5 Eylül 2015 Cumartesi

FERASETLİ, BASİRETLİ OLMAK

FERASETLİ, BASİRETLİ OLMAK
#Feraset/firaset, “At Gözüyle Bakmak” yani geniş bakmak, araştırmak, incelemek, sezmek vb manalarda kullanılmaktadır.
Atların gözlerinin yanda olması ve her birini farklı kullanabilmesi sonucu görüş açıları insanlardan daha geniş olup bakışları 300 derecelik açının üzerindedir.
Bu nedenle, atlara daha dar alanı ve sadece önlerini görmek için gözlük takılmaktadır.
Buna da At Gözlüğüyle Bakmak denilmektedir.
Birinde, AT GÖZÜYLE, diğerinde ise, daraltılmış sınırlandırılmış olduğu için #AtGözlüğüyle bakmak denilmektedir.
Yazılı Kitap Kuranı Kerimde kullanılan BASİRET ise, be, sad, ra harflerinden oluşmakta ve 41 formda türevleriyle birlikte 148 kez geçmektedir. Hasenat, Corpus vb.
Görme, idrak etme, bir şeyin iç yüzüne vâkıf olma, sezgi” gibi anlamlara gelen BASİRET kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de genel olarak “görme” anlamı yanında özellikle “hakikati keşfetme, doğru yolu tanıma, gerçeği yanlıştan ayırma yeteneği” mânalarında kullanılmış ve bu bakımdan mânevî körlük veya dalâletin zıddı olarak gösterilmiştir TDV Ansiklopedisi.
#Basiret, varlık veya olayların ya da olguların, perde arkasını, arka planını, satır aralarını görmek, doğru ve hızlı değerlendirmek, iç yüzünü idrak etmek, akılla birlikte, gönül ve vicdanı da dikkate alarak isabetli sonuçlara ulaşmaktır.
Bir anlamda feraset, teakkul-akletme, tefekkür-düşünme, tefakkuh-sorgulama ve tedebbür-ne anlattığını anlama vb işlevlerinin alfabesi iken, basiret ise bunların bileşkesidir, neticesidir.
Feraset, görünenin de arkasındaki görünmeyeni, şekilden ziyade manayı, teferruatı değil de özü bulup, ilkeyi, esası anlamak olan basiretin, kapısıdır.
Basiret, ferasetin sonucudur, meyvasıdır.
Basiret gözle, kulakla, duyularla, akılla bakmaktan öte, ilme, tecrübeye ve gönül ile vicdanın sesine de uymaktır.
#Kısaca, ferasetli, basiretli olmak, görülmesi anlaşılması gerekeni tam ve doğru kavrayıp hızlı karar verip gerekenleri yapmaktır
Araştırmak, irdelemek, sorgulamak, düşünmek vb #ZİHNİ ÇALIŞMALARI yapmak, ölçüye evrensel ilkelere vurmak gerçeklerle karşılaşmanın yoludur. Bunları yapmadan DOĞRU BİLGİ olmadan GERÇEĞE de AHSEN fikre de ulaşılamaz.
Modern çağın tüm KÖLELİKLERİNDEN kurtulmanın tek ve yegâne yolu olan ARAŞTIRMAK, DÜŞÜNMEK, SORGULAMAK vb çabalar DEĞİŞİMİN başlangıcıdır. Dertlendiğiniz her şey çözümün de habercisidir.
Zira, akletmek, tefekkür-düşünme, tefakkuh-sorgulama ve tedebbür-ne anlattığını doğru anlamaya çalışmak tüm gerçeklerle karşılaşmanın kapısıdır.
Doğru ve ahsen bilgi sahibi olmak, emek ister, araştırmak ister.
Okumak ister. Konuyla ilgili düşünceleri ön yargısız anlamak ister.
Düşünmek, irdelemek, sorgulamak, tefekkür ve tedebbür vb gayretleri ister.
Doğru manaları da yaşayarak yaşama yazıp denemek ve tecrübe edinmek ister.
İnsanın sorgulamadığı vb çalışmaları yapmadığı her konuyla din de dahil bağı yüzeysel ya da kesiktir.
Ancak sorgulamakla başlayan süreçle birlikte, ZİHNİ çalışmaları yaptığı, önem ve öncelik verdiği ölçüde GERÇEKLERLE bağı, yakınlığı ve ALAKASI oluşmakta, feraset ve basireti de artmakta ve her durumda, görülmesi anlaşılması gerekeni tam ve doğru kavrayıp hızlı karar verip gerekenleri yapma yeteneği de zirveleşmektedir.

#Kitap der yaklaşık meallerde:
1-Basiret sahibi olunmasını ister.
• Ey BASİRET sahipleri! İbret alın. fağtebirû yâ ULİL EBSÂR. 59/2
• BASİRET SAHİBİ olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır. inne fî zâlike leıbratel LİULİL EBSÂR. 3/13
• Şüphesiz bunda BASİRET SAHİBİ olanlar için mutlak bir ibret vardır. inne fî zâlike leıbratel LİULİL EBSÂR. 24/44
2-Kuran’ın, ayetlerin anlattığı doğru manaların da #BASİRETLER olduğunu vurgular.
• Bu (Kur'an) BASÎRETLER insanlar ve yakîn edinecek bir kavm için mahza hidâyet ve rahmettir Haza BESAIRU lin nasi ve hudev ve rahmetul li kavmiy yukinûn. 45/20
• De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur'ân), Rabbinizden gelen BASIRETLER inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmettir!" kul innema ettebiu ma yuha ileyye mir rabbi haza BESAIRU mir rabbikum ve hudev ve rahmetul li kavmiy yu'minûn. 7/203
• Doğrusu size Rabbinizden BASIRETLER geldi. Artık kim (gerçeği) görürse yararı kendisine, kim de (gerçeğe karşı) kör olursa zararı kendisinedir. Ben sizin üzerinize bekçi değilim. Kad caekum BESAIRU mir rabbikum fe men ebsara fe li nefsih, ve men amiye fe aleyha, ve ma ene aleykum bi hafîz. 6/104.
3-Ayetlerin anlattığı doğru manalarla yoğrulmak #BASİRETLER SAHİBİ OLMAK, AHLAKI KURAN yapmaktır.
• Ve sen, AZİM bir ahlâk üzerindesin Ve inneke le'ala hulukin 'azîm. 68/4
4-Yine, MUTEVESSİMÎN manasını anlamaya çalışanlardan ferasetli, firasetli olanlardan bahsedilmektedir.
• Şüphesiz bunda MANASINI anlamaya çalışanlara ferasetli, firasetli olanlara AYETLER vardır. İnne fi zalike le ayatil lil MUTEVESSİMÎN. 15/75, 68/16.
5-Her daim her işte BASİRETLE DAVRANILMASI gerektiği açıklanır.
• De ki: "işte benim yolum budur: Allah'a #BASİRETLE da'vet ederim Kul hazihi sebili ed'u ilellahi ala BESİRATİN 12/108.
6-BASİRETTEN UZAK olanların durumu anlatılır.
• Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Gerçek şudur ki, gözler kör olmaz, fakat asıl göğüslerin içindeki KALPLER KÖR OLUR.
Efelem yesîrû fil ardı fetekûne lehum gulûbuy yağgılûne bihâ ev âzânuy yesmeûne bihâ, feinnehâ lâ tağmel EBSÂRU ve lâkin tağmel GULÛBULLETÎ FIS SUDÛR. 22/46
• Bunlar, Allah´ın; kalpleri, kulakları ve gözleri üstüne mühür bastığı insanlardır. Gaflete saplananlar da bunların ta kendileridir. Ulâikellezîne tabeallâhu alâ kulûbihim ve sem’ihim ve EBSÂRIHIM, ve ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).16/108
7-Diğer taraftan, Â’MÂ yla BESİR olanların bir olmayacağı vurgulanır. Â’MÂ olmak, fiziki körlükten ötedir. Bakar kör olmaktır. Gönüllerin görmesinden mahrum kalmaktır. Görülmesi, anlaşılması, esas alınması, önem ve öncelik verilmesi, hedeflenmesi gerekeni es geçmektir. Ayrıntıda, teferruatta, tali hususlarda takılıp kalmaktır.
Bu hal içinde olanla, BASİR BASİRET sahibi olanların bir olmayacağı açıklanarak BASİRETİN ÖNEMİ belirtilir.
• 40/58 Â’MÂ yla BESÎR bir olmaz. İnanan ve iyi işler yapanlarla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz! Ve ma yestevil Â’MÂ vel besiruvellezine amenu ve amilus salihati ve lel musi', kalilem ma tetezekkerûn.
• 35/19 Â’MÂ yla, BESÎR bir olmaz. Â’MÂYLA, GÖREN MUSAVİ BİR OLMAZ. Ve ma yestevil Â’MÂ vel BESÎR. 35/19
• 13/16 De ki: " Â’MÂ yla BESÎR, yahut karanlıklarla aydınlık bir olur mu?" kul hel yestevil a'ma vel besiru em hel testeviz zulumatu ven nur,
• 11/24 Â’MÂ ve sağır ile BESÎR ve işiten gibidir. Bunlar bir olur mu hiç? Hâlâ ibret almaz mısınız? Meselul ferikayni kel a'ma vel esammi vel basiri ves semi', hel yesteviyani mesela, e fe la tezekkerûn.
• 6/50 Deki: " Â’MÂ yla, BESÎR bir olur mu? Düşünmüyor musunuz?" kul hel yestevil a'ma vel besir, e fe la tetefekkerûn.
8-#ARİF OLANLARIN basiret sahipleri olduğu ve HALLERİNDEN, verilerden vb anladıkları belirtilir.
• Onları simâlarından tanır, anlarsın. TA'RİFUHUM bi simahum, 2/273
• Biz dileseydik onları sana gösterirdik, sen onları simâlarından tanır anlardın ve onları sözlerinin üslûbundan edasından tanır anlarsın. Allâh yaptığınız işleri bilir Ve lev neşau le eraynakehum fe LEARAFTEHUM bisimahum, ve le TA'RIFENNEHUM fi lahnil kavl, vallahu ya'lemu a'malekum. 47/30.
Elbette, alim veya arif olanlar bakma ve görmeyle birlikte, ferasetle, basiretle de anlayan kişiliklerdir.
#ÂLİM olmak, ayrıntısıyla feraset ve #basiretle bilmenin ötesinde; her durumda, hayatın normal olumlu akışında olduğu gibi zor şartlarda, baskı, zulüm vb olumsuz hallerde de canıyla malıyla hak yolda cehd edip İLMİYLE de amel ederek, yaşayan Kuran olup her durumda, o işin usulüne esasına, edebine adabına uygun YAŞAMAKTIR
#ÂRİF olmak, ÂLİM olmaktan da öte, GÖNÜLLER kazanma, Rabbe varma, rızasında yoğrulma, mutakilikte kavrulma, mukarribinlikte yücelme muhabbetullahta hemhal olma davasında yaşamaktır.
Ferasetten basiretten uzak olmak, o ölçüde bakar kör/ÂMÂ olmaktır. Gönüllerin görmesinden mahrum kalmaktır. Görülmesi, anlaşılması, esas alınması, önem ve öncelik verilmesi, hedeflenmesi gerekeni es geçmektir. Ayrıntıda, teferruatta, tali hususlarda takılıp kalmaktır.
Yaratılan Kainat Kitabına ya da Yazılı Kitap Kuranı Kerime,
Yahut insana, topluma, olay ve olgulara, eşyaya her ne olursa olsun her unsura;
Gözünle bakarsan YAZIYI veya VARLIĞI görürsün.
Aklınla bakarsan MESAJI görürsün.
Gönlünle bakarsan AŞKI görürsün.
Sorgulayarak bakarsan GERÇEKLERİ görürsün
Tüm benliğinle bakarsan, ANLATMAK İSTEDİKLERİNİ, İLMİ, NURU bulursun.
Bu NUR a uygun yaşarsan, her alemi #CENNET yaparsın.
Bu ikrama kavuşmak ancak, Yaratılmış Kainat Kitabındaki insan toplum, varlık, eşya olay olgu vb her tür ayetleri veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetleri
· aklı, kalbi ve zihni olarak her türlü AYARTILARDAN uzaklaşarak, tüm benliğiyle DOĞRULARA teslim olmak amacıyla
· #ikra-karea, #tilavet #zikr #mekes, #tertil, #ders, #hamil/amil #hatm, #hıfz #vaaz #semia-dinleme #ittiba, #itaat, #secde, #beyan, beliğ-#tebliğ, #inzar vb üzere OKUMAK;
· zihni tüm melekelerini gereğince kullanarak #akletmek, #düşünmek, #sorgulamak, #tedebbür #tezekkür #fehm, #fıkh, #idrak, #şuur, kalb, vicdan, lubb, #fuad, sadr, nuha, va'y, hicr, #te’vîl, #tefsir vb üzere DÜŞÜNME çalışmalarını yapmak suretiyle,
· anlamını, satır aralarını, arka planını, temel ilkelerini, anlatmak istediklerini, DOĞRU MANALARI, EVRENSEL İLKELERİ gereğince anlamak,
TÜM BENLİĞİNLE bakmak ve görmekle, FERASET VE BASİRETLE ihlas ve fedakarlıkla mümkün olmaktadır.
Her nedenle İNSAN, alakası, emeği, samimiyeti, ihlas ve gayreti, çalışması, bu ilkelere verdiği ÖNEM VE ÖNCELİĞİ ölçüsünde basiret, her kişi de farklı tecelli etmektedir.
Basiret ve ferasetle bakmanın görmenin, tüm benliğiyle anlamanın, alim ve arif olmanın yolu ve derecesi de, araştırıp sorgulayıp, zihni melekelerini gereğince kullanıp hayır ve fedakarlık üzere ahsenu ameller yaparak siratal mustekîmde, sabırla, salatla, ümitle çalışıp KURAN AHLAKINDA ter dökmeye, yanmaya, pişmeye, olmaya bağlı olup bu yolda YAŞAMA dileğiyle,
Muhabbetle,
19 Eylül 2014 – 12 Mart 2021






EDEPLİ OLMAK


Adap, Edeb, güzel terbiye, iyi davranış, güzel ahlâk, hayâ, nezaket, zarafet gibi manalara gelir.
Müslümanın yitiğidir. En güzelini bulduğunda hemhal olmalıdır.

Rabbilalemine  karşı edep ise,

BEĞENMEK PAYLAŞMAK DA GÜZELLEŞTİRMEKTİR

Okumak bile paylaşmaktır.

Beğenmek, yorum yapmak da katkı sunarak güzelleştirmektir.

Eleştiri güzel yanları kadar, olumsuzlukları da ortaya koyup, daha güzel olması için öneriler sunmaktır.
Eleştiri de, güzelliğin daha da güzelleşmesi açısından önemli bir çabadır, katkıdır, ikramdır, GÜZELLEŞTİRMEKTİR.

ÖĞÜTDEN DE ÖTE YAŞAMDA ÖRNEK OLMAK ÖNEMLİDİR


ÖĞÜTDEN DE ÖTE YAŞAMDA ÖRNEK OLMAK ÖNEMLİDİR
Öğüt vermek, çoğunluğun yaptığı gibi kolaydır.
Uygulamak, yaşamda ÖRNEK OLMAK ise zordur, meşakkatlidir, O kadar da, değerlidir.
Bu anlamda en etkili unsur, öncelikle savunduğu ve davet ettiği güzelliği yaşamında göstermektir. Zira, Lisanı Hal, Lisanı Kal den daha etkilidir, taa yüreklere, özüne işler ve değişimi tetikler.
1-Bunun için insanı insan yapan, değerli ve anlamlı kılan; düşünce, inanç, kabullenim ve yargıların öncelikle AHSEN yapılmalıdır.
Okumak, araştırmak, irdelemek, sorgulamak, düşünmek vb ZİHNİ ÇALIŞMALARI yapmak, ölçüye evrensel ilkelere vurmak gerçeklerle karşılaşmanın yoludur.
Bu bağlamda eleştiriler, farklı düşünceler, fikirler de olsa araştırmak, sorgulamak ve ölçüye ilkeye vurup AHSEN olanı benimseyip değişmek ve güzel örnek olmalıdır.
#Eleştiriler, güzel yanları kadar, olumsuzlukları da ortaya koyup, daha güzel olması için öneriler sunarak eleştirenden size akan bir emek, bilgi ve sevgi vardır.
Eleştiriler, ÖVGÜYÜ de YERGİYİ de gereğince içinde barındırarak, fikirleri güzelleştirmeye çalışan bahçıvanlardır.
Nasıl olunması isteniliyorsa insan, önce öyle olmalıdır. Değişimi isteyen kendinden başlamalıdır. Kendini değiştirmeyen toplumun değişmesini bekleyemez. Karanlığa ışık olmadıkça toplum da aydınlanmaz. Bir olmadıkça 11, 111 ve diğerleri de olmaz.
Bu okumaları ARAŞTIRIP SORGULAMALARI zihni çalışmaları yaparak
gerek evrendeki, gerekse yazılı kitaptaki evrensel ilkelere ulaşıp
İÇSEL DIŞSAL tüm #KÖLELİKLERDEN esaret ve kötü tutkulardan KURTULUP değişmek ve böylece en güzele, en doğruya, mükemmele doğru arınıp yücelme yolunda olunmalıdır ki, örnek ve önderler olunabilsin.
#Kitap der yaklaşık meallerde:
Onlar ki, #KAVLİ sözü görüşü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allâh'ın kendilerini #hidayet verdiği kimselerdir ve onlar #ULULELBABTIR sağduyu sâhipleridir.
Ellezine yestemiunel kavle feyettebiune ahseneh, ulaikellezine hedahumullahu ve ulaike hum ulul elbâb. 39/18
Bu ÖRNEK oluş sadece güvenli mekanlarda, yazıp söylemek, protesto vs yapmakla olmaz.
Yaşamın her kesitinde, Kuran ahlakını sergilemekle,
Hayır ve fedakarlık gerektiren her işte önde olabilmekle,
Haktan yana olup zulme karşı durmakla,
İnsanların halleriyle halleşmekle,
Elini taşın altına koymakla,
Tüm olumsuzluklara duyarlı olup ses vermekle,
Her hali güzelleştirip ahsen yapmakla,
Dava insanı olmakla,
Vicdanlı, adil merhametli olmakla,
Kısaca, müslüm, mümin, muttaki, mukarrebun olma yolunda var gücüyle çalışmakla,
Başarılır.
2-Evet, sözler ne kadar güzel etkili olsa da İNSANI en iyi anlatan ise HAL’dir. Ayinesi iştir, ameldir, yaptıklarıdır. Lafa bakılmaz.
Sözleriyle HAL’i YAŞAMI, EYLEMİ, DAVRANIŞLARI ahenkli, uyumlu olmazsa, o sözlerin değeri de, etkisi de HİÇ tir.
Kitap der, yaklaşık meallerde:
• Ey inananlar niçin yapmayacağınız şeyi söylüyorsunuz? Ya eyyuhellezîne amenu lime tekulune ma la tef'alûn. 61/3
• Yapmayacağınız şeyi söylemek, Allâh katında en sevilmeyen bir şeydir. Kebure makten 'indallahi en tekulu ma la tef'alûn. 61/2
3-ALLAHIN RASULÜ MUHAMMED RASULALLAH başta olmak üzere #RASULLER de İNSAN ÜSTÜ değil, USVETUN HASENE, üstün örnek insandı, BEŞERDİ. 33/21, 60/4, 60/6, 41/6, 18/110, 6/50 vb.
#Kitap EN GÜZEL ÖRNEK / fi rasulillahi #USVETUNHASENE der. 33/21, 60/4, 60/6, vb.
• Andolsun Allâh'ın Elçisinde sizin için Allah'a ve âhiret gününe kavuşmaya inanan ve Allâh'ı çok anan kimseler için, (uyulacak) EN GÜZEL ÖRNEK vardır. /Le kad kane lekum fi rasulillahi USVETUN HASENETUL li men kane yercullahe vel yevmel ahira ve zekerallahe kesira. 33/21
• İbrâhim'de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için en güzel örnek vardır/ Kad kanet lekum usvetun hasenetun fi ibrahîme vellezîne me'ah… 60/4
• Andolsun, onlarda sizin için, Allâh'ı ve "Son Günü" arzu edenler için en güzel örnek vardır/ Lekad kane lekum fihim usvetun hasenetul limen kane yercullahe velyevmel'ahir 60/6
• De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir BEŞERİM. Bana, İLAHINIZIN bir tek olduğu vahyediliyor. O'na doğrulun (O'na yönelerek işlerinizi düzeltin), O'ndan mağfiret dileyin. (O'na) Ortak koşanların vay haline!" Kul innema ene BEŞERUM mislukum yuha ileyye ennema ilahukum ilahuv vahidun festekîmu ileyhi vestağfiruh, ve veylul lil muşrikîn. 41/6
• De ki: "Ben de sizin gibi bir BEŞERİM; ilahınızın tek olduğu bana vahyolunuyor./ Kul innema ene BEŞERUM mislukum yuha ileyye ennema ilahukum ilahuv vahid, 18/110,
• De ki: "Ben size, Allâh'ın hazineleri yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size 'Ben meleğim' de demiyorum. Kul la ekulu lekum indi hazainullahi ve la a'lemul ğaybe ve la ekulu lekum inni melek, in ettebiu illa ma yuha ileyy, …6/50
4-Zira, Onlar da #YAŞAMLARINDA örnek olup, #vahyedilene, Rabbilalemine, ilkelerine AHSEN OLANA uyup, önem ve öncelik verendi. 6/50, 7/203, 10/15, 21/108, 34/50, 38/70,41/6, 46/9 vb
Kitap der yaklaşık meallerde VAHYOLUNANA UYUYORUM /in ettebiu illa ma yuha ileyy 6/50, 7/203, 10/15, 21/108, 34/50, 38/70, 41/6, 46/9
• De ki: "Ben size, Allâh'ın hazineleri yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size 'Ben meleğim' de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum/Kul la ekulu lekum indi hazainullahi ve la a'lemul ğaybe ve la ekulu lekum inni melek, in ettebiu illa ma yuha ileyy, …6/50
• Onlara bir âyet getirmediğin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu Rabbinizden gelen basiretlerdır ve inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmettir Ve iza lem te'tihim bi ayatin kalu lev lectebeyteha, kul innema ettebiu ma yuha ileyye mir rabbi haza besairu mir rabbikum ve hudev ve rahmetul li kavmiy yu'minûn. 7/203
• Onlara açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman, bizimle buluşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir." derler. De ki: "Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben sadece bana vahyolunana uyarım. Şâyet ben Rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azâbından korkarım." Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin kalellezine la yercune likaene'ti bi kur'anin ğayri haza ev beddilh, kul ma yekunu li en ubeddilehu min tilkai nefsi, in ettebiu illa ma yuha ileyy, inni ehafu in asaytu rabbi azabe yevmin azîm. 10/15
• De ki: "Bana, ilahınızın, ancak bir tek ilah olduğu vahyolunur. O'na teslim ol(up putperestliği bırak)cak mısınız? Kul innema yuha ileyye ennema ilahukum ilahuv vahid, fe hel entum muslimûn. 21/108
• De ki: "Eğer saparsam, kendi zararıma sapmış olurum. Eğer yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, işitendir, yakındır." Kul in daleltu fe innema edillu ala nefsi, ve inihtedeytu fe bima yuhi ileyye rabbi innehu semiun karîb. 34/50
• Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için (bu bilgi) bana vahyediliyor." İy yuha ileyye illa ennema ene nezirum mubîn. 38/70
• De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, bir tek ilah olduğu vahyediliyor. O'na doğrulun (O'na yönelerek işlerinizi düzeltin), O'ndan mağfiret dileyin. (O'na) Ortak koşanların vay haline!" Kul innema ene beşerum mislukum yuha ileyye ennema ilahukum ilahuv vahidun festekîmu ileyhi vestağfiruh, ve veylul lil muşrikîn. 41/6
• De ki: "Ben türedi bir rasul değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim." Kul ma kuntu bid'am miner rusuli ve ma edri ma yufalu bi ve la bikum, in ettebiu illa ma yuha ileyye ve ma ene illa nezirum mubîn. 46/9
5-Her insana say’ından, çalışmasından, vesile ve sebep olduklarından başka bir şey yoktur. 53/39-42, 79/35, 76/22, 4/32, 36/12, 3/195,34/3, 10/61 vb.
İnsan, DENEME, TEKAMÜL ve AHSENU AMEL yapmak için yaratılmıştır 11/7, 18/7, 67/2.
Bu nedenle her alemde, her dünyada, GÜZEL OLANI, HAYIR VE FEDAKARLIĞI yapanlara, yaşayanlara, uygulayanlara, örnek olup KURAN ahlakına şahitlik yapıp her haliyle #ŞEHADET edenlere, AMANU VE AMİLUSSALİHAT üzre yaşayanlara CENNET ikram edilmektedir.
Aksi halde, karanlıklarda, cehalette kalıp kötüye örneklik yapıp her alemi de cehenneme dönüşmektedir.
Kim, zerre ağırlığınca hayır ya da şer yapmışsa onunla karşılaşmaktadır. 21/47, 7/8, 7/9, 23/102, 23/103,101/6, 101/7, 99/7, 99/8,101/8, 101/9, 18/104-108 vb
6-Elbette, #hakikatler en güzel yol ve yöntemle anlatılmalıdir.
Hak görüşler, en güzel üslupla, edebine adabına, usul ve esasına uyarak basiret ve ferasetle, hikmetli bir şekilde sunulmalıdır.
Yine, bu hakikatlerin, anlatılan evrensel doğruların yaşamda uygulanıp #ÖRNEK OLUP sunulması, anlatılması önemli, etkili ve daha anlamlıdır.
Nitekim kitap der, yaklaşık meallerde:
a-KAVLİ AHSEN
• Kullarıma söyle, en güzel AHSEN olanı söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır. Ve kul li ibadi YEKULULLETİ HİYE AHSEN, inneş şeytane yenzeğu beynehum, inneş şeytane kane lil insani aduvvem mubîna17/53
b-#KAVLİ BELİĞA
• Onlar, Allah´ın kalblerindekini bildiği kimselerdir; Onlara aldırma, onlara #VAAZ ver ve #KAVLEM BELİĞA etkili, nefislerine tesir edecek şekilde ahsen kavle söz ve görüş söyle !Ulaikellezine ya'lemullahu ma fi kulubihim fe a'rid anhum #VEİZHUM, ve kul lehum fi enfusihim #KAVLEM BELİĞA. 4/63
c-KAVLİ MA'RUFA.
• Allâh'ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.Ve la tu'tus sufehae emvalekumulleti cealellahu lekum kiyamev verzukuhum fiha veksuhum ve kulu lehum KAVLEM MA'RUFA. 4/5,17/23 33/32 vb
d-KAVL-İ MEYSÛR
• Eğer Rabbinden beklediğin bir rahmet (rızık) için, onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara KAVLEM MEYSÛRA GÖNÜL ALICI yumuşak ve tatlı bir söz söyle. Ve imma tu'ridanne anhumubti?ae rahmetim mir rabbike tercuha fe kul lehum KAVLEM MEYSÛRA. 17/28
e-KAVL-İ SEKÎL
• Doğrusu biz, senin üzerine KAVLEN SEKİLA değerli etkili bir söz bırakacağız İnna senulki 'aleyke KAVLEN SEKİLA. 73/5
f-KAVLUN FASL
• (Kur'ân), elbette (hak ile bâtılı) ayırdedici bir sözdür. İnnehu leKAVLUN FASL. 86/13
g-KAVL-İ TAYYİB
• Sözün TEMİZİNE ve çok övülen (Allâh)ın yoluna iletilmişlerdir Ve hudu ilet TAYYİBİ MİNEL KAVLİ ve hudu ila siratil hamîd. 22/24
h-KAVL-İ ADL “Yakınlarınız dahi olsa söz söylediğiniz zaman adaletli olun En’âm, 6/112.
• Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa KULTUM FA’DİLÛ âdil olun ve izâ KULTUM FA’DİLÛ 6/152
ı-KAVLEN SEDIDA
• Ey inananlar, Allah'tan korkun ve ISABETLI yerli yerinde DOĞRU söz söyleyin. Ya eyyuhellezine amenuttekullahe ve kulu KAVLEN SEDIDA. 33/70, 4/9
j-KAVLEL LEYYİN
• Fir'avn'e gidin, çünkü o azd?." Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar."Fe kula lehu KAVLEL LEYYİNel leallehu yetezekkeru ev yahşa. 20/44
BUNLARI DA ASLA YAPMAYINIZ, Bağırarak konuşmayınız, aldatıcı sözlerden de kaçınınız.
k-FEVKA SAVTİN
• Ey iman edenler! Seslerinizi, NEBİNİN sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize BAĞIRDIĞINIZ gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. Ya eyyuhellezine amenu la terfeu asvatekum FEVKA SAVTİN nebiyyi ve la techeru lehu bil kavli ke cehri ba'dikum li ba'din en tahbeta a'malukum ve entum la teş'urûn. 49/2.
l-KAVLİ ĞURURA
• Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytânlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak. Ve kezalike cealna li kulli nebiyyin aduvven şeyatînel insi vel cinni yuhi ba'duhum illa ba'din zuhrufel KAVLİ ĞURURA, ve lev şae rabbuke ma fealuhu fezerhum ve ma yefterûn. 6/112

m-KÖTÜ SÖZ SÖYLENMESİNİ SEVMEZ. La yuhibbullahul cehra bis SUİ MİNEL KAVLİ 4/148

n-Vb hasen olmayan her hal ve davranıştan uzak durmalıdır. Kötülüğü ahsen hal ile savmalıdır.

Kötülüğe misliyle, dengiyle karşılık vermek, haddini bildirmek hakkı ve gücü de varken 42/41-42, onları da ıslah etmek, ahsenu amele kervanına katabilmek için daha güzel karşılık vermek, affetmek erdemdir, yüceliktir 23/96, 41/34, 42/43, 25/63, 12/91 vb.

Elbette Allah Kurana,

ilkelerine aykırı hal içinde olunmasına, Kurandan, ahsen yoldan uzaklaşılmasına RAZI değildir
Söylediğini yapan, yaptığını söyleyen, sözüyle eylemleriyle uyumlu olmak ve her ne olursa olsun herkese karşı da Kuran Ahlakıyla boyanmak ve yaşamak esastır. Zira, Din, yaşamdır, yaşam biçimidir, düşünce inanç kabullenim ve yargılar ile eylemlerdir.
GÜZEL AZİM AHLAK üzere olup her anınız hayırla, fedakarlıklarla ve vicdanın sesine uyarak KURAN la yoğrulanlardan, SELAM ÜZRE yaşayanlardan, farklı görüşleri de dinleyip araştırıp sorgulayarak, ölçüye ilkeye vurup AHSEN OLANA tabi olanlardan, sözleriyle yaşantısıyla uyumlu olup yaşayan KURAN yolunda, sevgiyle, muhabbetullahla yaşamını taçlandıranlardan ve böylece Rızayı İlahiye varanlardan olma dileğiyle,
Muhabbetle
13 Eylül 2014 – 14 Mart 2021



Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı