (ve haksızlık) etmemeniz için en uygun olan budur.

 rtfSndPly*4.4*
(٤-٤)
4.4*************
وَاٰتُوا النِّسَاءَ صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةً فَاِنْ طِبْنَ لَكُمْ عَنْ شَیْءٍ مِنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنٖيپًا مَرٖیٔاً

4.4 - Ve âtun nisâe sadugâtihinne nıhleh, fein tıbne lekum an şey'im minhu nefsen fekulûhu henîem merîâ.

4.4 - Kadınlara mehirlerini bir hak olarak (gönül hoşluğuyla) verin; eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da âfiyetle yeyin.

 rtfSndPly*4.5*
(٤-٥)
4.5*************
وَلَا تُؤْتُوا السُّفَهَاءَ اَمْوَالَكُمُ الَّتٖى جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ قِيَامًا وَارْزُقُوهُمْ فٖيهَا وَاكْسُوهُمْ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا

4.5 - Ve lâ tué'tus sufehâe emvâlekumulletî cealallâhu lekum gıyamev verzugûhum fîhâ veksûhum ve gûlû lehum gavlem mağrûfâ.

4.5 - Allâh'ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.

 rtfSndPly*4.6*
(٤-٦)
4.6*************
وَابْتَلُوا الْيَتَامٰى حَتّٰى اِذَا بَلَغُوا النِّكَاحَ فَاِنْ اٰنَسْتُمْ مِنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُوا اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَاْكُلُوهَا اِسْرَافًا وَبِدَارًا اَنْ يَكْبَرُوا وَمَنْ كَانَ غَنِیًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ وَمَنْ كَانَ فَقٖيرًا فَلْيَاْكُلْ بِالْمَعْرُوفِ فَاِذَا دَفَعْتُمْ اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْ فَاَشْهِدُوا عَلَيْهِمْ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَسٖيبًا

4.6 - Vebtelul yetâmâ hattâ izâ beleğun nikâh, fein ânestum minhum ruşden fedfeû ileyhim emvâlehum, ve lâ teé'kulûhâ isrâfev ve bidâran ey yekberû, ve men kâne ğaniyyen felyestağfif, ve men kâne fegîran felyeé'kul bil mağruf, feizâ defağtum ileyhim emvâlehum feeşhidû aleyhim, ve kefâ billâhi hasîbâ.

4.6 - Nikâh çağına varıncaya kadar öksüzleri deneyin, eğer onlarda bir olgunluk görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüsünler diye alıkoyup israf ile tez elden onların mallarını yemeğe kalkmayın. Zengin olan, çekinsin; yoksul olan da (malın muhafazası için gösterdiği çabaya ve ihtiyacına) uygun şekilde yesin. Onlara mallarını geri verdiğiniz zaman da yanlarında şâhid bulundurun. Hesapçı olarak da Allâh yeter (O, her yaptığınızı hesâbetmektedir).

 rtfSndPly*4.7*
(٤-٧)
4.7*************
لِلرِّجَالِ نَصٖيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَاءِ نَصٖيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَ نَصٖيبًا مَفْرُوضًا

4.7 - Lirricâli nasîbum mimmâ terakel vâlidâni vel agrabûn, ve linnisâi nasîbum mimmâ terakel vâlidâni vel agrabûne mimmâ galle minhu evkesur, nasîbem mefrûdâ.

4.7 - Ana babanın ve akrabânın geriye bıraktıklarından erkeklere pay vardır; ana babanın ve akrabânın geriye bıraktıklarından kadınlara da pay vardır. Gerek azından gerek çoğundan (hem erkeğe, hem de kadına) bir hisse ayrılmıştır.

 rtfSndPly*4.8*
(٤-٨)
4.8*************
وَاِذَا حَضَرَ الْقِسْمَةَ اُولُوا الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينُ فَارْزُقُوهُمْ مِنْهُ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا

4.8 - Ve izâ hadaral gısmete ulul gurbâ vel yetâmâ vel mesâkînu ferzugûhum minhu ve gûlû lehum gavlem mağrûfâ.

4.8 - (Mirâs düşmeyen) Akrabâlar, öksüzler, yoksullar da (mirâs) taksim(in)de hazır bulunursa bir şeyler vererek onları da ondan rızıklandırın (gönüllerini hoş edin) ve onlara güzel söz söyleyin.

 rtfSndPly*4.9*
(٤-٩)
4.9*************
وَلْيَخْشَ الَّذٖينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُوا عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا اللّٰهَ وَلْيَقُولُوا قَوْلًا سَدٖيدًا

4.9 - Velyahşellezîne lev terakû min halfihim zurriyyeten dıâfen hâfû aleyhim felyettegullâhe velyegûlû gavlen sedîdâ.

4.9 - Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde onların durumundan endişe edecek olanlar, (öksüzlerin hakkına dokunmaktan) çekinsinler. Allah'tan korksunlar ve doğru söz söylesinler.

 rtfSndPly*4.10*
(٤-١٠)
4.10*************
اِنَّ الَّذٖينَ يَاْكُلُونَ اَمْوَالَ الْيَتَامٰى ظُلْمًا اِنَّمَا يَاْكُلُونَ فٖى بُطُونِهِمْ نَارًا وَسَيَصْلَوْنَ سَعٖيرًا

4.10 - İnnellezîne yeé'kulûne emvâlel yetâmâ zulmen innemâ yeé'kulûne fî butûnihim nârâ, ve seyaslevne seîrâ.

4.10 - Zulüm ile öksüzlerin mallarını yiyenler, karınlarına sadece ateş koymaktadırlar ve çılgın bir ateşe gireceklerdir.

 rtfSndPly*4.11*
(٤-١١)
4.11*************
يُوصٖيكُمُ اللّٰهُ فٖى اَوْلَادِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِ فَاِنْ كُنَّ نِسَاءً فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ وَاِنْ كَانَتْ وَاحِدَةً فَلَهَا النِّصْفُ وَلِاَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ اِنْ كَانَ لَهُ وَلَدٌ فَاِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ وَلَدٌ وَوَرِثَهُ اَبَوَاهُ فَلِاُمِّهِ الثُّلُثُ فَاِنْ كَانَ لَهُ اِخْوَةٌ فَلِاُمِّهِ السُّدُسُ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٖى بِهَا اَوْ دَيْنٍ اٰبَاؤُكُمْ وَاَبْنَاؤُكُمْ لَا تَدْرُونَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًا فَرٖيضَةً مِنَ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٖيمًا حَكٖيمًا

4.11 - Yûsîkumullâhu fî evlâdikum lizzekeri mislu hazzıl unseyeyn, fein kunne nisâen fevgasneteyni felehunne sulusâ mâ terak, ve in kânet vâhıdeten felehen nısf, ve liebeveyhi likulli vâhıdim minhumes sudusu mimmâ terake in kâne lehû veled, feil lem yekul lehû veleduv ve verisehû ebevâhu feli ummihis sulus, fein kâne lehû ıhvetun feli ummihis sudusu mim bağdi vasıyyetiy yûsî bihâ ev deyn, âbâukum ve ebnâukum, lâ tedrûne eyyuhum agrabu lekum nef'â, ferîdatem minallâh, innallâhe kâne alîmen hakîmâ.

4.11 - Allâh size, çocuklarınız(ın alacağı mirâs) hakkında, erkeğe kadının payının iki katını tavsiye eder. (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer (çocuk) yalnız bir kadınsa (mirâsın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, bıraktığı mirâsta ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı altıda birdir. (Bu hükümler, ölenin) Yapacağı vasiyyetten, ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bunlar, Allâh'ın koyduğu haklardır. Şüphesiz Allâh bilendir, hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.12*
(٤-١٢)
4.12*************
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٖينَ بِهَا اَوْ دَيْنٍ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَا اَوْ دَيْنٍ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُ فَاِنْ كَانُوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَاءُ فِى الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَا اَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَارٍّ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَلٖيمٌ

4.12 - Ve lekum nısfu mâ terake ezvâcukum il lem yekul lehunne veled, fein kâne lehunne veledun felekumur rubuu mimmâ terakne mim bağdi vasıyyetiy yûsîne bihâ ev deyn, ve lehunner rubuu mimmâ teraktum il lem yekul lekum veled, fein kâne lekum veledun felehunnes sumunu mimmâ teraktum mim bağdi vasıyyetin tûsûne bihâ ev deyn, ve in kâne raculuy yûrasu kelâleten evimraetuv ve lehû ehun ev uhtun felikulli vâhıdim minhumes sudus, fein kânû eksera min zâlike fehum şurakâu fis sulusi mim bağdi vasıyyetiy yûsâ bihâ ev deynin ğayra mudârr, vasıyyetem minallâh, vallâhu alîmun halîm.

4.12 - Eğer çocukları yoksa, eşlerinizin yapacakları vasiyyetten ve borçtan sonra bıraktıkları mirâsın yarısı sizindir. Çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin de çocuğunuz yoksa, yapacağınız vasiyyet ve borçtan sonra bıraktığınızın dörtte biri, onlarındır; çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer mirâs bırakan erkek veya kadının evlâdı ve ana babası olmayıp bir erkek veya bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler, üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) Zarar verici olmayan vasiyyet ve borçtan sonra (uygulanır). Bunlar, Allah'tan (size) vasiyyettir. Allâh bilendir, halimdir.

 rtfSndPly*4.13*
(٤-١٣)
4.13*************
تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ

4.13 - Tilke hudûdullâh, ve mey yutııllâhe ve rasûlehû yudhılhu cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, ve zâlikel fevzul azîm.

4.13 - Bunlar Allâh'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve Elçisine itâ'at ederse Allâh onu, altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük başarı budur.

 rtfSndPly*4.14*
(٤-١٤)
4.14*************
وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا فٖيهَا وَلَهُ عَذَابٌ مُهٖينٌ

4.14 - Ve mey yağsıllâhe ve rasûlehû ve yeteadde hudûdehû yudhılhu nârân hâliden fîhâ, ve lehû azâbum muhîn.

4.14 - Kim de Allah'a ve Elçisi'ne karşı gelir, O'nun sınırlarını aşarsa, Allâh onu, sürekli kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azâb vardır.

 rtfSndPly*4.15*
(٤-١٥)
4.15*************
وَالّٰتٖى يَاْتٖينَ الْفَاحِشَةَ مِنْ نِسَائِكُمْ فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ اَرْبَعَةً مِنْكُمْ فَاِنْ شَهِدُوا فَاَمْسِكُوهُنَّ فِى الْبُيُوتِ حَتّٰى يَتَوَفّٰيهُنَّ الْمَوْتُ اَوْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لَهُنَّ سَبٖيلًا

4.15 - Vellâtî yeé'tînel fâhışete min nisâikum festeşhidû aleyhinne erbaatem minkum, fein şehidû feemsikûhunne fil buyûti hattâ yeteveffâhunnel mevtu ev yec'alallâhu lehunne sebîlâ.

4.15 - Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şâhid getirin; eğer onlar şâhidlik ederlerse, o kadınları ölüm alıncaya, ya da Allâh onların yararına bir yol gösterinceye kadar evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).

 rtfSndPly*4.16*
(٤-١٦)
4.16*************
وَالَّذٰانِ يَاْتِيَانِهَا مِنْكُمْ فَاٰذُوهُمَا فَاِنْ تَابَا وَاَصْلَحَا فَاَعْرِضُوا عَنْهُمَا اِنَّ اللّٰهَ كَانَ تَوَّابًا رَحٖيمًا

4.16 - Vellezâni yeé'tiyânihâ minkum feâzûhumâ, fein tâbâ ve aslehâ feağridû anhumâ, innallâhe kâne tevvâber rahîmâ.

4.16 - İçinizden iki kişi, fuhuş yaparsa, onlara eziyet edin; eğer tevbe eder, uslanırlarsa artık onlardan vazgeçin. Çünkü Allâh, tevbeleri çok kabul edendir, çok esirgeyendir.

 rtfSndPly*4.17*
(٤-١٧)
4.17*************
اِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللّٰهِ لِلَّذٖينَ يَعْمَلُونَ السُّوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِنْ قَرٖيبٍ فَاُولٰئِكَ يَتُوبُ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا

4.17 - İnnemet tevbetu alallâhi lillezîne yağmelûnes sûe bicehâletin summe yetûbûne min garîbin feulâike yetûbullâhu aleyhim, ve kânallâhu alîmen hakîmâ.

4.17 - Allah'a göre, şu kimselerin tevbesi makbuldür ki, câhillikle bir kötülük yapıp hemen ardından dönerler. İşte Allâh onların tevbesini kabul eder. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.18*
(٤-١٨)
4.18*************
وَلَيْسَتِ التَّوْبَةُ لِلَّذٖينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّپَاتِ حَتّٰى اِذَا حَضَرَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ اِنّٖى تُبْتُ الْپٰنَ وَلَا الَّذٖينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌ اُولٰئِكَ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَلٖيمًا

4.18 - Ve leysetit tevbetu lillezîne yağmelûnes seyyiât, hattâ izâ hadara ehadehumul mevtu gâle innî tubtul âne ve lellezîne yemûtûne ve hum kuffâr, ulâike  ağtednâ lehum azâben elîmâ.

4.18 - Yoksa kötülükler yapıp yapıp da nihâyet kendilerine ölüm gelip çatınca: "Ben şimdi tevbe ettim" diyenlere ve kâfir olarak ölenlere tevbe (af) yoktur. Onlar için acı bir azâb hazırlamışızdır!

 rtfSndPly*4.19*
(٤-١٩)
4.19*************
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَرِثُوا النِّسَاءَ كَرْهًا وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اِلَّا اَنْ يَاْتٖينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ فَاِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسٰى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْپًا وَيَجْعَلَ اللّٰهُ فٖيهِ خَيْرًا كَثٖيرًا

4.19 - Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ yehıllu lekum en terisun nisâe kerhâ, ve lâ tağdulûhunne litezhebû bibağdı mâ âteytumûhunne illâ ey yeé'tîne bifâhışetim mubeyyineh, ve âşirûhunne bil mağrûf, fein kerihtumûhunne feasâ en tekrahû şey'ev ve yec'alallâhu fîhî hayran kesîrâ.

4.19 - Ey inananlar, kadınları mirâs yoluyla zorla almanız size helâl değildir. Onlara verdiklerinizin bir kısmını alıp götürmek için onları sıkıştırmayın. Şâyet açık bir edepsizlik yaparlarsa başka. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, bilin ki sizin hoşlanmadığınız bir şeye Allâh çok hayır koymuş olabilir.

 rtfSndPly*4.20*
(٤-٢٠)
4.20*************
وَاِنْ اَرَدْتُمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَكَانَ زَوْجٍ وَاٰتَيْتُمْ اِحْدٰیهُنَّ قِنْطَارًا فَلَا تَاْخُذُوا مِنْهُ شَيْپًا اَتَاْخُذُونَهُ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُبٖينًا

4.20 - Ve in eradtumustibdâle zevcim mekâne zevciv ve âteytum ıhdâhunne gıntâran felâ teé'huzû minhu şey'â, eteé'huzûnehû buhtânev ve ismem mubînâ.

4.20 - Bir eşin yerine başka bir eş almak istediğiniz takdirde, onlardan birine (evvelki eşinize) kantarlarca mal vermiş olsanız dahi verdiğinizden hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günâha girerek verdiğinizi alacak mısınız?

 rtfSndPly*4.21*
(٤-٢١)
4.21*************
وَكَيْفَ تَاْخُذُونَهُ وَقَدْ اَفْضٰى بَعْضُكُمْ اِلٰى بَعْضٍ وَاَخَذْنَ مِنْكُمْ مٖيثَاقًا غَلٖيظًا

4.21 - Ve keyfe teé'huzûnehû ve gad efdâ bağdukum ilâ bağdıv ve ehazne minkum mîsâgan ğalîzâ.

4.21 - Nasıl alırsınız ki, birbirinize geçmiş (içli dışlı olmuş) idiniz ve onlar, sizden sağlam te'minât almışlardı.

 rtfSndPly*4.22*
(٤-٢٢)
4.22*************
وَلَا تَنْكِحُوا مَا نَكَحَ اٰبَاؤُكُمْ مِنَ النِّسَاءِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَمَقْتًا وَسَاءَ سَبٖيلًا

4.22 - Ve lâ tenkihû mâ nekeha âbâukum minen nisâi illâ mâ gad selef, innehû kâne fâhışetev ve magtâ, ve sâe sebîlâ.

4.22 - Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu, edepsizliktir, (Allâh'ın) hışm(ı)dır ve iğrenç bir yoldur.

 rtfSndPly*4.23*
(٤-٢٣)
4.23*************
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰتٖى اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَائِكُمْ وَرَبَائِبُكُمُ الّٰتٖى فٖى حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَائِكُمُ الّٰتٖى دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَائِلُ اَبْنَائِكُمُ الَّذٖينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَحٖيمًا

4.23 - Hurrimet aleykum ummehâtukum ve benâtukum ve ehavâtukum ve ammâtukum ve hâlâtukum ve benâtul ehı ve benâtul uhti ve ummehâtukumullâtî erdağnekum ve ehavâtukum miner radâati ve ummehâtu nisâikum ve rabâibukumullâtî fî hucûrikum min nisâikumullâtî dehaltum bihinn, feillem tekûnû dehaltum bihinne felâ cunâha aleykum, ve halâilu ebnâikumullezîne min aslâbikum ve en tecmeû beynel uhteyni illâ mâ gad selef, innallâhe kâne ğafûrar rahîmâ.

4.23 - Size (şunlarla evlenmeniz) harâm kılındı: Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, karılarınızın anaları, birleştiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız -eğer onlarla henüz birleşmemişseniz, (kızlarını almaktan ötürü) üzerinize bir günâh yoktur-kendi sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları ve iki kızkardeşi bir arada almanız. Ancak geçmişte olanlar hariç. Şüphesiz Allâh, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

 rtfSndPly*4.24*
(٤-٢٤)
4.24*************
وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ اِلَّا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ كِتَابَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَاُحِلَّ لَكُمْ مَا وَرَاءَ ذٰلِكُمْ اَنْ تَبْتَغُوا بِاَمْوَالِكُمْ مُحْصِنٖينَ غَيْرَ مُسَافِحٖينَ فَمَا اسْتَمْتَعْتُمْ بِهٖ مِنْهُنَّ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ فَرٖيضَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فٖيمَا تَرَاضَيْتُمْ بِهٖ مِنْ بَعْدِ الْفَرٖيضَةِ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٖيمًا حَكٖيمًا

4.24 - Vel muhsanâtu minen nisâi illâ mâ meleket eymânukum, kitâballâhi aleykum ve uhılle lekum mâ verâe zâlikum en tebteğû biemvâlikum muhsınîne ğayra musâfihîn, femestemtağtum bihî minhunne feâtûhunne ucûrahunne ferîdah, ve lâ cunâha aleykum fîmâ terâdaytum bihî mim bağdil ferîdah, innallâhe kâne alîmen hakîmâ.

4.24 - (Savaşta tutsak olarak) ellerinize geçen(câriye)ler dışında, evli kadınlar(la evlenmeniz) de harâmdır. (İşte bunlar) size Allâh'ın yazdığı yasaklardır. Bunlardan ötesini, iffetli yaşamak, zinâ etmemek şartıyle mallarınızla istemeniz (evlenmeniz), size helâl kılındı. O halde onlardan yararlanmanıza karşılık, kesilen ücretlerini bir hak olarak onlara verin. Hakkın kesiminden sonra karşılıklı anlaşma(k sûretiyle kesilenden az veya çok vermeniz)de üzerinize bir günâh yoktur. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.25*
(٤-٢٥)
4.25*************
وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ مِنْكُمْ طَوْلًا اَنْ يَنْكِحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِاٖيمَانِكُمْ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍ فَانْكِحُوهُنَّ بِاِذْنِ اَهْلِهِنَّ وَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ مُسَافِحَاتٍ وَلَا مُتَّخِذَاتِ اَخْدَانٍ فَاِذَا اُحْصِنَّ فَاِنْ اَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ الْعَنَتَ مِنْكُمْ وَاَنْ تَصْبِرُوا خَيْرٌ لَكُمْ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ

4.25 - Ve mel lem yestetığ minkum tavlen ey yenkihal muhsanâtil mué'minâti femim mâ meleket eymânukum min feteyâtikumul mué'minât, vallâhu ağlemu biîmânikum, bağdukum mim bağd, fenkihûhunne biizni ehlihinne ve âtûhunne ucûrahunne bil mağrûfi muhsanâtin ğayra musâfihâtiv ve lâ muttehızâti ahdân, feizâ uhsınne fein eteyne bifâhışetin fealeyhinne nısfu mâ alel muhsanâti minel azâb, zâlike limen haşiyel anete minkum, ve en tasbirû hayrul lekum, vallâhu ğafûrur rahîm.

4.25 - İçinizden inanmış hür kadınlarla evlenmeğe gücü yetmeyen kimse, elleriniz altında bulunan inanmış genç kızlarınız(olan câriyeleriniz)den alsın. Allâh sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz (hepiniz aynı kökten gelmekte, aynı toplumun bireylerisiniz; insanlık bakımından aranızda bir fark yoktur). Öyle ise iffetli yaşamaları, zinâ etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartıyle, sâhiplerinin izniyle onlarla evlenin, ücretlerini (mehirlerini) de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara yapılan işkencenin yarısı uygulanır. Bu (câriye ile evlenme), içinizden sakıntıya düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha iyidir. Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.

 rtfSndPly*4.26*
(٤-٢٦)
4.26*************
يُرٖيدُ اللّٰهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمْ وَيَهْدِيَكُمْ سُنَنَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَيَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ

4.26 - Yurîdullâhu liyubeyyine lekum ve yehdiyekum sunenellezîne min gablikum ve yetûbe aleykum, vallâhu alîmun hakîm.

4.26 - Allâh size (helâl ve harâm olanı) açıklamak ve sizi, sizden öncekilerin yasalarına iletmek ve günâhlarınızı bağışlamak istiyor. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.27*
(٤-٢٧)
4.27*************
وَاللّٰهُ يُرٖيدُ اَنْ يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُرٖيدُ الَّذٖينَ يَتَّبِعُونَ الشَّهَوَاتِ اَنْ تَمٖيلُوا مَيْلًا عَظٖيمًا

4.27 - Vallâhu yurîdu ey yetûbe aleykum ve yurîdullezîne yettebiûneş şehevâti en temîlû meylen azîmâ.

4.27 - Allâh, sizin tevbenizi kabul etmek istiyor; şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.

 rtfSndPly*4.28*
(٤-٢٨)
4.28*************
يُرٖيدُ اللّٰهُ اَنْ يُخَفِّفَ عَنْكُمْ وَخُلِقَ الْاِنْسَانُ ضَعٖيفًا

4.28 - Yurîdullâhu ey yuhaffife ankum, ve huligal insânu daîfâ.

4.28 - Allâh sizden (ağır teklifleri) hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.

 rtfSndPly*4.29*
(٤-٢٩)
4.29*************
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَاْكُلُوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلَّا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُوا اَنْفُسَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَحٖيمًا

4.29 - Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ teé'kulû emvâlekum beynekum bil batıli illâ en tekûne ticâraten an terâdım minkum ve lâ tagtulû enfusekum, innallâhe kâne bikum rahîmâ.

4.29 - Ey inananlar, mallarınızı aranızda bâtılla (doğru olmayan yollarla, haksız yere) yemeyin. Kendi rızânızla yaptığınız ticaret olursa başka. Canlarınızı da öldürmeyin. Doğrusu Allâh, size karşı çok merhametlidir.

 rtfSndPly*4.30*
(٤-٣٠)
4.30*************
وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ عُدْوَانًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ نُصْلٖيهِ نَارًا وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖيرًا

4.30 - Ve mey yef'al zâlike udvânev ve zulmen fesevfe nuslîhi nârâ, ve kâne zâlike alallâhi yesîrâ.

4.30 - Kim düşmanlık ve zulüm ile bunu yaparsa (bilsin ki) onu cehenneme sokacağız. Bu, Allah'a kolaydır.

 rtfSndPly*4.31*
(٤-٣١)
4.31*************
اِنْ تَجْتَنِبُوا كَبَائِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّپَاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُمْ مُدْخَلًا كَرٖيمًا

4.31 - İn tectenibû kebâira mâ tunhevne anhu nukeffir ankum seyyiâtikum ve nudhılkum mudhalen kerîmâ.

4.31 - Eğer size yasaklanan büyük günâhlardan kaçınırsanz, sizin küçük günâhlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere sokarız.

 rtfSndPly*4.32*
(٤-٣٢)
4.32*************
وَلَا تَتَمَنَّوْا مَا فَضَّلَ اللّٰهُ بِهٖ بَعْضَكُمْ عَلٰى بَعْضٍ لِلرِّجَالِ نَصٖيبٌ مِمَّا اكْتَسَبُوا وَلِلنِّسَاءِ نَصٖيبٌ مِمَّا اكْتَسَبْنَ وَسْپَلُوا اللّٰهَ مِنْ فَضْلِهٖ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖيمًا

4.32 - Ve lâ tetemennev mâ faddalallâhu bihî bağdakum alâ bağd, lirricâli nasîbum mimmektesebû ve linnisâi nasîbum mimmektesebn, ves'elullâhe min fadlih, innallâhe kâne bikulli şey'in alîmâ.

4.32 - Allâh'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeylere göz dikmeyin. Erkeklere de kazandıklarından bir pay var, kadınlara da kazandıklarından bir pay var. Allah'tan, O'nun lutfunu isteyin. Kuşkusuz Allâh, her şeyi bilendir.

 rtfSndPly*4.33*
(٤-٣٣)
4.33*************
وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَالِىَ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ وَالَّذٖينَ عَقَدَتْ اَيْمَانُكُمْ فَاٰتُوهُمْ نَصٖيبَهُمْ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ شَهٖيدًا

4.33 - Ve likullin cealnâ mevâliye mimmâ terakel vâlidâni vel agrabûn, vellezîne agadet eymânukum feâtûhum nasîbehum, innallâhe kâne alâ kulli şey'in şehîdâ.

4.33 - Ana babanın ve akrabânın bıraktıklarından her birine vârisler kıldık. yeminlerinizin bağladığı kimselere de hisselerini verin. Allâh herşeyi görmektedir.

 rtfSndPly*4.34*
(٤-٣٤)
4.34*************
اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاءِ بِمَا فَضَّلَ اللّٰهُ بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍ وَبِمَا اَنْفَقُوا مِنْ اَمْوَالِهِمْ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّٰهُ وَالّٰتٖى تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِى الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّ فَاِنْ اَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَبٖيلًا اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلِيًّا كَبٖيرًا

4.34 - Erricâlu gavvâmûne alen nisâi bimâ faddalallâhu bağdahum alâ bağdıv ve bimâ enfegû min emvâlihim, fes sâlihâtu gânitâtun hâfizâtul lilğaybi bimâ hafizallâh, vellâtî tehâfûne nuşûzehunne feızûhunne vehcurûhunne fil medâciı vadribûhunn, fein etağnekum felâ tebğû aleyhinne sebîlâ, innallâhe kâne aliyyen kebîrâ.

4.34 - Allâh, insanları birbirinden üstün kıldığı ve mallarından harca(yıp kadınların geçmini sağla)dıkları için erkekler, kadınlar üzerinde yöneticidirler. Bundan dolayı iyi kadınlar itâ'atkâr olup, Allâh'ın kendilerini korumasına karşılık (Allâh'ın verdiği başarı ile) gizliyi korurlar (kocalarına aslâ ihânet etmezler). Hırçınlık, etmelerinden korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarda onlara sokulmayın, onları dövün. Eğer size itâ'at ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Çünkü Allâh yücedir, büyüktür.

 rtfSndPly*4.35*
(٤-٣٥)
4.35*************
وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ اَهْلِهٖ وَحَكَمًا مِنْ اَهْلِهَا اِنْ يُرٖيدَا اِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَا اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٖيمًا خَبٖيرًا

4.35 - Ve in hıftum şigâga beynihimâ feb'asû hakemem min ehlihî ve hakemem min ehlihâ, iy yurîdâ ıslâhay yuveffigıllâhu beynehumâ, innallâhe kâne alîmen habîrâ.

4.35 - Eğer (karı-kocanın) aralarının açılmasından endişe duyarsanız, erkeğin âilesinden bir hakem ve kadının âilesinden bir hakem gönderin. Bunlar uzlaştırmak isterlerse, Allâh onların arasını bulur. Çünkü Allâh (herşeyi) bilendir, haber alandır.

 rtfSndPly*4.36*
(٤-٣٦)
4.36*************
وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْپًا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينِ وَالْجَارِ ذِى الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبٖيلِ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا

4.36 - Vağbudullâhe ve lâ tuşrikû bihî şey'ev ve bil vâlideyni ıhsânev ve bizil gurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vel câri zil gurbâ vel câril cunubi ves sâhibi bil cembi vebnis sebîli ve mâ meleket eymânukum, innallâhe lâ yuhıbbu men kâne muhtâlen fehûra.

4.36 - Allah'a kulluk edin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya, akrabâya, öksüzlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yan(ınız)daki arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyilik edin. Allâh, kurumlu, böbürlenen insanları sevmez.

 rtfSndPly*4.37*
(٤-٣٧)
4.37*************
اَلَّذٖينَ يَبْخَلُونَ وَيَاْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَا اٰتٰیهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهٖ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖينَ عَذَابًا مُهٖينًا

4.37 - Ellezîne yebhalûne ve yeé'murûnen nâse bil buhli ve yektumûne mâ âtâhumullâhu min fadlih, ve ağtednâ lilkâfirîne azâbem muhînâ.

4.37 - Bunlar öyle insanlardır ki, cimrilik ederler ve insanlara da cimriliği emrederler, Allâh'ın bol hazinesinden kendilerine verdiğini gizlerler. (Biz de) o nankörlere alçaltıcı bir azâb hazırlamışızdır.

 rtfSndPly*4.38*
(٤-٣٨)
4.38*************
وَالَّذٖينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ رِئَاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَنْ يَكُنِ الشَّيْطَانُ لَهُ قَرٖينًا فَسَاءَ قَرٖينًا

4.38 - Vellezîne yunfigûne emvâlehum riâen nâsi ve lâ yué'minûne billâhi ve lâ bil yevmil âhır, ve mey yekuniş şeytânu lehû garînen fesâe garînâ.

4.38 - Bunlar mallarını insanlara gösteriş için verirler, Allah'a, ve âhiret gününe inanmazlar. Kimin arkadaşı şeytân ise, o(nun) ne kötü bir arkadaş(ı var)dır!

 rtfSndPly*4.39*
(٤-٣٩)
4.39*************
وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقَهُمُ اللّٰهُ وَكَانَ اللّٰهُ بِهِمْ عَلٖيمًا

4.39 - Ve mâzâ aleyhim lev âmenû billâhi vel yevmil âhıri ve enfegû mimmâ razegahumullâh, ve kânallâhu bihim alîmâ.

4.39 - Onlara ne olurdu sanki Allah'a ve âhiret gününe inansalardı ve Allâh'ın kendilerine verdiği rızıktan Allâh yolunda harcasalardı! Allâh onları biliyordu.

 rtfSndPly*4.40*
(٤-٤٠)
4.40*************
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ وَاِنْ تَكُ حَسَنَةً يُضَاعِفْهَا وَيُؤْتِ مِنْ لَدُنْهُ اَجْرًا عَظٖيمًا

4.40 - İnnallâhe lâ yazlimu misgâle zerrah, ve in teku hasenetey yudâıfhâ ve yué'ti mil ledunhu ecran azîmâ.

4.40 - Allâh zerre kadar haksızlık etmez, zerre miktarı bir iyilik olsa onu kat kat yapar ve kendi katından da büyük bir mükâfât verir.

 rtfSndPly*4.41*
(٤-٤١)
4.41*************
فَكَيْفَ اِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ بِشَهٖيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلٰى هٰؤُلَاءِ شَهٖيدًا

4.41 - Fekeyfe izâ cié'nâ min kulli ummetim bişehîdiv ve cié'nâbike alâ hâulâi şehîdâ.

4.41 - Her ümmetten (inanç ve davranışlarının doğru olup olmadığına tanıklık edecek) bir şâhid, seni de bunlara şâhid getirdiğimiz zaman (halleri) nice olur?

 rtfSndPly*4.42*
(٤-٤٢)
4.42*************
يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذٖينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُ وَلَا يَكْتُمُونَ اللّٰهَ حَدٖيثًا

4.42 - Yevmeiziy yeveddullezîne keferû ve asavur rasûle lev tusevvâ bihimul ard, ve lâ yektumûnallâhe hadîsâ.

4.42 - Nankörlük edip, (Allâh'ın) Elçi(sin)e karşı gelenler, o gün yerin dibine geçirilmeyi isterler ve Allah'tan hiçbir söz gizleyemezler.

 rtfSndPly*4.43*
(٤-٤٣)
4.43*************
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى حَتّٰى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا اِلَّا عَابِرٖى سَبٖيلٍ حَتّٰى تَغْتَسِلُوا وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً فَتَيَمَّمُوا صَعٖيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْدٖيكُمْ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا

4.43 - Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tagrabus salâte ve entum sukârâ hattâ tağlemû mâ tegûlûne ve lâ cunuben illâ âbirî sebîlin hattâ tağtesilû, ve in kuntum merdâ ev alâ seferin ev câe ehadum minkum minel ğâitı ev lâmestumun nisâe felem tecidû mâen feteyemmemû saîden tayyiben femsehû bivucûhikum ve eydîkum, innallâhe kâne afuvven ğafûra.

4.43 - Ey inananlar, sarhoşken namaza yaklaşmayın ki ne dediğinizi bilesiniz. Yoldan geçici olmanız dışında, cünüp iken de yıkanıncaya kadar (namaza yaklaşmayın). Eğer hasta, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (bu durumlarda) su bulamadığınız takdirde temiz toprağa teyemmüm edin: (Toprağı) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allâh, çok affeden, çok bağışlayandır.

 rtfSndPly*4.44*
(٤-٤٤)
4.44*************
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖينَ اُوتُوا نَصٖيبًا مِنَ الْكِتَابِ يَشْتَرُونَ الضَّلَالَةَ وَيُرٖيدُونَ اَنْ تَضِلُّوا السَّبٖيلَ

4.44 - Elem tera ilellezîne ûtû nasîbem minel kitâbi yeşterûned dalâlete ve yurîdûne en tedıllus sebîl.

4.44 - Şu kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? (Baksana onlar,) sapıklığı satın alıyorlar, istiyorlar ki, siz de yolu sapıtasınız.

 rtfSndPly*4.45*
(٤-٤٥)
4.45*************
وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِاَعْدَائِكُمْ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَلِيًّا وَكَفٰى بِاللّٰهِ نَصٖيرًا

4.45 - Vallâhu  ağlemu biağdâikum ve kefâ billâhi veliyyev ve kefâ billâhi nasîrâ.

4.45 - Allâh sizin düşmanlarınızı daha iyi bilir. Dost olarak Allâh yeter, yardımcı olarak da Allâh yeter.

 rtfSndPly*4.46*
(٤-٤٦)
4.46*************
مِنَ الَّذٖينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهٖ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا بِاَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِى الدّٖينِ وَلَوْ اَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانْظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَقْوَمَ وَلٰكِنْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَلٖيلًا

4.46 - Minellezîne hâdû yuharrifûnel kelime am mevâdııhî ve yegûlûne semiğnâ ve asaynâ vesmağ ğayra musmeıv ve râınâ leyyem bielsinetihim ve tağnen fid dîn, ve lev ennehum gâlû semiğnâ ve etağnâ vesmağ venzurnâ lekâne hayral lehum ve agveme ve lâkil leanehumullâhu bikufrihim felâ yué'minûne illâ galîlâ.

4.46 - Yahûdilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Dillerini eğip bükerek ve dini taşlayarak: "İşittik ve isyân ettik", "dinle, dinlemez olası" ve: "râ'inâ" diyorlar. Eğer onlar: "İşittik ve itâ'at ettik", "Dinle ve bize bak!" deselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Fakat Allâh, inkârlarından dolayı onları la'netlemiştir, pek az inanırlar.

 rtfSndPly*4.47*
(٤-٤٧)
4.47*************
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اُوتُوا الْكِتَابَ اٰمِنُوا بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِمَا مَعَكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلٰى اَدْبَارِهَا اَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّا اَصْحَابَ السَّبْتِ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولًا

4.47 - Yâ eyyuhellezîne ûtul kitâbe âminû bimâ nezzelnâ musaddigal limâ meakum min gabli en natmise vucûhen feneruddehâ alâ edbârihâ ev nel'anehum kemâ leannâ ashâbes sebt, ve kâne emrullâhi mef'ûlâ.

4.47 - Ey Kitap verilenler, biz bazı yüzleri, silip arkalarına döndürmeden, ya da Cumartesi adamlarını la'netlediğimiz gibi onları da la'netlemeden önce, yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimiz(Kur'ân)a inanın. Allâh'ın buyruğu yapılır.

 rtfSndPly*4.48*
(٤-٤٨)
4.48*************
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِهٖ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَاءُ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدِ افْتَرٰى اِثْمًا عَظٖيمًا

4.48 - İnnallâhe lâ yağfiru eyyuşrake bihî ve yağfiru mâ dûne zâlike limey yeşâé', ve mey yuşrik billâhi fegadifterâ ismen azîmâ.

4.48 - Allâh, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan da gerçekten büyük bir günâh işlemiştir.

 rtfSndPly*4.49*
(٤-٤٩)
4.49*************
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖينَ يُزَكُّونَ اَنْفُسَهُمْ بَلِ اللّٰهُ يُزَكّٖى مَنْ يَشَاءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتٖيلًا

4.49 - Elem tera ilellezîne yuzekkûne enfusehum, belillâhu yuzekkî mey yeşâu ve lâ yuzlemûne fetîlâ.

4.49 - Şu kendilerini övüp yüceltenleri görmedin mi? Hayır, ancak Allâh dilediğini yüceltir, onlara kıl kadar zulmedilmez.

 rtfSndPly*4.50*
(٤-٥٠)
4.50*************
اُنْظُرْ كَيْفَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَكَفٰى بِهٖ اِثْمًا مُبٖينًا

4.50 - Unzur keyfe yefterûne alallâhil kezib, ve kefâ bihî ismem mubînâ.

4.50 - Bak nasıl Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günâh olarak bu (onlara) yeter.

 rtfSndPly*4.51*
(٤-٥١)
4.51*************
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖينَ اُوتُوا نَصٖيبًا مِنَ الْكِتَابِ يُؤْمِنُونَ بِالْجِبْتِ وَالطَّاغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا هٰؤُلَاءِ اَهْدٰى مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا سَبٖيلًا

4.51 - Elem tera ilellezîne ûtû nasîbem minel kitâbi yué'minûne bil cibti vet tâğûti ve yegûlûne lillezîne keferû hâulâi ehdâ minellezîne âmenû sebîlâ.

4.51 - Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? (Baksana onlar) cibt ve tâğût'a inanıyorlar ve inkâr edenler için: "Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadır" diyorlar.

 rtfSndPly*4.52*
(٤-٥٢)
4.52*************
اُولٰئِكَ الَّذٖينَ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ وَمَنْ يَلْعَنِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ نَصٖيرًا

4.52 - Ulâikellezîne leanehumullâh, ve mey yel'anillâhu felen tecide lehû nasîrâ.

4.52 - İşte onlar, Allâh'ın la'netlediği insanlardır. Allâh, kimi la'netlerse artık onun için hiçbir yardımcı bulamazsın.

 rtfSndPly*4.53*
(٤-٥٣)
4.53*************
اَمْ لَهُمْ نَصٖيبٌ مِنَ الْمُلْكِ فَاِذًا لَا يُؤْتُونَ النَّاسَ نَقٖيرًا

4.53 - Em lehum nasîbum minel mulki feizel lâ yué'tûnen nâse negîrâ.

4.53 - Yoksa onların mülkten bir payı mı var? Öyle olsaydı insanlara bir çekirdek zerresi bile vermezlerdi.

 rtfSndPly*4.54*
(٤-٥٤)
4.54*************
اَمْ يَحْسُدُونَ النَّاسَ عَلٰى مَا اٰتٰیهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهٖ فَقَدْ اٰتَيْنَا اٰلَ اِبْرٰهٖيمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَاٰتَيْنَاهُمْ مُلْكًا عَظٖيمًا

4.54 - Em yahsudûnen nâse alâ mâ âtâhumullâhu min fadlih, fegad âteynâ âle ibrâhîmel kitâbe vel hıkmete ve âteynâhum mulken azîmâ.

4.54 - Yoksa Allâh'ın, lutfundan insanlara verdiği (vahiyler) yüzünden onları kıskanıyorlar mı? Oysa biz İbrâhim soyuna da Kitabı ve hikmeti vermiş ve onlara büyük bir mülk vermiştik.

 rtfSndPly*4.55*
(٤-٥٥)
4.55*************
فَمِنْهُمْ مَنْ اٰمَنَ بِهٖ وَمِنْهُمْ مَنْ صَدَّ عَنْهُ وَكَفٰى بِجَهَنَّمَ سَعٖيرًا

4.55 - Feminhum men âmene bihî ve minhum men sadde anh, ve kefâ bicehenneme saîrâ.

4.55 - Onlardan kimi O(Hak Kitabı)na inandı, kimi de ondan yüz çevirdi. Öylesine de çılgın alevli cehennem yetti.

 rtfSndPly*4.56*
(٤-٥٦)
4.56*************
اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا سَوْفَ نُصْلٖيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَزٖيزًا حَكٖيمًا

4.56 - İnnellezîne keferû biâyâtinâ sevfe nuslîhim nârâ, kullemâ nadıcet culûduhum beddelnâhum culûden ğayrahâ liyezûgul azâb, innâllâhe kâne azîzen hakîmâ.

4.56 - O âyetlerimizi inkâr edenleri yakında bir ateşe sokacağız, derileri piştikçe azâbı tadsınlar diye onlara başka deriler vereceğiz! Şüphesiz Allâh dâimâ üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.57*
(٤-٥٧)
4.57*************
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا اَبَدًا لَهُمْ فٖيهَا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلٖيلًا

4.57 - Vellezîne âmenû ve amilus sâlihâti senudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ, lehum fîhâ ezvâcum mutahheratuv ve nudhıluhum zıllen zalîlâ.

4.57 - İnanıp iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada sürekli kalacaklardır. Orada kendilerine tertemiz eşler de vardır ve onları (hiç güneş sızmayan) eşsiz bir gölgeye sokacağız.

 rtfSndPly*4.58*
(٤-٥٨)
4.58*************
اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰى اَهْلِهَا وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ اِنَّ اللّٰهَ نِعِمَّا يَعِظُكُمْ بِهٖ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ سَمٖيعًا بَصٖيرًا

4.58 - İnnallâhe yeé'murukum en tueddul emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl, innallâhe niımmâ yaızukum bih, innallâhe kâne semîam basîra.

4.58 - Allâh, size emânetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. Allâh size böylece ne güzel öğüt veriyor. Doğrusu, Allâh işiten, görendir.

 rtfSndPly*4.59*
(٤-٥٩)
4.59*************
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُوا الرَّسُولَ وَاُولِى الْاَمْرِ مِنْكُمْ فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ فٖى شَیْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَاْوٖيلًا

4.59 - Yâ eyyuhellezîne âmenû etîullâhe ve etîur rasûle ve ulil emri minkum, fein tenâzağtum fî şey'in feruddûhu ilallâhi ver rasûli in kuntum tué'minûne billâhi vel yevmil âhır, zâlike hayruv ve ahsenu teé'vîlâ.

4.59 - Ey inananlar, Allah'a itâ'at edin, Elçiye ve sizden olan buyruk sâhibine itâ'at edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; -Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız -onu Allah'a ve Elçiye götürün. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.

 rtfSndPly*4.60*
(٤-٦٠)
4.60*************
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖينَ يَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ يُرٖيدُونَ اَنْ يَتَحَاكَمُوا اِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ اُمِرُوا اَنْ يَكْفُرُوا بِهٖ وَيُرٖيدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُضِلَّهُمْ ضَلَالًا بَعٖيدًا

4.60 - Elem tera ilellezîne yez'umûne ennehum âmenû bimâ unzile ileyke ve mâ unzile min gablike yurîdûne ey yetehâkemû ilet tâğûti ve gad umirû ey yekfurû bih, ve yurîduş şeytânu ey yudıllehum dalâlem beîda.

4.60 - Şunları görmedin mi, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tâğûta (o azgın şeytâna) başvurmak istiyorlar! Oysa kendilerine onu inkâr etmeleri emredilmişti. Şeytân da onları iyice saptırmak istiyor.

 rtfSndPly*4.61*
(٤-٦١)
4.61*************
وَاِذَا قٖيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ رَاَيْتَ الْمُنَافِقٖينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًا

4.61 - Ve izâ gîle lehum teâlev ilâ mâ enzelallâhu ve iler rasûli raeytel munâfigîne yesuddûne anke sudûdâ.

4.61 - Kendilerine: "Allâh'ın indirdiğine ve Elçiye gelin!" denince, o ikiyüzlülerin, senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.

 rtfSndPly*4.62*
(٤-٦٢)
4.62*************
فَكَيْفَ اِذَا اَصَابَتْهُمْ مُصٖيبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْدٖيهِمْ ثُمَّ جَاؤُكَ يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنْ اَرَدْنَا اِلَّا اِحْسَانًا وَتَوْفٖيقًا

4.62 - Fekeyfe izâ esâbethum musîbetum bimâ gaddemet eydîhim summe câûke yahlifûne billâhi in eradnâ illâ ıhsânev ve tevfîgâ.

4.62 - Ya nasıl, elleriyle yaptıkları (kötülükler) yüzünden başlarına bir felâket gelince, hemen sana gelirler: "Biz sadece iyilik etmek ve uzlaştırmak istedik." diye Allah'a yemin ederler?

 rtfSndPly*4.63*
(٤-٦٣)
4.63*************
اُولٰئِكَ الَّذٖينَ يَعْلَمُ اللّٰهُ مَا فٖى قُلُوبِهِمْ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُلْ لَهُمْ فٖى اَنْفُسِهِمْ قَوْلًا بَلٖيغًا

4.63 - Ulâikellezîne yağlemullâhu mâ fî gûlûbihim feağrıd ğnhum ve ızhum ve gul lehum fî enfusihim gavlem belîğâ.

4.63 - Allâh onların kalblerinde olanı bilir. Onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onların içlerine işleyecek güzel söz seyle!

 rtfSndPly*4.64*
(٤-٦٤)
4.64*************
وَمَا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا لِيُطَاعَ بِاِذْنِ اللّٰهِ وَلَوْ اَنَّهُمْ اِذْ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ جَاؤُكَ فَاسْتَغْفَرُوا اللّٰهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللّٰهَ تَوَّابًا رَحٖيمًا

4.64 - Ve mâ erselnâ mir rasûlin illâ liyutâa biiznillâh, ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festağferullâhe vestağfera lehumur rasûlu levecedullâhe tevvâber rahîmâ.

4.64 - Biz hiçbir elçiyi, Allâh'ın izniyle itâ'at edilmekten başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan, günâhlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allâh'ı affedici, merhametli bulurlardı.

 rtfSndPly*4.65*
(٤-٦٥)
4.65*************
فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتّٰى يُحَكِّمُوكَ فٖيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا فٖى اَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلٖيمًا

4.65 - Felâ ve rabbike lâ yué'minûne hattâ yuhakkimûke fîmâ şecera beynehum summe lâ yecidû fî enfusihim haracem mimmâ gadayte ve yusellimû teslîmâ.

4.65 - Hayır, Rabbin hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme, içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyle teslim olmadıkça inanmış olmazlar.

 rtfSndPly*4.66*
(٤-٦٦)
4.66*************
وَلَوْ اَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ اَنِ اقْتُلُوا اَنْفُسَكُمْ اَوِ اخْرُجُوا مِنْ دِيَارِكُمْ مَا فَعَلُوهُ اِلَّا قَلٖيلٌ مِنْهُمْ وَلَوْ اَنَّهُمْ فَعَلُوا مَا يُوعَظُونَ بِهٖ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَشَدَّ تَثْبٖيتًا

4.66 - Ve lev ennâ ketebnâ aleyhim enıgtulû enfusekum evıhrucû min diyârikum mâ fealûhu illâ galîlum minhum, ve lev ennehum fealû mâ yûazûne bihî lekâne hayral lehum ve eşedde tesbîtâ.

4.66 - Eğer onlara: "Kendinizi öldürün, ya da yurtlarınızdan çıkın!" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Ama kendilerine öğütleneni yapsalardı, elbette kendileri için daha iyi ve daha sağlam olurdu.

 rtfSndPly*4.67*
(٤-٦٧)
4.67*************
وَاِذًا لَاٰتَيْنَاهُمْ مِنْ لَدُنَّا اَجْرًا عَظٖيمًا

4.67 - Ve izel leâteynâhum mil ledunnâ ecran azîmâ.

4.67 - O zaman kendilerine katımızdan büyük mükâfât verirdik.

 rtfSndPly*4.68*
(٤-٦٨)
4.68*************
وَلَهَدَيْنَاهُمْ صِرَاطًا مُسْتَقٖيمًا

4.68 - Ve lehedeynâhum sırâtam mustegîmâ.

4.68 - Ve onları doğru bir yola iletirdik.

 rtfSndPly*4.69*
(٤-٦٩)
4.69*************
وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُولٰئِكَ مَعَ الَّذٖينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّٖنَ وَالصِّدّٖيقٖينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحٖينَ وَحَسُنَ اُولٰئِكَ رَفٖيقًا

4.69 - Ve mey yutııllâhe ver rasûle feulâike meallezîne en'amallâhu aleyhim minen nebiyyîne ves sıddîgîne veş şuhedâi ves sâlihîn, ve hasune ulâike rafîgâ.

4.69 - Kim Allah'a ve Elçi'ye itâ'at ederse işte onlar, Allâh'ın ni'met verdiği peygamberler, sıddiklar, şehidler ve sâlihlerle beraberdir. Onlar da ne güzel arkadaştır!

 rtfSndPly*4.70*
(٤-٧٠)
4.70*************
ذٰلِكَ الْفَضْلُ مِنَ اللّٰهِ وَكَفٰى بِاللّٰهِ عَلٖيمًا

4.70 - Zâlikel fadlu minallâh, ve kefâ billâhi alîmâ.

4.70 - Bu ni'met, Allah'tandır. Bilen olarak Allâh yeter.

 rtfSndPly*4.71*
(٤-٧١)
4.71*************
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانْفِرُوا ثُبَاتٍ اَوِ انْفِرُوا جَمٖيعًا

4.71 - Yâ eyyuhellezîne âmenû huzû hızrakum fenfirû subâtin evinfirû cemîâ.

4.71 - Ey inananlar, (uyanık bulunup) korunma(tedbirleri)nizi alın, bölük bölük, ya da hep birlikte savaşa gidin.

 rtfSndPly*4.72*
(٤-٧٢)
4.72*************
وَاِنَّ مِنْكُمْ لَمَنْ لَيُبَطِّئَنَّ فَاِنْ اَصَابَتْكُمْ مُصٖيبَةٌ قَالَ قَدْ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَیَّ اِذْ لَمْ اَكُنْ مَعَهُمْ شَهٖيدًا

4.72 - Ve inne minkum lemel leyubettıenn, fein esâbetkum musîbetun gâle gad en'amallâhu aleyye iz lem ekum meahum şehîdâ.

4.72 - İçinizden bir kısmı var ki, pek ağır davranır. Eğer size bir felâket erişirse: "Allâh bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım." der.

 rtfSndPly*4.73*
(٤-٧٣)
4.73*************
وَلَئِنْ اَصَابَكُمْ فَضْلٌ مِنَ اللّٰهِ لَيَقُولَنَّ كَاَنْ لَمْ تَكُنْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ مَوَدَّةٌ يَا لَيْتَنٖى كُنْتُ مَعَهُمْ فَاَفُوزَ فَوْزًا عَظٖيمًا

4.73 - Ve lein esâbekum fadlum minallâhi leyegûlenne keel lem tekum beynekum ve beynehû meveddetuy yâ leytenî kuntu meahum feefûze fevzen azîmâ.

4.73 - Eğer Allah'tan size bir ni'met erişirse, sizinle kendisi arasında hiç sevgi yokmuş gibi: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı kazansaydım!" der.

 rtfSndPly*4.74*
(٤-٧٤)
4.74*************
فَلْيُقَاتِلْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ الَّذٖينَ يَشْرُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا بِالْاٰخِرَةِ وَمَنْ يُقَاتِلْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ فَيُقْتَلْ اَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتٖيهِ اَجْرًا عَظٖيمًا

4.74 - Felyugâtil fî sebîlillâhillezîne yeşrûnel hayâted dunyâ bil âhırah, ve mey yugâtil fî sebîlillâhi feyugtel ev yağlib fesevfe nué'tîhî ecran azîmâ.

4.74 - Dünyâ hayâtını âhiret hayâtı karşılığında satanlar, Allâh yolunda savaşsınlar. Kim Allâh yolunda savaşır da öldürülür veya gâlib gelirse, biz ona yakında büyük bir mükâfât vereceğiz.

 rtfSndPly*4.75*
(٤-٧٥)
4.75*************
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَفٖينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَا وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَصٖيرًا

4.75 - Ve mâ lekum lâ tugâtilûne fî sebîlillâhi vel mustad'afîne miner ricâli ven nisâi vel vildânillezîne yegûlûne rabbenâ ahricnâ min hâzihil garyetiz zâlimi ehluhâ, vec'al lenâ mil ledunke veliyyâ, vec'al lenâ mil ledunke nasîrâ.

4.75 - Size ne oldu ki Allâh yolunda ve "Rabbimiz bizi şu, halkı zâlim kentten çıkar, bize katından bir koruyucu ver, bize katından bir yardımcı ver!" diyen zayıf erkek, kadın ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?

 rtfSndPly*4.76*
(٤-٧٦)
4.76*************
اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا يُقَاتِلُونَ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَالَّذٖينَ كَفَرُوا يُقَاتِلُونَ فٖى سَبٖيلِ الطَّاغُوتِ فَقَاتِلُوا اَوْلِيَاءَ الشَّيْطَانِ اِنَّ كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَعٖيفًا

4.76 - Ellezîne âmenû yugâtilûne fî sebîlillâh, vellezîne keferû yugâtilûne fî sebîlit tâğûti fegâtilû evliyâeş şeytân, inne keydeş şeytâni kâne daîfâ.

4.76 - İnananlar Allâh yolunda savaşırlar, inkâr edenler de tâğût yolunda savaşırlar. O halde şeytânın dostlarıyla savaşın, çünkü şeytânın hilesi zayıftır.

 rtfSndPly*4.77*
(٤-٧٧)
4.77*************
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖينَ قٖيلَ لَهُمْ كُفُّوا اَيْدِيَكُمْ وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ اِذَا فَرٖيقٌ مِنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّٰهِ اَوْ اَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ لَوْلَا اَخَّرْتَنَا اِلٰى اَجَلٍ قَرٖيبٍ قُلْ مَتَاعُ الدُّنْيَا قَلٖيلٌ وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِمَنِ اتَّقٰى وَلَا تُظْلَمُونَ فَتٖيلًا

4.77 - Elem tera ilellezîne gîle lehum kuffû eydiyekum ve egîmus salâte ve âtuz zekâh, felemmâ kutibe aleyhimul gıtâlu izâ ferîgum minhum yahşevnen nâse kehaşyetillâhi ev eşedde haşyeh, ve gâlû rabbenâ lime ketebte aleynel gıtâl, lev lâ ahhartenâ ilâ ecelin garîb, gul metâud dunyâ galîl, vel âhıratu hayrul limenittegâ ve lâ tuzlemûne fetîlâ.

4.77 - Kendilerine: "Ellerinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekâtı verin!" denilenleri görmedin mi? Kendilerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir grup, insanlardan, Allah'tan korkar gibi hattâ daha fazla korkmaya başladılar: "Rabbimiz, niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (savaş emrini bir süre geciktirsen) olmaz mıydı?" dediler. De ki: "dünyâ geçimi azdır, korunan için âhiret daha iyidir. Size kıl kadar haksızlık edilmez."

 rtfSndPly*4.78*
(٤-٧٨)
4.78*************
اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ فٖى بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰذِهٖ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰذِهٖ مِنْ عِنْدِكَ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ فَمَالِ هٰؤُلَاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدٖيثًا

4.78 - Eyne mâ tekûnû yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fî burûcim muşeyyedeh, ve in tusıbhum hasenetuy yegûlû hâzihî min ındillâh, ve in tusıbhum seyyietuy yegûlû hâzihî min ındik, gul kullum min ındillâh, femâli hâulâil gavmi lâ yekâdûne yefgahûne hadîsâ.

4.78 - Nerede olsanız, sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine ölüm sizi bulur. Onlara bir iyilik erişirse: "Bu, Allâh tarafındandır" derler. Onlara bir kötülük erişirse: "Bu, senin yüzündendir" derler. De ki: "Hepsi Allâh tarafındandır". Bu topluma ne oluyor ki hemen hiç söz anlamıyorlar?

 rtfSndPly*4.79*
(٤-٧٩)
4.79*************
مَا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ وَمَا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ وَاَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولًا وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَهٖيدًا

4.79 - Mâ esâbeke min hasenetin feminallâh, ve mâ esâbeke min seyyietin femin nefsik, ve erselnâke linnâsi rasûlâ, ve kefâ billâhi şehîdâ.

4.79 - Sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana gelen her kötülük de kendi(günâhın yüzü)ndendir. Seni insanlara elçi gönderdik. (Buna) şâhid olarak Allâh yeter.

 rtfSndPly*4.80*
(٤-٨٠)
4.80*************
مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللّٰهَ وَمَنْ تَوَلّٰى فَمَا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفٖيظًا

4.80 - Mey yutıır rasûle fegad etâallâh, ve men tevellâ femâ erselnâke aleyhim hafîzâ.

4.80 - Kim Elçi'ye itâ'at ederse Allah'a itâ'at etmiş olur. Kim de yüz çevirirse (bil ki), biz seni onların üzerine bekçi göndermedik.

 rtfSndPly*4.81*
(٤-٨١)
4.81*************
وَيَقُولُونَ طَاعَةٌ فَاِذَا بَرَزُوا مِنْ عِنْدِكَ بَيَّتَ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ غَيْرَ الَّذٖى تَقُولُ وَاللّٰهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَكٖيلًا

4.81 - Ve yegûlûne tâah, feizâ berazû min ındike beyyete tâifetum minhum ğayrallezî tegûl, vallâhu yektubu mâ yubeyyitûn, feağrıd anhum ve tevekkel alallâh, ve kefâ billâhi vekîlâ.

4.81 - Peki, derler, ama yanından çıkınca içlerinden birtakımı senin söylemiş olduğunun tersini kurar. Allâh, onların geceleyin ne düşünüp kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma, Allah'a dayan. (Sana) vekil olarak Allâh yeter.

 rtfSndPly*4.82*
(٤-٨٢)
4.82*************
اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِنْدِ غَيْرِ اللّٰهِ لَوَجَدُوا فٖيهِ اخْتِلَافًا كَثٖيرًا

4.82 - Efelâ yetedebberûnel gur'ân, ve lev kâne min ındi ğayrillâhi levecedû fîhıhtilâfen kesîrâ.

4.82 - Kur'ân'ı düşünmüyorlar mı? Eğer Allah'tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, onda birbirini tutmaz çok şey bulurlardı.

 rtfSndPly*4.83*
(٤-٨٣)
4.83*************
وَاِذَا جَاءَهُمْ اَمْرٌ مِنَ الْاَمْنِ اَوِ الْخَوْفِ اَذَاعُوا بِهٖ وَلَوْ رَدُّوهُ اِلَى الرَّسُولِ وَاِلٰى اُولِى الْاَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذٖينَ يَسْتَنْبِطُونَهُ مِنْهُمْ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لَاتَّبَعْتُمُ الشَّيْطَانَ اِلَّا قَلٖيلًا

4.83 - Ve izâ câehum emrum minel emni evil havfi ezâû bih, ve lev raddûhu iler rasûli ve ilâ ulil emri minhum lealimehullezîne yestembitûnehû minhum, ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhû lettebağtumuş şeytâne illâ galîlâ.

4.83 - Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelse onu yayarlar. Halbuki onu Elçi'ye ve aralarında buyruk sâhiplerine götürselerdi, işin içyüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu (haberin taşıdığı anlamı) bilirlerdi. Eğer size Allâh'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, birçok işinizde şeytâna uyardınız.

 rtfSndPly*4.84*
(٤-٨٤)
4.84*************
فَقَاتِلْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ لَا تُكَلَّفُ اِلَّا نَفْسَكَ وَحَرِّضِ الْمُؤْمِنٖينَ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَكُفَّ بَاْسَ الَّذٖينَ كَفَرُوا وَاللّٰهُ اَشَدُّ بَاْسًا وَاَشَدُّ تَنْكٖيلًا

4.84 - Fegâtil fî sebîlillâh, lâ tukellefu illâ nefseke ve harridıl mué'minîn, asallâhu ey yekuffe beé'sellezîne keferû, vallâhu eşeddu beé'sev ve eşeddu tenkîlâ.

4.84 - (Ey Muhammed), Allâh yolunda savaş; sen yalnız kendinden sorumlusun! İnananları da (savaşa) teşvik et. Umulur ki Allâh, kâfirlerin gücünü kırar. Allâh'ın baskını daha güçlü, cezâsı daha çetindir.

 rtfSndPly*4.85*
(٤-٨٥)
4.85*************
مَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُنْ لَهُ نَصٖيبٌ مِنْهَا وَمَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُنْ لَهُ كِفْلٌ مِنْهَا وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ مُقٖيتًا

4.85 - Mey yeşfağ şefâaten hasenetey yekul lehû nasîbum minhâ, ve mey yeşfağ şefâaten seyyietey yekul lehû kiflum minhâ, ve kânallâhu alâ kulli şey'im mugîtâ.

4.85 - Kim güzel bir (işe) destek olursa, onun da o işten bir payı olur. Kim kötü bir (işe) destek olursa, onun da o işten bir payı olur. Allâh her şeyi gözetip karşılığını verendir.

 rtfSndPly*4.86*
(٤-٨٦)
4.86*************
وَاِذَا حُيّٖيتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَا اَوْ رُدُّوهَا اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ حَسٖيبًا

4.86 - Ve iza huyyîtum bitahıyyetin fehayyû biahsene minhâ ev ruddûhâ, innallâhe kâne alâ kulli şey'in hasîbâ.

4.86 - Bir selâm ile selâmlandığınız zaman siz de ondan daha güzeliyle selâm verin; yahut verilen selâmı aynen iâde edin. Şüphesiz Allâh, her şeyi hesaplayandır.

 rtfSndPly*4.87*
(٤-٨٧)
4.87*************
اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ فٖيهِ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ حَدٖيثًا

4.87 - Allâhu lâ ilâhe illâ hû, leyecmeannekum ilâ yevmil gıyâmeti lâ raybe fîh, ve men asdegu minallâhi hadîsâ.

4.87 - Allâh -ki O'ndan başka tanrı yoktur- sizi, vukuunda asla şüphe olmayan kıyâmet (duruşma) gününde bir araya toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

 rtfSndPly*4.88*
(٤-٨٨)
4.88*************
فَمَا لَكُمْ فِى الْمُنَافِقٖينَ فِئَتَيْنِ وَاللّٰهُ اَرْكَسَهُمْ بِمَا كَسَبُوا اَتُرٖيدُونَ اَنْ تَهْدُوا مَنْ اَضَلَّ اللّٰهُ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ سَبٖيلًا

4.88 - Femâ lekum fil munafigîne fieteyni vallâhu erkesehum bimâ kesebû, eturîdûne en tehdû men edallallâh, ve mey yudlilillâhu felen tecide lehû sebîlâ.

4.88 - Size ne oldu ki, münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Oysa yaptıkları işlerden dolayı Allâh onları baş aşağı etmiştir. Allâh'ın saptırdığını doğru yola iletmek mi istiyorsunuz? Allâh birini saptırırsa artık onun için bir yol bulamazsınız!

 rtfSndPly*4.89*
(٤-٨٩)
4.89*************
وَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا فَتَكُونُونَ سَوَاءً فَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ اَوْلِيَاءَ حَتّٰى يُهَاجِرُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ وَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ وَلِیًّا وَلَا نَصٖيرًا

4.89 - Veddû lev tekfurûne kemâ keferû fetekûnûne sevâen felâ tettehızû minhum evliyâe hattâ yuhâcirû fî sebîlillâh, fein tevellev fehuzûhum vagtulûhum haysu vecedtumûhum, ve lâ tettehızû minhum veliyyev ve lâ nasîrâ.

4.89 - Sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi istediler ki, onlarla bir olasınız. O halde onlar Allâh yolunda göç edinceye kadar onlardan dostlar edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, nerede bulursanız öldürün ve onlardan ne dost, ne de yardımcı tutmayın!

 rtfSndPly*4.90*
(٤-٩٠)
4.90*************
اِلَّا الَّذٖينَ يَصِلُونَ اِلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مٖيثَاقٌ اَوْ جَاؤُكُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ اَنْ يُقَاتِلُوكُمْ اَوْ يُقَاتِلُوا قَوْمَهُمْ وَلَوْ شَاءَ اللّٰهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَاتَلُوكُمْ فَاِنِ اعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَاتِلُوكُمْ وَاَلْقَوْا اِلَيْكُمُ السَّلَمَ فَمَا جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبٖيلًا

4.90 - İllellezîne yesılûne ilâ gavmim beynekum ve beynehum mîsâgun ev câûkum hasırat sudûruhum ey yugâtilûkum ev yugâtilû gavmehum, ve lev şâallâhu leselletahum aleykum felegâtelûkum, feiniğtezelûkum felem yugâtilûkum ve elgav ileykumus seleme femâ cealallâhu lekum aleyhim sebîlâ.

4.90 - Ancak sizinle kendileri arasında andlaşma bulunan bir topluma sığınanlar, yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyle savaşmak(istemedikleri)nden yürekleri sıkılarak size gelenler hariç. Allâh dileseydi, onları sizin üstünüze salardı, sizinle savaşırlardı. O halde onlar, sizden uzak dururlar, sizinle savaşmazlar ve sizinle barış içinde yaşamak isterlerse, Allâh size, onlara saldırmak için bir yol vermemiştir.


rtfSelectedTabRef*3*176*176*004.176*Nisa 1-176*Nisa 1-176*2*90*tumSure*rtfSelectedTabRef
 rtfBulunanSayi*86*rtfBulunanSayi
 rtfSndPly*4.91*

(٤-٩١)
4.91*************
سَتَجِدُونَ اٰخَرٖينَ يُرٖيدُونَ اَنْ يَاْمَنُوكُمْ وَيَاْمَنُوا قَوْمَهُمْ كُلَّمَا رُدُّوا اِلَى الْفِتْنِةِ اُرْكِسُوا فٖيهَا فَاِنْ لَمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوا اِلَيْكُمُ السَّلَمَ وَيَكُفُّوا اَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَاُولٰئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا مُبٖينًا

4.91 - Setecidûne âharîne yurîdûne ey yeé'menûkum ve yeé'menû gavmehum, kullemâ ruddû ilel fitneti urkisû fîhâ, feil lem yağtezilûkum ve yulgû ileykumus seleme ve yekuffû eydiyehum fehuzûhum vagtulûhum haysu segıftumûhum, ve ulâikum cealnâ lekum aleyhim sultânem mubînâ.

4.91 - Başka birtakım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama ne zaman fitneye götürülseler, fitnenin içine başaşağı atılırlar. Eğer onlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini (saldırıdan) çekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün! İşte öylelerine karşı size açık bir yetki verdik.

 rtfSndPly*4.92*

(٤-٩٢)
4.92*************
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ اَنْ يَقْتُلَ مُؤْمِنًا اِلَّا خَطَاً وَمَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَاً فَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰى اَهْلِهٖ اِلَّا اَنْ يَصَّدَّقُوا فَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ عَدُوٍّ لَكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ وَاِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مٖيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ اِلٰى اَهْلِهٖ وَتَحْرٖيرُ رَقَبَةٍ مُؤْمِنَةٍ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِنَ اللّٰهِ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا

4.92 - Ve mâ kâne limué'minin ey yagtule mué'minen illâ hataâ, ve men gatele mué'minen hataen fetahrîru ragabetim mué'minetiv ve diyetum musellemetun ilâ ehlihî illâ ey yassaddegû, fein kâne min gavmin aduvvil lekum ve huve mué'minun fetahrîru ragabetim mué'mineh, ve in kâne min gavmim beynekum ve beynehum mîsâgun fediyetum musellemetun ilâ ehlihî ve tahrîru ragabetim mué'mineh, femel lem yecid fesıyâmu şehrayni mutetâbiayni tevbetem minallâh, ve kânallâhu alîmen hakîmâ.

4.92 - Yanlışlık dışında bir mü'min, bir mü'mini öldüremez: Yanlışlıkla bir mü'mini öldüren kimsenin, mü'min bir köle âzâdetmesi ve ölenin âilesine de bir diyet vermesi gerekir. Eğer (ölenin âilesi), bağışlar(diyetten vazgeçer)lerse başka. (Öldürülen) mü'min, düşmanınız olan bir topluluktan ise mü'min bir köle âzâdetmek gerekir. Ve eğer sizinle kendileri arasında andlaşma bulunan bir topluluktan ise âilesine verilecek bir diyet ve mü'min bir köle âzâdetmek lâzımdır. Bunları bulamayan kimsenin, Allâh tarafından tevbesinin kabulü için iki ay ardı ardına oruç tutması gerekir. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.93*

(٤-٩٣)
4.93*************
وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فٖيهَا وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَاَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظٖيمًا

4.93 - Ve mey yagtul mué'minem muteammiden fecezâuhû cehennemu hâliden fîhâ ve ğadıballâhu aleyhi ve leanehû ve eadde lehû azâben azîmâ.

4.93 - Her kim bir mü'mini kasden öldürürse -onun cezâsı-, içinde sürekli kalacağı cehennemdir. Allâh ona gazabetmiş, la'net etmiş ve onun için büyük bir azâb hazırlamıştır!

 rtfSndPly*4.94*

(٤-٩٤)
4.94*************
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِذَا ضَرَبْتُمْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ فَتَبَيَّنُوا وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ اَلْقٰى اِلَيْكُمُ السَّلَامَ لَسْتَ مُؤْمِنًا تَبْتَغُونَ عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا فَعِنْدَ اللّٰهِ مَغَانِمُ كَثٖيرَةٌ كَذٰلِكَ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلُ فَمَنَّ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ فَتَبَيَّنُوا اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا

4.94 - Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ darabtum fî sebîlillâhi fetebeyyenû ve lâ tegûlû limen elgâ ileykumus selâme leste mué'minâ, tebteğûne aradal hayâtid dunyâ feındallâhi meğânimu kesîrah, kezâlike kuntum min gablu femennallâhu aleykum fetebeyyenû, innallâhe kâne bimâ tağmelûne habîrâ.

4.94 - Ey inananlar, Allâh yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayın, dinleyin, size selâm verene, dünyâ hayâtının geçici menfaatini gözeterek: "Sen mü'min değilsin!" demeyin. Çünkü Allâh'ın yanında çok ganimetler vardır. Önceden siz de öyle idiniz, Allâh size lutfetti (imânâ geldiniz). O halde iyice anlayın (dinleyin, peşin hüküm vermeyin). Çünkü Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır.

 rtfSndPly*4.95*

(٤-٩٥)
4.95*************
لَا يَسْتَوِى الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ غَيْرُ اُولِى الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِدٖينَ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِدٖينَ دَرَجَةً وَكُلًّا وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰى وَفَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِدٖينَ عَلَى الْقَاعِدٖينَ اَجْرًا عَظٖيمًا

4.95 - Lâ yestevil gâıdûne minel mué'minîne ğayru ulıd darari vel mucâhidûne fî sebîlillâhi biemvâlihim ve enfusihim, feddalallâhul mucâhidîne biemvâlihim ve enfusihim alel gâıdîne deraceh, ve kullev veadallâhul husnâ, ve feddalallâhul mucâhidîne alel gâıdîne ecran azîmâ.

4.95 - İnananlardan özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mallariyle canlariyle Allâh yolunda cihâdedenler bir olmaz. Allâh, mallariyle canlariyle cihâdedenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allâh hepsine de güzellik va'detmiştir ama mücâhidleri oturanlardan çok daha büyük ecirle üstün kılmıştır:

 rtfSndPly*4.96*

(٤-٩٦)
4.96*************
دَرَجَاتٍ مِنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةً وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا

4.96 - Deracâtim minhu ve mağfiratev ve rahmeh, ve kânallâhu ğafûrar rahîmâ.

4.96 - Kendi katından yüksek dereceler, bağış ve rahmet. Allâh, bağışlayandır, esirgeyendir.

 rtfSndPly*4.97*

(٤-٩٧)
4.97*************
اِنَّ الَّذٖينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰئِكَةُ ظَالِمٖی اَنْفُسِهِمْ قَالُوا فٖيمَ كُنْتُمْ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَفٖينَ فِى الْاَرْضِ قَالُوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا فٖيهَا فَاُولٰئِكَ مَاْوٰیهُمْ جَهَنَّمُ وَسَاءَتْ مَصٖيرًا

4.97 - İnnellezîne teveffâhumul melâiketu zâlimî enfusihim gâlû fîme kuntum, gâlû kunnâ mustad'afîne fil ard, gâlû elem tekun erdullâhi vâsiaten fetuhâcirû fîhâ, feulâike meé'vâhum cehennem, ve sâet masîrâ.

4.97 - Nefislerine yazık eden kimselere, canlarını alırken melekler: "Ne işte idiniz (dininiz için ne yapıyordunuz)?" dediler. (Bunlar): "Biz yeryüzünde âciz düşürülmüştük." diye cevap verdiler. Melekler dediler ki: "Allâh'ın yeri geniş değil miydi ki onda göç ed(ip gönlünüzce yaşayabileceğiniz bir yere gid)eydiniz?" İşte onların durağı cehennemdir, ne kötü bir gidiş yeridir orası!

 rtfSndPly*4.98*

(٤-٩٨)
4.98*************
اِلَّا الْمُسْتَضْعَفٖينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ وَالْوِلْدَانِ لَا يَسْتَطٖيعُونَ حٖيلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَبٖيلًا

4.98 - İllel mustad'afîne miner ricâli ven nisâi vel vildâni lâ yestetîûne hîletev ve lâ yehtedûne sebîlâ.

4.98 - Yalnız hiçbir çareye gücü yetmeyen ve göç için yol bulamayan, gerçekten zayıf erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.

 rtfSndPly*4.99*

(٤-٩٩)
4.99*************
فَاُولٰئِكَ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَعْفُوَ عَنْهُمْ وَكَانَ اللّٰهُ عَفُوًّا غَفُورًا

4.99 - Feulâike asallâhu ey yağfuve anhum, ve kânallâhu afuvven ğafûrâ.

4.99 - Çünkü Allâh'ın onları affetmesi umulur. Allâh, çok affeden, çok bağışlayandır.

 rtfSndPly*4.100*

(٤-١٠٠)
4.100*************
وَمَنْ يُهَاجِرْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ يَجِدْ فِى الْاَرْضِ مُرَاغَمًا كَثٖيرًا وَسَعَةً وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِهٖ مُهَاجِرًا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا

4.100 - Ve mey yuhâcir fî sebîlillâhi yecid fil ardı murâğamen kesîrav ve seah, ve mey yahruc mim beytihî muhâciran ilallâhi ve rasûlihî summe yudrikhul mevtu fegad vegaa ecruhû alallâh, ve kânallâhu ğafûrar rahîmâ.

4.100 - Allâh yolunda göç eden kimse, yeryüzünde gidecek çok yer ve bolluk bulur. Kim Allâh ve Elçisi için göç etmek amacıyle evinden çıkar da kendisine ölüm yetişirse, onun mükâfâtı Allah'a düşer. Allâh, bağışlayandır, esirgeyendir.

 rtfSndPly*4.101*

(٤-١٠١)
4.101*************
وَاِذَا ضَرَبْتُمْ فِى الْاَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلٰوةِ اِنْ خِفْتُمْ اَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذٖينَ كَفَرُوا اِنَّ الْكَافِرٖينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُبٖينًا

4.101 - Ve izâ darabtum fil ardı feleyse aleykum cunâhun en tagsurû mines salâh, in hıftum ey yeftinekumullezîne keferû, innel kâfirîne kânû lekum aduvvem mubîna.

4.101 - Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman inkâr edenlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günâh yoktur. Muhakkak ki kâfirler, sizin açık düşmanınızdır.

 rtfSndPly*4.102*

(٤-١٠٢)
4.102*************
وَاِذَا كُنْتَ فٖيهِمْ فَاَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلٰوةَ فَلْتَقُمْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَاْخُذُوا اَسْلِحَتَهُمْ فَاِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَائِكُمْ وَلْتَاْتِ طَائِفَةٌ اُخْرٰى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَاْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَاَسْلِحَتَهُمْ وَدَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ وَاَمْتِعَتِكُمْ فَيَمٖيلُونَ عَلَيْكُمْ مَيْلَةً وَاحِدَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِنْ كَانَ بِكُمْ اَذًى مِنْ مَطَرٍ اَوْ كُنْتُمْ مَرْضٰى اَنْ تَضَعُوا اَسْلِحَتَكُمْ وَخُذُوا حِذْرَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْكَافِرٖينَ عَذَابًا مُهٖينًا

4.102 - Ve izâ kunte fîhim feegamte lehumus salâte feltegum tâifetum minhum meake vel yeé'huzû eslihatehum, feizâ secedû felyekûnû miv verâikum velteé'ti taifetun uhrâ lem yusallû felyusallû meake vel yeé'huzû hızrahum ve eslihatehum, veddellezîne keferû lev tağfulûne an eslihatikum ve emtiatikum feyemîlûne aleykum meyletev vâhıdeh, ve lâ cunâha aleykum in kâne bikum ezem mim metarin ev kuntum merdâ en tedaû eslihatekum ve huzû hızrakum, innallâhe eadde lilkâfirîne azâbem muhînâ.

4.102 - Sen de içlerinde bulunup onlara namazı başlattığın zaman onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun ve silâhlarını da yanlarına alsınlar. (Namazda olanlar), secde edince arkanıza geçsinler; bu kez namaz kılmayan öteki bölük gelsin, seninle beraber namaz kılsınlar, korunma(tedbir)lerini ve silâhlarını da alsınlar. İnkâr edenler istediler ki siz silâhlarınızdan ve eşyanızdan gaflet etseniz de birden üzerinize bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir günâh yoktur. Ama korunma tedbirinizi alın (uyanık bulunun). Allâh, kâfirlere alçaltıcı bir azâb hazırlamıştır.

 rtfSndPly*4.103*

(٤-١٠٣)
4.103*************
فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْ فَاِذَا اطْمَاْنَنْتُمْ فَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا

4.103 - Feizâ gadaytumus salâte fezkurullâhe gıyamev ve guûdev ve alâ cunûbikum, feizatmeé'nentum feegîmus salâh, innes salâte kânet alel mué'minîne kitâbem mevgûtâ.

4.103 - Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerinde (uzanarak) Allâh'ı anın; güvene kavuştunuz mu namazı (tam) kılın. Çünkü namaz, mü'minlere vakitli olarak farz kılınmıştır.

 rtfSndPly*4.104*

(٤-١٠٤)
4.104*************
وَلَا تَهِنُوا فِى ابْتِغَاءِ الْقَوْمِ اِنْ تَكُونُوا تَاْلَمُونَ فَاِنَّهُمْ يَاْلَمُونَ كَمَا تَاْلَمُونَ وَتَرْجُونَ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا يَرْجُونَ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا

4.104 - Ve lâ tehinû fibtiğâil gavm, in tekûnû teé'lemûne feinnehum yeé'lemûne kemâ teé'lemûn, ve tercûne minallâhi mâlâ yercûn, ve kânallâhu alîmen hakîmâ.

4.104 - O topluluğu takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, onlar da sizin acı çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Üstelik siz Allah'tan, onların ummayacakları şeyleri, ummaktasınız. Alah bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.105*

(٤-١٠٥)
4.105*************
اِنَّا اَنْزَلْنَا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَا اَرٰيكَ اللّٰهُ وَلَا تَكُنْ لِلْخَائِنٖينَ خَصٖيمًا

4.105 - İnnâ enzelnâ ileykel kitâbe bilhaggı litahkume beynen nâsi bimâ erâkallâh, ve lâ tekul lilhâinîne hasîmâ.

4.105 - Biz sana Kitabı gerçek ile indirdik ki, insanlar arasında Allâh'ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin; hâinlerin savunucusu olma!

 rtfSndPly*4.106*

(٤-١٠٦)
4.106*************
وَاسْتَغْفِرِ اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَحٖيمًا

4.106 - Vestağfirillâh, innallâhe kâne ğafûrar rahîmâ.

4.106 - Allah'tan mağfiret dile. Kuşkusuz Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.

 rtfSndPly*4.107*

(٤-١٠٧)
4.107*************
وَلَا تُجَادِلْ عَنِ الَّذٖينَ يَخْتَانُونَ اَنْفُسَهُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ خَوَّانًا اَثٖيمًا

4.107 - Ve lâ tucâdil anillezîne yahtânûne enfusehum, innallâhe lâ yuhıbbu men kâne havvânen esîmâ.

4.107 - Kendilerine hâinlik edenleri savunma; zira Allâh, hâinlik yapıp günâh işleyen insanı sevmez!

 rtfSndPly*4.108*

(٤-١٠٨)
4.108*************
يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللّٰهِ وَهُوَ مَعَهُمْ اِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضٰى مِنَ الْقَوْلِ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحٖيطًا

4.108 - Yestahfûne minen nâsi ve lâ yestahfûne minallâhi ve huve meahum iz yubeyyitûne mâ lâ yerdâ minel gavl, ve kânallâhu bimâ yağmelûne muhîtâ.

4.108 - (Günâh işlerken) İnsanlardan gizleniyorlar da Allah'tan gizlenmiyorlar. Oysa geceleyin O'nun istemediği sözü söyle(yip plan kura)rlarken O, onlarla beraberdir. Allâh, onların yaptıkları herşeyi kuşatmıştır (hiçbir şeyi O'ndan gizleyemezler).

 rtfSndPly*4.109*

(٤-١٠٩)
4.109*************
هَا اَنْتُمْ هٰؤُلَاءِ جَادَلْتُمْ عَنْهُمْ فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا فَمَنْ يُجَادِلُ اللّٰهَ عَنْهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَمْ مَنْ يَكُونُ عَلَيْهِمْ وَكٖيلًا

4.109 - Hâ entum hâulâi câdeltum anhum fil hayâtid dunyâ femey yucâdilullâhe anhum yevmel gıyâmeti em mey yekûnu aleyhim vekîlâ.

4.109 - Haydi siz, dünyâ hayâtında onları savundunuz; ya kıyâmet günü onları Allah'a karşı kim savunacak, ya da kim onlara vekil olacak?

 rtfSndPly*4.110*

(٤-١١٠)
4.110*************
وَمَنْ يَعْمَلْ سُوءًا اَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللّٰهَ يَجِدِ اللّٰهَ غَفُورًا رَحٖيمًا

4.110 - Ve mey yağmel sûen ev yazlim nefsehû summe yestağfirillâhe yecidillâhe ğafûrar rahîmâ.

4.110 - Kim bir kötülük yapar, yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allâh'ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur.

 rtfSndPly*4.111*

(٤-١١١)
4.111*************
وَمَنْ يَكْسِبْ اِثْمًا فَاِنَّمَا يَكْسِبُهُ عَلٰى نَفْسِهٖ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا

4.111 - Ve mey yeksib ismen feinnemâ yeksibuhû alâ nefsih, ve kânallâhu alîmen hakîmâ.

4.111 - Kim bir günâh işlerse onu kendi aleyhine kazanır. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.112*

(٤-١١٢)
4.112*************
وَمَنْ يَكْسِبْ خَطٖيپَةً اَوْ اِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهٖ بَرٖیًٔا فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُبٖينًا

4.112 - Ve mey yeksib hatîeten ev ismen summe yermi bihî berîen fegadıhtemele buhtânev ve ismem mubînâ.

4.112 - Kim bir hatâ, ya da günâh işler de sonra onu bir suçsuzun üstüne atarsa, muhakkak ki büyük bir iftirâ ve açık bir günâh yüklenmiş olur.

 rtfSndPly*4.113*

(٤-١١٣)
4.113*************
وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ لَهَمَّتْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ اَنْ يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِنْ شَیْءٍ وَاَنْزَلَ اللّٰهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُ وَكَانَ فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ عَظٖيمًا

4.113 - Ve lev lâ fadlullâhi aleyke ve rahmetuhû lehemmet tâifetum minhum ey yudıllûk, ve mâ yudıllûne illâ enfusehum ve mâ yedurrûneke min şeyé', ve enzelallâhu aleykel kitâbe vel hıkmete ve allemeke mâ lem tekun tağlem, ve kâne fadlullâhi aleyke azîmâ.

4.113 - Allâh'ın sana lutfu ve acıması olmasaydı, onlardan bir grup, seni saptırmağa yeltenmişti. Onlar sadece kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allâh, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Allâh'ın sana lutfu, cidden büyüktür.

 rtfSndPly*4.114*

(٤-١١٤)
4.114*************
لَا خَيْرَ فٖى كَثٖيرٍ مِنْ نَجْوٰيهُمْ اِلَّا مَنْ اَمَرَ بِصَدَقَةٍ اَوْ مَعْرُوفٍ اَوْ اِصْلَاحٍ بَيْنَ النَّاسِ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ ابْتِغَاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ فَسَوْفَ نُؤْتٖيهِ اَجْرًا عَظٖيمًا

4.114 - Lâ hayra fî kesîrim min necvâhum illâ men emera bisadegatin ev mağrûfin ev ıslâhım beynen nâs, ve mey yef'al zâlikebtiğâe merdâtillâhi fesevfe nué'tîhi ecran azîmâ.

4.114 - Onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hayır yoktur. Yalnız sadaka, yahut iyilik, ya da insanların arasını düzeltmeyi emreden(in konuşması) hariç. Kim Allâh'ın rızâsını kazanmak amacıyle bunu yaparsa, yakında ona büyük bir mükâfât vereceğiz.

 rtfSndPly*4.115*

(٤-١١٥)
4.115*************
وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدٰى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبٖيلِ الْمُؤْمِنٖينَ نُوَلِّهٖ مَا تَوَلّٰى وَنُصْلِهٖ جَهَنَّمَ وَسَاءَتْ مَصٖيرًا

4.115 - Ve mey yuşâgıgır rasûle mim bağdi mâ tebeyyene lehul hudâ ve yettebiğ ğayra sebîlil mué'minîne nuvellihî mâ tevellâ ve nuslihî cehennem, ve sâet masîrâ.

4.115 - Kim de kendisine doğru yol belli olduktan sonra Elçi'ye karşı gelir ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü yola yöneltiriz ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir gidiş yeridir orası!

 rtfSndPly*4.116*

(٤-١١٦)
4.116*************
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِهٖ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَاءُ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَعٖيدًا

4.116 - İnnallâhe lâ yağfiru ey yuşrake bihî ve yağfiru mâ dûne zâlike limey yeşâé', ve mey yuşrik billâhi fegad dalle dalâlem beîdâ.

4.116 - Allâh, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başka herşeyi dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan da uzak bir sapıklığa düşmüştür.

 rtfSndPly*4.117*

(٤-١١٧)
4.117*************
اِنْ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهٖ اِلَّا اِنَاثًا وَاِنْ يَدْعُونَ اِلَّا شَيْطَانًا مَرٖيدًا

4.117 - İy yed'ûne min dûnihî illâ inâsâ, ve iy yed'ûne illâ şeytânem merîdâ.

4.117 - O(Allah'a ortak koşa)nlar, O'nu bırakıp birtakım dişilerden başkasına çağırmıyorlar ve onlar, (hayırsız) âsi şeytândan başkasına yalvarmıyorlar.

 rtfSndPly*4.118*

(٤-١١٨)
4.118*************
لَعَنَهُ اللّٰهُ وَقَالَ لَاَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصٖيبًا مَفْرُوضًا

4.118 - Leanehullâh, ve gâle leettehızenne min ıbâdike nasîbem mefrûdâ.

4.118 - (O şeytân) Ki Allâh ona la'net etti ve o da, "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım" dedi.

 rtfSndPly*4.119*

(٤-١١٩)
4.119*************
وَلَاُضِلَّنَّهُمْ وَلَاُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ اٰذَانَ الْاَنْعَامِ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّٰهِ وَمَنْ يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِیًّا مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُبٖينًا

4.119 - Ve leudıllennehum ve leumenniyennehum ve leâmurannehum feleyubettikunne âzânel en'âmi ve leâmurannehum feleyuğayyirunne halgallâh, ve mey yettehıziş şeytâne veliyyem min dûnillâhi fegad hasira husrânem mubînâ.

4.119 - Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim: Allâh'ın yaratışını değiştirecekler! kim Allâh'ın yerine şeytânı dost tutarsa, muhakkak ki açık bir ziyana uğramıştır.

 rtfSndPly*4.120*

(٤-١٢٠)
4.120*************
يَعِدُهُمْ وَيُمَنّٖيهِمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُورًا

4.120 - Yeıduhum ve yumennîhim, ve mâ yeıduhumuş şeytânu illâ ğurûrâ.

4.120 - (Şeytân) Onlara söz verir, umut verir, fakat şeytânın onlara sözü, aldatmadan başka bir şey değildir.

 rtfSndPly*4.121*

(٤-١٢١)
4.121*************
اُولٰئِكَ مَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَلَا يَجِدُونَ عَنْهَا مَحٖيصًا

4.121 - Ulâike meé'vâhum cehennemu ve lâ yecidûne anhâ mehîsâ.

4.121 - İşte onların varacağı yer cehennemdir. Asla ondan kaçmak (imkânı) bulamazlar.

 rtfSndPly*4.122*

(٤-١٢٢)
4.122*************
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا اَبَدًا وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّا وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ قٖيلًا

4.122 - Vellezîne âmenû ve amilus sâlihâti senudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidine fîhâ ebedâ, vağdallâhi haggâ, ve men asdegu minallâhi gîlâ.

4.122 - İnanıp iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız, orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allâh'ın gerçek va'didir. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

 rtfSndPly*4.123*

(٤-١٢٣)
4.123*************
لَيْسَ بِاَمَانِيِّكُمْ وَلَا اَمَانِىِّ اَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ يَعْمَلْ سُوءًا يُجْزَ بِهٖ وَلَا يَجِدْ لَهُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِیًّا وَلَا نَصٖيرًا

4.123 - Leyse biemâniyyikum ve lâ emâniyyi ehlil kitâb, mey yağmel sûey yucze bihî ve lâ yecid lehû min dûnillâhi veliyyev ve lâ nasîrâ.

4.123 - (İş) Ne sizin kuruntularınızla, ne Kitap ehlinin kuruntularıyla olmaz. Kötülük yapan, onunla cezâlandırılır ve kendisine Allah'tan başka ne dost, ne de yardımcı bulamaz (Allâh'ın vereceği cezâyı hiç kimse ondan savamaz).

 rtfSndPly*4.124*

(٤-١٢٤)
4.124*************
وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُولٰئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقٖيرًا

4.124 - Ve mey yağmel mines sâlihâti min zekerin ev unsâ ve huve mué'minun feulâike yedhulûnel cennete ve lâ yuzlemûne negîrâ.

4.124 - Erkek veya kadından her kim inanarak güzel işler yaparsa, işte öyle kimseler cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.

 rtfSndPly*4.125*

(٤-١٢٥)
4.125*************
وَمَنْ اَحْسَنُ دٖينًا مِمَّنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَاتَّبَعَ مِلَّةَ اِبْرٰهٖيمَ حَنٖيفًا وَاتَّخَذَ اللّٰهُ اِبْرٰهٖيمَ خَلٖيلًا

4.125 - Ve men ahsenu dînem mimmen esleme vechehû lillâhi ve huve muhsinuv vettebea millete ibrâhîme hanîfâ, vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ.

4.125 - Hangi insan, din yönünden, iyilik edici olarak yüzünü Allah'a teslim edip dosdoğru İbrâhim dinine tâbi olandan daha güzel olabilir? Allâh, İbrâhim'i dost edinmişti.

 rtfSndPly*4.126*

(٤-١٢٦)
4.126*************
وَلِلّٰهِ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَیْءٍ مُحٖيطًا

4.126 - Ve lillâhi mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, ve kânallâhu bikulli şey'im muhîtâ.

4.126 - Göklerde ve yerde olanların hepsi Allâh'ındır. Allâh(ın bilgisi), herşeyi kuşatmıştır.

 rtfSndPly*4.127*

(٤-١٢٧)
4.127*************
وَيَسْتَفْتُونَكَ فِى النِّسَاءِ قُلِ اللّٰهُ يُفْتٖيكُمْ فٖيهِنَّ وَمَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ فِى الْكِتَابِ فٖى يَتَامَى النِّسَاءِ الّٰتٖى لَا تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ وَالْمُسْتَضْعَفٖينَ مِنَ الْوِلْدَانِ وَاَنْ تَقُومُوا لِلْيَتَامٰى بِالْقِسْطِ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِهٖ عَلٖيمًا

4.127 - Ve yesteftûneke fin nisâi, gulillâhu yuftîkum fîhinne ve mâ yutlâ aleykum fil kitâbi fî yetâmen nisâillâtî lâ tué'tûnehunne mâ kutibe lehunne ve terğabûne en tenkihûhunne vel mustad'afîne minel vildâni ve en tegûmû lilyetâmâ bil gıst, ve mâ tef'alû min hayrin feinnallâhe kâne bihî alîmâ.

4.127 - Senden, kadınlar hakkında fetvâ istiyorlar. De ki: "Allâh, size onlar hakkında hükmünü açıklıyor: Kendilerine yazılmış olan(mirâs hakların)ı vermeyip kendileriyle evlenmek istediğiniz öksüz kadınlar, zavallı çocuklar ve öksüzlere karşı adâleti yerine getirmeniz hakkında Kitapta size okunan(âyet)ler (de Allâh'ın hükmünü açıklamaktadır)". Yapacağınız her hayrı muhakkak ki Allâh bilir.

 rtfSndPly*4.128*

(٤-١٢٨)
4.128*************
وَاِنِ امْرَاَةٌ خَافَتْ مِنْ بَعْلِهَا نُشُوزًا اَوْ اِعْرَاضًا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا اَنْ يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًا وَالصُّلْحُ خَيْرٌ وَاُحْضِرَتِ الْاَنْفُسُ الشُّحَّ وَاِنْ تُحْسِنُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا

4.128 - Ve inimraetun hâfet mim bağlihâ nuşûzen ev iğrâdan felâ cunâha aleyhimâ ey yuslihâ beynehumâ sulhâ, ves sulhu hayr, ve uhdıratil enfusuş şuhh, ve in tuhsinû ve tettegû feinnallâhe kâne bimâ tağmelûne habîrâ.

4.128 - Ve eğer bir kadın, kocasının huysuzluğundan, yahut kendisinden yüz çevirmesinden korkarsa, anlaşma ile aralarını düzeltmelerinde ikisine de günâh yoktur. Barış dâimâ iyidir. Zaten nefisler cimriliğe hazır duruma getirilmiştir (insanın mayasında cimrilik vardır). Eğer güzel geçinir, (kötülükten) sakınırsanız, Allâh yaptıklarınızı haber alır (yaptığınız güzel işler boşa gitmez).

 rtfSndPly*4.129*

(٤-١٢٩)
4.129*************
وَلَنْ تَسْتَطٖيعُوا اَنْ تَعْدِلُوا بَيْنَ النِّسَاءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلَا تَمٖيلُوا كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِ وَاِنْ تُصْلِحُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَحٖيمًا

4.129 - Ve len testetîû en tağdilû beynen nisâi ve lev harastum felâ temîlû kullel meyli fetezerûhâ kelmuallegah, ve in tuslihû ve tettegû feinnallâhe kâne ğafûrar rahîmâ.

4.129 - Ne kadar isteseniz de kadınlar arasında (tam) adâlet yapamazsınız. Öyle ise (birine) tamamen yönelip ötekini askıda (kocasızmış) gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir, sakınırsanız, Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.

 rtfSndPly*4.130*

(٤-١٣٠)
4.130*************
وَاِنْ يَتَفَرَّقَا يُغْنِ اللّٰهُ كُلًّا مِنْ سَعَتِهٖ وَكَانَ اللّٰهُ وَاسِعًا حَكٖيمًا

4.130 - Ve iy yeteferragâ yuğnillâhu kullem min seatih, ve kânallâhu vâsian hakîmâ.

4.130 - Eğer (eşler) ayrılırlarsa, Allâh bol ni'metiyle onların her birini zengin eder (diğerine muhtâceylemez). Allâh(ın ni'meti) geniştir, (O) hüküm ve hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.131*

(٤-١٣١)
4.131*************
وَلِلّٰهِ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذٖينَ اُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَاِيَّاكُمْ اَنِ اتَّقُوا اللّٰهَ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَكَانَ اللّٰهُ غَنِيًّا حَمٖيدًا

4.131 - Ve lillâhi mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, ve legad vassaynellezîne ûtul kitâbe min gablikum ve iyyâkum enittegullâh, ve in tekfurû feinne lillâhi mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, ve kânallâhu ğaniyyen hamîdâ.

4.131 - Göklerde ve yerde olanların hepsi Allâh'ındır. Sizden önce Kitap verilenlere de, size de "Allah'tan korkun!" diye tavsiye ettik. Eğer inkâr ederseniz, (bilin ki) göklerde ve yerde olanların hepsi Allâh'ındır. Allâh, zengindir, övgüye lâyıktır.

 rtfSndPly*4.132*

(٤-١٣٢)
4.132*************
وَلِلّٰهِ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَكٖيلًا

4.132 - Ve lillâhi mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, ve kefâ billâhi vekîlâ.

4.132 - Göklerde ve yerde olanların hepsi Allâh'ındır. Vekil olarak Allâh yeter.

 rtfSndPly*4.133*

(٤-١٣٣)
4.133*************
اِنْ يَشَاْ يُذْهِبْكُمْ اَيُّهَا النَّاسُ وَيَاْتِ بِاٰخَرٖينَ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى ذٰلِكَ قَدٖيرًا

4.133 - İy yeşeé' yuzhibkum eyyuhen nâsu ve yeé'ti biâharîn, ve kânallâhu alâ zâlike gadîrâ.

4.133 - Ey insanlar, (Allâh) dilerse sizi götürür ve başkalarını getirir. Allâh, bunu yapabilir.

 rtfSndPly*4.134*

(٤-١٣٤)
4.134*************
مَنْ كَانَ يُرٖيدُ ثَوَابَ الدُّنْيَا فَعِنْدَ اللّٰهِ ثَوَابُ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَكَانَ اللّٰهُ سَمٖيعًا بَصٖيرًا

4.134 - Men kâne yurîdu sevâbed dunyâ feındallâhi sevâbud dunyâ vel âhırah, ve kânallâhu semîam basîrâ.

4.134 - Kim dünyâ sevâbını isterse (bilsin ki) dünyâ ve âhiret sevâbı Allâh katındadır. Allâh işitendir, görendir.

 rtfSndPly*4.135*

(٤-١٣٥)
4.135*************
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامٖينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبٖينَ اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَقٖيرًا فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰى اَنْ تَعْدِلُوا وَاِنْ تَلْوُا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا

4.135 - Yâ eyyuhellezîne âmenû kûnû gavvâmîne bil gıstı şuhedâe lillâhi ve lev alâ enfusikum evil valideyni vel agrabîn, iy yekun ğaniyyen ev fegîran fallâhu evlâ bihimâ felâ tettebiul hevâ en tağdilû, ve in telvû ev tuğridû feinnallâhe kâne bimâ tağmelûne habîrâ.

4.135 - Ey inananlar, adâleti tam yerine getirerek Allâh için şâhidlik edenler olun, kendinizin, ana babanızın ve yakınlarınızın aleyhinde bile olsa, (şâhidlik ettiğiniz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adâletten ayrılmayın). Çünkü Allâh, ikisine de daha yakındır (onları sizden çok kayırır). Öyle ise keyfinize uyarak doğruluktan sapmayın. Eğer (şâhidlik ederken dilinizi) eğip bükerseniz, ya da doğruyu söylemezseniz, muhakkak ki Allâh yaptıklarınızı bilir.

 rtfSndPly*4.136*

(٤-١٣٦)
4.136*************
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَالْكِتَابِ الَّذٖى نَزَّلَ عَلٰى رَسُولِهٖ وَالْكِتَابِ الَّذٖى اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰئِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَعٖيدًا

4.136 - Yâ eyyuhellezîne âmenû âminû billâhi ve rasûlihî vel kitâbillezî nezzele alâ rasûlihî vel kitâbillezî enzele min gabl, ve mey yekfur billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulihî vel yevmil âhıri fegad dalle dalâlem beîdâ.

4.136 - Ey inananlar, Allah'a, Elçisine, Elçisine indirdiği kitaba ve daha önce indirmiş bulunduğu kitaba inanın. Kim Allâh'ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve âhiret gününü inkâr ederse o, uzak bir sapıklığa düşmüştür.

 rtfSndPly*4.137*

(٤-١٣٧)
4.137*************
اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْرًا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَبٖيلًا

4.137 - İnnellezîne âmenû summe keferû summe âmenû summe keferû summezdâdû kufral lem yekunillâhu liyağfira lehum ve lâ liyehdiyehum sebîlâ.

4.137 - Onlar ki inandılar, sonra inkâr ettiler; daha sonra yine inandılar, yine inkâr ettiler, sonra inkârları arttı; işte Allâh onları ne bağışlayacak, ne de doğru yola iletecektir.

 rtfSndPly*4.138*

(٤-١٣٨)
4.138*************
بَشِّرِ الْمُنَافِقٖينَ بِاَنَّ لَهُمْ عَذَابًا اَلٖيمًا

4.138 - Beşşiril munâfigîne bienne lehum azâben elîmâ.

4.138 - Münâfıklara, acı bir azâbın kendilerinin olacağını müjdele!

 rtfSndPly*4.139*

(٤-١٣٩)
4.139*************
اَلَّذٖينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرٖينَ اَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖينَ اَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَاِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَمٖيعًا

4.139 - Ellezîne yettehızûnel kâfirîne evliyâe min dûnil mué'minîn, eyebteğûne ındehumul ızzete feinnel ızzete lillâhi cemîâ.

4.139 - Onlar mü'minleri bırakıp kâfirleri dost tutuyorlar. Onların yanında şeref mi arıyorlar? Bütün şeref, tamamen Allaha aittir.

 rtfSndPly*4.140*

(٤-١٤٠)
4.140*************
وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِى الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فٖى حَدٖيثٍ غَيْرِهٖ اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْ اِنَّ اللّٰهَ جَامِعُ الْمُنَافِقٖينَ وَالْكَافِرٖينَ فٖى جَهَنَّمَ جَمٖيعًا

4.140 - Ve gad nezzele aleykum fil kitâbi en izâ semiğtum âyâtillâhi yukferu bihâ ve yustehzeu bihâ felâ tag'udû meahum hattâ yehûdû fî hadîsin ğayrih, innekum izem misluhum, innallâhe câmiul munâfigîne vel kâfirîne fî cehenneme cemîâ.

4.140 - (Allâh) Size Kitapta indirmişti ki: Allâh'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar (bu sözü bırakıp) başka bir söze dalıncaya kadar onlarla beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Şüphesiz Allâh, bütün iki yüzlüleri ve kâfirleri cehennemde toplayacaktır.

 rtfSndPly*4.141*

(٤-١٤١)
4.141*************
اَلَّذٖينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِنَ اللّٰهِ قَالُوا اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْ وَاِنْ كَانَ لِلْكَافِرٖينَ نَصٖيبٌ قَالُوا اَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُمْ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ فَاللّٰهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَنْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لِلْكَافِرٖينَ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ سَبٖيلًا

4.141 - Ellezîne yeterabbesûne bikum, fein kâne lekum fethum minallâhi gâlû elem nekum meakum, ve in kâne lilkâfirîne nasîbun gâlû elem nestahviz aleykum ve nemnağkum minel mué'minîn, fallâhu yahkumu beynekum yevmel gıyâmeh, ve ley yec'alallâhu lilkâfirîne alel mué'minîne sebîlâ.

4.141 - Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer size Allah'tan bir fetih nasibolursa: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" derler. Ve eğer savaşta kâfirlerin bir payı olur(savaşı düşmanlarınız kazanır)sa, (bu kez onlara): "Biz size üstünlük sağlayıp, sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Artık kıyâmet gününde Allâh, aranızda hükmedecek ve mü'minlere karşı kâfirlere asla yol vermeyecektir.

 rtfSndPly*4.142*

(٤-١٤٢)
4.142*************
اِنَّ الْمُنَافِقٖينَ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَاِذَا قَامُوا اِلَى الصَّلٰوةِ قَامُوا كُسَالٰى يُرَاؤُنَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللّٰهَ اِلَّا قَلٖيلًا

4.142 - İnnel munâfigîne yuhâdiûnallâhe ve huve hâdiuhum, ve izâ gâmû iles salâti gâmû kusâlâ yurâûnen nâse ve lâ yezkurûnallâhe illâ galîlâ.

4.142 - İki yüzlüler, Allâh'ı (gûyâ) aldatmağa çalışırlar. Oysa, O, onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman da üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allâh'ı pek az anarlar.

 rtfSndPly*4.143*

(٤-١٤٣)
4.143*************
مُذَبْذَبٖينَ بَيْنَ ذٰلِكَ لَا اِلٰى هٰؤُلَاءِ وَلَا اِلٰى هٰؤُلَاءِ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ سَبٖيلًا

4.143 - Muzebzebîne beyne zâlik, lâ ilâ hâulâi ve lâ ilâ hâulâé', ve mey yudlilillâhu felen tecide lehû sebîlâ.

4.143 - Arada yalpalayıp dururlar. Ne bunlara (bağlanırlar), ne de onlara. Allâh'ın şaşırttığı kimseye bir (çıkar) yol bulamazsın!

 rtfSndPly*4.144*

(٤-١٤٤)
4.144*************
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْكَافِرٖينَ اَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖينَ اَتُرٖيدُونَ اَنْ تَجْعَلُوا لِلّٰهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُبٖينًا

4.144 - Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettehızul kâfirîne evliyâe min dûnil mué'minîn, eturîdûne en tec'alû lillâhi aleykum sultânem mubînâ.

4.144 - Ey inananlar, mü'minleri bırakıp kâfirleri dost tutmayın! Allah'a, aleyhinizde olacak açık bir delil vermek mi istiyorsunuz?

 rtfSndPly*4.145*

(٤-١٤٥)
4.145*************
اِنَّ الْمُنَافِقٖينَ فِى الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِ وَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ نَصٖيرًا

4.145 - İnnel munâfigîne fid derkil esfeli minen nâr, ve len tecide lehum nasîrâ.

4.145 - Doğrusu iki yüzlüler, ateşin en aşağı tabakasındadırlar. Onlar için hiçbir yardımcı bulamazsın.

 rtfSndPly*4.146*

(٤-١٤٦)
4.146*************
اِلَّا الَّذٖينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَاعْتَصَمُوا بِاللّٰهِ وَاَخْلَصُوا دٖينَهُمْ لِلّٰهِ فَاُولٰئِكَ مَعَ الْمُؤْمِنٖينَ وَسَوْفَ يُؤْتِ اللّٰهُ الْمُؤْمِنٖينَ اَجْرًا عَظٖيمًا

4.146 - İllellezîne tâbû ve aslehû vağtesamû billâhi ve ahlesû dînehum lillâhi feulâike meal mué'minîn, ve sevfe yué'tillâhul mué'minîne ecran azîmâ.

4.146 - Ancak tevbe edenler, uslananlar, Allah'a yapışanlar ve dinlerini sırf Allâh için yapanlar (yalnız O'na tapanlar), işte onlar mü'minlerle beraberdir; Allâh da yakında mü'minlere büyük bir mükâfât verecektir.

 rtfSndPly*4.147*

(٤-١٤٧)
4.147*************
مَا يَفْعَلُ اللّٰهُ بِعَذَابِكُمْ اِنْ شَكَرْتُمْ وَاٰمَنْتُمْ وَكَانَ اللّٰهُ شَاكِرًا عَلٖيمًا

4.147 - Mâ yef'alullâhu biazâbikum in şekertum ve âmentum, ve kânallâhu şâkiran alîmâ.

4.147 - Siz şükreder, inanırsanız Allâh size azâbetmeyi ne yapacak? Allâh şükrün karşılığını veren, (herşeyi) bilendir.

 rtfSndPly*4.148*

(٤-١٤٨)
4.148*************
لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللّٰهُ سَمٖيعًا عَلٖيمًا

4.148 - Lâ yuhıbbullâhul cehra bis sûi minel gavli illâ men zulim, ve kânallâhu semîan alîmâ.

4.148 - Allâh, kendisine haksızlık edilen dışında (hiç kimse tarafından) açıkça kötü söz söylenmesini sevmez. Doğrusu Allâh, işitendir, bilendir.

 rtfSndPly*4.149*

(٤-١٤٩)
4.149*************
اِنْ تُبْدُوا خَيْرًا اَوْ تُخْفُوهُ اَوْ تَعْفُوا عَنْ سُوءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا قَدٖيرًا

4.149 - İn tubdû hayran ev tuhfûhu ev tağfû an sûin feinnallâhe kâne afuvven gadîrâ.

4.149 - Bir iyiliği, açığa vurur veya onu gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki) Allâh da affedicidir, güçlüdür.

 rtfSndPly*4.150*

(٤-١٥٠)
4.150*************
اِنَّ الَّذٖينَ يَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖ وَيُرٖيدُونَ اَنْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اللّٰهِ وَرُسُلِهٖ وَيقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍ وَيُرٖيدُونَ اَنْ يَتَّخِذُوا بَيْنَ ذٰلِكَ سَبٖيلًا

4.150 - İnnellezîne yekfurûne billâhi ve rusulihî ve yurîdûne ey yuferrigû beynallâhi ve rusulihî ve yegûlûne nué'minu bibağdıv ve nekfuru bibağdıv ve yurîdûne ey yettehızû beyne zâlike sebîlâ.

4.150 - Onlar ki Allâh'ı ve elçilerini inkâr ederler, Allâh ile elçilerinin arasını ayırmak isterler, "Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz!" derler; bu ikisinin (inanmakla inkârın) arasında bir yol tutmak isterler.

 rtfSndPly*4.151*

(٤-١٥١)
4.151*************
اُولٰئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ حَقًّا وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖينَ عَذَابًا مُهٖينًا

4.151 - Ulâike humul kâfirûne haggâ, ve ağtednâ lilkâfirîne azâbem muhînâ.

4.151 - İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azâb hazırlamışızdır!

 rtfSndPly*4.152*

(٤-١٥٢)
4.152*************
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖ وَلَمْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْ اُولٰئِكَ سَوْفَ يُؤْتٖيهِمْ اُجُورَهُمْ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا

4.152 - Vellezîne âmenû billâhi ve rusulihî ve lem yuferrigû beyne ehadim minhum ulâike sevfe yué'tîhim ucûrahum, ve kânallâhu ğafûrar rahîmâ.

4.152 - Ve onlar ki, Allah'a ve elçilerine inandılar, onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmadılar; işte (Allâh), pek yakında onların da mükâfâtlarını verecektir. Allâh, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

 rtfSndPly*4.153*

(٤-١٥٣)
4.153*************
يَسْپَلُكَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَاءِ فَقَدْ سَاَلُوا مُوسٰى اَكْبَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَقَالُوا اَرِنَا اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ فَعَفَوْنَا عَنْ ذٰلِكَ وَاٰتَيْنَا مُوسٰى سُلْطَانًا مُبٖينًا

4.153 - Yes'eluke ehlul kitâbi en tunezzile aleyhim kitâbem mines semâi fegad seelû mûsâ ekbera min zâlike fegâlû erinallâhe cehraten feehazethumus sâıgatu bizulmihim, summettehazul ıcle mim bağdi mâ câethumul beyyinâtu feafevnâ an zâlik, ve âteynâ mûsâ sultânem mubînâ.

4.153 - Kitâp ehli, senden, kendilerine gökten bir Kitâp indirmeni istiyorlar. Mûsâ'dan bundan daha büyüğünü istemişler: "Allâh'ı bize açıkça göster!" demişlerdi. Haksızlıklarından dolayı derhal onları yıldırım gürültüsü yakalamıştı. Sonra kendilerine açık deliller gelmişken buzağıyı (tanrı) tutmuşlardı. Bundan da vazgeçtik ve Mûsâ'ya açık bir yetki verdik.

 rtfSndPly*4.154*

(٤-١٥٤)
4.154*************
وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ بِمٖيثَاقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِى السَّبْتِ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ مٖيثَاقًا غَلٖيظًا

4.154 - Ve rafağnâ fevgahumut tûra bimîsâgıhim ve gulnâ lehumudhulul bâbe succedev ve gulnâ lehum lâ tağdû fis sebti ve ehaznâ minhum mîsâgan ğalîzâ.

4.154 - Söz vermeleri için Tûr'u üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Secde ederek kapıdan girin!" dedik. Ve onlara: "Cumartesi(yasakları)nı çiğnemeyin!" dedik. Ve onlardan sağlam bir söz aldık.

 rtfSndPly*4.155*

(٤-١٥٥)
4.155*************
فَبِمَا نَقْضِهِمْ مٖيثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَقَتْلِهِمُ الْاَنْبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌ بَلْ طَبَعَ اللّٰهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَلٖيلًا

4.155 - Febimâ nagdıhim mîsâgahum ve kufrihim biâyâtillâhi ve gatlihimul embiyâe biğayri haggıv ve gavlihim gulûbuna ğulf, bel tabeallâhu aleyhâ bikufrihim felâ yué'minûne illâ galîlâ.

4.155 - Sözlerini bozmalarından, Allâh'ın âyetlerini inkâr etmelerinden, haksız yere peygamberleri öldürmelerinden ve "Kalblerimiz kılıflı" demelerinden ötürü (başlarına belâlar getirdik). Hayır, fakat inkârlarından ötürü Allâh o kalblerin üzerini mühürlemiştir. Artık pek az inanırlar.

 rtfSndPly*4.156*

(٤-١٥٦)
4.156*************
وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلٰى مَرْيَمَ بُهْتَانًا عَظٖيمًا

4.156 - Ve bikufrihim ve gavlihim alâ meryeme buhtânen azîmâ.

4.156 - Küfürlerinden ve Meryem'e büyük bir iftirâ atmalarından;

 rtfSndPly*4.157*

(٤-١٥٧)
4.157*************
وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَسٖيحَ عٖيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْ وَاِنَّ الَّذٖينَ اخْتَلَفُوا فٖيهِ لَفٖى شَكٍّ مِنْهُ مَا لَهُمْ بِهٖ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقٖينًا

4.157 - Ve gavlihim innâ gatelnel mesîha îsebne meryeme rasûlallâh, ve mâ gatelûhu ve mâ salebûhu ve lâkin şubbihe lehum, ve innellezînahtelefû fîhi lefî şekkim minh, mâ lehum bihî min ılmin illettibâaz zann, ve mâ gatelûhu yegînâ.

4.157 - Biz Allâh'ın elçisi, Meryem oğlu Îsâ Mesih'i öldürdük! demelerinden ötürü (belâlara uğradılar). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar; fakat (bu iş) kendilerine, benzer gösterildi. Onun hakkında ayrılığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta kesin bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu yakinen öldürmediler (onu öldürdüklerini kesin biçimde bilemediler).

 rtfSndPly*4.158*

(٤-١٥٨)
4.158*************
بَلْ رَفَعَهُ اللّٰهُ اِلَيْهِ وَكَانَ اللّٰهُ عَزٖيزًا حَكٖيمًا

4.158 - Ber rafeahullâhu ileyh, ve kânallâhu azîzen hakîmâ.

4.158 - Hayır, Allâh onu kendisine yükseltti. Allâh dâimâ üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.159*

(٤-١٥٩)
4.159*************
وَاِنْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهٖ قَبْلَ مَوْتِهٖ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهٖيدًا

4.159 - Ve im min ehlil kitâbi illâ leyué'minenne bihî gable mevtih, ve yevmel gıyâmeti yekûnu aleyhim şehîdâ.

4.159 - Andolsun, kitâp ehlinden hiç kimse yoktur ki, ölümünden önce ona inanacak olmasın. Kıyâmet günü de O, (Îsâ) onların aleyhine şâhid olacaktır.

 rtfSndPly*4.160*

(٤-١٦٠)
4.160*************
فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذٖينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ اُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ كَثٖيرًا

4.160 - Febizulmim minellezîne hâdû harramnâ aleyhim tayyibâtin uhıllet lehum ve bisaddihim an sebîlillâhi kesîrâ.

4.160 - Yahûdilerin yaptıkları zulümlerden, çok kimseyi Allâh yolundan çevirmelerinden dolayı kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara yasakladık.

 rtfSndPly*4.161*

(٤-١٦١)
4.161*************
وَاَخْذِهِمُ الرِّبٰوا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَاَكْلِهِمْ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖينَ مِنْهُمْ عَذَابًا اَلٖيمًا

4.161 - Ve ahzihimur ribâ ve gad nuhû anhu ve eklihim emvâlen nâsi bil bâtıl, ve  ağtednâ lilkâfirîne minhum azâben elîmâ.

4.161 - Menedildikleri halde ribâ almalarından ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü (böyle yaptık). İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azâb hazırladık.

 rtfSndPly*4.162*

(٤-١٦٢)
4.162*************
لٰكِنِ الرَّاسِخُونَ فِى الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَالْمُقٖيمٖينَ الصَّلٰوةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ اُولٰئِكَ سَنُؤْتٖيهِمْ اَجْرًا عَظٖيمًا

4.162 - Lâkinir râsihûne fil ılmi minhum vel mué'minûne yué'minûne bimâ unzile ileyke ve mâ unzile min gablike vel mugîmînes salâte vel mué'tûnez zekâte vel mué'minûne billâhi vel yevmil âhır, ulâike senué'tîhim ecran azîmâ.

4.162 - Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indiriline ve senden önce indirilene inanırlar. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah'a ve âhiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfât vereceğiz!

 rtfSndPly*4.163*

(٤-١٦٣)
4.163*************
اِنَّا اَوْحَيْنَا اِلَيْكَ كَمَا اَوْحَيْنَا اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيّٖنَ مِنْ بَعْدِهٖ وَاَوْحَيْنَا اِلٰى اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَعٖيسٰى وَاَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهٰرُونَ وَسُلَيْمٰنَ وَاٰتَيْنَا دَاوُدَ زَبُورًا

4.163 - İnnâ evhaynâ ileyke kemâ evhaynâ ilâ nûhiv ven nebiyyîne mim bağdih, ve evhaynâ ilâ ibrâhîme ve ismâîle ve ishâga ve yağgûbe vel esbâtı ve îsâ ve eyyûbe ve yûnuse ve hârûne ve suleymân, ve âteynâ dâvûde zebûrâ.

4.163 - Biz, Nûh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Nitekim İbrâhim'e, İsmâ'il'e, İshak'a, Ya'kûb'a, sıbtlara, Îsâ'ya, Eyyûb'a, Yûnus'a, Hârûn'a, Süleyman'a da vahyetmiş ve Dâvûd'a da Zebur'u vermiştik.

 rtfSndPly*4.164*

(٤-١٦٤)
4.164*************
وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلًا لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ اللّٰهُ مُوسٰى تَكْلٖيمًا

4.164 - Ve rusulen gad gasasnâhum aleyke min gablu ve rusulel lem nagsushum aleyk, ve kellemallâhu mûsâ teklîmâ.

4.164 - Daha önce sana anlattığımız elçilere ve sana anlatmadığımız elçilere de (vahyetmiştik). Ve Allâh Mûsâ'ya da konuşmuştu.

 rtfSndPly*4.165*

(٤-١٦٥)
4.165*************
رُسُلًا مُبَشِّرٖينَ وَمُنْذِرٖينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللّٰهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِ وَكَانَ اللّٰهُ عَزٖيزًا حَكٖيمًا

4.165 - Rusulem mubeşşirîne ve munzirîne liellâ yekûne linnâsi alallâhi huccetum bağder rusul, ve kânallâhu azîzen hakîmâ.

4.165 - (Bunları) Müjdeleyici ve uyarıcı elçiler olarak (gönderdik) ki, elçiler geldikten sonra insanların Allah'a karşı bahaneleri kalmasın. Allâh üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.166*

(٤-١٦٦)
4.166*************
لٰكِنِ اللّٰهُ يَشْهَدُ بِمَا اَنْزَلَ اِلَيْكَ اَنْزَلَهُ بِعِلْمِهٖ وَالْمَلٰئِكَةُ يَشْهَدُونَ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَهٖيدًا

4.166 - Lâkinillâhu yeşhedu bimâ enzele ileyke enzelehû biılmih, vel melâiketu yeşhedûn, ve kefâ billâhi şehîdâ.

4.166 - Allâh, sana indirdiğini kendi bilgisiyle indirmiş olduğuna şâhidlik eder. Melekler de (buna) şâhidlik ederler. Allâh'ın şâhidliği de (bir şeyin gerçekliği için) kâfidir.

 rtfSndPly*4.167*

(٤-١٦٧)
4.167*************
اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ قَدْ ضَلُّوا ضَلَالًا بَعٖيدًا

4.167 - İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi gad dallû dalâlem beîdâ.

4.167 - (Sana gelenleri) İnkâr edip Allâh yolundan menedenler, hakikaten uzak bir sapıklığa düşmüşlerdir.

 rtfSndPly*4.168*

(٤-١٦٨)
4.168*************
اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا وَظَلَمُوا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرٖيقًا

4.168 - İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu liyağfira lehum ve lâ liyehdiyehum tarîgâ.

4.168 - O inkâr edip zulmedenler var ya, Allâh onları ne bağışlayacak, ne de yola iletecektir.

 rtfSndPly*4.169*

(٤-١٦٩)
4.169*************
اِلَّا طَرٖيقَ جَهَنَّمَ خَالِدٖينَ فٖيهَا اَبَدًا وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖيرًا

4.169 - İllâ tarîga cehenneme halidîne fîhâ ebedâ, ve kâne zâlike alallâhi yesîrâ.

4.169 - Sadece cehennemin yoluna (iletecek ve) orada sürekli kalacaklardır. Bu da Allah'a çok kolaydır.

 rtfSndPly*4.170*

(٤-١٧٠)
4.170*************
يَا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمُ الرَّسُولُ بِالْحَقِّ مِنْ رَبِّكُمْ فَاٰمِنُوا خَيْرًا لَكُمْ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَكٖيمًا

4.170 - Yâ eyyuhen nâsu gad câekumur rasûlu bil haggı mir rabbikum feâminû hayral lekum, ve in tekfurû feinne lillâhi mâ fis semâvâti vel ard, ve kânallâhu alîmen hakîmâ.

4.170 - Ey İnsanlar, Elçi size, Rabbinizden gerçeği getirdi. Kendi yararınıza olarak (ona) inanın. Eğer inkâr ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olanlar Allâh'ındır. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

 rtfSndPly*4.171*

(٤-١٧١)
4.171*************
يَا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فٖى دٖينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّ اِنَّمَا الْمَسٖيحُ عٖيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُ اَلْقٰيهَا اِلٰى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌ اِنْتَهُوا خَيْرًا لَكُمْ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌ سُبْحَانَهُ اَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ لَهُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَكٖيلًا

4.171 - Yâ ehlel kitâbi lâ tağlû fî dînikum ve lâ tegûlû alallâhi illel hagg, innemel mesîhu îsebnu meryeme rasûlullâhi ve kelimetuh, elgâhâ ilâ meryeme ve rûhum minhu feâminû billâhi ve rusulih, ve lâ tegûlû selâseh, intehû hayral lekum, innemallâhu ilâhuv vâhıd, subhânehû ey yekûne lehû veled, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, ve kefâ billâhi vekîlâ.

4.171 - Ey Kitap ehli, dininizde taşkınlık etmeyin ve Allâh hakkında gerçek olmayan şeyleri söylemeyin! Meryem oğlu Îsâ Mesih, sadece Allâh'ın elçisi, O'nun Meryem'e attığı kelimesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve elçilerine inanın, (Allâh) "Üçtür" demeyin. Kendi yararınıza olarak buna son verin. Çünkü Allâh, yalnız bir tek tanrıdır. Hâşâ O, çocuk sâhibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. Vekil olarak Allâh yeter.

 rtfSndPly*4.172*

(٤-١٧٢)
4.172*************
لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَسٖيحُ اَنْ يَكُونَ عَبْدًا لِلّٰهِ وَلَا الْمَلٰئِكَةُ الْمُقَرَّبُونَ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِهٖ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ اِلَيْهِ جَمٖيعًا

4.172 - Ley yestenkifel mesîhu ey yekûne abdel lillâhi ve lel melâiketul mugarrabûn, ve mey yestenkif an ıbâdetihî ve yestekbir feseyahşuruhum ileyhi cemîâ.

4.172 - Ne Mesih, Allah'a kul olmaktan çekinir, ne de (Allah'a) yaklaştırılmış melekler. Kim O'na kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa bilsin ki O, onların hepsini kendi huzûruna toplayacaktır.

 rtfSndPly*4.173*

(٤-١٧٣)
4.173*************
فَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّٖيهِمْ اُجُورَهُمْ وَيَزٖيدُهُمْ مِنْ فَضْلِهٖ وَاَمَّا الَّذٖينَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا اَلٖيمًا وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِیًّا وَلَا نَصٖيرًا

4.173 - Feemmellezîne âmenû ve amilus sâlihâti feyuveffîhim ucûrahum ve yezîduhum min fadlih, ve emmellezînestenkefû vestekberû feyuazzibuhum azâben elîmev ve lâ yecidûne lehum min dûnillâhi veliyyev ve lâ nasîrâ.

4.173 - İnanıp iyi işler yapanların mükâfâtlarını eksiksiz ödeyecek ve lutfundan onlara daha fazlasını da verecektir. (Kulluktan) çekinip büyüklük taslayanlara da acı bir şekilde azâbedecek ve onlar kendilerine Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulacaklardır.

 rtfSndPly*4.174*

(٤-١٧٤)
4.174*************
يَا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمْ بُرْهَانٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَاَنْزَلْنَا اِلَيْكُمْ نُورًا مُبٖينًا

4.174 - Yâ eyyuhen nâsu gad câekum burhânum mir rabbikum ve enzelnâ ileykum nûram mubînâ.

4.174 - Ey insanlar, size Rabbinizden delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

 rtfSndPly*4.175*

(٤-١٧٥)
4.175*************
فَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَاعْتَصَمُوا بِهٖ فَسَيُدْخِلُهُمْ فٖى رَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدٖيهِمْ اِلَيْهِ صِرَاطًا مُسْتَقٖيمًا

4.175 - Feemmellezîne âmenû billâhi vağtesamû bihî feseyudhıluhum fî rahmetim minhu ve fadliv ve yehdîhim ileyhi sırâtam mustegîmâ.

4.175 - Alah'a inanıp O'na yapışanları (Allâh), kendinden bir rahmetin ve lutfun içine sokacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir.

 rtfSndPly*4.176*

(٤-١٧٦)
4.176*************
يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللّٰهُ يُفْتٖيكُمْ فِى الْكَلَالَةِ اِنِ امْرُؤٌا هَلَكَ لَيْسَ لَهُ وَلَدٌ وَلَهُ اُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ وَهُوَ يَرِثُهَا اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهَا وَلَدٌ فَاِنْ كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ وَاِنْ كَانُوا اِخْوَةً رِجَالًا وَنِسَاءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اَنْ تَضِلُّوا وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖيمٌ

4.176 - Yesteftûnek, gulillâhu yuftîkum fil kelâleh, inimruun heleke leyse lehû veleduv ve lehû uhtun felehâ nısfu mâ terak, ve huve yerisuhâ il lem yekul lehâ veled, fein kânetesneteyni felehumes sulusâni mimmâ terak, ve in kânû ıhveter ricâlev ve nisâen felizzekeri mislu hazzıl unseyeyn, yubeyyinullâhu lekum en tedıllû, vallâhu bikulli şey'in alîm.

4.176 - Senden fetvâ istiyorlar. De ki: Allâh size ana-babasız ve çocuksuz kişinin mirâsı hakkında hükmünü şöyle açıklıyor: Ölen kişinin çocuğu yok, bir kızkardeşi varsa, bıraktığı malın yarısı o(kızkardeşi)nindir. Fakat kendisi, (ölen) kızkardeşinin çocuğu yoksa, onun mirâsını (tamamen) alır. Eğer (ölenin) iki kızkardeşi varsa, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Ve eğer (vârisler) erkek kadın birçok kardeşler olursa, erkeğe, iki kadının payı kadar (pay) verilir. Şaşırırsınız diye Allâh size (hükmünü) açıklıyor. Allâh, herşeyi bilir.



59 yorum:

Arthur dedi ki...


(٤-١٧٥)
فَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَاعْتَصَمُوا بِهٖ فَسَيُدْخِلُهُمْ فٖى رَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدٖيهِمْ اِلَيْهِ صِرَاطًا مُسْتَقٖيمًا

4.175 - Feemmellezîne âmenû billâhi vağtesamû bihî feseyudhıluhum fî rahmetim minhu ve fadliv ve yehdîhim ileyhi sırâtam mustegîmâ.

4.175 - Alah'a inanıp O'na yapışanları (Allâh), kendinden bir rahmetin ve lutfun içine sokacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir.


THİS İS REALLY A WEBSİTE AND NİSA SURESİ

Adsız dedi ki...

NİCE PİECE OF NİSA SURESİ


(٤-١٧٥)
فَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَاعْتَصَمُوا بِهٖ فَسَيُدْخِلُهُمْ فٖى رَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدٖيهِمْ اِلَيْهِ صِرَاطًا مُسْتَقٖيمًا

4.175 - Feemmellezîne âmenû billâhi vağtesamû bihî feseyudhıluhum fî rahmetim minhu ve fadliv ve yehdîhim ileyhi sırâtam mustegîmâ.

4.175 - Alah'a inanıp O'na yapışanları (Allâh), kendinden bir rahmetin ve lutfun içine sokacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir.


AND NİCE URGİNG COMMENTED AT THİS PLACE, I AM
İN FACT ENJOYİNG BY THESE.

BRİAND dedi ki...

IT'S REALLY A GREAT AND USEFUL PİECE OF İNFO.

4 NİSA SURESİ
ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ
(٤-١)
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
4.1 - Yâ eyyuhen nâsuttegû rabbekumullezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve halega minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîrav ve nisââ, vettegullâhellezî tesâelûne bîhî vel erhâm, innallâhe kâne aleykum ragîbâ.
S ATEŞ - Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir.

I AM GLAD THAT YOU SİMPLY SHARED THİS USEFUL İNFO WİTH US.
PLEASE KEEP US İNFORMED LİKE THİS. THANKS FOR SHARİNG.

CEMİLE SAMUEL dedi ki...

4 NİSA SURESİ
ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ
(٤-١)
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
4.1 - Yâ eyyuhen nâsuttegû rabbekumullezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve halega minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîrav ve nisââ, vettegullâhellezî tesâelûne bîhî vel erhâm, innallâhe kâne aleykum ragîbâ.
S ATEŞ - Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir.

I THİNK THİS İS ONE OF THE MOST SİGNİFİCANT İNFORMATİON FOR ME.

AND İ'M GLAD READİNG
NİSA SURESİ

RAMUS EVER dedi ki...

I THİNK THİS İS ONE OF THE MOST SİGNİFİCANT İNFORMATİON FOR ME.
AND İ'M GLAD READİNG THEM

4 NİSA SURESİ
ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ
(٤-١)
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
4.1 - Yâ eyyuhen nâsuttegû rabbekumullezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve halega minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîrav ve nisââ, vettegullâhellezî tesâelûne bîhî vel erhâm, innallâhe kâne aleykum ragîbâ.
S ATEŞ - Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir.

Adsız dedi ki...

GREETİNGS! I'VE BEEN FOLLOWİNG YOUR SİTE FOR SOME TİME NOW AND FİNALLY GOT THE BRAVERY TO GO AHEAD JUST WANTED TO SAY KEEP UP THE GOOD WORK!

ELİZABET dedi ki...

THE NİSA SURESİ İS REALLY NİCE

Adsız dedi ki...

I THİNK THİS İS ONE OF THE MOST SİGNİFİCANT İNFORMATİON FOR ME.
AND İ'M GLAD READİNG YOUR ARTİCLE. BUT WANNA REMARK ON SOME GENERAL THİNGS, THE SİTE STYLE İS GREAT, THE ARTİCLES İS REALLY NİCE

Adsız dedi ki...

I LOVE READİNG A POST THAT WİLL MAKE PEOPLE THİNK.
ALSO, THANK YOU FOR PERMİTTİNG ME TO COMMENT!

MURANİ BOLT dedi ki...

İTS MY FİRST TİME TO COMMENTİNG ANYPLACE, WHEN
İ READ THİS PARAGRAPH OF NİSA SURESİ

4 NİSA SURESİ
ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ
(٤-١)
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
4.1 - Yâ eyyuhen nâsuttegû rabbekumullezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve halega minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîrav ve nisââ, vettegullâhellezî tesâelûne bîhî vel erhâm, innallâhe kâne aleykum ragîbâ.
S ATEŞ - Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir.

İ THOUGHT İ COULD ALSO MAKE COMMENT DUE TO THİS SENSİBLE ARTİCLE.

FRANK dedi ki...

OUTSTANDİNG POST BUT I WAS WONDERİNG İF YOU COULD WRİTE A LİTTE MORE ON THİS SURE ?

4 NİSA SURESİ
ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ
(٤-١)
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
4.1 - Yâ eyyuhen nâsuttegû rabbekumullezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve halega minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîrav ve nisââ, vettegullâhellezî tesâelûne bîhî vel erhâm, innallâhe kâne aleykum ragîbâ.
S ATEŞ - Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir.



I'D BE VERY GRATEFUL İF YOU COULD ELABORATE A LİTTLE BİT FURTHER. BLESS YOU! ALDEMİRA

Adsız dedi ki...

I VİSİT DAY-TO-DAY SOME WEB PAGES AND İNFORMATİON SİTES TO READ ARTİCLES, HOWEVER THİS BLOG PROVİDES QUALİTY BASED CONTENT.

Adsız dedi ki...

I DON'T SUPPOSE I'VE TRULY READ SOMETHİNG LİKE THİS BEFORE. SO WONDERFUL TO FİND SOMEBODY WİTH A FEW GENUİNE THOUGHTS ON THİS SUBJECT.

Adsız dedi ki...

WOW, THİS POST İS FASTİDİOUS,

4 NİSA SURESİ
ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ
(٤-١)
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
4.1 - Yâ eyyuhen nâsuttegû rabbekumullezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve halega minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîrav ve nisââ, vettegullâhellezî tesâelûne bîhî vel erhâm, innallâhe kâne aleykum ragîbâ.
S ATEŞ - Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir.


MY MOTHER İS ANALYZİNG THESE THİNGS, SO I AM GOİNG TO CONVEY HER.

İİSAC dedi ki...

I FOR ALL TİME EMAİLED THİS WEBLOG POST PAGE TO ALL MY ASSOCİATES,

4 NİSA SURESİ
ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ
(٤-١)
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
4.1 - Yâ eyyuhen nâsuttegû rabbekumullezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve halega minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîrav ve nisââ, vettegullâhellezî tesâelûne bîhî vel erhâm, innallâhe kâne aleykum ragîbâ.
S ATEŞ - Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir.

BECAUSE İF LİKE TO READ İT AFTER THAT MY FRİENDS WİLL TOO.
I WANTED TO WRİTE A LİTTLE COMMENT TO SUPPORT YOU.

Adsız dedi ki...

4 NİSA SURESİ
ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ
(٤-١)
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
4.1 - Yâ eyyuhen nâsuttegû rabbekumullezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve halega minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîrav ve nisââ, vettegullâhellezî tesâelûne bîhî vel erhâm, innallâhe kâne aleykum ragîbâ.
S ATEŞ - Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir.


I'VE LEARN SOME JUST RİGHT STUFF HERE.

Adsız dedi ki...

I'LL İMMEDİATELY SNATCH YOUR RSS AS I CAN NOT TO FİND YOUR EMAİL SUBSCRİPTİON HYPERLİNK OR NEWSLETTER SERVİCE.

VERENİCA dedi ki...

YOUR WAY OF EXPLAİNİNG ALL İN THİS PARAGRAPH OF 4 NİSA SURESİ


İS ACTUALLY NİCE, EVERY ONE BE ABLE TO SİMPLY BE AWARE OF İT, THANKS A LOT.

Adsız dedi ki...

I WİLL LİKELY BE COMİNG BACK TO YOUR BLOG FOR EXTRA SOON.

Adsız dedi ki...

THANKS FOR FANTASTİC İNFORMATİON I USED TO BE İN SEARCH OF THİS İNFORMATİON FOR MY

Adsız dedi ki...

GOOD BLOG YOU HAVE GOT HERE..

Adsız dedi ki...

VERY NİCE ARTİCLE, TOTALLY WHAT I WAS LOOKİNG FOR.

4 NİSA SURESİ
ARAPÇASI OKUNUŞU YAKLAŞIK MEALİ
(٤-١)
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
4.1 - Yâ eyyuhen nâsuttegû rabbekumullezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve halega minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîrav ve nisââ, vettegullâhellezî tesâelûne bîhî vel erhâm, innallâhe kâne aleykum ragîbâ.
S ATEŞ - Ey insanlar, sizi bir tek nefisten (nefes alan candan) yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir.

YUNUS ŞENTÜRK dedi ki...

(٤-٧)
لِلرِّجَالِ نَصٖيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَاءِ نَصٖيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَ نَصٖيبًا مَفْرُوضًا

4.7 - Lirricâli nasîbum mimmâ terakel vâlidâni vel agrabûn, ve linnisâi nasîbum mimmâ terakel vâlidâni vel agrabûne mimmâ galle minhu evkesur, nasîbem mefrûdâ.

4.7 - Ana babanın ve akrabânın geriye bıraktıklarından erkeklere pay vardır; ana babanın ve akrabânın geriye bıraktıklarından kadınlara da pay vardır. Gerek azından gerek çoğundan (hem erkeğe, hem de kadına) bir hisse ayrılmıştır.

BURADA PAY DENİLMEKTE İSE NEREDE 2 YE 1 HİKAYESİ

Adsız dedi ki...

(٤-٧)
لِلرِّجَالِ نَصٖيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَاءِ نَصٖيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَ نَصٖيبًا مَفْرُوضًا

4.7 - Lirricâli nasîbum mimmâ terakel vâlidâni vel agrabûn, ve linnisâi nasîbum mimmâ terakel vâlidâni vel agrabûne mimmâ galle minhu evkesur, nasîbem mefrûdâ.

4.7 - Ana babanın ve akrabânın geriye bıraktıklarından erkeklere pay vardır; ana babanın ve akrabânın geriye bıraktıklarından kadınlara da pay vardır. Gerek azından gerek çoğundan (hem erkeğe, hem de kadına) bir hisse ayrılmıştır.

YOU'VE DONE AN İMPRESSİVE JOB AND OUR WHOLE COMMUNİTY WİLL BE THANKFUL TO YOU.

Adsız dedi ki...

THİS POST TRULY MADE MY DAY.

(٤-٧)
لِلرِّجَالِ نَصٖيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَاءِ نَصٖيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَ نَصٖيبًا مَفْرُوضًا

4.7 - Lirricâli nasîbum mimmâ terakel vâlidâni vel agrabûn, ve linnisâi nasîbum mimmâ terakel vâlidâni vel agrabûne mimmâ galle minhu evkesur, nasîbem mefrûdâ.

4.7 - Ana babanın ve akrabânın geriye bıraktıklarından erkeklere pay vardır; ana babanın ve akrabânın geriye bıraktıklarından kadınlara da pay vardır. Gerek azından gerek çoğundan (hem erkeğe, hem de kadına) bir hisse ayrılmıştır.

Adsız dedi ki...

I THİNK THİS İS ONE OF THE MOST SİGNİFİCANT İNFORMATİON FOR ME.

VERENİCA dedi ki...

I LOVE READİNG A POST THAT WİLL MAKE PEOPLE THİNK.

Adsız dedi ki...

Heya i'm for the first time here. I came across this board and I in finding It
really helpful & it helped me out a lot. I am hoping
to present one thing again and help others like you helped
me.

Also visit my web blogthere hack yahoo password

Adsız dedi ki...

What's up, this weekend is nice designed for me, as this occasion i am reading this wonderful informative post here at my home.


My blog - music marketing plan ()

Adsız dedi ki...

Hi, Neat post. There's a problem with your site in internet explorer, might
test this? IE still is the marketplace leader and a big element of folks
will pass over your fantastic writing because of this problem.


Here is my webpage hack angry birds epic

HELENA GRANDY dedi ki...

ENGLİSH

4 Surah Nisa
ARABIC recitation of approx MEAL
(4-1)
ايها الناس يا اتقوا ربكم الذ ى خلقكم واحدة من نفس وخلق منها زوجها وبث منهما رجالا كث يرا ونساء واتقوا الل ه الذ ى تساءلون به والارحام ان الل ه كان عليكم رق يبا
4.1 - Yar eyyuh my halegak the nâsuttegû rabbekumullezî The nefsiv vâhıdetiv and haleg the minhâ zevcehâ and Bessie minhumâ Rijdl the kesîrav and nisaaa, vettegullâhellezî tesâelûn the bîhî vel Erhai, innallâh blood aleyküm ragîbâ.
S FIRE - O people, you from a single soul (breathing cordially) creates and her spouse create from two many men and producing women fear your Lord; You have found each other in the name of God and the kinship of your wishes (to break ties) tan beware. Indeed, Allah is your keeper.


Read more »

Adsız dedi ki...

Spot on with this write-up, I absolutely believe this website
needs a lot more attention. I'll probably be back again to read through more, thanks for the info!


My web-site - cheap shoes

Adsız dedi ki...

Рlease let me know if you're looking for a aгtticle author for your wеblog.
You have some really good posts aand I feel I would be ɑ ǥood aѕset.
If you ever want to take some of the lpad off, І'd absolutely love to write somе articles foor your blog in exchange
for a link Ьack to mine. Please blast me an e-mail if
interеsted. Many thanks!

Have a lοok att my web-site weight loss for kids

Adsız dedi ki...

I'm amazed, I must say. Rarely do I come across a blog that's equally educative and entertaining, and without a doubt, you've hit the nail on the
head. The problem is an issue that too few folks are speaking intelligently about.
Now i'm very happy I stumbled across this during my search for something concerning
this.

my homepage: eva larue ()

Adsız dedi ki...

Dеfіnitely believe tɦat wɦich you said.
Your fazvoritе reason seemed to bee on the net the
sikplest thіng to be aware of. I say to you, I certainly get annoyed
wwhile people consider wοrries that they plainly don't know aboսt.
Youu manageɗ to hit the nail upon the top annd defined out the wholoe thin ԝithout
having side-effects , people could tzkе a sіgnal.
Will likely be bаck to get mߋгe. Thanks

Also vіsit my blog polst - hoodia gordonii o que é

Adsız dedi ki...

I'm not sure where you're getting your info, but good
topic. I needs to spend some time learning more or understanding more.
Thanks for excellent information I was looking for this info
for my mission.

My homepage: how to attract women without talking

Adsız dedi ki...

My programmer is trying to persuade me to move to
.net from PHP. I have always disliked the idea because
of the costs. But he's tryiong none the less. I've been using Movable-type on numerous websites for about a year and
am worried about switching to another platform. I have heard great things about blogengine.net.
Is there a way I can import all my wordpress content into
it? Any help would be greatly appreciated!

Feel free to surf to my web page online music marketing services

Adsız dedi ki...

Thank you fοr any other informative website.
Where еlse could I gett thɑt kind of information written іn such
an ideal approach? I've a project that I'm just now running on, and I've been at
thе look out for such info.

my web blog: comment camoufler les cernes

Adsız dedi ki...

Hi there, I enjoy reading through your article
post. I wanted to write a little comment to support you.



Stop by my webpage myspace music marketing services

Adsız dedi ki...

I was suggeѕted tis web site νiia myy cousin. I'm now not cеrtakn whether
or not this submit is written bby means of hіm as no
one else recognise such paгticular abօut mƴy trouble. You're աonderful!
Thank you!

Check out my wеbρage: hoodia gordonii holland and barrett

Adsız dedi ki...

Thanks for sharing your thoughts about danube barge. Regards

Check out my site ... best web hosting for small small business cnet

Adsız dedi ki...

I have Ƅeen exploring for ɑ Ьit for any high quality articlеs or blog posts on this kind
off space . Exploring in Yahoo I ultimately stumbled upon this sіte.
Studying this info So i'm satisfied tto express that I have a very ggood uncanny feeling I dіscovered exactly what I needed.
I so much definitely will makke sure to do not omit this websxite and give it
a lօok onn a relentless basis.

Review my homepage: weight loss zeal

Adsız dedi ki...

Hi to every body, it's my first go to see of this weblog; this web site consists of
remarkable and actually good stuff for readers.

Here is my web page - recuperer mon ex copine

Adsız dedi ki...

Thƶnk you, I've recently been looking for information approximately this subject for ages
and yours is the best I hsve ɗiscoversd so far.
However, wɦat in regaгds to tthe botom line? Are
you positive ɑbout thhе source?

Stop by my bloig post la weight loss

Adsız dedi ki...

Does your blog have a contact page? I'm having trouble locating
it but, I'd like to send you an email. I've got some recommendations for your blog you might be
interested in hearing. Either way, great site and I look forward to seeing it improve over time.


Visit my web site ... methode pour recuperer son ex

Adsız dedi ki...

Write more, thаts alll I hае toо say. Literally, it seems as though you
relied on the video to makle yoսr point.Үou obviously know what
youre talking about, whyy throw awway your intelligence on juѕt posting
videos to үour site when you could ƅe giving us somethіng informative
to гead?

Feel free to vіsit myy webpage Hoodia Gordonii Y Te Verde

Adsız dedi ki...

It is truly a nice and useful piece of info. I'm satisfied
that you simply shared this useful info with us.
Please keep us up to date like this. Thanks for sharing.


Stop by my web page :: music marketing press promotion distribution and retail ()

Adsız dedi ki...

I think that is one of the most vital info for me. And i'm happy studying your article.
But want to observation on few general issues, The website style is ideal, the articles is in reality
great : D. Good process, cheers

Also visit my site :: web site ()

Adsız dedi ki...

Hello! I just would like to give you a big thumbs up for your excellent info
you've got here on this post. I will be returning to your
site for more soon.

Look at my web blog - google

Adsız dedi ki...

This can be done in many ways but the basis of it,
is selling other people products and getting a big slice of the profit.
Virtual Assistant - This is definitely a fast growing online opportunity that can have you working from your home office in no time.

Writing on your own blog of course have its advantages and disadvantages but let us focus on the
advantages for now.

Here is my blog post: ways to makemoney online

Adsız dedi ki...

Sometime gentle heat, as sometime moisture is important to have a look,
which is different from each other. There are men who do not like girls who put
flashy colors on their toe nails. Outline
the lips in the black eye liner and smudge it a bit then adding the red
lipstick really gives this a sexy look.

Feel free to surf to my web page ... สูตร omg

Adsız dedi ki...

It's actually a great and helpful piece of information. I am happy that you shared
this helpful information with us. Please keep us informed like this.
Thank you for sharing.

Stop by my homepage :: best yahoo web hosting control panel

Adsız dedi ki...

If I could sit in a Gaudi-designed office with
a cup of Caf'. If you like what you read, please click on the "Subscribe" button above, and you will never miss another post from this Examiner.
Still, if the Japanese police were to show up just then, which was
what they were good at, I would surely have been carted off
in a police car to some distant police station for questioning.


Take a look at my blog post: tap paradise cove hack

Adsız dedi ki...

Spot on with this write-up, I seriously believe that this amazing site needs far
more attention. I'll probably be back again to read more, thanks for the info!


Also visit my web page; cheap web hosting in pakistan lahore

Adsız dedi ki...

I do not even know how I finished up right here, but I believed this
publish used to be great. I do not realize who you're but certainly you're going
to a well-known blogger if you happen to aren't already.
Cheers!

my blog post: music marketing-press promotion distribution and retail

Adsız dedi ki...

I am extremely impressed with your writing skills as well as with the layout on your weblog.
Is this a paid theme or did you customize it yourself?
Anyway keep up the nice quality writing, it's rare to
see a nice blog like this one nowadays.

Here is my page; independent music artist marketing plan ()

Adsız dedi ki...

Greetings! Very useful advice in this particular article!
It's the little changes that produce the most significant changes.
Many thanks for sharing!

Feel free to surf to my web-site :: viagra 50 mg

Adsız dedi ki...

Keywords which you or a fellow administrator have chosen will be filtered out automatically.
You could take a look at something like Sprout Social as a paid service or simply check out
your Klout score to see if your efforts seem to be moving
the needle. Imagine how you'd feel and react if there actually was something of
that nature going on.

Have a look at my page: pirater compte facebook

Adsız dedi ki...

Tell them you are just starting out and need their guidance.
Like I said earlier, there are many ways that one can go about doing this.
You should take at least 3 pictures of each item showing different angles of the items.


Also visit my site legitimate ways to make money online

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı